"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Interstellar Progression System - Gen Filtresi(2) - Bölüm 13


Gözlerini kırptığında kendini bir çeşit tünelde buldu. Gözlerini sağa sola çevirip etrafını inceledi. Tünel duvarları, düzgün kesilmiş siyahımsı tuğlalardan oluşuyordu. İnanılmaz düzenli bir şekilde dizilmişlerdi ve kişiye tünelin sonsuza kadar gittiği hissini veriyordu. Düzenli şekilde yerleştirilmiş olimpiyat meşalesi benzeri meşaleler yolu aydınlatıyordu.

 Han Feng ayakkabılarını takırdatarak adımlarını atmaya başladı. Adımları tünelde yüksek sesle yankılanıyor, adeta garip bir senfoni oluşturuyorlardı.

 Han Feng bir anda yüzüne doğru gelen bir şeyler hissedip vücudunu olabildiğince hızlı bir şekilde sola fırlattı. Siyah bir gölge az önce kafasının olduğu yerden geçti. “Ucuz yırttım…” Han Feng elinden geldiğince hızlı bir şekilde koşmaya başladı. Okları görmeyi beceremiyordu. Önceki saldırıyı savuşturması tamamen şansa dayalıydı.  O da bunu hesaba katarak zikzaklar çiziyor ve vurulma ihtimalini azaltmaya çalışıyordu.

 Bir süre bu işlemi devam ettirdikten sonra görüşüne bir çeşit şövalye girdi. Bu şövalye, görünüşüne hiç uymayan, cılız bir yay kullanıyordu. Orta çağdan kalmış gibi gözüken, parlak bir metalden yapılmış, vücudunun her yerini kaplayıp yüzsel özelliklerinin tanınmasını imkansız hale getiren bir zırh giyiyordu. Yüzünün tek görülebilen kısmı olan gözleri yemyeşil bir şekilde parlıyor, Han Feng’e yaptığı her hareketin okunabildiği hissini veriyordu. Eğer şövalyenin kullandığı yay düzgün bir yay olsaydı Han Feng büyük ihtimalle çoktan eşek cennetini boylamış olurdu.

 Han Feng’i görünce yayı bir tarafa fırlattı ve kılıcını çekti. Duruşu, yıllar boyu yapılmış antrenmanların bir özeti gibiydi. Han Feng, Bir saldırıya uğrarsa beşinci hamleye ulaşmadan parçalara ayrılacağından emindi. Bu yüzden ilk saldıran olmayı tercih etti. Vücudunu öne eğip şövalyenin üzerine atıldı. Artarda yaptığı saldırılar şövalyeyi yerinden oynatmaya yetmiyordu. Han Feng saldırmaya yaklaşık 15 dakika devam ettikten sonra ter içinde kalmış ve bütün enerjisini harcamıştı.

 “Bir gariplik var…” Han Feng ne yaparsa yapsın şövalye hiçbir şekilde yerinden hareket etmiyordu. Han Feng’in yüzünde bir gülümseme belirdi. “Sen… O zırh sana ağır geliyor olmalı.” Şövalyenin gözleri kısa bir süre içinde korkuyla doldu. “Hehe…” Han Feng tünelin yanlarındaki meşalelerden birine yaklaştı ve yerinden çıkardı. Daha sonra ise meşaleyi şövalyenin ayaklarının altına attı ve beklemeye başladı. “İyi de neden böyle bir şey var?” Ne olduğundan pek de emin değildi. “Belki de dalganın seviyesi oldukça düşük olduğu içindir.” Şövalye kısa bir süre sonra çığlık atmaya başladı. Metalik zırhının içinde yavaşça kızarmış tavuğa dönüşüyordu. Ancak ne kadar isterse istesin ağır zırh yüzünden hareket edemiyordu.

 “Fufu… Bu da ne böyle?” Şövalyenin ince sesi titiriyordu. Han Feng şövalyenin altındaki meşaleleri ayağıyla uzaklaştırdıktan sonra yanına yaklaştı. Han Feng, şövalye hareket edemese bile yine de dikkatli olmak zorundaydı. Bir kılıç darbesi hayatına mal olabilirdi. Şövalye, o anda dezavantajlı bir durumda olduğunun farkındaydı. Bu yüzden Han Feng’e karşı bir hareket yapmadı.

 Han Feng şövalyeye ilerleyip kaskını çıkardı ve yüzüne baktı. “Olamaz…” Kaskın içinde uzun kulaklarıyla bir elf duruyordu. Tek gözünün bir yarayla kapatılmış olması dışında tipik bir elfti. “İyi de… Ne çeşit bir elf böyle ağır bir zırh içinde kılıç kullanır?” Han Feng, Derin Boşluk’un garipliklerine yine mana veremiyordu.

 Han Feng bir süre düşündükten sonra elfi canlı bir şekilde yakmaya karar verdi. Dürtülerine yakalanıp hayatını kaybetmek istemiyordu. Elf, Han Feng’in eline bir meşale aldığını gördüğünde bağırarak bir şeyler söyledi. Tabii ki Han Feng elf dili bilmediği için hiçbir şey anlamıyordu.

     [“Dil” yeteneği 3. seviyeye ulaştı. Diğer türlere ait dilleri öğrenme hızı artar.]

 Dil yeteneğinin gelişmiş olması Han Feng’in elfi anladığı manasına gelmiyordu. Yüzünde anlamadığını belirten bir ifade yapmaya çalıştı. Elf anlamış olacaktı ki konuşmaktan vazgeçti. Etrafa mahçup bir şekilde baktıktan sonra derin bir nefes verdi ve gözlerini Han Feng’e odakladı.

[Il’Tiara (Kutsal Elf) hizmetinize girmek istiyor. Kabul ediyor musunuz?]

[EVET]                                                                                                         [Hayır]

 Han Feng dudaklarını yaladıktan sonra [EVET]’e tıkladı. Bu hareket, elfin tüylerinin ürpermesine sebep olmuştu. Tabii ki Han Feng’in ona karşı ahlaksızca eylemlerde bulunmak gibi bir amacı yoktu. Sadece dudakları kurumuştu.

  [Il’Tiara(Kutsal Elf) hizmetinize girdi. Hizmetçileriniz, sizin emirlerinize karşı gelmesi durumunda elektrik şokuna maruz bırakılarak öldürülür.]

 “Eww…” Han Feng bu güzel yüzlü elfin bu şekilde öldürülmesini istemezdi.

  [Elf dili, bir elfle kurulan hizmetçi anlaşması sonucu öğrenildi. “Dil” yeteneği 4. seviyeye ulaştı. Dil öğrenme hızı artar.]

  Han Feng bu bildirimi aldıktan sonra Sistem’i açtı.

[İnsan] - Han Feng - Seviye 7 - Aşama 1 - Gt : %1,17

Zeka:21

Çeviklik:16

Kuvvet:16

Ruh gücü:29

Yaşam gücü:20

Dayanıklılık:15

[Yetenekler]

{Gelişmiş Rünik Formasyon} – Seviye - 4

{El Çabukluğu} - Seviye - 7

{Görüş Gücü} - Seviye - 5

{????} - Seviye – 0

{Uzun Kılıç Ustalığı} – Seviye – 1

{Formasyon Yapımı} – Seviye  – 7

{Kısa Bıçak Kullanımı} – Seviye – 1

{Savaş Taktiği} – Seviye – 2

{Dil} – Seviye – 4

{Bağışıklık Sistemi Güçlendirmesi} – Seviye – 5

[Durum Etkileri]

{??? Laneti} - Bozma yöntemleri; [Gelişmiş Rünik Formasyon] - Seviye 4, {???} - Seviye 0, {????? ???} - Seviye 0

[Serbest Gen puanı] : {1}

[Bakiye] : {11 Mavi Genom, 67 Beyaz Genom}

[Grup] : [Il’Tiara(Kutsal Elf) – Seviye 9 (Depolanabilir)]

 

 Depolanabilir ibaresi Han Feng’e biraz itici gelmiş olsa da oldukça işe yarar olduğu bir gerçekti.

Han Feng Il’Tiara’yı depolayıp geri çıkardı ve ne olduğunu izledi. Elf zırhın içinden yavaşça yok olup dışarıda belirdiğinde zayıf bedeni ortaya çıktı. Büyük ihtimalle uzun bir süredir zırhın içinde hareketsiz bir şekilde duruyordu ve bu kaslarının erimesine sebep olmuştu.

 Han Feng gözlerini başka bir yöne çevirip üzerindeki kıyafeti elfe fırlattı. Uzun zamandır yalnızdı. Yanında zaman zaman konuşabileceği birilerinin olması işine gelirdi. Bu yüzden Il’Tiara’nın varlığını hoş karşılama kararı aldıktan sonra ona biraz yemek verdi. Elf hiç konuşmadan karnını doyuruyor, ara sıra Han Feng’e bakıp şüpheli bir şey yapıp yapmadığından emin oluyordu. Il’Tiara yemeğini bitirdikten sonra tatmin olmuş bir ifadeyle uyuyakaldı. Han Feng de onu Sistem’e geri koydu ve yürümeye başladı…




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1245

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1069

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 629

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 186

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15206 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20132 Bölüm Sayısı


creator
manga tr