Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

İnsan Tanrı - 89. Bölüm | Konuşmak


Yuzhou şehirden gitmişti. Daren'in yanındaydı ve kardeşinin hançerli vücudunun önünde duruyordu. Yuzhou,

 

"Kız kardeşim oldukça güçlü. Gücünün ne olduğunu anlayamasam da şuan onu yenebileceğimi sanmıyorum. Bu hançeri ona saplamam gerek." dedi. 

 

Daren meraklı bir şekilde,

 

"Ne yapmayı düşünüyorsun?" diye sordu. Yuzhou gülümsedi. Cesedin yanına gitti ve eğildi. Hızla hançeri çektikten sonra Daren,

 

"Yuzhou! Ne yapıyorsun!" dedi şaşkın ve sinirli bir şekilde. Yuzhou daha sonra Rowan'ın vücudunu gerçek buz ile kaplamaya başladı. Rowan'ın tüm vücudu gerçek buz ile kaplandıktan sonra, Yuzhou ayağa kalktı ve

 

"Bu buzun onu öldürmeyeceğini ve çok oyalamayacağını biliyorum. Bu yüzden... Karanlık Alevler!" Rowan'ın buzla kaplı vücudu birden karanlık alevler ile yanmaya başladı. Buz sayesinde karanlık alevler Rowan'ın vücuduna etki etmeyecekti fakat eğer Rowan canlanıp buzdan kurtulmayı başarırsa karanlık alevlerin onu engelleyeceğini düşünüyordu.

 

Artık hançer onun elindeydi. Fakat hemen geri dönmek istemiyordu. Bir gün bekleyecekti.

 

-

 

Rebekah o sırada şehirde tek başına dolaşıyordu.

 

"Bu kadar küçük bir şehirde ne yapıyor bu?" diye kendi kendisine soruyordu. Bu şehri hiç beğenmemişti ve buradan gitmek istiyordu. Fakat şuan istediğini yapabilirdi. Bu yüzden eğer Yuzhou gerçekten de Rowan'ı getirirse onu affedebilirdi ve ona karşılığında bir şey vermek istiyordu. 

 

Rebekah hızla şehrin dışındaki malikaneye gitti. Burası iki erkek kardeşin eviydi ve kızı da orada koruyorlardı.

 

Rebekah kapıyı çaldı. Kapıyı çaldıktan birkaç saniye sonra, kapıyı siyah saçlı erkek açtı. Siyah saçlı erkek,

 

"Ne istiyorsun?" diye sordu. Rebekah,

 

"Sadece konuşmak için geldim." dedi ve içeriye doğru bir adım attı. Fakat kapıdan geçemedi. Sanki önünde görünmez bir duvar vardı. Birkaç defa daha girmeyi denedi, başaramayınca yumruklar savurdu fakat bu görünmez duvarı aşamıyordu. Siyah saçlı erkek gülümsedi ve

 

"Boşuna çabalama. Buradan ben izin vermediğim sürece geçemezsin. İzin vermeyi de düşünmüyorum." dedi. Rebekah sinirlendi ve

 

"Yuzhou'yu öldürmediğim için bunu yapıyorsan, yanlış yapıyorsun. Onu sadece kardeşimi geri getirmesi için yolladım. Kardeşim geldiği anda Yuzhou'yu öldüreceğim." dedi. Yalan söylüyordu, fakat siyah saçlı erkek bunu anlayamazdı. Bir soru sordu.

 

"Bize bir şey yapmayacağını nereden bilelim?" diye sordu. Rebekah,

 

"Ben kendimden güçsüz ve masum kişilerle uğraşmam. Kardeşim de öyle. Onu göreceğinizi düşünmüyorum fakat Yuzhou... Boşver, eğer beni içeri alırsan sorularını cevaplarım ve size yardım ederim." dedi. Siyah saçlı erkek biraz düşündükten sonra,

 

"Gel içeri. İzin veriyorum. Umarım dediklerini uygularsın." dedi. Rebekah,

 

"Kız nerede?" diye sordu. Siyah saçlı erkeğin yanında kahverengi saçlı erkek belirdi ve

 

"Onun ne işi var burada?" diye sordu. Sesinden sinirli bir aura yayılıyordu. Bir yandan da korkmuştu. Siyah saçlı erkek

 

"Sakin ol kardeşim. Konuşmak istiyormuş. Beni ikna etti." dedi. 

 

Malikanenin giriş kapısından dümdüz yüründüğünde büyük oturma salonu vardı. Şuan oradaydılar ve siyah saçlı erkek koltukları göstererek

 

"Oturalım biraz." dedi. Rebekah hızla koltuğa geçti ve oturdu. Onun karşısına siyah saçlı ve kahverengi saçlı kardeşler de oturdu. Siyah saçlı erkek,

 

"Yuzhou'dan bahsediyordun. Devam et." dedi. Rebekah, derin bir nefes alıp verdikten sonra,

 

"Yuzhou, küçükken oldukça iyi birisiydi. Neşeliydi, yetenekliydi. Küçük olmasına rağmen onun zekası ileri bir seviyedeydi. Çok iyi resim yapıyordu, küçük olmasına rağmen bıçak ile küçük heykeller bile yapabiliyordu.

 

Fakat, bir gün şehrimizde bir savaş çıktı ve annemiz ile babamız orada ölürken ben ve kardeşlerim kaçtı. Fakat Yuzhou'yu bir muhafız yakaladı ama biz onu arkada bırakıp kaçtık. O günden beri onun öldüğünü düşünsek de ölmemiş ve onu bulduğumuzda oldukça güçlenmiş bir haldeydi.

 

Yine de, duygularını kaybetmemişti. Fakat aradan kısa bir zaman geçti ve yanımıza geldi. Fakat yanımıza geldiğinde duygularını kaybettiğini anlamıştık. Gücüne yenik düşmüştü. Bu yüzden  o şekilde davranıyor. Fakat biz onu kardeşimle değiştireceğiz." dedi.

 

 Rebekah daha sonra,

 

"Yeter bu kadar. Şimdi, kız nerede?" diye sordu. Kahverengi saçlı erkek,

 

"Ne yapacaksın onunla?" diye sordu. Rebekah,

 

"Eğer onu koruyacaksam onu görmem gerekiyor. Ayrıca Yuzhou boşu boşuna size saldırmaz. Bir sebebi olmalı ve bunu bana söylemelisiniz."

 

Kahverengi saçlı erkek ayağa kalktı ve

 

"Sana o kadar güvenmiyorum. Konuşmak için geldiğini söyledin, konuş hadi." dedi. Rebekah gülümsedi. O anda arka taraftan bir aura hissetmişti. Kızın aurasıydı bu ve kız gizlice kapıdan çıkmaya çalışıyordu. Rebekah birden kızın önünde belirdi ve onu tuttu. O anda siyah ve kahverengi saçlı kardeşler hızla Rebekah'a saldırdı fakat Rebekah tek darbe ile ikisi de geriye fırlattı. Rebekah kızın boğazından tutarken,

 

"Haraket ederseniz onu öldürürüm. Şimdi, söyleyin bana. Yuzhou size neden saldırdı?"

 

 

Rebekah bunu dedikten sonra cevap gelmeyince kızın boğazını biraz daha sıktı. Kız o anda nefes alamamaya başladı ve kafasını zorla çevirerek iki kardeşe baktı. Kahverengi saçlı erkek,

 

"Bırak onu. Sana söyleyeceğim." dedi. Rebekah gülümsedi ve kızı bıraktı. Kıza bakarak,

 

"Şimdi gidebilirsin." dedi. Kız hızla kapıdan kaçtıktan sonra Rebekah kardeşlere döndü ve

 

"Şimdi söyleyin." dedi. Kahverengi saçlı erkek,

 

"Bir kolye var. Yuzhou bize o kolye yüzünden saldırdı." dedi. Rebekah,

 

"Kolye mi? Göster bana." dedi. Kahverengi saçlı erkek kardeşine baktı. Kardeşi kafa salladıktan sonra kahverengi saçlı erkek bir yere gitti. Birkaç dakika sonra geri döndü. Elinde bir kolye vardı. Bu kolye siyahtı ve büyük kırmızı bir taşa sahipti.

 

Rebekah kolyeyi aldıktan sonra,

 

"Gerçekten de güzel bir kolyeymiş." dedi. Kolyeyi incelerken kolyenin içindeki güçlü aurayı hisseti. Bu aura Rebekah'dan daha güçlüydü. Yuzhou'dan da, Rowan'dan da.

 

Rebekah,

 

"Büyük ihtimal bu yüzden saldırmış olmalı." dedi. Daha sonra kafasını kaldırıp iki kardeşe baktı ve

 

"Kolye için teşekkür ederim." dedikten sonra kapıdan çıktı. İki kardeşler kolyeyi almak için saldırabilirdi fakat Rebekah onlardan çok daha güçlü olduğu için bu kararlarından vazgeçtiler. 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17366 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23490 Bölüm Sayısı


creator
manga tr