"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

İnsan Tanrı - 83. Bölüm | Sular


Yuzhou şehri biraz dolaşmaya karar vermişti. Bu güç ile yönetilen şehrin nasıl olduğunu merak etmişti. 

 

-

 

O sırada, şehrin içinde, kimsenin bilmediği bir yer vardı. Burası yerin altında gizli bir alandı ve burayı bilen sadece bir kişi vardı. Yerin altındaki bu yerde aslında hiçbir şey yoktu. Sadece büyük, geniş bir oda gibiydi. Tek bir tane sandalye vardı ve o sandalyede bir kişi oturuyordu.

 

Oturan kişi, siyah renginde uzun geniş bir palto giyiyordu. Paltonun içine beyaz gömlek ve siyah yelek giymişti. Siyah bir pantolon ve ayakkabı giyiyordu. Saçları çenesine kadar uzuyordu ve yeşil rengindeydi. Bir gözünün rengi mavi, diğer gözünün rengi ise mordu. 

 

Günlerce, aylarca ya da yıllarca hiçbir şey yapmadan orada oturuyordu. Ona da verilmiş bir görev vardı ve ara sıra bu görevi yapmak için dışarıya çıkıyordu fakat insanlar onu hatırlamıyordu. Ona verilen görevler yüzünden delirmişti ve ara sıra kahkahalar atıyordu.

 

"Hahahahaha!"

 

Delice kahkahalar atmaya başlamıştı yine. Fakat kahkaha atarken mavi ve mor gözleri parlıyordu.

 

"Görüyorum. Çok kötü şeyler olacak. Onlar, bir araya gelerek dengeyi bozdular. Onlar, ilk başta bu şehrin sonunu getirecek. Eğer böyle devam ederse, tüm dünyanın sonu gelecek." dedi. Kahkaha atmaya devam ederek oturduğu yerden kalktı ve

 

"Onları uyarmalıyım."

 

-

 

Yuzhou şehri dolaşıyordu. Şehrin görünen kısmı, sürekli eğlenceler içindeydi. Her yerde müzik ve festivaller vardı. Fakat, barlara ya da başka binalara girildiğinde, dışarıdaki eğlenceli atmosfer birden değişip yerini karanlık bir atmosfere bırakıyordu.

 

Karanlık atmosfer olan yerlerde genelde sürekli küçük çaplı kavgalar oluyordu. Fakat bu kavgalar dışarıya taşınmıyordu ve kavgaların sebebi genelde kimin güçlü olduğunu belirlemek içindi. 

 

Yuzhou çoğu yeri gezdikten sonra, gözüne değişik birisi takıldı. Bu kişi, siyah bir palto giyiyordu ve yeşil saçlıydı. Gözlerinin rengi mavi ve mordu. Fakat hiçbir aura yaymıyordu ve Yuzhou o adamın sistemini okuyamıyordu.

 

Adam bir yere doğru giderken, Yuzhou onu takip etmeye karar verdi. Adam binaların arasına, kimsenin olmadığı yerlere doğru gidiyordu. Yuzhou adamı takip ederken, adam birden arkasını döndü. Birisinin onu takip ettiğini anlamış gibiydi. 

 

Yuzhou kendisini sakladığını düşünüyordu fakat mavi ve mor gözlü adam birden onun arkasında belirdi. Yuzhou arkasını döndüğü anda adam Yuzhou'yu tuttu ve tuttuktan sonra mavi - mor gözleri parlamaya başladı.

 

"Sen... dengeyi bozan kişilerdensin... Yaptığınız şey, bu dünyanın sonunu getirebilir. Ben sadece bir uyarıcıyım. İlk önce Sular ile başlayacak." dedi. Daha sonra hızla kahkahalar atarak uzaklaştı. Yuzhou adamın neyden bahsettiğini anlamadı.

 

İlk önce Sular ile mi başlayacaktı? Dengeyi bozan kişiler, dünyanın sonu, bu adam ne saçmalıyordu? 

 

Yuzhou bunu düşünerek tekrar şehri gezmeye çıktı. Fakat şehri gezmeye devam ederken, birden küçük bir kapak boyutunda yüzlerce taş Yuzhou'ya fırladı. Yuzhou bu taşlardan kaçınamadı. Fakat kaçınamasa da, bu taşlar Yuzhou'ya hiçbir şey yapamadı. 

 

Yuzhou'nun vücuduna çarpıp yere düştüler. Yuzhou'nun vücudunda hiçbir iz yoktu ve taşların fırladığı yere baktığında kimseyi görememişti. Fakat üç kişinin saklandığını anlayabilmişti. Auralarını görüyordu ve hissedebiliyordu.

 

Ayrıca gelişmiş duyma yetisi sayesinde onların konuşmalarını duyabiliyordu.

 

"Hey, teknik ona hiçbir zarar vermedi!"

"Bu nasıl olur? Haraket bile etmedi!"

"Saldırımızı farkedip bir şekilde savunma tekniği uygulamış olmalı."

 

Yuzhou konuşmaları dinlerken gülümsüyordu. Çünkü hepsinin kalp atışları hızlanıyordu. İçlerinde bir korku vardı. Normal bir insanın hızla fırlayan yüz küçük taşa karşı bir yara almadan ayakta durması imkansız bir şeydi.

 

Yuzhou, hızla üç kişinin arasında belirdi. Üç kişi Yuzhou'yu farkettiklerinde birden bağırdılar ve hızla kaçmaya başladılar. Fakat birkaç adım attıktan sonra, haraket edememeye başladılar.

 

"H-hey! Neden haraket edemiyorum!"

 

Hepsi birlikte aynı şeyi düşünüyordu. Yuzhou onların ayaklarını gerçek buzla kaplamıştı ve ayaklarını kaldıramıyorlardı.

 

Yuzhou,

 

"Bana yaptığınız şeyi, bir de ben deneyeyim." dedi.

 

"Toprak Duvarı!"

 

O adamların tekniğinin ne olduğunu bilmese de, ona benzer bir şey yapacaktı. Yerden topraktan bir duvar çıktı. Eskiden gerçek buzların arasından kurtardığı adam sayesinde, toprak manasını kontrol edebiliyordu. Bu yüzden duvar birden kırıldı. Yüzlerce küçük taş parçasına dönüştü fakat hiçbir parça yere düşmedi. Hepsi havada asılı kaldı.

 

Yuzhou gülümsedi, toprak manasını kontrol etmeyi ilk defa deniyordu.

 

Bu küçük taş parçaları olağanüstü bir hızla üç adama doğru fırladı. Üç adam bu taş parçaları onlara değerken oldukça yüksek acılı çığlıklar atıyorlardı.

 

Taşlar bittikten sonra, adamların vücudu yere düşmüştü. Yuzhou'nun toprak manası o kurtardığı adamdan aldığı için daha güçlüydü. Bu yüzden taş parçalarının çoğu adamların vücutlarını delip geçmişti. Adamların vücudu deliklerle doluydu ve arkalarında kanlı taş parçaları vardı.

 

Yuzhou bunu gördüğünde gülümsedi. Ve şehri dolaşmaya devam etti.

 

-

 

Yuzhou hava kararana kadar şehirde dolaştı. Hava karardığında, malikaneye geri döndü. Kapıyı açtığında, Rowan onu karşıladı.

 

Yuzhou içeriye girdikten sonra Rowan kapıyı kapattı ve

 

"Yuzhou, eğer birilerini öldüreceksen, bunu gizli yapmalısın ve cesetleri de ortada bırakmamalısın. Buraya başka şehirlerden gelen kişi sayısı oldukça fazla ve hepsi eğlenip hayatlarını yaşamaya geliyor. Çoğu kişinin buranın güçle yönetilen, acımasız bir şehir olduğunu bilmiyor. Bu yüzden çoğu şeyler bar gibi yerlerde hallediliyor." dedi.

 

Yuzhou,

 

"Beni takip mi ediyordun?" diye sordu. Rowan,

 

"Hayır, sadece o son yaptığını gördüm." dedi.

 

Yuzhou,

 

"Kendimi tanıtmam gerekiyordu kardeşim, fakat cesetleri yok etmem gerekiyorsa iz bile bırakmam. Merak etme." dedi.

 

Bunu dedikten sonra Rowan gülümsedi ve

 

"Gel benle, yemek yiyelim kardeşim. Rebekah güzel bir masa hazırlattırdı." dedi.

 

Yuzhou normalde açlık hissetmiyordu, bu yüzden uzun süredir yemek yememişti. Hatta en son ne zaman yediğini bile hatırlamıyordu. Bu yüzden açlık hissetmese bile yemek yemek iyi olabilirdi.

 

-

 

Büyük bir masada, Rebekah ile Yuzhou karşı karşıya oturmuştu. Rowan ise onların yanında masanın başında oturuyordu. Elinde bir bardak tutuyordu ve içinde şarap vardı.

 

Bardağı havaya kaldırdı ve

 

"Sonunda, tek bir çatı altında toplanan sevgili kardeşlerime." dedi.

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 858

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 741

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 448

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 87

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17334 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23459 Bölüm Sayısı


creator
manga tr