Korku dağları bekler. #Atasözü

İnatçı Yükselen - 86.Bölüm Erthyo ve Küçük Beyazın Karşılaşması


Cidden o dünyayı yok etmeliydim!!Ya da başlarındaki adamları öldürüp bir Ülkeyi Sahipe verebilirdim.


O yaralar.O yaraları alırken çektiği acı,hele gözlerindeki duygusal acı.Her düşündüğümde birkaç dağı yok edesim geliyor.


Sahibin o iğrenç yaraları,alnındaki ve elindeki.Hatırladığım kadarıyla elinde katanasının işlemesi vardı.Alnındaki yara ise zorla bir soyun sökülmesi gibi bir yaraydı.


Antik İblis,Yeraltı Dünyası Yılanı ve Göksel Tilkiyi zorla sökmeleri imkansız,geriye sadece Jenny kalıyor.Erthyo'nun Jenny ile çok iyi anlaştığını biliyorum.Yani onu ondan koparmanın acısı bir başkaydı.


O kadar sinirlendimki  neredeyse Savaş Yok yasasını çiğniyordum.Bir kere o yasayı çiğnemiştim ve dünyayı zor ikna ettik.


Bu dünyayı terk etmeyi bile düşünmüştüm.Amy/Mia beni durdurdu.Onlarda deli gibi sinirlenmişti.


Hatta çok komik birşey bile oldu.Özür dilemeye gelen Qian tam sinirli zamanına denk gelmişti.


''Hey merhaba Bayan Amy/Mia geçen sefer size yaptığım hakeretten dolayı özü-''Daha cümlesini bitiremeden Amy/Mia'dan tokat yemiş ve geldiği onca yolu uçarak geri dönmüştü.Söylenene göre 1 haftadan fazla baygın kalmıştı.Eğer gücünü son anda kısıtlamasaydı tamamen yok olabilirdi.


Ancak onları cidden öldürmek istiyordum.Öyle nazik,cesur,hoşgörülü ve ''sahip'' olan birini nasıl şeytan olduğu için saldırıp,soyabilirler.(Kendisi olduğu için demek istiyor)


Beni bulduğu zamanı hatırlıyorum.


Bizim kabilemiz bir Yılan-insan kabilesiydi.Kişiler Yılan olarak doğar ve ileride insana dönüşmeyi öğrenirlerdi.


Bu hatırladığım kadarıyla 17.000 yıl önceydi.


Ben daha çocuktum.Ailemin benimle ilgilenmesi hoşuma gidiyordu,her zaman kilisede eğitim alırdım.Çünkü bizim türümüz için kilisede eğitim yapmak bize daha kolay insana dönüşme fırsatı veriyordu.


Beyaz saçlı bir kız çocuğuydum.Şehrimizdekiler her zaman beni överlerdi.Bu cidden hoşuma gidiyordu.Ailem özellikle benim güzelliğimle övünürlerdi.


Ta ki o gün gelene kadar.


Bugün türümün belirleneceği gündü.


Bizim türümüz ailemize göre belirlenmez.Kanımız tabiki onlardan gelir fakat tür farklıdır.Yılanların genlerinde her türlü soylardan vardır .Ancak bunu uyandırmak kişiye bağlıdır.


Kişi 10 yaşına gelince bir ritüele katılır ve soyu uyanır.Kişiye soya göre davranırlar.Eğer sadece yılan ise avam tabakasıdır.Özel bir yılan türüyse mesela Hydre yılanı gibi bir türü varsa daha üstün bir tabakaya yerleşilir


O gün her zamankinden özel giyinmiştim.Beyaz,Mağara Örümceği ipliğinden yapılmış elbisemi giydim.Saçlarımı özenle taradım ve Siyah ayakkabılarımı giydim.


Yolda yürürken herkes bana selam veriyor ve bol şans diliyordu.Bunları sadece iyi niyetlerinden ve beni sevdiklerinden yaptıklarını düşünmüştüm.


Fakat yanılmışım.


Ritüel zamanı geldi çattı.Büyük bir çember kuruldu ve özel yetiştirilmiş 165 tane yılan kanı yere çemberin içine döküldü.Kan çembere değince dıştan içe doğru kırmızılaşmaya başladı.Sonra tüm kanlar birleşip beyaza dönüştü.

Ayrıca sanırım sadece benim görebildiğim siyah bir gaz etrafı sardı.Bu gaz yayılınca insanlar rahatsız olmuş gibi geri çekildi fakat ben ortamda gayet rahattım

Tsssss

Ortam bir yılan tıslaması doldurdu.Bu ses etrafta yankılanınca herkesin yüzü soldu.

Sonra devasa bir beyaz yılan geldi ve etrafıma dolanmaya başladı.En sonunda ise yüzünü gelip suratıma sürttü.

Ben bu ilgiden hoşlanmıştım fakat etrafıma baktığımda bana gülümseyen,destekleyen,iyi dileklerini ileten komşularım artık bana garip bir bakışla bakıyordu.

Annem ve Babam bile bana soğuk gözlerle bakıyordu.

Yılan etrafımda dolaşmayı bitirdi ve kayboldu.

Bende ailemin yanına dönüp,babama sarıldım.

''Nasıldım ? Benimle gurur duyuyor musun ? ''

Ancak hiç beklemediğim bir cevap aldım.

''Dokunma bana .''Dedikten sonra beni geri tekmeledi.

Karnımı tuttum .Cidden acımıştı.Gözyaşlarımın dökülmesini engellemek için çok uğraştım ve anneme döndüm.

''Yeni bir çocuk yapabiliriz tatlım.Kafana takma.''Bir gülümseme ile babamı teselli ediyordu.Tamamen görmezden gelinmiştim.

Komşularımdan yardım istemeye çalıştım fakat onlarda aynıydı.

Etrafımdakiler tarafından dışlanmıştım.Hepsi bana iğrenme,korku ya da soğuk gözlerle bakıyordu

Belkide benim soyum iğrenç bir yılanın soyudur,bana dokunmaya korkuyorlardır.Belki ben dokunulmaması gereken birisiyimdir.

O sırada ritüeli gerçekleştirecen rahip geldi.Beyaz ve altın işlemeleri olan bir rahip kıyafeti vardı.Normalde elinde bir asa olurdu fakat bu sefer bir anahtar vardı.

''Lanetli soy olan Yeraltı Dünyası Yılanı soyuna sahipsin.Bir kafir olarak seni Ölüm çukuruna atmam gerekiyor.''

''Eh ! Neden ? Bu soya ben sahip olmak istemedim.'' 

Ne kadar bağırsamda nafileydi.Rahip bir büyüyle beni kaldırdı ve bir yere götürmeye başladı.Kalabalıkta arkamızdan geliyordu.

Ben sadece herkesin gurur duyacağı bir soy istedim.Bu benden nefret etmelerine ve benden uzaklaşmalarına neden oldu.

Belkide ölmem herkesi mutlu eder.

Yürüdükten sonra büyük bir deliğin önüne geldik.Ancak tamamen kilitler ile kapanmıştı.

Rahip elindeki anahtarı kilide soktu.

Gümbür!Shring!

Büyük bir ses geldi ve zincirler şıkırdadı.Zincirler sanki doğal bir eylemmiş gibi kenarlara çekilip,yer altına girdi.

Zincirler çekilince içerideki sesler duyuldu

Gyaaaa

Roarrr

Vuooooo

İçeriden türlü türlü yaratık sesleri gelmeye başladı.Bu sesleri duyunca daha fazla göz yaşlarımı tutamadım ve bağırarak konuştum.

''Ben Ölmek istemiyorum!!Lütfen ! Lütfen beni ölüme göndermeyin.Yalvarırım beni ölüme göndermeyin.Herşeyi yaparım.Bir daha gözünüze gözükmem .''Bu hayatımda ilk ve son yalvarışımdı.

Beni hiç dinlemeden deliğe attılar.

Düşüyordum.Etraf karanlıktı fakat zifiri karanlık değildi.Mavi,yeşil,kırmızı mineraller etrafta parlıyordu.

Ben düşmeye devam ediyordum.Sanırım burada ölecektim

Bu düşüşten kurtulmama imkan yoktu.

Zemin giderek yaklaşıyordu.

Dong

Ahhh

Hmm? Acımadı.Neden acımadı ? Normalde parçalanmam gerekiyordu fakat neden çok fazla acımadı ve parçalanmadım

Ancak bir inilti duyduğuma eminim.Ortam biraz parlak olduğu için altıma baktım.

Kırmızı saçlı bir adamın kafasında oturuyordum.Kafası toprağa gömülmüştü.

''Özür dilerim.''Hızlıca kafasından kalktım.

Adam kafasını yerden çıkardı ve elleri ile yüzünü ve saçlarını temizledi.

O zaman onu gördüm.Kırmızı saçları ve kırmızı gözleri vardı,Saçı beline kadar uzuyordu.Yakışıklı bir suratı vardı ve giydiği giysiler üstüne tam oturuyordu,böylelikle kaslarını görebiliyordum.

Bu benim bir erkeğe,hemde bu kadar iyi bir görünüşü olan bir erkeğe ilk kez bu kadar yakınlaşmamdı.Üstüne birde onun kafasına oturmuştum.

Çok utandırıcı !!

Adam etrafına baktı ve beni gördü.

''Senin gibi bir kız neden burada ? ''Beni kaldırmak için elini uzattı

''Uzak dur!''''Bana dokunursan kolunu kaybedersin.''''İğrenç.Dokunma!''''Dokunma Bana ''

O sözler aklıma geldim ve geri çekildim.

''Dokunma.''

Adam garip bir surat ifadesi yaparak üstüme atıldı.Geri çekilmeye çalıştım fakat çok hızlıydı milisaniye içinde yanıma ulaştı ve beni kendine çekti.

Sıcaktı.Rahattı ve güven vericiydi.

Puçi!Gyaaa

Arkadan bir patlama sesi geldi ve bir feryat koptu.

Arkama baktığımda devasa ağızlı ve 6 boynuzu olan bir yaratık bana atılmıştı fakat adam onun kafasını tek vuruşta yok etti.

Çok güçlü!Çok havalı!

Böyle düşünmeye başladım fakat beni geri bıraktı.

''Özür dilerim.Sana istemeden dokundum fakat bu yaratık arkandan yaklaşmıştı.''

Hayır bırakmasını istemiyorum.Tek güvenli yerim o beden.

Böyle düşünerek yaklaştım ve kıyafetlerinden çekiştirdim.

''Ben..Ben seni bırakmak istemiyorum.''Bir çocuktum ve tekinsiz bir ortamdaydım.En güvenli yeri seçmek zorundaydım.

''Tamam,seni taşıyabilirim ancak bana hikayeni anlatıcaksın.''Sıcak bir gülümseme ile benle konuştu.

''Tamam fakat beni taşıyacaksın.''

''Olur.''

Ondan sonra yere oturduk  ve ben hikayemi anlattım.Neler olduğunu,nasıl yaşadığımı ve ritüel ve daha sonrasını.

''Saçmalık.''

Puçi!!

Erthyo sinirlendi ve etrafa bir hava akımı ile saldırdı ve bir canavarı yok etti.

İsmi Erthyo idi.Anlamı kırmızı idi.Ne kadarda ona yakışan bir isim.

''Sırf bir soy yüzünden böyle şeyler yapmak.Bu canlıların hepsi ölmeli.''

Hala sinirliydi.

''Fuuuu..Fuuu..Tamam sakinleştim.Beni burada bekle,bir işim var onu yapıp geleceğim.''

Beni bırakmak istiyor.Soyumu öğrendikten sonra beni bırakacak.

''Hayır bırakma beni.''Hızlıca ayağına yapıştım.

''Seni bırakmayacağım fakat buradan almam gereken birşey var.Onu alıp geri geleceğim.''

''Hayır,beni bırakacaksın.Sende diğerleri gibi beni bırakacaksın ''

Erthyo iç çekti ve beni belimden kaldırdı ve omuzlarına koydu.

''Memnun musun ? Seni taşıyorum. ''

Şaşkındım.Böyle bir muameleyi babamdan bile görmemiştim fakat hoşuma gitmişti.Saçlarını karıştırıp onayladım.

''Mmm...''

Erthyo buraya siyah bir taş bulmaya gelmişti.Bir süre derine gittikten sonra taşı buldu ve bolca aldı.

Sonra deliğin tam altına geldi.

''Hadi gidelim.'' Dediği anda deliğin üstüne uçmaya başladı 

Çok hızlı gidiyorduk.Bir anda gözlerimin önüne zincirler geldi.Tamamen kapanmıştı.Onu uyarmak istedim fakat bir ''BOMM'' sesi ile zincirleri yok etti.

Gökyüzündeydik.Bütün şehri yukardan görebiliyordum.Dağ gibi sıralanmış yılan bedenleri etraftaydı.

Doğru bizim şehrimizi devasa yılanlar korurdu.Onlar bizim için Yılan Tanrılardı.

Yılanlar kafasını kaldırıp Erthyo'ya baktı ancak bir saniye sonra korkudan kafalarını geri indirdiler

Çok havalı!Yılan Tanrılar bile ondan korkuyor.

Erthyo yavaşça aşağı indi.Aşağıda bir kalabalık toplanmıştı bile Şehirimizin Lideri altta sinirli bir şekilde bekliyordu.

Erthyo önüne indi fakat beni bırakmadı.

Lider bir Güneş Yılanıydı.Ateşlerin üst kısımlarında yer alan bir ateşi kullanana bir yılandı.Ancak tavrıda ateş gibiydi.

''Sende kimsin ? Ölüm Çukurumuzun girişini kırmak için bir sebebin olsa iyi edersin yoksa buradan canlı çıkamazsın.''Alevler bedeninden çıkmaya başladı.

Aptal mı ? Az önce Yılan Tanrılar bile ondan korktu.Sen onlara hizmet eden kişi,Erthyo'yu yenebilir misin ?

''Ah,Onu mu diyorsun ? Yolumda duruyordu,bende yok ettim.''

İlgisizce cevap verdi.Sonra gitmek için hareketlendi fakat şaşkın bir ses ortamı doldurdu.

''O Lanetli kız değil mi ? Neden dışarıda.''

Sesin geldiği tarafa baktığımda şaşırdım.O kişi annemdi ve bana kız diyordu.Gözyaşları yine gözümü doldurdu fakat  bir el kafamı okşayarak beni sakinleştirdi.

''Bana bırak.Senin için bunları halledeyim.''

Onun güven veren sesi sayesinde sakinleştim.

Erthyo'nun benle konuştuğu nazik sesi,bir anda soğudu.

''Bu seni ilgilendirmez.''Anneme döndü ve konuştu.

''Nasıl ilgilendirmez ? O lanetli kız benim çocuğum.Bizim Şehrimizi lanetlemek mi istiyorsun ? ''

''Senin kızınsa aşağı atmalarını engellemeliydin.Bu kızın artık sana ihtiyacı yok.Çünkü kızın sahibi benim.''

Ortam sessizleşti fakat Liderin bağırışları her tarafta duyuldu.

''O kızın aşağıda ölmesi gerekiyor.Onu bırakman senin için en iyisi olur yoksa buradan canlı çıkamazsın.''

Ellerinde alevler toplandı.

''Beni tehdit mi ediyorsun ? ''Öldürme niyeti bir okyanus gibi etrafı doldurdu.

''Evet ediyorum.Seni tehdit ediyorum.O kızı bırak ya da ikiniz birden ölün.''Alevleri üstümüze gelmeye başladı.

Erthyo elini salladı ve bütün alevler durdu.

''Tehdit edilmeyi sevmem.Sana şans vermediğim için beni suçlama.''Elini tekrar salladı .

Lider bir anda sessizleşti.Herkes Liderin olduğu tarafa bakınca Lider artık orada yoktu.

''Boşuna aramayın.O adam artık bu dünyada bulunmuyor.Başka biri beni engellemeye çalışırsa aynı sonla karşılaşır.'' Başka bir kelime etmeden oradan ayrıldık.

Bundan sonra beni bir okula götürdü.Okul soyluların üstündeki  soylular için yapılmış bir okuldu,Milyonlarca Yıldır olan bir okuldu, orada eğitim almaya başlayacaktım  fakat Erthyo'nun gitmesi gerekiyordu.

''Beni bırakma.Hik..Lütfen beni bırakma..Hik..Seninde gitmeni istemiyorum.''Ağlamadan duramıyordum.Beni bırakıyordu.Özel sebepleri olduğunu biliyordum fakat ayrılmak istemiyordum.

Parmağını alnıma dayadı ve bana bir bilgi aktardı.

Pylos Dünyası-17.000 yıl sonra-Tüccar Ülkesi-Sana gelecek olan kağıdı bekle.

Bir ruh mührü kafamın içinde belirdi

Bu mühür o kağıtta olacak.

''Tamam mı ? ''

''Tamam'' Burnumu silerek konuştum.

''O zaman tekrar görüşmek üzere Küçük Beyaz ''Dedikten sonra gitti.

Evet bana Küçük Beyaz ismini vermişti.Önceki ismimi önemsemediğini,geçmiş geçmişte kaldığını söyledi ve bana yeni bir isim verdi.

Bu anları düşündükçe gülmeden duramıyordum

Çok Havalı!Çok yakışıklı!Durdurulamaz!

Bu sözler kafamı dolduruyordu.Şuan çok güçsüz olabilirdi fakat önceki endamından hiçbir eksiği yoktu.

Bunları düşününce dahada sinirlendim

''1 yıl 7 ay kaldı.Bu zaman geçtiğinde o dünyayı yok edeceğim.''














Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1206

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 805

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16130 Üye Sayısı
    • 730 Seri Sayısı
    • 34253 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr