"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Ejdertanrı Efsanesi - 56. Bölüm - Hikaye


Kısa süre sonra Satou sinirini yatıştırdı. Bu o kadar da önemli bir şey değildi aslında. Fakat yine de bu dalgadan dolayı sinirlenmeden edememişti.

 

Şimdi intikam vaktiydi. İradesiyle Dong, Hasai ve karısını öldürmemişti. Bunun nedeni yaşamlarını umursamaması değil acı verici bir şekilde öldürmek istemesiydi!

 

Satou'nun düşüncelerini hisseden Damon öneri verdi.

 

'Ben sana bu konuda yardımcı olabilirim istersen?'

 

Satou'nun aklında mirasta yapılanların aynısını -tecavüz dışında- Dong'a yapmaktı. Fakat Damon’un dediğini duyunca ilgisi kabardı.

 

"Aklında ne var ihtiyar?"

 

Damon sırıttı.

 

'Aklımda bi kaç fikir var. Mesela ailesini kazığa oturt ve onlar ölene kadar izlemesini sağla. Ardından onu öldür. Ya da ailesine gözünün önünde işkence et. Ardından ona da işkence et ve sizin o garip eski adetinizi yaparak herkesin içinde yakarak toplu infaz yap. Son olarakta ailesine gözünün önünde işkence yap ardından onu ailesini ve kendisini kurtarabilmesi için bi teklif yap. Asla hayatta kalamayacağı bir ormanda 1 ay boyunca hayatta kalmaya zorla. Olur da gerçekten kalırsa hem malum organını hem de gelişimini sakatla. Bu şekilde hiç bir şey yapamayacak duruma gelir. Son olarak eğer annesi güzelse sex kölesi olarak almanı şiddetle tavsiye ederim. Kadınların vermezken bu tip köleler iyi olabiliyor.'

 

Satou sessiz kaldı.

 

Damon’un fikirleri oldukça ilginçti. İşkence yöntemlerini kafasında tarttı.

İlk fikri eledi. Yeterince acımasızca değildi ve komikti.

İkinci tavsiyesi hala aklının bir köşesinde bulunuyordu zaten yapmayı düşünüyordu.

Son fikriyse açıkçası ilginçti.

 

Satou, son önerisini ise dikkate almadı. Belki o şerefsiz -mirasta ilizyon bile olsa- ona yapmıştı. Fakat o, onun kadar şerefsiz değildi. Ayrıca o -istisnai durumlar haricinde- sevdiği kadınlarla birlikte olurdu. Yanii direkt bu düşünceyi eledi.

Noir: Satou’nun derken öneri demondan geldi.
YN: Yazım hatası düzelttim.

 

Kısa bir süre sonra Damon’un ikinci tavsiyesini uygulamaya karar verdi. Bu kadar çok takıntı yapmasına gerek yoktu.

 

Fakat o işkence yapmayı bilmiyordu ki. En iyisi Damon’a sormak. O biliyordur diye düşünüp sordu.

 

“Pekala. O zaman nasıl işkence etmemi öneriyorsun? Ben bu işlerden pek anlamam.”

 

Damon yüzünde garip bir ifade belirirken yanıtladı.

 

‘Şey... aslında anlarsın. Ölümsüz Ölüm Nefesinin mirasını hatırlıyor musun? Heh! İşte o mirasların arasında vücut anatomisini anlatan bi kitap olması lazım. Onu Hatıra sarayında açıp daha rahat öğrenebilirsin. Şu an Usta Alemindesin Hatıra sarayına şu an girebilmen lazım. Hatıra Sarayı şu anlık için senin için bi anlam ifade etmese de ruh gelişimi için çok önemli bir yer. Aynı zamanda edindiğin tüm kitap şeklindeki tekniklerde burada dizilmiş bulunmakta. Teknikleri kavraman açısından Hafıza sarayı senin için kritik bir yer.’

 

Satou bi an düşündü ve Damon’un dediklerini mantıklı buldu.

 

“Tamam o zaman. Hafıza sarayına nasıl gireceğim?”

 

‘Basit. Tıpkı meditasyondaki gibi bir trans duruma girmen gerek. Fakat bu sefer mana çekmeye odaklanmak yerine zihninin derinliklerine girdiğini düşün. Kalanını ruhun halledecektir.'

 

"Basit" dese de çoğu gelişimci için bunu başarmak inanılmaz zordu. Hatta öyle ki hafıza sarayının varlığı zamanla unutuldu. Çok az kişi buranın varlığını biliyordu, çok çok daha az kişi ise burayı açabilmişti.

 

Tabii Satou bunu bilmediğinden hemen meditasyon biçimine girdi, zihnini hafıza sarayına gitmeye odakladı.

 

Yaklaşık 1 saat içinde transa girebilmeyi başardı.

 

O an Satou zaman kavramını yitirdi ve sadece hafıza sarayına girmeye odaklandı.

 

 

Rose ve Roselia şehirde dolaşıyordu. Normalde aynı erkeği sevdiklerinden en azından birbirlerine yakın davranmamaları gerekirken tam aksine oldukça yakın olmuşlardı.

 

Bunun en temel sebebi yine aynı erkeği sevmeleri ve karakterleri oldukça benzemesiydi.

 

Her türden muhabbet yaparken, orta çaplı bir giyim mağazasına denk geldiler. Bu dünya da bu tip giyim mağazaları oldukça yaygındı. İçerilerinde istediğin türde giysi bulabilirdin. Tabii aşırı lüks bir şey bulamazdın. Ne de olsa burası sadece orta halli bi mağazaydı.

 

Rose ve Roselia içeri girdi ve giysilere baktılar. Roselia aslında özellikle buraya doğru çekmişti Rose’u. Kızın, hizmetçi kıyafeti dışında adam akıllı bir giysisi yoktu. Bunu neden sade hizmetçi kıyafeti giydiğini sorduğunda aldığı kaçamak cevaplardan öğrenmişti.

 

Bu da ona yardımcı olma isteği doğurmuştu. Ne de olsa artık Rose yakını sayılırdı.

 

Roselia elindeki yeşil gül desenli oldukça göze hoş gelen bir elbise gösterdi.

 

“Bak, bu sana yakışır bence.”

 

Giysi Rose’un da hoşuna gitmişti. Fakat giysinin olduğu yerde not olarak konmuş kağıtta yazan fiyatı görünce vazgeçti.

 

“Ee… Şey o kadar gerek yok. Gel başka bakalım.”

 

Hal ve tavırlarından Rose çok belli ediyordu. Roselia nasıl olurda onun derdini anlamazdı.

 

“Merak etme. Alt tarafı bi kaç gümüş.”



Böyle söylese de o birkaç gümüş bir orta gelirli bir ailenin aylık harcadığı bi miktardı. Fakat Roselia gibi bir krallığın prensesi nasıl olurda yanında hiç para taşımazdı.

 

Roselia’nın dediğini duyunca Rose’un yüzü kızardı. Niyeti çok çabuk belli oluyordu. Fakat Roselia böyle deyince de reddetmekten vazgeçti.

 

Bunu görünce Roselia bi başka giysi daha gösterdi. Bu giysi ise mavi renkte, omuzları açık oldukça güzel görünen bir elbiseydi. Arada güneş ışığı kızlarımızın bulunduğu alana yansıyınca elbiseden ufak bir parıltı yayılıyordu. Nereden bakarsan bak hiç sıradan bir şey değildi.

 

“Nasıl?”


Rose’un elbiseyi görünce gözleri parladı. Oldukça güzel gözüküyordu elbise. Kullanıldığı kumaş anlaşılan özel bi türdü ki bu şekilde güzel gözüküyordu.

 

Ayrıca bu mağazadaki en kaliteli giysiydi. Neyseki Roselia fiyat yazan yerin önünde durup Rose’un görüşünü engelliyordu.

 

Rose elbiseye hayranlıkla bakarak “Çok... güzel.” diye mırıldanmadan edemedi.

 

Roselia da böyle duyunca tatminkar bir ifade ile alacaklarının yanına koydu.

 

Rose ilk başta oldukça utanmış hissetti. Her ne kadar bu kadar yeterli olduğunu söylese de Roselia, onun çok para harcamasından endişelendiğini anlamış ve dinlememişti.

Fakat Roselia sayesinde yavaşça bu halinden kurtulmuş ve o da Roselia ile birlikte kıyafet alma serüvenine çıkmıştı.

Bu şekilde gerek Roselia’nın önerdikleri olsun gerekse Rose’un istedikleri olsun gardırobu komple yenileyecek kadar kıyafet almışlardı.

 

Çıkışta ikisininde yüzünde mutlu ifadeler vardı.

 

Çıkışta Roselia sordu.

 

“Eee şimdi nereye gidelim?”

 

“Bence klana daha dönsek daha iyi olur.”


Roselia bunu duyunca somurttu ve şaka amaçlı sızlandı.

“Aman be! Ne sıkıcısın!”

 

Rose bir şey söylemeyip kıkırdadı. Bu gün içinde bu kızın ilginç kişiliğine alışmıştı.

 

Klana doğru yürürlerken muhabbet etmeye başladılar.

 

“Kıyafet zevkin bana oldukça benziyor Rose. Senle daha sık alışverişe çıkalım.”

 

Rose onayladı.

 

“Bir şey soracağım Roselia. Sen bi krallığın prensesi değil misin? Sade giymene izin vermemeleri gerekmiyor mu?”

 

Roselia kafasını iki yana salladı.

 

“Yok ya. Normal bir krallık muhtemelen öyle yapardı. Fakat benim krallık biraz… farklı. İmparatorluğun geneline kıyasla oldukça farklı geleneklerimiz var. Mesela kimse kimsenin nasıl giyindiğine karışmaz bizim orada. Tabii çıplak gezersen mantıklı bir açıklaman olmazsa hapse atılırsın hehe. Onun dışında herkes, herkesle statü ayrımı olmaksızın evlenebilir. Bu aslında ilk zamanlar bir kuraldı. Fakat sonraları babamın dedesi tarafından kaldırıldı. Fakat soylular yine de bu kural varmış gibi davranıp hiç bir halktan vatandaş ile kendilerini kayırmıyorlar. Hadi sana bu kuralın konuş nedenini anlatayım. Bu hikaye tüm krallıkta oldukça popüler olan bir hikaye. He anlatayım mı?”

Noir: Yaw alakasızsa sövücem.

 

Roselia’nın oldukça hevesli tavrı nedeniyle Rose onayladı.

 

“Pekala. Başlıyorum o zaman. Öhöm. Şimdi, dedemin, dedesinin, dedesinin dedesinin zamanında bir kızı varmış. Zamanında ne kadar karısı ile çocuk yapmaya çalışsa da sadece bu kız sağlıklı bir şekilde doğmuş. Bu yüzden kızına adeta bir inci kadar değerli bakıyormuş. Hatta adını bile Pearl koymuş. Babası ve annesi Pearl'ü kibirden uzak, oldukça nazik bir genç kız olarak yetişmiş. Tabii Pearl büyümüş ve evlenme çağına gelmiş. Fakat soylular onunla evlenmek istese de o reddetmiş. Bu yüzden ailesi evde kalacak diye endişelenmiş. Fakat bilmiyorlarmış ki Pearl'ün gönlünü çoktan halktan birine kaptırdığını...“

 

Roselia biraz durdu. Bir solukta çok fazla şey anlatmıştı. Rose ise dikkatle ve merakla Roselia'yı bekliyordu. Anlattığı hikaye onun oldukça ilgisini çekmişti.

 

Bunu gören Roselia gülümsedi ve anlatmaya devam etti.

 

"Bu erkek sokakta büyümüş bir yetimmiş. Kör topal ağaç keserek yaşamaya çalışıyormuş. O sıralarda da her zaman manzarası hoşuna gittiği bir tepe varmış. Ağaçları kesip götürdükten sonra oraya dinlenmeye gidermiş. O günde tesadüfe bakın ki Pearl arada bir yaptığı kaçamaklardan birini yapıp gizlice saraydan sıvışmış. Çevrede dolanırken o tepeyi bulmuş ve manzarası hoşuna gidip, öylece dalıp gitmiş. O sırada da adam işini bitirmiş manzaralı tepeye yürüyormuş. Yürümüş ve sonunda Pearl ile karşılamış. Pearl siyah kısa saçları ve pembemsi dudakları ile birlikte oldukça hoş nazik bir havası varmış. Bu genç adam ilk başta ne diyeceğini bilememiş fakat kısa sürede kendini toparlamış. Genç adam, Pearl ile muhabbet ettikçe, etmiş. En sonunda birbirleri ile arkadaş olmuşlar. Bu genç adamın ismi Steven'mış. Steven'ın aslında bir ismi yokmuş. Kulağına hoş geliyor diye kendine bu ismi koymuş. Aylarca bu ikili her hafta da bir kez buluşmuşlar. Ve bu arkadaşlıkları zamanla aşka dönüşmüş. Yine her zamanki gibi buluşmak için..."

 

Roselia nefes almak için durdu. O sırada ise farkında olmadan çoktan klana gelmişlerdi. Rose ise hayranlıkla onu dinliyordu. Roselia bunu görünce hikaye anlatmayı kesip Rose'a .

 

"Gel odama gidelim. Orada daha rahat devam ederiz."

 

Rose onayladı. Anlatılan hikayenin devamını merak etmişti. Hızla klana girişteki rutinleri tamamladıktan sonra Roselia'nın odasına geçtiler.

 

Roselia başlamadan önce zarifçe öksürdü. Ardından devam etti.

 

"En son nerde kalmıştık? Ha! Hatırladım. Yine her zamanki gibi buluşmak için saraydan sıvışan Pearl bir gün babasının en yakın korumasına tesadüf eseri yakalanmış. Fakat koruma bir şey söylemeyip bir köşede saklanmış. Bunun nedeni kralına oldukça yakın birisi olarak ne emri vereceğini bilmesi olduğu söylenir.  Her neyse sonuçta koruma gizlice Pearl’ü takip etmeye başlamış. Sonuçta Pearl yine Steven ile buluşmuş. Steven da tesadüfi bir şekilde o gün Pearl’e aşkını itiraf etmiş. Pearl de ona sırılsıklam aşık olduğundan itirafını anında kabul etmiş. Ve o gün ikisi de uzun uzun öpüşmüşler. Hatta efsaneye göre öpüştükleri vakit etrafta ki çiçekler açmış, kuşlar sevinçten ağlamış. Tabii bunların hepsi abartı bence. Neyse konudan sapmayalım. Sevgili olsalarda Steven, hala Pearl’ün kimliğini bilmiyormuş. Fakat yine de bi kaç tahmini varmış ve bu da onunla olurken oldukça zorlanacağına dair bir farkındalık kazanmışdırmış. Yine de o oldukça kararlıymış. Onun için deli gibi kendini eğitmeye başlamış. Normalde gelişim ile zerre ilgisi olmayan bir oduncu iken, bir tarikata katılmış, bin yılda bir gelen bir dahi olmuş. Denilenlere kısa sürede bütünleşme alemi orta kademeye ulaşmış. Tüm bunlar olurken de koruma çoktan Pearl ile Steven arasında ki ilişkiden bahsetmiş, kral onun araştırılmasını emretmiş, en sonunda ise kimliğini duyunca küplere binmiş.”

Roselia nefes aldı. Oldukça uzun bi hikaye olduğundan arada ister istemez soluklanması gerekiyordu. Rose ise gözleriyle adeta “Ya sonra ne oldu? Anlatsana.” der gibi bir meraklı bakışlarla ona bakıyordu. Bu bakışları görünce acı acı gülümsedi. Anlaşılan Rose’un oldukça hoşuna gitmişti bu hikaye. Bu nedenle bitirene kadar devam etti.

 

“Eğer soylu birisi olsaydı seve seve verirmiş, fakat soysuz, ne idüğü belirsiz bi kişi olunca onu güzeller güzeli kızına layık görmemiş. Bu nedenle kral, Pearl’e daha önce hiç yapmadığı bir şekilde dışarı çıkma yasağı koymuş. Pearl zeki bir genç kız olduğundan ilişkilerinin açığa çıktığını anlamış. Bu yüzden çılgınca bir karar alarak kaçmaya çalışmış ve başarmışta! Belki de kral son kez görmesine izin vermişte olabilir bilinmez. Fakat sonuçta bir kez daha Steven ile buluşabilmiş. Steven’a sonunda her şeyi dürüstçe saklamadan anlatmış. Steven oldukça güçlü bir klandan birisi olacağına hazırlıklı olsa da direkt kralın kızı olmasını beklememiş. Fakat bu kararlılığını sadece daha da körüklemiş. En sonunda Steven, Pearl’e söz vermiş. “Yıl bekle. Sadece 1 yıl sonra seni alabilecek kadar güçlü olacağım. Aşkımıza engel olan krallığı bırak tanrı bile olsa karşıma alırım. Yeter ki beni 1 yıl bekle.” Pearl, Steven’ın dediklerinden oldukça etkilenmiş ve kabul etmiş. O günün sonunda saraya döndüğünde Pearl babası -yanii kral- ile bir anlaşma yapmış. Anlaşmaya göre bugünden itibaren 1 yıllık süre istemiş. Sürenin sonucunda Steven almak için geri dönmezse kralın istediği herhangi bi soylu ile evlenicekmiş. Kral bunu seve seve kabul etmiş. Steven ona göre sadece bir böcekmiş. Kızına yapışmış bir böcek. O sırada Steven kıtada terör estiriyormuş. Oldukça güçlenmek için gerek iyi, gerek kötücül, her yola başvurmuş. En sonunda hayal edilemeyecek kadar güçlenmiş ve Bilge aleminin zirvesine ulaşmış. Şu anki kademesi ile rahatlıkla bir kızı kaçırabilirmiş. Fakat yine de o usulünce oldukça pahalı bir hediye yaptırıp, kızlarını istediğini belirtmiş. Kral, o soysuz olarak tabir ettiği kişinin böyle güçlenmiş bi şekilde geldiğini görünce şaşırmış. Fakat kral diğer insanlara kıyasla daha açık görüşlüymüş. Yine de soylular arasında yazılı olmayan bir tabu vardı o zamanlar. Soylular halktan biri ile olamaz. Bu nedenle kral isteğini reddetmiş. Steven da bunu bilse de inatla istemeye devam etmiş. Haftalarca, aylarca sürmüş bu isteme. En sonunda kral, Steven’ın azminden etkilenmiş ve kabul etmiş. Ve o gün ilk defa soylular halk ile evlenemez tabusu yıkılmıştı. Bazı soylular bundan hoşnut iken bazıları mutsuz imiş. Düğün vakti ise oldukça şatafatlıymış. Fakat bu şatafat çiftin zerre umurunda değilmiş. Sadece evlenebildikleri için mutlularmış. Tam kral bu evliliği onaylıcak iken düğünü birden suikatçiler basmış. O vakit herkes hazırlıksız yakalanmış. İşin kötü yanı suikastçiler Pearl’ü öldürmeye çalışıyordu. Bunu gören Steven tüm gücü ile Pearl kenara itmiş ve tüm hasarı kendine almış. Darbeler bir bir vücuduna inmiş. Fakat yabanda ki eğitimi sağolsun oldukça sağlam bir vücudu varmışta ölmek yerine son derece ciddi bi şekilde yaralanmış. Neyse ki kral hemen suikastçileri yakalama emri vermişti de kimse ölmemiş. Fakat kral bu oğlanın kızını bu kadar sevdiğini görünce etkilenmiş ve içinde kalan o tereddüt hissi de yok olmuş. İşte o günün sonunda kral bir ferman vererek kimi klanları mutsuz kimi klanları da mutlu edicek o kararı vermiş. “Krallığımda isteyen istediği kişi ile statü ayrımı olmaksızın evlenebilecektir. Evlenmek isteyen çiftleri engelleyen her kim olursa karşılarında bu kralı bulacaktır.” İşte bu kadar.”

 

Roselia anlattıktan sonra Rose’a baktı. Rose’un ne düşündüğünü merak ediyordu.

 

Rose’un bakışları ise oldukça ilginçti. İlk hayran bi şekilde bakarken zamanla ciddileşmiş ve gözlerinde kararlılığını belirten parıldamalar oluşmuştu.

 

Rose hayran bir şekilde dinlemişti. Fakat sonra kendini hem prensesin hem de o adamın yerine koydu. Gerçekten tereddüt etmeden onların yaptıklarını yapabilir miydi?

 

Yapamazdı. En azından eskiden yapamazdı. Artık yapmalıydı. Sevdiği erkek uzaklara giderken bu şekilde bekleyemezdi!

 

Bu düşünce ile birlikte karar verdi. Artık tereddüt etmeyecekti. Ne olursa olsun sevdiği adamın yanında olacaktı!

Noir: Yani karakter gelişimi? Peki.

YN: Etki tepki meselesi moruq. İnsanlar ufacık bir şeyden bile ilham kazanabilir veya kendisindeki sorunu bulabilir. Bu düşünce ile bu bölümü yazdım. Fakat fazla uzun oldu. Kabul ediyorum hehe ;D

***
2 partlık toplumuzun sonuna geldik. Fakat üzülmeyin. Bu tip toplular hızlı yazdığım müddetçe devam edecektir. Teşekkürler. İyi günler




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1459

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1200

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 992

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 782

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 599

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 599

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15262 Üye Sayısı
    • 721 Seri Sayısı
    • 33432 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr