Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Ejdertanrı Efsanesi - 52. Bölüm - Canavar


Ne yazık ki Satou bu formda iken onun kaçmasına hayatta izin vermezdi. Kanatlarını çırptı ve bir anda ayıya benzeyen adamın önünde belirdi!

 

Adam titreyerek diz çöktü.

 

“Yal… Yalvarırım hayatımı… hayatımı bağışla... Lütfen… Hem… Hem babana da kalıcı bir hasar vermedim… Lütfen-”

 

Ne yazık ki Satou daha fazla yalvarmasına izin vermeden onun kafasını ısırarak koparttı ve yavaşça sanki cerez yiyormuş gibi ağzına aldı.

Noir: Ağzı o kadar büyüdü mü la?
YN: Zar zor.

 

Açıkçası ağzı zar zor bu kafayı içine almıştı. Ağzının içinde sanki karpuz varmış gibi görünüyordu.

 

Satou o anda tamamen içgüdüsel hareket ediyordu ve içgüdüleri bu adamı yemesi gerektiğini söylüyordu.

 

Satou kafasını çiğnemeye başladı. Tadı fena değildi. Bu formda olduğundan ağız tadı değişmişte olabilirdi.

 

Biraz daha çiğneyip kemik, deri ve et yedikten sonra kalan kıl gibi şeyleri yere tükürdü.

 

Kafası yenen adam yere yığıldı.

 

Ölmüştü. Hemde olabilecek en kötü şekilde.

 

Bu durum savaşın durmasına neden oldu. İki tarafta Satou’ya derin bir korku ile bakıyordu!

 

Öldürmek hadi anlaşılırdı. Burası cennet değildi. İllaki ölüm olurdu. Fakat bir insanın kafasını koparıp yemek…!

 

Bunu düşünen herkes istemsizce titredi. Öyle ki savaşmayı bile unuttular.

 

Satou ise bunu umursamadı. Adım adım yürümeye başladı. O sırada kuyruk sokumundan kuyruk çıkmaya başlamıştı.

 

Onlara geldiğini gören iki taburda anlaşmış gibi hızla geri çekildi.

 

Fakat Satou bunu umursamadı bile. Korkutucu kızıl gözleri ile iki taburu da gözden geçirdi. Paralı askerlerin taburunu gözden geçirirken aniden dondu ve diliyle dişlerinde kalan beyin parçaları alıp yuttu.

 

Bunu gören herkes daha da korktu! Karşılarındaki insan değildi! Bildiğin şeytanların şeytanı bir iblis kraldı!

 

Satou kısa bir duraksamanın ardından paralı askerlere atıldı.

 

Paralı askerler korkuyla kaçışmaya başladı.

 

“Geri çekilin!”

 

“Geri çekilin! Lanet olsun! Bu canavar da nerden çıktı!?”

 

“Şansımı sikeyim!”


Fakat ne kadar sövseler veya kaçmaya çalışsalar boşaydı. Satou kimi zaman pençeleriyle düşmanının kalbini söküp, atıyor, kimi zaman onları ortadan ikiye bölüyor, kimi zaman ise alev üfleyerek 10 kişi birden yakarak öldürüyordu!

 

Satou’nun bu insanlıktan uzak davranışı herkesi korkudan tir tir titretti.

 

Bu kadar vahşeti gören Black klanının askerlerinden bazıları korkudan dayanamayıp idrarlarını boşalttı, bazıları dayanamayıp kustu, bazı deneyimli askerler bile bu manzara karşısında dayanamamıştı!

 

Karşılarında kelimenin tam anlamıyla bir canavar vardı!

 

Neyse ki Satou nedenini bilmeselerde onlara saldırmıyordu.

 

Aslında Satou’nun sadece paralı askerlere saldırma nedeni basitti. Şu an tamamen kontrolsüz bir katliam yapsa da hedefe saldırganlığını yönlendirebilecek kadar en azından kontrole sahipti.

 

Tamamen kontrolü istese de ele geçiremiyordu. Fakat bu biçimde kısa bir süreliğine kalacağını hissediyordu. Bu nedenle de rahattı.

 

Satou tüm düşmanı katletmesi yaklaşık 5 dakika sürmüştü.

 

Bir tabur 5 dakika da yok edilmişti!

 

Hasai tir tir titriyordu. Durum hiç beklediği gibi gitmemişti. En kötü seneryo da bile kaçabileceğine güven duyuyordu. Fakat bu canavar karşısında tek hissettiği…

 

Ölüm korkusuydu.

Noir: Bu bum bu bum

 

Satou herkesin gözünde şuan kötücül bir savaş iblisi gibiydi. Bunda Hasai bir istisna değildi.

 

Satou onun gözünde Ölüm Tanrısından farksızdı. Hasai istemsizce titredi.

 

Tesadüf müdür bilinmez o anda Satou, Hasai’ye baktı ve uğursuz, ürpertici fakat bir o kadarda anlamlı bir şekilde sırıttı.

 

Bu sırıtıştan sonra sadece tek bir şey oldu.

 

Bir klan adeta canavar saldırısına maruz kalmışçasına vahşi bir şekilde yok edildi!

 

Fakat Satou özellikle Dong, Hasai ve Hasai’nin karısını canlı bıraktı. Onları henüz öldürmeyi düşünmüyordu.

 

...

 

Tüm bunları yaptığı sıralarda Jun uyandı.

 

Eli ile başını tutarken ayağa kalktı ve kafa karışıklığı ve acı ile karışık “Ah lanet! Başım çatlıyor. Ne? Hala yaşıyor muyum?” diye mırıldandı.

 

Mırıldanmasını kimse duymadı. Daha doğrusu gördükleri dehşetten Jun’un uyandığını kimse fark etmemişti.

 

Jun, ayağa kalkarken hala vücudundaki güçsüzlüğün geçmediğini fark etti ve içinden o adama sövdü.

 

Sonra etrafına bakındığında şaşırdı. Tüm paralı askerler katledilmişti! Hem de baya vahşi bir şekilde!

 

Adeta korkunç bir canavar ordusu gelmişte ezip geçmiş gibi görünüyordu.

 

Jun kaşlarını çattı. Eğer gerçekten bir canavar ise sıkıntı yaratabilirdi.

 

Jun, orada vahşetten korkan askerlerden birini omzundan tutup sarstı.

 

“Ne oldu burada asker!?”

 

Asker karşısındakinin kim olduğunu fark edince hemen hazır ola geçti.

 

“Klan liderine bildiririm! Siz düştüğünüz vakit genç bir oğlan geldi…”

 

Asker saygı ile orada olan biteni en ince ayrıntısına kadar anlatmıştı.

 

Tüm olanları baştan sona duyan Jun şaşkına döndü. Oğlu bir anda canavara dönüşmüş ve paralı askerler ile kan banyosu mu yapmıştı?

 

Bu kolayca hazmedilecek bir şey değilken askerin dediğine göre şimdi White klanını yok etmeye gitmişti. Ne yapacağını bilemeyen bu askerler ise korkudan hareket etmeye bile cüret edememişti.

 

Jun ne yapacağını bilemedi. Oğluna ne olmuştu da birden böyle bir canavara dönüşmüştü böyle?

 

Olan biteni duyduğu kadarıyla düşündü.

 

Jun boşuna klan lideri değildi. Her ne kadar oğlu hakkında endişelense de şu anki yapabileceği en iyi şey canavar olan oğlundan uzak durmaktı.

 

Ne yazık ki bu sadece istekten ibaretti.

 

ROAR!

 

Bu kükreme herkesin kulağında bir çınlama yaptı. Bu sesin kaynağını görenler hızla korkuyla kenara çekildi.

 

Bu ses tabii ki de canavar biçimindeki Satou’dan geliyordu.

 

Satou aynı siyah pullara sahip bir canavardı. Fakat bu sefer bir farklılık vardı. Kızıl gözlerinde ki o mor parıltı gitmişti.

 

Ve bu mor parıltı ile birlikte bu biçiminin kan arzusunun çoğunluğu da gitmişti. Bu nedenle Satou zar zorda olsa kontrol edebiliyordu.

 

Adım adım yürüyordu. Bir eliyle Dong’u diğer eliylede ise Hasai ve karısını sürükleyerek getiriyordu. Dong baygın gibiydi. Ayrıca ondan yoğun iğrenç bir koku yayılıyordu.

 

Hasai ise Satou’ya anında teslim olduğundan hiç bir şekilde karşı koymuyordu. Hasai’nin karısının durumu da ona benzerdi. Kocası bile pes etmişse o ne yapabilirdi?

 

Satou’nun yanii canavarın White klanının liderinin ailesini getirdiğini görenler şaşırdı. Bu canavar neden onları öldürmemişti? Kimse bilmiyordu.

 

Jun ise az çok tahmin edebilmişti.

 

“Evlat…”

 

Satou tam anlamı ile bu biçimi kontrol edemediğinden konuşamıyordu. Bu nedenle sadece bir hırıltı çıkarabildi.

 

Fakat Jun anlamıştı. O onun oğluydu ve her nasılsa bu biçimde iken bile bilincini yitirmemişti.

 

Satou, babasının yanına Hasai, karısını ve Dong’u attı.

 

Ardından bir hırıltı daha çıkarttı ve kanatlarını gerdi ve büyük bir kükreme savurdu.

 

Bu kükreme aslında canavarlar arasında bölgesini belli etmekti. Gelen herhangi bir canavarın ölüme mahkum olduğunu belirtiyordu.

 

Ses şehirde yankı yaptı. Bazı düşük sınıflı canavar kanına sahip hayvanlar korkarak titredi.

 

Satou bu kükremeden sonra bir kaç adım daha attı. O sırada yavaşça normale dönmeye başlamıştı. Artık sınırındaydı anlaşılan.

 

Önce kuyruğu koptu. Sonra siyah pulları derisinin içine gömüldü. En sonunda ise gözleri normale döndü. Fakat kanatları sabit kalmıştı.

 

Normale dönüşüne şahit olanlar şaşırdı. Bazıları ise kim olduğunu bildiğinden şok oldu.

 

Satou’nun tabii bunlar umurunda değildi. Babasına bakarken yüzünde sevimli ama bir o kadarda yorgun olduğunu belirten bir gülümseme ile “Kazandık değil mi baba?” şeklinde mırıldandı.

 

Askerler ne diyeceğini bilemez halde ona baktı. Nerede ise tüm taburu tek başına yok ettin hala soruyor musun!?

Noir: Götün varsa sesli söyle aslan.

 

Jun ise Satou’nun bilinci gitmek üzere olduğunu fark etmişti. Şu an yarı-baygın durumdaydı ve zar zor ayaktaydı.

 

Jun’un içi acıdı ve konuştu.

 

“Kazandık evlat. Hepsi senin sayende.”

 

Satou babasının dediğini duyunca rahatça iç çekti ve daha fazla dayanamayıp yere yığılıp gözlerini yumdu.

 

Bayılmıştı.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1482

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17274 Üye Sayısı
    • 773 Seri Sayısı
    • 35905 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr