Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Ejdertanrı Efsanesi - 49. Bölüm - "Gerekirse senin için ölümsüzleri bile katledebilirim."


Sabahın ilk ışıkları belirdiği vakitte Satou yatağından kalktı. Yüzünde sıkıntılı bir ifade vardı.

 

Bugün Rose ile konuşacaktı. Nasıl hissetmesi gerektiği konusunda bile emin değildi.

 

Bir yanda yıllarca birlikte yaşadığı kadın diğer yanda birlikte olduğu kadın vardı.

 

Roselia ile konuştuğunda, o üstüne kadın almasını dert etmeyeceğini çok önceden söylemişti.

 

Fakat Rose’da aynı şekilde düşünecek miydi? Peki ya düşünmezse?

Noir: Harem harem kesin kabul edicek.
YN: İnş

 

Bu düşünce içini kemirirken, giyinip odadan sessizce çıktı.

 

Şehire ölüm sessizliği hakimdi.

 

İnsanların büyük çoğunluğu bu vakitte yeni yeni uyanmaya başlıyorlardı. Fakat yine de şehir aşırı sessizdi.

 

Bunun nedeni anlaşılabileceği üzere her an patlayabilecek olan savaş idi. Klanlar arasındaki savaşlardan en çok zarar gören taraf genelde halk olurdu.

 

Bu nedenle bu saatte uyanan da olsa kimse dışarı çıkmaya cüret edemiyordu.

 

Ancak şehrin bu durumundan tamamen tezat olarak Black klanının içi baya hareketliydi.

 

İşçiler, hizmetkarlar, klanının askerleri bir o yana bir bu yana koşturuyordu. Satou klanında dolanırken onu gören hizmetkarlar ve işçiler onu görüp saygıyla selamlıyorlardı. Yeni klanlarına katılan üyeler ise Satou’nun kim olduğunu bilmese de onlara ayak uydurabiliyorlardı.

 

Satou’nun ise bu durum hiç umrunda değildi. Onun için normal bir manzaraydı bu.

 

Klan aşırı büyükte olsa herkes Satou’ya ‘genç efendi’ gözüyle baktığından, klanında yakın olduğu hiç kimse yoktu. Herkes ona genç efendi diyip hürmet gösterirdi.

 

Bu durumda kendi hizmetçisi dışında kimseyle yakın olmamasına neden olmuş idi.

 

Satou bunu düşünürken nazikçe iç çekti. Yüzündeki ifade ile gören birisi onu yıllarca yaşamış yaşlı bir dede sanabilirdi.

 

Bunu fark ettiğinde ise Satou kendi haline kıkırdadı. Daha gençliğinin baharında idi ama sanki yaşlanmış gibi davranması aşırı gülünçtü. Neyse ki kimse onun bu ifadesine bakmamıştı. Gerçi baksa bile kimse dalga geçmeye cüret edemezdi.

 

Satou hızlıca Rose’un kaldığı yere geldi. Kapıyı çaldı ve beklemeye başladı. Kısa sürede kapı açıldı.

 

Pijamalar ile salınık yeşil saçları olan bir kız çıktı karşısına. Kızın görünüşü insana doğa da zarif bir çiçekmiş gibi izlenim veriyordu. İnsan ister istemez bir koruma ve ya sevme duygusu hissediyordu. Bu kız tabii ki Rose’dan başkası değildi.

Noir: Yyok bu da Tomris.

 

Satou’yu görünce şaşkın gözlerle sıçradı. Anında uykulu hali yok oldu.

 

“Genç efendi geri… Geri döndünüz!”

 

Rose’un gözleri sulandı.

 

Gelişimciler için bu süre aşırı kısa olabilirdi. Fakat unutmamak gerekirdi ki ister gelişime yıllarını adamış gelişimciler açısından, ister ölümlülerin bakış açısından, Satou ve Rose daha çocuk denilebilecek kadar gençlerdi.

 

Rose sıkıca efendisine sarıldı. Satou, istemsizce gülümsedi. Geri döndüğünün haberi klan içinde sır gibi saklanıyordu. Bu nedenle Rose, efendisinin geldiğini öğrenememişti.

 

Onu böyle onun için sevinçten ağlarken görmek Satou’nun kalbini sızlattı.

 

Yine de belli etmemeye çalışarak gülümsedi ve nazikçe alnına fiske attı.

 

“Ben sana bana genç efendi deme demedim mi?”

 

Rose utandı. Anlık bir heyecandan dolayı Satou’ya alıştığı şekilde seslenmişti.

 

Satou bu utanmış ifadeyi görünce sırıtması genişledi. Kalbi güm güm davul gibi atmaya başladı.

 

Kafasında o cehennem gibi geçirdiği günler belirdi. Fakat Satou anılara dalmak yerine hızla anılarını bastırdı. İstemeden Rose’u korkutabilirdi.

 

Derince bir nefes aldı. Ardından şakacı bi tavırla konuştu.

 

“Eee. Almayacak mısın beni içeri?”

 

Rose hala kapıda olduklarını anın sevinciyle unutmuş idi. Satou hatırlatınca hemen efendisine yol verdi. Sonrasında Satou ve Rose içeri geçtiler ve muhabbet etmeye başladılar.

 

Kısa bir süre sonra Satou lafı fazla dolandırmadan içine dert olan şeyi yüzündeki ciddi ifade ile söyledi.

 

“Rose seni çok seviyorum. Biliyorsun bunu. Fakat bildiğin üzere bir gelişimcinin yolu uzundur. İleride gerek isteyerek olsun gerek istemeyen bir sürü kadın yanımda olabilir. Ne zaman olursa olsun beni bu şekilde kabul edebilir misin bilmek istiyorum. Biliyorum düşüncelerim çok aç gözlüce olabilir, bencilce olabilir hatta, kimisine göre adice bile olabilir. Ancak onların görüşü umurumda bile değil. Tek bilmek istediğim şey şu. Beni bu şekilde kabul edebilir misin?”

(evet evet evet demesini bekleyenlere spoiler hayır diyor)

 

Satou’nun dediğini duyan Rose sessiz kaldı. Satou, Rose’un yüzüne bakmaya utandığından kafasını kaldırmadan öylece duruyordu. Buna benzer bir konuşmayı Roselia ile de yapmıştı. Fakat Rose’un karşısında daha utangaçtı bu konuda.

 

Rose sonunda konuştu.

 

“Genç efendi. Siz benim efendimsiniz tabii ki kadınlarınız olabilir. Bunu bana sormamanız gerekir.”

 

Sesinin tonu sanki konuyla hiç bir alakası yokmuş gibiydi. Fakat dikkatle dinleyen birisi sesinin titrediğini duyabilirdi.

 

Satou acı şekilde gülümsedi. Belki bi başkası Rose’un düşüncesini tahmin edemezdi. Fakat normalden olgun bir zihniyete sahip olan ve Rose ile yıllarını geçirmis Satou, onun düşüncesini kolaylıkla tahmin edebilmişti.

YN: Unutanlar için şu Ölüm Nefesinin mirasındaki testin içinde 2 yıl yaşadı. Tabii bu zaman dışarıda en fazla bi kaç saate denk gelmiş idi.

 

“Rose…”

 

Tam bir şey söyleyecek iken Rose’un konuşmasını bitirmediğini fark etti ve sustu.

 

“İleride büyüyeceksiniz ve belki dünyada parmak ile gösterilecek sayılı dahilerden birisi olacaksınız. Bu aynı zamanda sayısız dahinin sizinle olmak istemesine neden olacak. Şimdilik sizin beni sevdiğinizi biliyorum. Peki ya bundan bir kaç yıl sonra? Beni her zaman şu anki gibi sevebilir misiniz? B… Ben korkuyorum. Sizin ileride beni terk etmenizden korkuyorum...“

Noir: Haklı.

 

Rose daha fazla dayanamayıp ağlamaya başladı. Rose’u bu halde görünce Satou’nun kalbi sızladı.

 

Satou hiç bir şey söylemedi. Rose’u kollarının arasına aldı ve bağrına bastı.

Rose hiç karşı koymadı ve Satou’nun göğsünde uzun uzun ağladı.

 

Satou’nun kalbi iyice sıkıştı.

 

Satou, Rose’un ne demek istediğini anlamıştı. O da az çok Satou’nun potansiyelini anlayabiliyordu. Bundan dolayı da biliyordu ki ileride ondan bin kat güzel ve statüleri yüksek kadınlarla karşılaşacaktı.

 

Rose kimdi? Bir hizmetçiydi. Diyebilirsiniz özel hizmetçi diye.

 

Fakat bir özel hizmetçi ne demekti?

 

Efendisinin yatak ısıtıcısı demekti. Eğer başka bir efendiye verilseydi Rose çoktan kullanılıp bi kenara bırakılırdı.

 

Satou bu şekilde davranmasa da Rose statüsünü farkındaydı. Gücünü de farkındaydı. Her ne kadar Black klanı ona bunu hissettirmemiş olsa da bu statü ile sıradan insandan aşağıda sayılırdı. Satou bir gün Rose bırakıp başka kadınlarla olsa kimse ona bir şey söylemezdi. Hatta ileride bazı klan liderleri potansiyelinden dolayı kendi kızlarını bile seve seve verebilirdi.

 

Bu nedenle de Rose korkuyordu. Satou bırakır diye.

 

“İleride neler olur bilmiyorum. Fakat Rose sana yüce yaratıcının şahitliğinde yemin ederim ki ölmediğim sürece asla seni terk etmeyeceğim.”

 

Yaratıcı şahitliğinde yemin!

 

Bu her babayiğidin yapabileceği bir şey değildi. Eğer bir kişi bu yeminden dönerse yaratıcının bizzat yarattığı söylenen ulu gökler tarafından büyük bir cezaya maruz kalırdı.

 

En iyi ihtimal ile sakat kalır ve bir daha gelişim yapamazdı. En kötü senaryo ise…

 

Birden fazla senaryo olduğundan bunu şimdi açıklamak gereksiz. Zaten ileride bu senaryoların bir kaçıyla karşılaşabiliriz. Bu nedenle hikayeye devam edelim.

Noir: Üşengeç yazar parçası seni.

YN: Hehe

 

Rose, Satou’nun ettiği yemini duyunca korktu. Bu dünya da edilebilecek en büyük yemindi bu. Fakat içten içe garip bi mutlulukta hissetti. Onu bu kadar sevmesinin onun için yaratıcıya dahi yemin etmiş olmasıydı onu mutlu eden.

 

“B...Bunu yapmana gerek yoktu.”

 

Satou gülümsedi.

 

“Hayır vardı. İçinin rahat etmesi için gerekirse ölümsüzleri bile katlederim. Anlatabildim mi?”

 

Rose kızarmış bir ifadeyle onayladı.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1458

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 987

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 779

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15181 Üye Sayısı
    • 716 Seri Sayısı
    • 33289 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr