Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

İblis Alvin - Bölüm 6: Ejderha Büyücülüğü-3


“Alvin… Ejderha Büyüsüne sahip olarak metamagician olmak biraz zor gibi…”

“Ama bana açıklaması bana çok yakın geliyor.”

Kitapta Metamagician’ı (öte veya ileri büyücü) buldum. Okumaya başladım.” Güç kullanarak yasaları yöneterek büyüyü kontrol edebilen büyücüler, güçlerinin geldikleri yer ruhları, vücutları veya türlerinin özel bölgeleri olabilir. Yasaları kontrol etme yeteneği ve çok yüksek bir mana havuzu gerektirir.”

Metamagician’ı bulmak kolay oldu çünkü kitabın en arkasındaydı.

Triss:” Alvin yapamazsın demek istemiyorum… Hatta denemeni tavsiye ediyorum ama ‘Metamagician’ olmak demek o önceden okuduğun tüm büyücülük türlerine sahip olabilmek demek, yeterli bir çalışmayla. Ama yasaları yönetmek düşündüğünden daha zor.”

Triss’in dediğini anlıyordum, bizim dünyamızda önceden büyü olmadığından bu yasaların yönetimi biraz gelişmişti. Elementleri kontrol etmeyi tamamen yasalara göre ve vücuttan salınan güç alanları veya güçlere göre kontrol ediyorduk. Mızrakla beraber kazandığım havada dalgalar yaratma yeteneği de yasalara dayanıyordu, ama rüzgara yatkınlığım da ona yardım ediyordu.

Kitapta okuduğum meslekler dünyada çok çeşit güçlü insan ve varlık olduğunu anlamamı sağladı, şu an mızrak konusunda harikalar yaratabilsem de sadece bir “Aeromancer” veya “Battlemage” olarak yeterince güçlenemezdim. “Metamagician” olmak için çalışırsam baştaki gelişimimim biraz kısılacaktı ama ileride yasaları diğerlerinden çok daha iyi anlayabilecektim, bu da yolumu daha geniş ve daha çok dala sahip yapacaktı.

“Kararımı verdim, başlangıçta büyünün kendisinden çok büyünün varlığını kontrol edenleri elime geçirmek bana daha fazla fayda verecek.”

Triss’in ağzı açık kaldı,”Hahaha, çok güzel, fufu hahaha! İyileştiğine göre benim gitmem gerek, birkaç gün sonra güneye gitme konusundaki kararını bana söyleyebilirsin.”

Triss yavaşça yanımdan kalktı ve odadan çıktı.

Triss gittikten sonra birkaç tane bakan ve aristokrat da beni ziyaret etmeye geldi ama hiçbirini kabul etmedim. Metamagician’ın sayfasındaki bilgileri okumam ve iyileşmiş vücudumun tamamen dinlenmesini beklemeliydim, Triss’in dediğine göre vücudum tamamen iyileşmiş olsa da büyü artıklarının mana havuzumu etkilememesi için 1 gün daha dinlenmeliymişim.

Mana havuzu terimini de Triss’den öğrendim, dediğine göre mana havuzu vücudumuzun büyü evrenindeki yansımasıydı. Yani benim fiziksel boyuttaki vücudum, büyü evrenindeki mana havuzuma bağlıydı. Büyü evreni ve fiziksel boyut da birbirlerine sıkıca bağlıydı. Hatta elementler ve bazı şeytanlar sadece büyü evreninde görülebilirlerdi, sadece onları bulmak ve yakalamak için yetiştirilen insanlar bile vardı.

Bu derin bilgileri şu anlık yüzeysel bilmenin daha iyi olduğunu düşündüğümden asıl konuya geçip Metamagician hakkındaki derin bilgileri okumaya başladım.

İleri Büyücülük, tam olarak büyücülüğün bir sonraki aşaması değildi. Kendisi tamamen farklı bir türdü. Bu büyücüler büyünün kendisini kontrol etmezlerdi ve diğer büyücüler gibi mana havuzlarını genişletmeye çalışmazlardı…

Ama doğuştan çok iyi bir mana havuzu gerektirirlerdi, çünkü mana havuzu ne kadar dayanıklı olursa mana havuzlarının şekillerini değiştirmek o kadar kolay olurdu…

“Sikerler”

Daha fazla dayanamadım, ne kadar çalışkan olsam da onları okumak yerine kendim denemek daha iyi olurdu. Nasıl olsa ne bunlar meslek gruplarının en geniş halleriydi, ileride belki de benim elimde çok farklı bir şeye dönüşecekti, belki de değil kesinlikle dönüşecekti.

“İyi ki Triss çıkmadan antrenman yapabileceğim bir yer öğrenmişim…”

Triss’den öğrendiğim antrenman yerine gitmeye başladım, dediğine göre sarayın bahçesinde güzel bir şelale vardı ve etrafına büyü yayıyordu. Hem alıştırma hızı artıyordu hem de etraftaki ağaçlar demir ağaçlar oldukları için saldırılarımı istediğim gibi deneyebilirdim.

***

Triss odasına hızlıca odasına gitti, kapıyı arkasından kilitledi ve derin derin nefes almaya başladı, tüm vücudu kıpkırmızıydı. Gözleri bulutlanmıştı ve ağzından salyalar akıyordu…

Kendisini birazdan kaybedeceğini anladığı için büyü kullanarak aklını temizlemeye başladı.

“Huff hufff, Alvin beni çıldırtacak. Zeki, güçlü ve yaratıcı… Üzerine baya bir yakışıklı… Ahhh!! Cesareti de çok fazla…”

Kendini yatağa bıraktı,” İkinci görüşümüz çok iyi gitti, onu hemen kendime aşık edebileceğimi düşünmüştüm ama biraz daha uğraşmak zorunda kalacağım. Hufhufhuf İlk öpücüğünü almış olsam da bu sadece başlangıç hufhufhu”

Kendini sakinleştirdikten sonra üzerinde hemen temizleme büyüsü kullandı ve soyundu. Sonradan tavşanlı prenses pijamalarını giyip çalışma masasına geçti.

“Büyünün içinde çok az büyüyü yapanı iyi görme efekti katmıştım ama… Bu çok kötü sayılmaz! Kesinlikle iki yüzlü değilim, onu aşırı etkilemiş olamaz! Hem bana minnettar olmalı, ben olmasam gerçekten de vücudu iflas edebilirdi.”

Günlüğünü yazmaya başladı…

“İmparator Babam bana güzel bir eş bulacağını söylediğinde pek inanmamıştım ama gerçekten başarmış gibi. Sevdiğim bir erkek tarzına sahip değildim ama onu ilk gördüğümde ondan direkt hoşlandım. Metamagician olmak istemesi beni başta şaşırsa da gerçekten dediğini yapacak birine benziyor.”

“Onu şu an çok iyi tanımıyorum ama ilerde birbirimizi tanımak için çok zamanımız olacak. Nasıl olsa güneyde bol bol beraber zaman geçireceğiz… Hufhufhufu gerçekten koca imparatorluğun büyü akademisini kaybedebileceğini aklından yürütmesini beklemiyordum. Çok acayip bir hayal gücü var. Tamam akademi biraz sıkıntılı bir durumda ama 2 tane baş büyücüyü yollayarak kolayca savunma yapabiliriz. Stratejik büyücüler aktif savaşa katılamasa da koruma savaşlarında kullanımları serbest… Ama kendince güzel bir senaryo oluşturdu. Eğer güneydeki sorunlarımızı çözerse ona minnettar olurum, İmparator babam bu konuyla uğraşmak da istemiyordu, iyi olur.”

***
Şelaleyi hizmetçilere sorarak buldum, hizmetçilerden bana yardım edecek birkaç tane arkadaş yapmak istesem de hepsi benden bir nedenle uzak duruyordu, isteklerimi yerine getirdikten sonra hemen kaçıyorlardı.

Gerçekten büyülü bir yerdi, ama benim dünyadaki evimin yeri daha hoş gelmişti. Bizim ailenin ana evi yasalar sayesinde havada duruyordu ve bulutlar üstünde yürümek mümkündü, konsept açısından orası daha güzeldi. Ama burası da fena değildi, hem bunun gibi yerler yaygındı.

Babamın dediğine göre orayı biz de şans eseri bulmuştuk, yani biz oluşturmamıştık.

Üstümdekileri çıkardım ve göle atladım. 2 gündür yattığım için vücudum pislenmişti, mızrağımla oluşturabileceğim dalgalarla üzerimi ve kokumu temizleyebilecek olsam da banyo yapmak yenileyici geliyordu.

Mızrağımı da elime aldım, banyo sırasında mızrak kullanmak eğlenceli olabilirdi. Hem suya karşı mızrak kullanmak iyi bir çalışma tarzıydı.

Nedense göle girdiğimde sırtım bir anda soğudu…


Triss’in odasının şelaleye bakan camında büyük bir teleskop, gölü izliyordu, arkasındaki ismin kafasından ayaklarına kadar her yeri kıpkırmızı olmuştu ve ağzından salyalar akıyordu…

“Oh.. Alv.. Alv… A… Alvin…”


Galiba az bir şey üşümüştüm, pek takmadan banyo almaya devam ettim, bir tandan mızrağı sallıyordum bir yandan da gölün içinde at koşturuyordum.

Mızrağımı sallarken yavaşladığımı fark ettiğimden ısınmanın şart olduğuna kanaat getirmiştim.

Sonra şelalenin altına geçip oturur pozisyon aldım, gölün ağırlığını kullanarak vücudumu çalıştırıyordum. Birkaç gündür yatan vücudumu böyle ısındırabilirdim.

“Huhhh rahatlatıcı”

Şelalenin altında konuşmak salaklıktı, sadece o kadar rahattım ki şelalenin altında olduğumu unutmuştum…

“Cough cough!”

Ağzıma su kaçmıştı, hemen kendimi toparladım… Kimsenin bunu görmediğine şükrediyordum.

Statü ekranımı açtım.

[<Mızrak Delisi Alvin Vingnir> Lv1]
[Mızrak İblisi]
[Sağlık - 30 Kuvvet - 18 Çeviklik - 18 Büyü - 14]
[Pasif Beceriler – Savaşçı Sezgileri Lv1, Mızrak Ustalığı Lv2]
[Aktif Beceriler – Güçlendirme Lv1, Dövüş Cambazlığı Lv1, Kavrama Lv1]

Büyüm 1 artmıştı, neden arttığını sistem bana söylememişti. Her halde yüksek seviye bir büyüye maruz kaldığımdan olmalıydı.

Güçlendirmenin sıkıntısını bir kere çektiğim için onu kontrol etmeyi öğrenmem gerekiyordu. Bu yüzden daha çok denemem gerekiyordu. Önceden denemediğim, becerileri güçlendirmeyi denemeye karar verdim.

Savaşçı sezgilerimi güçlendirmeyi becerememiştim, mızrak ustalığı da güçlendirilebilir durmuyordu.

Gölden çıktım, odaklanmış olduğum için çıplak olduğumu pek umursamıyordum, nasıl olsa kimse izlemiyordur diye düşünüyordum…

Mızrağı aldım ve durmadan değişik yörüngelerde saldırılar yapıyordum, mızrak o kadar hızlanmıştı ki arkasında izler bırakıyordu. Sonradan güçlendirmeyi çalıştırdım, kendim üzerinde değil ama saldırılarım üzerinde.

Mızrak yavaşça parlamaya başladı ve bir süre sonra elimdeki mızrak bir ışık huzmesine dönüştü, doğru unutmuştum. Güçlendirme direkt olarak mızrağı etkilemişti.

Düşündüğüm gibi mızrağın temelini evrimleştirmemişti, başkasının elinde yine düz bir mızrak olacaktı ama üzerinde güçlendirme uygulandığında çok daha iyi bir silaha dönüşüyordu.

Güçlendirme için fiziksel temasa gerek olmadığını da buradan anlamıştım. Bana belli mesafede yakın olduğu sürece güçlendirme becerisini çalıştırabiliyordum, tabi ki de önceden güçlendirmediğim bir şeye böyle uzaktan bu beceriyi uygulayamazdım ve mızrakla olan bağım da iyi olduğundan bunu yapabiliyordum.

Mızrak değiştikten sonra tamamen mavi, turkuaz arasında bir renk alıyordu ve nerden bakılırsa bakılsın o mavi turkuaz renklerin arası beyaz oluyordu. Elimdeki mızrak daha da iyi olduğundan saldırılarım da çok daha iyileşiyordu.

Mızrağı güçlendirmem beklentilerimi karşılamıştı ama çok da tatmin olmamıştım. Ne kadar çok etkili olsa da güçlendirmenin daha önemli bir özellik olduğunu düşünüyordum, tamamen spekülatif bir düşünceydi ama aklımda garip bir şey vardı.

Sonradan mızrağı elime aldım ama mızrağı güçlendirmek yerine, “Güçlendirme”yi elime yönlendirdim ve kavrama yeteneğini çalıştırdım.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9291 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr