Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

İblis Alvin - Bölüm 3: Ormanın Düşmanı-3


[Kritik Saldırı]
[Lv1 Kalın Derili Alfa Goril avladın]
[Kavrama Lv1 Yetenek Kitabı elde ettin]
[Bir unvan kazanma yolunda ilk adımını attın]

Seviye sisteminin nasıl işlediğini gerçekten anlayamamıştım, dış ormanın kralı gibi gözüken koca goril sadece 1. seviye miydi?

‘Hmm statlarım hiç artmıyor..’

Statlarım başladıkları gibi kalmışlardı, anladığıma göre statları arttırmak kolay değildi. 17 yılda sadece 17 kuvvet elde ettiğimden bunu anlamam gerekirdi. Biraz fazla uçuk hayallere sahip olduğumu anlamıştım. Belki de biraz daha sabredersem daha hızlı güçlenmek için bir yol bulurdum.

Sağlık statının gücünü biraz anlamaya başlamıştım, statlar o kadar basit şeyler değillerdi. Kuvvet sadece saldırıyla alakalı değildi, kuvvet demek kasların ve vücudun daha kuvvetli olması demekti, bu da hem savunma hem de saldırı gerektiriyordu. Ama insanlar bu kuvvetlerini defansa ya da saldırıya yönlendirebilirlerdi.

Sarayda gördüğüm koca koca vücutlu adamlar büyük ihtimal tüm kuvvetlerini vücutlarını büyütüp savunmalarını güçlendirmek için kullanmışlardı. Ama imparator inceydi ve hiç kuvvetli gözükmüyordu. Bir imparatorluğun lideri güçsüz olamazdı, büyük ihtimal kuvvetini daha dengeli dağıtmıştı ve gücünü gereksizce etrafa yaymaya gerek duymuyordu.

“Bu dünya düşündüğümden daha da ilginç”

Sağlık statım yüksek olması sayesinde 2 saat boyunca etrafta koşturmama rağmen dayanıklılığımı hızlıca yükseltebiliyordum, başlarda kingkongu yaralarken biraz yorulma hissetmiş olsam da kingkong yavaşladıkça ben de kendimi yavaşlatıp savaşı uzun sürdürmüştüm, savaşın hızı belli bir hızın altına düştükten sonra yorulmak yerine yavaşça toparlanmaya başlamıştım, kingkong da daha çok yorulmaya başlamıştı ve savaş sırasında devamlı kan kaybetmişti.

Babam hep derdi, savaşlarda belirsizlikler olsa da savaşın kendisi matematik gibiydi. Eğer savaşı bir denklem olarak alırsak, insan bu denklemi düzgün okur ve güzel bir çözüm yolu bulursa denklemin içinden kolayca çıkabilirdi.

Başlangıçta benim dayanıklılığıma 500 dersek, kingkongunki 5000’di ama benim dayanıklılık yenilemem 50 ise onunkisi 10’du, tabi ben küsurları yuvarlamıştım. Başlangıçta savaş kingkongdan her dakika 60 dayanıklılık yiyordu ve bu tempolu başlangıç savaşı en az 20 dakika sürmüştü, sonradan ise sinirlendiği için bir 30 dakika daha 80 dayanıklılık yiyerek savaşmaya devam etmişti. 3600 dayanıklılık havaya karışmıştı, üzerine bu yorgunluk sadece dayanıklılık üzerinde etkili değildi.

Her geçen dakikada yumruklarının gücü de düşüyordu. Ben ise ‘Kingkong’a göre küçük vücudum sayesinde daha az enerji harcıyordum. Kingkong 10’luk dayanıklılık yenilemesi sayesinde tempolu savaş sırasında ise sadece 500 dayanıklılık yenilemişti. 50 dakikadaki son dayanıklılığı sadece 2000 kalmıştı. Ben ise önceden savaştan gelmeme rağmen sadece 10 dayanıklılık kaybediyordum ve o tempo arttırmasına rağmen 2. Kısımda ben daha da az enerji harcıyordum.

Savaş tarzı burada kilit noktaydı, ne kadar hızlı olursa olsun. Eğer yumruklar doğru yere oturmuyorsa bana ne etkisi olabilirdi ki? Önemli olan sonuçtu ve kingkong bana, yani sonuca ulaşamıyordu. 2. Kısıma başlarken benim sadece 300 dayanıklılığım kalsa da 2. Kısımda tek yaptığım karşı tarafın hareketlerini izleyip savuşturmak olduğu için her dakika en az 5 dayanıklılık yenilemeye başladım.

Yavaş yavaş kendimi toparladım ve kingkongu öldürdüm…

Modern dünya’da savaşlarım sadece 10-20 dakika sürüyordu ve kaybetsem de hiç yorulmuyordum. Beni yorgunlukla yenen yoktu, ama savaşların uzunluğu yeterince uzun olmadığı için bir dayanıklılık canavarı olduğumu yeni fark etmiştim.

Pratikten bahsetmeme gerek yoktu, pratik sırasında kendimi hep zorlayan tarzda pratik yaptığımdan dayanıklılığın pek bir özelliği kalmıyordu. 30 dakika olmadan kaslarım iflas ediyordu ve evimizdeki özel bitkilerde duş alıyordum. Dayanıklılık pratiği yapmak bu yüzden hiç aklıma gelmemişti, öldür ya da öldü amacım.

İnsanlar derisiyle bir mızrağı durdurabilir mi? Tabi ki de hayır. O yüzden dayanıklılığın ne önemi olsun ki. Ama şimdi karşımdaki canavarların silahlara karşı durabilecek derileri, kılıçların kesemeyeceği kılları vardı… Ve bu beni heyecanlandırıyordu, ‘Hehehehgrgrgrg gagagragagrag’

***

Ormanda gitmeye devam etti, farkında olmadan 1 gün geçirmiş oldum. Pek bir şey avlamadım, gorilin bulunduğu bölgenin kabataslak haritasını ezberledim ve avlanma kaynaklarını buldum.

Gorillerin toplandığı bir yer, kurtların toplandığı bir yer ve büyük bir çiçek bahçesi buldum. Bahçenin içinde biraz fazla arı olduğu için oradan uzak durmaya başladım. Bu özel alanlar dışında etrafın büyülü canavarlar bulunan bir ormandan farkı yoktu.

Öldürdüğüm gorilin yuvasına gidip kendime küçük bir kamp kurdum, gorilin yuvasının pek bir özelliği yoktu, özel bir bitki ya da güzel bir eşya bulamadım. Ele geçirdiğim savaş ganimetlerini tek tek yere dizdim.

Elimde 2 tane kıza kılıç, birkaç tane kırmızı renkli hap ve düşen beceri kitapları. Kitapları diyorum çünkü etrafı ezberlerken bir tane daha düşürdüm.

Bir tanesi “Kavrama Lv1” diğeri ise “Büyü İplikleri Lv1”. Yolda gezerken bir daha rastlayabileceğimi düşünmediğim garip bir şeyle karşılaştım, altın renkli bir örümcek yerde ölü gibi yatıyordu ve altında bu kitap vardı. Kitabı elime aldığımda ara yüz “Büyü İplikleri Lv1 ünik büyü kitabını ele geçirdiniz!” diyerek bana uyarı verdi. Ben de kitabı hemen kullanmak için kamp kuracağım yere hemen geri geldim.

İlk başta Kavrama yeteneğini öğrendim.

[Kavrama Lv1(Aktif) becerisini elde ettiniz. Ellerinizin çabukluğunu güçlendirdiniz, kuvvet ve çeviklik 1 arttı]

Kavrama yeteneği tamamen ellerimle ve kollarımla alakalıydı, parmaklarım uzamasa veya kalınlaşmasa da içerideki kasların daha sıkı olduğunu ve kemiklerin geliştiğini hissedebiliyordum. Elime mızrağı aldıktan sonra zaten iyi olan mızrak yeteneklerimin bu ellerim sayesinde çok daha hızlandığını fark ettim.

Önceden mızrağı havaya atıp yakalamak gibi çılgın akrobatik şeyleri denerken genelde yüzde 50 şansım oluyordu ama şu an mızrağı sağ elimde döndürmeye başlayıp havaya attıktan sonra kolayca sol elimle yakalayıp harekete devam edebiliyordum. Birkaç tane denemeden sonra hala mızrağı düşürsem de bu es geçilemez bir gelişmeydi. İşime gelecek beceri kitaplarını kesinlikle öğrenmeliydim.

[Mızrak Ustalığı, Kavrama yeteneğiyle sinerjisi sayesinde seviye 2’ye yükseldi. Mızrağın ile havada dalgalanmalar yaratabilirsin.]

Bugün ne kadar güzel şeyler oluyordu, bu dünyaya ışınlanmadan önce elde edemeyeceğim güçler elde ediyordum. Büyükbabam bile oklarıyla havayı delme noktasına 25 yaşında gelmişti, ben sadece 17 yaşındaydım.

Elbette havada dalgalandırmanın ne demek olduğunu biliyordum, normal insanlar bu özelliği mızraklarını veya silahlarını havadaki dalgalandırmalarla saklayıp gizli ve belirsiz saldırılar yapabilirlerdi, ama benim ailem silahlarla havayı kontrol etme olayınca bir üst seviyeye çıkmışlardı.

Havadaki dalgalandırmaları kullanarak silahlar ile uzaktan saldırılar veya havadaki dalgaları kullanarak çok uzak mesafelere zıplamalar gibi yetenekler elde eden birçok büyüğüm vardı. Heyecandan direkt zıplayıp havaya atlayıp yürümeyi denedim… Düştüm, “Büyü İplikleri Lv1”i elime aldım

[Büyü İplikleri(Pasif) Lv1 becerisini elde ettiniz. Büyüye olan yatkınlığınız gözle görülür düzeyde arttı. Büyü 5 arttı]
[Tebrikler! Büyü puanlarınız 10’u geçti, büyüyü işlevsel olarak kullanabilirsiniz.]

Sanki önümde yeni bir kapı açılmış gibi hissetmiştim, sınıfı dinlerken birinin “Büyülü Kılıççı” olduğunu duymuştum. Büyüsü doğuştan 10’du ve statüsü açıldıktan sonra garip hissetmeye başladığını söylemişti. Adirana’dan statları dışında çok bilgi öğrenememiştim ama onun büyüsünün hatırladığım kadarıyla 21 olması gerekiyordu.

Eğer büyülü kılıççı olan arkadaş da benim hissettiğim gibi hissetti ise gerçekten çok düşük profilli takılmış olmalıydı, çünkü büyüyü hissetmek ile büyüyle etkileşime girmek arasındaki farkı anlamıştım.

Büyüm 10’un altındayken tek hissettiğim şey vücudumun etrafında gezen sanki serin bir sudaymışım gibi beni rahatlatan bir enerjiydi, şu an kendimi ılık bir denizde gibi hissediyordum. O suda kolayca yüzebiliyordum ve yönlendirebiliyordum.

Denizde dalgalar yapacak veya denizi kurutup bir deniz yaratacak kadar güçlü olmasam da onun içinde olduğumu bilmek mutluluk vericiydi.

Statü ekranımı açtım.

[<Mızrak Delisi Alvin Vingnir> Lv1]
[Mızrak İblisi]
[Sağlık - 30 Kuvvet - 18 Çeviklik - 18 Büyü - 12]
[Pasif Beceriler – Savaşçı Sezgileri Lv1, Mızrak Ustalığı Lv2,Büyü İplikleri Lv1]
[Aktif Beceriler – Güçlendirme Lv1, Dövüş Cambazlığı Lv1, Kavrama Lv1]

Güçlendirme becerisini unuttuğumu fark ettim… Ve Büyü iplikleri pasif bir özellik miydi? Hiç dikkat etmemiştim…




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1010

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 934

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 773

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 742

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 624

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 544

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 535

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 464

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 430

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 232

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 160

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 115

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 99

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 72

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 9580 Üye Sayısı
  • 250 Seri Sayısı
  • 14499 Bölüm Sayısı


creator
manga tr