Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

İblis Alvin - Bölüm 1: Ormanın Düşmanı-1


Gözlerimi açtığımda beyaz bir sarayın içindeydim. Etrafta bir sürü değişik kıyafetler giymiş insan vardı, ben ve benimle beraber ışınlanmış insanlara bakıyorlardı.

Önümüzdeki tahtta oturan mücevherlerle dolu bir giysi giyen ve başında taç olan kişinin kral olduğunu anlamam çok sürmedi, yüzünde biraz şaşırmış bir ifade vardı. Yüzünden pek asalet akmasa da duruşu ve dışarıya verdiği his asil bir duygu taşıyordu. Yanında yaşlı bir kadın vardı, o da kraliçe olmalıydı.

Önlerinde ise 3 tane süslü kıyafetler giymiş güzel kız vardı, bir tane de sarı saçlı küçük bir velet yanlarında duruyordu.

Kral ağzını açtı. “Ohhh! Kutsal Kahramanlarımız, Auron İmparatorluğuna hoş geldiniz! Ben imparatorluğun 37. Kutsal İmparatoru ve dinimizin haklı lideri VI. Sadrick…”

İmparator, çok klişe olmasa da klişe değil diyemeyeceğim bir hoş geldin konuşması yapmaya başladı. Bir krallık değil de imparatorluğa geldiğimi görünce biraz şaşırmıştım. Bu dünyadaki sistemi pek bilmesem de büyülü bir dünyada imparatorluk kurmak zor olmalıydı. Sadrick’de öyle bir güç var gibi gözükmüyordu.

Tüm konuşma boyunca esneyip durdum, gerçekten hiç umurumda değildi. Şeytan kraldan falan bahsetti ama nedense bu şeytan kral kendisi ortaya çıkmamış da bir insan ülkesini içten kontrol ediyormuş, bu yüzden bizi çağırmış. Krallığı savaşlarda desteklememizi istiyormuş ve hızlıca gelişmemiş gerekiyormuş. Önemli bazı detayları kaçırmış olsamda, dediğim gibi, umurumda değildi. Yalan veya gerçek, önemli olan şu an kazandığım yeteneklerdi. Onları bir savaşta kullanmak için sabırsızlanıyordum.

Bizi odalarımıza saldıktan sonra hemen yeteneklerime bakmaya başladım. İsmimim yanındaki unvana göz atmak istedim, ara yüzün yanına yeni bir ekran açıldı ve unvanın özelliklerini bana gösterdi.

[<Mızrak Delisi>]
[Mızrak kullanmak senin için nefes almak gibi bir şey, şu anki hayatını mızrağa adamışsın ve deli gibi kendini geliştirmek istiyorsun. Mızraklara olan ilgin kendine zarar verebilecek kadar tehlikeli. Mızrak kullandığın zaman hızın ve gücün o zaman hissettiğin duyguya ve düşündüğün şeye göre değişik oranlarda artabilir, mızrakla yapılan saldırılar düşmanın kritik bölgelerine olması gerekenden 2 kat daha fazla hasar verir. Mızrak Ustalığı 3 kat daha hızlı seviye atlar.]                                                                                                                    

Dediğine göre, duygu ve düşüncelerime göre mızrak saldırılarım çok daha fazla hasar verebilirdi. Buradaki aldatıcı kısım “artabilir” denilen kısımdı, demek ki azalabilir opsiyonu bana dahil değildi. Kritik bölgelere saldırı olayı gayet açıktı.

Mızrak Ustalığı yeteneğinin 3 kat daha hızlı seviye atlaması da biraz aldatıcı duruyordu. Yeteneği 3 kat daha hızlı geliştirebileceğimden bahsetmiyordu, seviyeden bahsediyordu. Belki 3. ve 9. Seviye arasında çok bir fark yoktu, ama 9. İle 10. arasında çok fark vardı. Ya da ben çok düşünüyordum, en azından iyi bir şey olduğu için mutluydum, mızrağı daha çok geliştirmek her zaman güzeldir… ‘Hehehe’

Mesleğime göz atmaya kalktım,

[Mızrak İblisi]
[Mızraklar generallerin, kralların ve imparatorların silahı olarak bilinir. Haysiyet gerektirir, düzenli çalışma gerektirir, saygı gerektirir olarak bilinir. Ama gerçek bir mızrak ustası nasıl olmalıdır? Ölümden sonra haysiyetli olmanın tek artısı tarihe iyi biri olarak yazılmaktır.]
[Mesleğin sahibi mızrakla beraber büyü yapma özelliğine sahip olur, mızrağa büyü eklemek kolaylaşır. Uzun silahların ustalığını gelişimi aşırı hızlı hale gelir. Genel olarak, yetenekleri öğrenmek kolay hale gelir. Her seviyede Sağlık 2, Güç 3, Çeviklik 3, Büyü 2 artar]

Mesleğin bana söylemeye çalıştığı şeyi az buçuk anlıyordum, tam benim tarzıma yönelik bir açıklama gibi geliyordu. Mesleğin bana sunduğu özellikler ise çok güzel duruyordu, ben sadece fiziksel güce bağımlı bir meslek edindim sanıyordum ama mesleğin ilk 2 özelliğinin büyüyle ilgili olduğunu görünce mutlu olmuştum.

Son olarak ise <Mızrak Delisi>’ne benzer özellikler vardı, sadece yetenekleri öğrenmekten bahsetmesini bek anlamamıştım. Stat artışları da yeterli gözüküyordu, 17 yılda sadece 30 stat sağlık kazandığıma göre bu dünyadaki gelişimim çok daha hızlı olacaktı…

Becerilerime de göz attım,

[Savaşçı Sezgileri Lv1(Pasif) – Düşmanın saldırılarını önceden tahmin edebilirsin, düşmanın yerini diğerlerinden daha kolay kestirebilirsin]
[Mızrak Ustalığı Lv1(Pasif) – Mızrağı kolayca yönlendirebilirsin, mızrak hareket halindeyken yörüngesini değiştirebilirsin, mızrağın hızı ve ivmesi senin kontrolündedir. Mızrak elinde dans eder.]
[Güçlendirme Lv1(Aktif) – Sahibi olduğun canlı veya cansız varlıkları güçlendirebilirsin, vücudun da sahip olduğun bir varlıktır.]
[Dövüş Cambazlığı Lv1(Aktif) – Dövüş alanı senin oyun alanın, her tür ortamda savaşabilirsin.]

Savaşçı sezgilerine zaten sahiptim, yani ben öyle düşünüyordum. Şu an ise onu daha kolay geliştirebileceğim gibi gözüküyordu. Mızrak ustalığı becerisinin olmaması sıkıntılı olurdu, varlığını sorgulamaya gerek yok.

Güçlendirme biraz garip görünüyordu, imparator konuşurken ünik özelliklerden bahsetmişti. İnsanlar ne kadar güçlü özelliklere sahip olsa da ünik özelliklere sahip olanlar çoğu zaman daha avantajlı olurdu. Güçlendirme çok geniş bir yetenek olarak gözüktüğü için onun ünik bir beceri olduğunu düşündüm. Yani mutluluk verici bir olaydı.

Dövüş cambazlığına ise aşık oldum, tam ihtiyacım olan yeteneklerden biriydi. Savaş alanında dans etmek benim işim olduğumdan bana çok uygun duruyordu. Becerilerimi denemek için sabırsızlanıyordum.

Ama önce, tuvalete gitmem lazımdı.

Dışarı çıkıp tuvaleti aramaya başladım… Sarayın içindeki bahçeye açılan bir odaya sahiptim, odadan çıktım ve etrafı gezmeye başladım, bırakmam gereken bir yük olduğu için biraz hızlı olmam lazımdı.

Tam sarayın kapısından içeri girecektim ki imparatorun önünde duran 3 prensesten en güzel olanını önümde gördüm, yani bence en güzel olanları oydu. Uzundu ve dizlerine kadar simsiyah saçları vardı, yüzü de çok güzel duruyordu. Mavi gözleri, siyah saçları içinde bir yıldız gibi parlıyordu.

“Bay Alvin, Bir ihtiyacınız mı var?”

Kızın adını bilmiyordum. ” Bayan… Bayan…”

“Triss, Triss Elborn”

“Pardon ama tuvaleti gösterir misiniz?”

Triss ne diyeceğini bilemedi, ama tuvaletin yerini tarif etti. Sonra da canavar bulabileceğim bir orman sordum. Bana krallığın yıldız ormanlarının yerini tarif etti.

“Görüşürüz Bayan Triss! Teşekkürler!”

Kalçamı sıkı sıkı tutarak tuvalete doğru koşmaya başladım, arkamdan gelen çatırdama seslerini hiç takmadım…

-Crack Crack…

***

“Ahh! Rahatladım…”

Yükümü tuvalete bıraktıktan sonra prensesin anlattığı yönden ormana doğru gitmeye başladım, zaten saraydan indikten sonraki ilk yol ayrımında direkt ormana giden bir yol vardı.

Orman ile saray arasındaki yol biraz uzundu, ama yeni kazandığım yetenekler bu yolun uzunluğunu benim için önemsiz kılıyordu… Mızrakları sadece savaşta kullanmalıyım diyen biri yoktu…

Sırtımdaki çantadan mızrağımı çıkardım, mızrağın içindeki büyü miktarı nerdeyse hiç olmadığı için sistem eşyayı inceleyemiyordu ve değer biçebilen yeteneğe sahip olan insanlar bile eşyanın özelliklerini göremiyordu. Ben zaten bu “Appraiser” denilen insanlar olmadığım için mızrağın özelliklerini sistemin değerlerine göre sınıflandıramazdım. Ama elime aldığımda kendimi çok daha güçlü hissediyordum, bu mızrakla momentumumu kontrol etmek çok kolay oluyordu.

Sırtımda dik olarak duran mızrak çantamın ayarını değiştirerek yatay kanat pozisyonuna getirdim, koşarken beni zorlayabilirdi.

Hızlıca ormana doğru koşmaya başladım, bir yandan da sağ elimde mızrağı ivmelendirerek çevirmeye başladım, mızrak da ben de yeterince hız kazandıktan sonra mızrağı yere vurdum ve…

-BOOOM

Ormana doğru çekirge gibi zıplaya zıplaya yol almaya başladım.

-BOOM.. BOOOM… Swiishh.. Boooooooom, Swissh




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9288 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr