Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

İblis Alvin - Prolog - Birazcık Hızlı Girmiyor muyuz?


Benim ismim Alvin Vingnir. Amerika’da lise 3. Sınıfa giden bir öğrenciydim, okulum Amerika’nın prestijli okullarındandı ve güzel bir geçmişi vardı ama okulum beni pek ilgilendirmiyordu. Liseyi güzel bir puanla bitirip iyi bir üniversiteye gidecek olsam da hayat amacım ders çalışıp, okumaktan geçmiyordu. En büyük amacım evrendeki en güçlü mızrak kullanıcısı olmaktı.

Ailem Kuzey Avrupa’dan Amerika’ya göçmüş bir aristokrat ailesiydi ve her bir aile ferdinin kendisini geliştirdiği bir silahı vardı, babam kılıç kullanırdı dedem ise ok üzerinde kendini geliştirirdi. Ben ise kendimi bildim bileli mızrak kullanıyordum.

Okula siyah alıştırma kıyafetleri ile beraber sırtımda kocaman bir mızrak çantasıyla giderdim, her gün spor salonunda serbest dövüş bölümüne gidip mızrak alıştırması yapardım ve deli gibi kendimi geliştirmeye bakardım. Ailem hiçbir mızrak tekniğine sahip değildi o yüzden kendi tekniğimi kendim geliştiriyordum, hareketlerim aşırı serbest tarzdı ve düzensiz dövüş tarzına alışmıştım, kavga sırasında tam bir cambaz gibi hareket ediyordum.

Uzak Doğu’daki mızrak kullanıcıları bir polis olarak sınıflandırılırsa ben bir sokak dövüşçüsü olarak sınıflandırılabilirdim, mızrağımın düzensiz olması onunla gurur duymadığımı göstermezdi. Aksine kendi geliştirdiğim dövüş tarzıyla gurur duyuyordum ve dövüşlerde “Polis” olarak sınıflandırdığım diğer mızrak kullanıcılarından çok daha güçlüydüm.

Okulumdaki birçok çocuk güçlü ailelerden geliyorlardı ve geleneklerine bağlıydılar, o yüzden mızrağa olan tutkum aşırı garip karşılanmıyordu, ama arkadaşım diyebileceğim birilerine pek sahip değildim. Benimle konuşan birkaç arkadaşa sahiptim ama onlarda sadece ders sırasında gurup oluşturmamız gerekirse guruplarına katıldığım arkadaşlarım oluyorlardı.

Bir tek Adriana denen güzel bir kız ile biraz yakın ilişkiler kurmuştum ama o da arkadaşlıktan öteye gitmemişti, şu an üniversite için biraz hazırlık yapmaya başladığım içim günümün sadece 6 saatini mızrağa veriyordum geri kalan zamanlarımda da ders çalışıyordum. Arkadaş yapacak vaktim yoktu.

Şimdi de yeni uyandım okulun yolunu tutmuştum, bugün sınav haftası bitmişti o yüzden ders konusunda kendime tatil vermiştim, dersleri asıp spor salonunda mızrağımı geliştirmeye bakacaktım. Birkaç hafta süren bu ders çalışma süresinde, ders çalışırken değişik değişik mızrak hareketleri düşünmüştüm.

Güvenliğe geldikten sonra kartımı ve parmak izimi okutup okula girdim, ilk derse girip yoklama için tüm derslere imza atmam gerekiyordu. Sınıfa yöneldim.

Yine siyah spor kıyafetleri giymiştim ve sırtımda 2 metrelik kocaman bir kutu taşıyordum, içinde özel yapım 1.99cm süper çelikten yapılma esnek bir mızrak yatıyordu, bu seneki doğum günü hediyemdi.

Bu arada diğer insanlar bana hep uzun olduğumu söylerdi, boyum yaklaşık olarak 1.90’a ulaşmak üzereydi. Şu an 1.89cm olması lazımdı boyumun. Dedem ve Babam 2 metreyi çoktan geçtiği için, ve aile fertlerimin bir çoğu boy konusunda beni katladığı için bana uzun denilmesi benim için biraz utanç vericiydi.

Yüzüm konusunda, tek aldığım övgü annemden geliyordu. O yüzden gerçekten yakışıklı mıyım pek bilmiyordum. İnternetteki birçok ünlüden daha güzel bir yüze sahip olduğumu düşünsem de bu konuda yorum yapmamayı tercih ediyordum.

Sınıfa geldim ve imzaları atıp arka sıraya geçtim. Adriana sınıfa geldiğinde bana selam verdi. “Günaydın Alvin!”

“Günaydın Adria”, Klasik selamlaşmamız bittikten sonra o da sırasına geçip oturdu, ben de mızrağıma sarılıp uyumaya başladım. Herkes sınıfa geldiğinde çoktan uykuya dalmak üzereydim, nasıl olsa bu seneki tüm derslerin hepsini son birkaç haftada öğrenmiştim.

Tam uykuya dalacağım anda…

“Bana Bakın! Herkes dinlesin!”

Sınıfın başındaki öğretmen kürsüsünde bir ışık belirdi ve orta yaşlı gözüken ama beyaz saçlı bir amca ortaya çıkıverdi.

“İnsanlar! Başka dünyaya geçmeye hak kazandınız! Ya da yanlış oldu, Başka bir dünyaya geçmeniz gerekiyor!”

Bir arkadaşım tam ne olduğunu sormak üzereydi ki… “OTUR”

Adam sinirli bir şekilde elini bize çevirdi ve avcunu açarak bize doğru bir ışık fırlattı, “Vücudunuzu birazcık ele geçiriyorum, sizin rahatsız edici şikayetlerinizi dinleyecek zamanım yok”

Herkesin vücudu taş kesildi ve hepimiz sıraya çivilendik. “Kısaca özeti, dünya kritik bir noktaya geldi ve üstündeki insanların uzun bir süreliğine başka dünyalara aktarılması gerekiyor, ben de bunu gerçekleştiriyorum. Beni siz Tanrı olarak isimlendiriyordunuz galiba, yani bir nevi tanrıyım.”

Alvin içten içe düşündü, ‘Amca biraz sabırsız gibi… Çok hızlı gidiyor…’

“Aktarılacağınız yer büyünün ve birçok değişik enerjinin beraber bulunduğu ama kaotik olan bir dünya, kılıçların ve büyülerin dünyası. Elinize kullanmanız için oyun ara yüzüne benzer bir sistem verilecek, herkes farklı özelliklere ve yeteneklere sahip olacak, bir büyüğünüz olarak birinin yetenekleri başlangıçta kötü diye onu ezmeye çalışmamanızı tavsiye ediyorum… Söyleyeceklerim bu kadar”

Kafasını sağa sola çevirip herkesi inceledikten sonra konuşmaya devam etti, “Kimsenin şikayeti yoksa transferi başlatıyorum, 5-10 dakikaya herkes ışınlanması gereken yere gönderilecek. Birkaçınız kahraman olarak, birkaçınız bilge olarak gönderilecek, toplumların ihtiyaçlarına göre dağılacaksınız. Gruplar oluşturursanız onlara göre gönderilebilirsiniz, tek yapmanız gereken birbirinizi tutmanız.”

İçten içe gülmeye başlamıştım, adamın kafası çok güzeldi. Ağzımızı kapattığı için zaten şikayet edemezdik, şikayet etmek şuraya dursun elimizi bile kaldıramıyorduk. Ben nasıl mı hissediyordum? Tek başıma gönderilecek olsam ailem için üzülebilirdim ama tüm ailem etrafa yayılacağı için sıkıntı yoktu, elbet bir gün buluşacaktık.

Adam yok olduktan sonra büyük bir kargaşa çıktı, herkes statü ekranını açtı ve diğer insanların özelliklerini öğrenmeye çalıştı.

“Ohh, ismimim altında Bilge Keşiş yazıyor!”

Sınıfın zekilerinden biri ilgi çekmek için hemen işe koyuldu

“Vay ‘Bilge Keşiş’ çok havalı, tüm statülerin 12! Sadece büyü 5…”

“Aristokrat? Ben de aristokrat yazıyor… Rol yeteneği ve asalet! Hahaha!”

“Tılsımlı Kılıççı, hmmm büyülü kılıç ustası gibi bir şey galiba... Woahhh Büyüm 10”

Herkes heyecanlanmaya başlamıştı, Adriana bana yaklaştı. “Alvin senin sınıfın ne? Ben Run Büyücüsü sınıfını elde etmişim!”

Tam cevap verecektim ki yandan Adriana’nın peşinde olan bir sınıf arkadaşım araya atıldı,”Ahh! Adriana gerçekten mi? Benim sınıfım da seninkine yakın, Kılıç Sihirbazı. Statların nasıl?”

“Sana da tebrikler Brave! Direkt gösteriyim?”

Adriana statü ekranını açıp ortaya doğrulttu, dikkatleri buraya dönen insanlarda bakmaya geldi.

[<Afsuncu Adayı Adriana Elwood> Lv1]
[Runik Büyücü]
[Sağlık - 9 Kuvvet - 4 Çeviklik - 6 Büyü - 21]
[Pasif Beceriler – Orta Seviye Büyü Yakınlığı Lv1]
[Aktif Beceriler – Büyü Depolama Lv1, Ani Büyü Salınımı Lv1]

Ben az buçuk ortaçağ oyunları oynadığım için afsuncunun ne demek olduğunu biraz biliyordum, büyücüler sihirbaz değildi yani büyüyle direkt olarak iletişime girebiliyorlardı ve büyü çemberleri yaratabiliyorlardı, sihirbazlar ise hokkabazlık numaraları ile büyüye etki etmeye çalışırdı.

Afsuncu da bir büyücü türüydü, büyü çemberi kullanmalarına gerek yoktu çünkü büyüyü hayal ederek boşlukta oluşturabiliyorlardı, büyü sanki havanın içinden gelmiş gibi hızlıca büyü yapabiliyorlardı. Duyduğuma göre böyle hızlı büyü yapmaları dışında büyü depolama özellikleri de vardı, önümde duran ekrana bakınca bunun doğru olduğu kanısına vardım.

Brave denilen çocuk kılıç kulübünün başkanıydı yani kılıçla ilgili bir meslek elde etmesi normaldi, beni yanlış anlamayın. Sihirbaz ne kadar bir büyücü olmasa da büyüyle alakalı olduğu için büyüsü de gelişiyordu ve kılıca yönelmiş bir sihirbaz çok güçlü olabilirdi. Kılıcıyla havayı keserek büyü yapabilmek çok hızlı bir sihirbaz için mükemmel bir yetenekti.

Ya da karşıdaki rakiple savaşırken fark edilmeden yere bir büyü çizerek karşıdaki rakibi tuzağa düşürebilirdi, benim mesleğimin büyüyle hiç alakası yoktu o yüzden biraz onu kıskanmıyor değildim. Tabi bunlar tamamen benim tecrübelerimden ve bilgilerimden elde ettiğim düşüncelerimdi, gerçek olmak zorunda değillerdi.

Ben de kibarlık yapmak için statü ekranımı onlara gösterdim.

[<Mızrak Delisi Alvin Vingnir> Lv1]
[Mızrak İblisi]
[Sağlık - 30 Kuvvet - 17 Çeviklik - 17 Büyü - 7]
[Pasif Beceriler – Savaşçı Sezgileri Lv1, Mızrak Ustalığı Lv1]
[Aktif Beceriler – Güçlendirme Lv1, Dövüş Cambazlığı Lv1]

 “…”

Dışarıdan bir ses geldi, “Herkes gruplarını hazırlasın!”

Statü ekranımı sadece Adriana görmüştü, “Adriana hızlı ol!”, Adriana nedense bir anda dalmıştı. Brave Adriana’nın daldığını görünce hemen takım arkadaşlarını çağırdı ve Adriana’yı kolundan tuttu.

“Huh! HAYIR!”

Adriana’nın çığlıklarını kimse duymadı, gözüm ışıktan kör oldu ve diğer dünyaya ışınlandık.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9288 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr