“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 423


Bölüm 423: Talih Dolu Bir Fırsat


Meng Hao yıllardır Gelişim pratiği yapıyordu. Daqing Dağında başlayan macerasında, bugüne kadar bir çok ölümcül durumla karşı karşıya gelmişti. Fakat, bu seferki kriz şimdiye kadar tecrübe ettiklerinin en büyüğüydü!


Bir Ji Klanı oğlunu öldürmenin sonuçları çok kötü olmuştu. Son zamanlarda Mastifin uyanabileceğini işaret eden belirtiler hissetmesi ona biraz güven veriyordu. Fakat şu an…


Yaşlı solucan adamın nasıl öldüğünü gören Meng Hao bu adı duyulmamış Karmik Bölmeye hiçbir suretle karşı koyamayacağını biliyordu!


Etrafındaki her şeyin bir kez daha durgunlaşmaya başladığını fark ederken yüzü soldu. Beş büyük Kabilenin üyeleri, şeytansılar, hatta gökyüzündeki bulutlar bile tamamen hareketsizdi. Sadece olta ipi ve Meng Hao hareket edebiliyordu.


Meng Hao hemen altın ışığa doğru fırladı ve bütün hızıyla devasa kapılardan geçti. Altın Çekirdeğin büyük döngüsünün gücü patlarken içeride kayboldu.


Fakat Meng Hao’nun kapılardan geçmesiyle birlikte olta ipi de onun peşinden geldi. Onun hızı inanılmazdı.


Bu kapı bir ışınlanma aygıtından ziyade bir geçit gibiydi. Meng Hao diğer taraftan çıktığı anda etrafının dağlarla çevrili olduğunu gördü.


Bu dağlar loş altın bir renge sahipti ve çok hafif fark edilen bir baskı yayıyorlardı. Meng Hao’nun ilerisinde, uzaklarda, tepesi olmayan bir dağ yığını vardı ve bu dağların zirvelerinin yerinde delikler vardı. Bu deliklerden kavurucu bir ısı taşıyordu; onlar volkanlardı!


Toplamda yedi tane vardı ve hepsi birbirine bağlıydı. Burası… Karga Mabudu Kabilesinin Kutsal Topraklarıydı ve aynı zamanda Altın Karganın bölgesiydi.


İçeri girdikten sonra Meng Hao bir an bile duraksamadı. Fakat ileri doğru giderken etrafındaki hava çatlak benzeri şeylerle dolmaya başladı.


Çatlaklardan korkunç bir Qi yayılıyordu. Meng Hao eğer o çatlaklardan birine girerse büyük ihtimalle paramparça olacağı hissiyatına kapıldı.


Meng Hao aslında tüm volkanik bölgeyi dolduran tuhaf bir Qi hissediyordu. Bu Qi tuhaf ve çeşit çeşitti, sanki burada sayısız şeytansı vardı.


Meng Hao ileri doğru uçmaya devam ederken aniden uzaklarda siyah bir rüzgar gözüne çarptı. Rüzgar sanki Meng Hao’nun bu bölgeye izinsiz girişini hissetmiş ve ona müdahale etmeye geliyormuş gibiydi. Bu siyah rüzgar aslında sayısız siyah kargadan oluşuyordu.
Binlerce karga vardı ve ileri doğru uçarken gökyüzünü karartıyorlardı. Kargalar çok hızlılardı ve yaklaştıkça Meng Hao onların delilikle dolmuş olan kıpkırmızı gözlerini fark etti.


Aslında yaydıkları Gelişim Merkezi dalgalarından, bu binden fazla sayıda karganın 7. seviye olduğu, Erken Nüve Formasyonu aşamasına denk oldukları anlaşılıyordu. Hatta içlerinden on tanesi 9. seviyeydi!


Meng Hao’nun yüzü titreşti. Fakat, tam o sırada gümüş olta ipi Karga Mabudu Kutsal Topraklarına giriş yaptı. İpten durgunluk gücüyle birlikte yayılan şiddetli bir gürleme sesi koptu. Kısa süre sonra Karga Mabudu Kutsal Topraklarındaki her şey sessizleşmeye ve hareketsizleşmeye başladı.


Otlar sallanmayı kesti ve havadaki çatlaklar aniden yavaşlayarak durma noktasına geldi. Meng Hao’nun üzerine doğru gelen siyah karga sürüsü ise hareket etmeyi tamamen kesmişti. Hatta volkanlardan fışkıran ısı dalgaları bile durmuştu.


Fakat… İleride, yedi volkanın tam ortasında, bütün bu hareketsizliğin içinde özgür olan bir nokta var gibiydi!


Orada hayat kuvveti var!” diye düşündü Meng Hao, gözleri pırıldıyordu. Hemen o yöne doğru uçmaya başladı.


Arkasındaki gümüş ip de inanılmaz bir hızla onu takip etti. İpin ucunda zar zor görülebilen bir pırıltı vardı, bu kanca olmalıydı!


Tüm bunları tarif etmek zaman alsa da son derece hızlı şekilde olup bitiyordu. Meng Hao Gelişim Merkezinin bütün gücüyle ileri doğru patlayıcı bir hızla fırladı. Kanlı İnfilak Parlamasını hiç tereddüt etmeden kullandı, bu sebeple hareket ederken havada ani konum değişimleri yaşadı. Yüzlerce metrelik sıçrayışlarla ilerliyordu, bu ölüm kalım durumunda elinden gelen her şeyi kullanıyordu.


Meng Hao göz açıp kapayıncaya kadar hareketsiz siyah karga sürüsünün yanına vardı. Tam yoluna devam edecekken aniden kalbinde bir titreme hissetti.


Olta ipinin varlığı sebebiyle her şey hareket etmeyi kesti, hatta şeytansılar bile. Aslında böyle bir fırsat insanın ayağına bin yılda bir gelir. Karga Mabudu Kutsal Toprakları var olduğu zamandan bugüne kadar büyük ihtimalle böyle bir şeyi yaşamamış olmalı… Gerçekten de bu fırsatı tepmek çok büyük bir utanç olacaktır. Bu bir risk… Ama bu riski almaya hazırım!”


Meng Hao’nun gözleri kararlılığa dönüşen bir ışıkla parladı. Hemen sağ elini hareketsiz kargalara doğru salladı. Kargalar kendi üzerlerinde hiçbir kontrole sahip olmadıkları için siyah birer ışına dönüşerek Kozmos çantasına doğru fırladılar.


Meng Hao bunun ardından tekrar yoluna devam etti.


Onun arkasında olta ipi yaklaşıyordu!


Nefes nefese kalan Meng Hao dilinin ucunu ısırdı ve ardından ağzından biraz kan saçıldı. Kanlı İnfilak Parlamasını etkinleştirmesiyle birlikte vücudu titreşti, kendini ileri doğru itti. Meng Hao’nun yüzü soluktu ama hiç tereddüt etmedi. Bir anda yoğun otlarla dolu bir alana ulaştı. Burada yedi yada sekiz tane zehirli arı havada hareketsiz duruyordu. Onların arkasında ise düzinelerce arı tarafından etrafı sarılmış devasa bir arı yuvası vardı.


Onları görünce Meng Hao dişlerini sıktı,ardından sağ elini salladı. Hemen arılar ve arı yuvası toplandı. Ardından Meng Hao tekrar Kanlı İnfilak Parlamasını kullandı.


Bu son derece nadir bir fırsat, bundan yararlanmalıyım!!” Meng Hao içten içe bağırıyordu, ama aynı zamanda biraz ikileme düşmüştü. Bu, belki de şimdiye kadar karşılaştığı en tehlikeli, en kritik andı. Fakat bu kriz anı Karga Mabudu Kutsal Topraklarını benzersiz bir iyi talihe dönüştürmüştü!


Bu iyi talih bölgedeki her şeyin hareketsizleşerek Meng Hao’nun çeşitli şeytansılara özgürce erişebilmesine olanak sağlıyordu. Böyle bir fırsat Meng Hao’nun bile kalbinin güm güm atmasına neden olmuştu.


Bu durum özellikle hareketsiz volkanlardan birinin ağzına bakmasıyla ortaya çıkmıştı. Orada vücudunun yarısı volkandan çıkmış olan devasa bir kertenkele görmüştü. Kertenkele düzinelerce metre uzunluğundaydı. Meng Hao şu an daha da ihtilaf içindeydi.


Her şeyi tehlikeye at!” diye bağırdı. Vücudu titreşerek kertenkeleye doğru fırladı. Sağ elini sallamasıyla birlikte onu Kozmos çantasına çekti. Ardından ağzından biraz daha kan tükürerek inanılmaz bir hızla uzaklara doğru fırladı. O anda Meng Hao sanki hayati tehlike altında olduğunu unutmuş gibiydi. Ne zaman bir şeytansı görse hemen gidip onu alıyordu.


Buradaki şeytansı sürüleri ve süper güçlü şeytansılar Karga Mabudu Kutsal Topraklarında sayısız yıldır yaşıyorlardı. Bu yaratıklar, yıllardır Ataya kurbanlar sunan beş Kabilede tarafından ele geçirilemeyen varlıklardı ve böyle tehlikeli canavarlardan kaçınabilmek için de normal olarak özel tekniklere ihtiyaç vardı… Ama şu an hepsi tamamen hareketsiz durumdaydı ve Meng Hao için ele geçirmeye son derece müsaitlerdi.


Yüz binden fazla yeşil sivrisinekten oluşan bir grup, bir volkanın ağzında havada duruyordu, belli ki vücudunun yarısı lavın içinden çıkmış haldeki devasa timsah ile bir savaşa girişmek üzerelerdi.


Sivrisineklerin ağzı kısmından gizemli bir parıltı yayılıyordu ve vücutları sayısız tüy benzeri dikenlerle kaplanmış, korkunç bir görünümdeydi. Onların dış görünüşü insanı şok etmeye yeterdi.


Timsah ise kıpkırmızıydı, iki tane simsiyah göze sahipti. Lavın içinden vücudunun yarısı çıkmış haldeydi, şok edici dalgalar yayıyordu.


Ne kadar… Bu yerde ne kadar şeytansı sürüsü var!?!?” diye düşündü Meng Hao, gözleri kocaman açılmıştı. İçindeki çarpık hissiyat daha önce hiç bu kadar kuvvetli olmamıştı. Arkasındaki gümüş ip uğultularla ona doğru geliyordu. Aralarındaki mesafe yüz elli metre kadardı.


Lanet olsun!” Meng Hao’nun gözleri kıpkırmızı oldu ve bir kez daha Kanlı İnfilak Parlamasını kullandı. Yeniden ortaya çıktığı yer volkanın ağzıydı, sağ elini hemen salladı. Bunun üzerine sivrisinekler ve şok edici kırmızı timsah Kozmos Çantasının içine çekildi.


Meng Hao’nun vücudu bir kez daha titreşerek oradan uzaklaştı. Şu an gümüş ip ondan yüz metre kadar uzaktaydı ve havada giderek hızlanıyordu.


Şiddetli kriz hissiyatı son derece yüksekti. Meng Hao’nun gözleri tamamen kan çanağına dönmüştü ve şu an çevredeki şeytansılara ayıracak zamanı yoktu. Bunun yerine ileriye doğru yoluna devam etti, hedefinde aktif volkan vardı.


Fakat oraya yaklaştığında, şaşırtıcı bir şekilde ileride bir höyük gördü!


Bu höyük çatlaklarla kaplıydı ve içindeki tabut net bir şekilde görülüyordu. Tabutun içinde ise yarı insan yarı canavar şeklinde son derece garip görünümlü bir ceset vardı.


Meng Hao’nun asıl nefesini kesen şey ise cesedin göğsünün üstünde uzanmış halde duran tahta kılıçtı!!


Tahta kılıcı gördüğü anda gözleri kocaman açıldı. Meng Hao bu cesedin aslında ölü olmadığını söyleyebilirdi. Gerçekte onun gözleri açıktı. Aynı zamanda, her yere çökmüş olan durgunluğa rağmen hala ondan tehditkar bir aura geldiğini hissedebiliyordu ve Ruh Bölme aşamasına benzer güçlü bir baskıya sahipti.


Bu bulduğum üçüncü tahta kılıç!” diye düşündü hızla nefeslenirken. Kılıcı gördüğüne göre ona sahip olması gerektiğini biliyordu. Kopya kılıç ile birlikte sahip olduğu tahta kılıçların sayısı dörde yükselecekti.


Bu kılıcın kökeni hakkında ise Meng Hao’nun bir fikri yoktu. Ama onu kopyalamak için iki bin aşırı yüksek kalite Ruh Taşı harcadığını düşününce, belli ki bu tahta kılıçlar sıradan bir şey değildi. Belki de onların gerçek kudretini hala kullanamamasının sebebi sayısal olarak yeterli miktarda kılıca sahip olmaması olabilirdi.


Meng Hao eğer bu özel durumdan faydalanıp onu almazsa, daha sonra bu garip cesetten onu çalma fırsatı bulamayacağına dair içinde şiddetli bir hissiyat vardı.


Hem perişan hem de mutlu bir hissiyatla dilini sertçe ısırdı ve yönünü çevirerek cesede doğru yola koyuldu. Höyüğe yaklaştığı anda elini çatlaklardan birine daldırdı ve tahta kılıcı kavradı. Onu dışarı çektiğinde cesetten gelen, derin bir öfkeye sahip hafif bir hırıltı duyar gibi oldu.


Ama Meng Hao’nun fazla inceleme yapacak zamanı yoktu. Vücudu titreşti ve merkezdeki volkana doğru fırladı. Meng Hao’nun oraya girmesiyle neredeyse aynı anda peşindeki gümüş ip de aynısını yaptı.


—–







Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1257

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 658

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 643

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 374

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15546 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20913 Bölüm Sayısı


creator
manga tr