Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 421


Bölüm 421: Bu Olta!


Mo Fang’ın vücudu patlayarak paramparça oldu. Fakat, onun eti ve kanı ortadan kaybolmak yerine bir araya toplandı. Göz açıp kapayıncaya kadar sekiz Sel Ejderhası başına dönüştü. Bir an sonra Mo Zi’nin önünde üç yüz metre uzunluğunda sekiz başlı bir Sel Ejderhası duruyordu.


Mo Zi kıpkırmızı gözleriyle kafasını kaldırdı ve haykırdı. Önündeki Sel Ejderhası bir kükreme kopartarak üzerine doğru gelen Uçan Yağmur Ejderine doğru fırladı.


Öldür onları!” diye bağırdı Mo Zi delice.


Sekiz başlı Sel Ejderhası sıradan bir Sel Ejderhasından çok farklıydı ve Uçan Yağmur Ejderinin baskısı karşısında direnebiliyordu. Uluyarak ileri doğru atıldı ve ardından Uçan Yağmur Ejderiyle çarpıştı.


Bu olanları izlerken Meng Hao’nun ifadesi her zamanki gibiydi. Etraftaki Ejderhacılar bu sahneyi şaşkınlıkla izlediler. Altın kalkanın dışında beş büyük Kabilenin üyelerinin nefesleri kesilmişti. Hepsi de bu ejderhaların savaşını pür dikkat izliyorlardı!


Acınası bir çığlıkla birlikte bir gümbürtü gökyüzüne doğru yükseldi. Sel Ejderhasının sekiz başından üç tanesi kan ve pıhtı bulutuna dönüşürken Uçan Yağmur Ejderi tarafında yutuldular. Geriye kalan beş baş ise delice çığlıklarla Uçan Yağmur Ejderini ısırmaya çalıştılar. Uçan Yağmur Ejderi başını yukarı doğru kaldırarak kükredi. Sanki onun gururuna tecavüz edilmiş gibiydi! Vücudu büyümeye başlayarak yüzlerce metre uzadı. Ardından bir kez daha Sel Ejderhasına sertçe çarptı.


Devasa bir patlama dalgalanırken her şey sarsıldı. Sel Ejderhasının geriye kalan beş başı feryatlar koparttı ve tüm vücudu titredi. Onun gözlerinde dehşet dolu bakışlar belirdi ve tam geri çekilmeye başlarken büyük bir gürültü duyuldu. Sel Ejderhası patlayarak kan ve etlere dönüşmeye başladı. Bunun üzerine Uçan Yağmur Ejderi onları emdi ve tek lokmada yuttu.


Mo Zi aklını yitirmiş gibi oldu. geriye doğru çekilirken kafası dönüyordu.


Çekiliyorum!!” diye bağırdı, bu dehşet tarafından tamamen alt edilmişti. Tam bu kritik anda altın kalkandan ona doğru bir altın ışık kıvrıldı ve onu platformdan ayırmaya hazırlandı.


Uçan Yağmur Ejderi bir kez daha kükredi. Aniden sanki vücudu yanmak üzereymiş gibi alevler ortaya çıktı. Alevler gökyüzüne doğru yükselirken Uçan Yağmur Ejderi Mo Zi’ye doğru fırladı. Mo Zi tam altın kalkanın içinden çıkartılacağı anda Uçan Yağmur Ejderi altın ışığa çarparak onu engelledi.


Meng Hao birisini öldürmek istiyorsa, kimse bu işe burnunu sokamaz!” dedi Meng Hao soğukkanlılıkla. Yavaşça sağ parmağını kaldırdı. Hemen alnında Yeşilodun Toteminin görüntüsü peyda oldu. Ahşap tip güç dışarı yayılarak Meng Hao’nun parmağının doğrultusunda harekete geçti ve altın ışığa doğru fırladı.


Altın kalkan Ahşap tip ve Metal tip enerjiden oluştuğu için, Yeşilodun Toteminin gücü onun dalgalanmaya ve bozulmaya başlamasına neden oldu. Uçan Yağmur Ejderi kafasını dışarı uzattı. Mo Zi kaçtığını düşünüp rahat bir nefes alırken her şey karardı.


Çünkü Uçan Yağmur Ejderinin ağzı onun üzerine kapanmıştı.


Mo Zi’nin koparttığı feryat sesi bir anda çiğneme sesiyle son buldu. Mo Zi’nin vücudunun üst yarısı Uçan Yağmur Ejderi tarafından mideye indirilmişti.


Dişleri kırmanın anlamı tam olarak buydu!


Uçan Yağmur Ejderi yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Bu sahne hemen altın kalkanın dışındaki insanlar arasında büyük bir tartışma uğultusunun yükselmesine neden oldu.


O… O bir Büyük Ejderhacı!!”!!n!?


O ejderha… Ne tür bir ejderhaydı? Daha önce hiç öyle bir şeytansı görmemiştim!!”


Atasal kalkan bile aciz kaldı. Mo Zi savaştan çekildiğini beyan etmişti, ama yine de öldürüldü!


Yavaş yavaş bütün insanların gözleri Meng Hao’nun üzerine yönelmeye başladı.


Karga Gözcü Kabilesinin Büyükbabası şok içinde baktı, nefesi kesilmişti. Gökyüzü Papazı hemen Büyükbabaya baktı, o da ona döndü. Birbirlerinin gözlerindeki hayret dolu bakışları gördüler.


İkisi de tam olarak aynı şeyi düşünüyorlardı: “Büyük Ejderhacı! O, geçmişte yaralanmış olmalı ve bu yüzden şeytansısı sadece hayali bir formla ortaya çıkabiliyor. O şu an onu gerçek formuyla çağıramıyor!


Böyle düşünen sadece onlar değildi. Diğer Kabilelerin Büyükbabaları ve Papazları da belli ki aynı kanıya varmışlardı.


Karga Gözcü Kabilesinin Büyük Kıdemlisi derin bir nefes alarak Meng Hao’ya baktı. Artık gözleri düşmanlık ve kendini beğenmişlikle dolu değildi. Artık Meng Hao’ya kendisiyle aynı statüye sahip biriymiş gibi bakıyordu.


Wu Ling’in nefesi hızlanmıştı, heyecanla yüzü kızardı ve ellerini yumruk şeklinde sıktı. Kabilede kendisinin ve Wu Chen’in itibarını yükseltmek adına güvenebileceği en güçlü kişinin Büyük Usta Meng olduğuna bir kez daha inandı.


Wu Chen’in ise gözleri coşkunlukla dolmuştu. Onun gözünde Meng Hao Göklerin kudretini kullanıyordu; şimdiye kadar karşısına onun kadar saygı duyduğu kimse gelmemişti ve gelmeyecekti de.


İnsan formundaki Yabancı Canavarı kocaman açılmış gözlerle yerinde duruyor, kendi kendine mırıldanıyordu.


Diğer insanların tepkileri de benzerdi. Bu durum altın kalkanın içindekiler için de aynıydı. Gu La derin bir nefes aldı ve gözleri acıyla doldu. En sonunda kaderini kabullenmişti. Meng Hao kadar güçlü birisi kızdırmaya gelmezdi. Kendi talihini kabullenmekten başka seçeneği yoktu. Aynı zamanda aslında biraz da mutluydu.


Genç Efendi daha da güçlenmiş. Görünüşe göre onun arkasında yürümek çok da kötü bir seçim olmayacak.” Kendisini Meng Hao’nun hayvan bakıcısı olmaktan biraz daha iyi bir pozisyona yükseltmek adına nasıl erdemli işler yapabileceğini aklından geçirirken gözlerini düşünceli bir şekilde başka yöne çevirdi.


Tam o sırada, herkes hala şoku üzerinden atamamışken, yaşlı kadın, beyaz saçlı adam ve balıkçı gibi giyinmiş olan Ejderhacı aynı anda hamle yaptılar. Onların şeytansıları kükreyerek an itibariyle hayali Uçan Yağmur Ejderhasından mahrum olan Meng Hao’ya doğru fırladı.


Onların gözlerindeki aç gözlülük net bir şekilde fark ediliyordu. Ejderhacılar olarak birbirlerinin gözlerinden ne düşündüklerini okuyabiliyorlardı; Meng Hao’nun hayali ejderha şeytansısında yanlış bir şeyler olduğunu anlamışlardı. O ejderha çok uzun süre kalamadan kayboluyordu. Eğer Meng Hao’yu öldürebilirlerse onun geriye kalan şeytansılarını ele geçirebileceklerdi.


O bir yaralı Büyük Ejderhacı! O bir Büyük Ejderhacı kudretine sahip olabilir fakat… Öldürmesi imkansız olan gerçek efsanevi Büyük Ejderhacılar gibi değil!


Yaralı bir Büyük Ejderhacıyla karşılaşmak aslında benim için iyi bir talih!


Üç Ejderhacı iş birliğiyle saldırmışlardı, belli ki aralarında bir anlaşmaya varmışlardı. Gu La ise Karga Mabudu Kabilelerine geleli çok uzun bir zaman olmamıştı. Diğer Ejderhacı tebaaları onu çok tanımıyorlardı ve bu nedenle onu aralarına almamışlardı.


Onlar saldırırken Meng Hao döndü, soğukluk ve öldürme arzusu yayan gözleriyle baktı. Sağ elini sallamasıyla birlikte Kör Larva dövmesi harekete geçti. İpek lifleri havalanarak onun etrafını sardı.


Diğer üç Ejderhacının şeytansıları üzerine doğru saldırırken Meng Hao hiç hareket etmedi.


Utanmazlar!” diye bağırdı Wu Ling öfkeyle, ifadesi endişeliydi. Karga Gözcü Kabilesinin diğer üyeleri de tamamen kızgın ifadelere bürünmüşlerdi. Büyükbaba ve Gökyüzü Papazı, hatta Büyük Kıdemli bile hemen harekete geçerek Meng Hao’yu kurtarmak için havalandılar.
Ama ne yazık ki hemen diğer Kabilelerin Büyükbabaları ve Papazları tarafından engellendiler.


Bu sırada platformda Gu La tüm bu yaşananları yakından izliyordu. Yüzü titreşti ve hiç tereddüt etmeden kendi şeytansı sürüsünü diğer üç Ejderhacıya doğru gönderdi.


Bu kritik anda Meng Hao’nun bulunduğu yönden havada muazzam bir kükreme sesi dalgalandı. Bu sesi kaynağı Kör Larvanın havada hızla dönen ipek lifleriydi. Lifler bir anda dört bir yana doğru fırlayarak gelen şeytansıları kesip biçtiler ve onları kan bulutlarına çevirdiler.


Bir an sonra Meng Hao bu kan denizinin içinden yürüyerek dışarı çıktı. İpek onun etrafında dönmeye devam ediyordu, biraz önce ona saldıran üçlüye soğuk gözlerle baktı. Üç Ejderhacının yüzleri titreşti ve geriye doğru çekilmeye başladılar.


Tam o anda yaşlı kadının gözleri öfkeyle titreşti. Aniden yedekte tuttuğu dev Tepegöz Maymun Meng Hao’ya doğru atıldı.


Vahşi Dev?” dedi Meng Hao, sesi kayıtsızdı. Hemen Vahşi Dev kükredi ve ileri doğru fırladı. Doğrudan Tepegöz Maymuna yapıştı ve ardından onu vahşice ısırarak kanların fışkırmasına neden oldu. Tepegöz Maymun çığlıklar atarken yaşlı kadının yüzü yamuldu. Tam geriye çekilmeye yeltenirken aniden beyaz bir ışık belirdi. Gözlerinde soğuk ve sert bakışlar olan Büyük Tüylü kadının tam arkasında duruyordu. Büyük Tüylü hiç tereddüt etmeden vahşice kadının boynuna yapıştı.


Kadın mücadele etmeye çalıştı ama daha sonra Siyah Yarasa ortaya çıktı. Onun dişleri kadına saplandı ve çığlıklar içinde kalan kadının hayat kuvveti emilmeye başlandı. Kadın göz açıp kapayıncaya kadar çürümüş bir cesede dönüşmüştü.


Tam bu olay yaşanırken beyaz turnanın üstündeki yüce bir havaya sahip beyaz saçlı adam platformdan kaçmak için altın kalkana doğru fırladı. Adam kalkanın dışına çıktığı anda Meng Hao’ya bir bakış attı, yüzü bembeyazdı. Ardından rahat bir nefes aldı.


Meng Hao platformun üzerinde o adamı görmezden gelerek yaşlı balıkçı görünümlü adama doğru yürümeye başladı. Fakat aynı anda, ağzından tek bir kelime çıktı: “Papağan?


O anda Karga Gözcü Kabilesi üyelerinin arasında duran iri yapılı adam bir kükreme koparttı ve biraz önce kalkanın içinden çıkan yaşlı adama doğru hücum etti. Adamın endişe dolu çığlığı acınası bir feryada dönüşürken vücudu paramparça oldu. Beyaz turnanın acısı ise daha büyüktü.


Platformda, diğer zayıf Ejderhacıların hepsi de kaçmışlardı. Geriye sadece Meng Hao, Gu La ve yaşlı balıkçı kalmıştı.


Meng Hao, üzerine doğru uzun adımlarla yürürken yaşlı balıkçının yüzü kül gibiydi ve hayretle dolmuştu. Sanki Meng Hao’nun attığı her adım onun kalbini ve zihnini çiğniyordu. Adam giderek artan şiddetli bir baskı hissetti ve bu durumda kaçışının olmadığının farkındaydı. Aynı zamanda Meng Hao’nun bir yaralı Büyük Ejderhacı olsa da hala kızdırılmaması gereken biri olduğunu anlamıştı.


Fakat balıkçı bunun bir ölüm kalım meselesi olduğunu biliyordu. Gözleri hayatta kalma arzusuyla aydınlandı. Sağ elini salladı ve devasa solucanının vahşi bir feryat kopartmasına neden oldu.  Aynı zamanda büyülü ince kum yığınının içindeki sayısız solucan aniden havalandılar ve kendilerini dev solucana bağladılar.  Şimdi bu ufak solucanlar dokunaç formunu almışlardı ve dev solucanı daha da vahşi bir görünüme kavuşturmuşlardı.


Aynı zamanda yaşlı balıkçı bir ağız dolusu kan tükürdü ve ardından iki eliyle bir büyü hareketi uygulamaya başladı.


Esrarlı Karma Büyüsü!” diye bağırdı. Hemen devasa solucan başını eğdi, ağzını açtı ve izleyicileri tamamen şok içinde bırakan bir şey yaptı…. Yaşlı balıkçıyı tamamen yuttu. Bunun ardından solucanın baş kısmı şişmeye başladı ve aniden yaşlı balıkçının yüzü orada belirdi.


Bir Büyük Ejderhacıya karşı koyabilmeyi umut etmiyorum...” diye bağırdı. “Ama yıllar önce elde ettiğim bu Esrarlı Karma Büyüsüyle vücudumu bir şeytansıyla bütünleştirerek yeni bir hayat formuna dönüşebilirim! Sen bir Büyük Ejderhacı olsa bile, şu an benimle boy ölçüşemezsin!


Meng Hao’nun ifadesi titreşti ve hemen geriye doğru çekildi, yüzü benzersiz bir ciddiyetle doluydu. Meng Hao’nun Gelişim Merkezi şu an tam kapasite deveran oluyordu ve gözleri parlak bir ışıkla doluydu. Meng Hao’nun baktığı şey yaşlı adam değildi, havadaki başka bir şeydi!


Aslında Meng Hao’nun dikkatini çeken şey… Esrarlı Karma Büyüsüydü!


Meng Hao bu Esrarlı Büyüsünün içinde Ji Klanı aurasını hissediyordu!


Aniden yukarıdaki gökyüzünde devasa bir burgaç belirdi, içinde ise tıpkı bir balık oltasını andıran gümüş bir ip ortaya çıktı. İp solucanla bütünleşmiş olan yaşlı adamın olduğu yere doğru fırladı.


R.N: Bu olayı andıran bir sahne 307. bölümde vardı belki hatırlayanlar çıkar.


Aniden her yere bir sessizlik çöktü. Meng Hao hayretler içinde her şeyin, hatta Büyükbabaların bile tamamen hareketsiz kaldığını fark etti. Sanki dünyadaki her şey donmuş gibiydi!!


Sanki dünyadaki herkes bir odun kütüğünün üstündeki birer balığa dönüşmüştü, sadece balık oltasının onları avlamasını ve götürmesini bekliyorlardı.


Belli ki dünyada bu gümüş ipi görebilen tek kişi Meng Hao idi.


—–






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1064

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 969

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 811

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 767

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 639

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 585

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 578

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 511

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 479

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 271

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 166

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11551 Üye Sayısı
  • 310 Seri Sayısı
  • 16287 Bölüm Sayısı


creator
manga tr