Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 139: Gök Gürültüsü Yaprağı


Bölüm 139: Gök Gürültüsü Yaprağı



Siyah cübbeli adam sözleriyle birlikte ayağa fırladı. Uzun adımlarla Meng Hao’nun masasının önüne geldi. Bir süre soğuk soğuk baktıktan sonra oturdu.



Meng Hao bu genç adama bakarken ifadesi sakindi. Hiçbir şey söylemedi, bunun yerine bardağını kaldırdı ve içkisinden bir yudum aldı.



Sende Gök Gürültüsü Yaprağı var!” dedi siyah cübbeli genç adam, bir yandan da Meng Hao’ya bakmaya devam ediyordu. Ardından sağ elini kaldırarak avucundaki demir parayı gösterdi. Bu demir parçasından siyahi yeşil bir parıltı yayılıyordu.



(Ç.N: Gök Gürültüsü Yaprağını Patrik Reliance’dan (ç)almıştı.)



Bu, sıradan bir demir değil.” diye devam etti soğukkanlı bir şekilde, kendini beğenmişçe bir gururu vardı. “Bu bir ahşap-demir hazinesidir,bir ağaca yıldırım çarpması sırasında ortaya çıkmıştır. Özellikle Gök Gürültüsü Yaprağı gibi yıldırım temelli tıbbi materyallere karşı hassastır. Pekala, Gök Gürültüsü Yaprağını satmak ister misin?” Adam demir parayı masaya koydu. Hareketi sıradan gibi görünse de, elini oynattığı anda avucundan bir parıltı saçıldı ve bu parıltı bir elektrik arkına dönüşerek dışarı doğru yayıldı.



Bu genç adam Orta Temel Kurulum aşamasındaydı. Elektrik arkları yayılırken, adamın Gelişim Merkezi Meng Hao’nun da içinde olduğu alanı sarmaladı.



Adamın öldürme arzusu yavaş yavaş kaynıyordu. Eğer Meng Hao “Hayır” kelimesinin yarısını bile telaffuz edecek olursa, ona saldıracak gibiydi. Gözleri soğukça parlıyordu.



Kaybol.” dedi Meng Hao kayıtsızca, bu sırada içkisinden bir yudum daha aldı.



Bu kelimelerin hemen ardından siyah cübbeli adamın kaşları çatıldı.



Siyah Topraklardan bir kaç senedir ayrılmıyordum. Görünüşe göre dış dünyadaki insanlar oldukça küstahlaşmış.” Adamın ağzının kenarında soğuk bir gülümseme kıvrılırken sağ elini yavaşça kaldırmaya başladı. Meng Hao ise kafasını kaldırarak ona baktı.



Meng Hao’nun gözleri genç adamla buluştuğu anda, adamın tüm vücudu titredi. Kaldırdığı eli bir anda duraksadı. Bu eli daha fazla kaldırmaya cüret edemedi ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Meng Hao’nun gözleri sanki onu delip geçen iki tane keskin kılıç gibiydi. Adamın kalbi gümbürdedi ve kafası kükremelerle doldu. Ruhsal Duyusunun dengesi bozulmuştu ve buz gibi bir soğuk içinde büyürken tüm vücudunu soğuk terler kapladı.



Adamın gözlerinden artık öldürme arzusu yerine şaşkınlık yayılıyordu. Meng Hao’nun verdiği baskı siyah cübbeli adamın aniden kaskatı kesilmesine yok açmıştı.



Tüm bunlar sadece Meng Hao’nun tek bakışıyla olmuştu. Bu genç adam Berrak Gökyüzü Eyaleti Gelişimcisi değil, Siyah Toprakların vahşi Gelişimcisiydi. Onun için kanlı ölüm kalım savaşları normal bir şeydi, bu yüzden ölüm kalım meselelerinde sezgileri kuvvetliydi. O an, karşısında duran adamın Erken Temel Kurulum Gelişimcisi değil, onu büsbütün yutmaya hazırlanan vahşi bir Ruh olduğuna dair içine güçlü bir his doğmuştu.



Yoğun soğuk kat kat artarak onun soğuk terler akıtmasına neden oluyordu. Kalbi güm güm atıyor ve hatta Gelişim Merkezinin baskılandığını hissediyordu. Adamın yüzü düşmüştü ve hareket bile etmeye cesaret edemiyordu.



Tüm bunlar olurken, Meng Hao tamamen sakindi. Karşısındaki adam öldürme arzusuna sahip ve Gelişim Merkezi Orta Temel Kurulum aşamasında olsa da, onu öldürmesi çok uzun sürmeyecekti. Meng Hao içki bardağını masaya koydu. Genç adama son bir bakış daha attıktan sonra kalktı ve elbise kolunu fiskeleyerek handan ayrıldı.



Onun ayrılmasıyla birlikte genç adamın gözleri aniden titreşti. Dönerek Meng Hao’nun handan ayrılan figürünü izledi, kalbi hala korkuyla doluydu. Biraz önce, tamamen baskı altına alınmıştı. Bu savaş büyüsüyle değil, sadece Ruhsal Duyuyla yapılmıştı.



Bu herif gerçekte nasıl bir Gelişim Merkezine sahip?” Genç adam düşünürken yüzü titreşti. “Görünüşte Erken Temel Kurulum aşamasında, ama Ruhsal Duyusu benimkinin çok çok üstündeydi… Ve ayrıca ondan herhangi bir öldürme arzusu hissetmesem de, bana baktığı anda zihnim sarsıldı.” Meng Hao uzaklarda kaybolurken, adam aniden kalktı ve onun peşinden yürümeye başladı.



Yoldaş Taoist, lütfen bekle!” diye bağırdı. “Kıdemli, Benim adım Lu Tao. Lütfen, Yoldaş Taoist, beni dinle.” Adam hızlanarak Meng Hao’ya doğru yanaşmaya başladı. O sırada sahip olduğu tavır öncekinden çok farklıydı.



Gök Gürültüsü Yaprağının bedelini ödemeye hazırım.” Lu Tao hızlıca Meng Hao’ya yaklaştı. “Eğer onu bana satarsan, Yoldaş Taoist, sana son derece minnettar olurum. Ne kadar istersen iste, elimde varsa vermeye hazırım. Bu konuyu konuşalım.” Meng Hao’dan yayılan baskı oldukça fazlaydı, ama Lu Tao için bu Gök Gürültüsü Yaprağı çok önemliydi, bu yüzden başka şansı yoktu.



Meng Hao kaşlarını çattı, onu görmezden gelerek yoluna devam etti.



Yoldaş Taoist, yalvarıyorum. Ruh Taşı, büyülü eşya ya da tıbbi hap iste, anlaşmaya razıyım. Eğer istediğin şeyler elimde yoksa, bunun çaresine bir şekilde bakarım.” Adam Meng Hao’nun nispeten ıssız bir yere doğru yürüdüğünü fark etti. Bu, onun biraz gerilmesine neden oldu; artık yanlış bir başlangıç yaptığını biliyordu, Meng Hao’nun aniden saldıracağından korktuğu için, artık onu kızdıracak bir şey söylemeyecekti.



Yoldaş Taoist… Siyah Elek Tarikatının Elek Yeryüzü Hapı için mi buradasın?” Tereddütsüz bir şekilde sordu. “Şu günlerde o haplardan almak zor değil, ama güvenli bir şekilde kurtulmak ayrı bir mesele. Yoldaş Taoist, eğer istediğim hazineden vazgeçmeye gönüllü olursan, seni Siyah Elek Tarikatından bir öğrenciye önerebilirim. Bu öğrenci, Siyah Elek Tarikatıyla ilgili yabancıların asla bilemeyeceği bilgilere sahip, böylece Elek Yeryüzü Hapıyla birlikte kurtulma şansın kesinlikle artacak.” Bu sözler Lu Tao’nun ağzından çıkarken Meng Hao yürümeye devam etti. Artık ıssız, tenha bir sokak arasındalardı.



Yoldaş Taoist, kıdemli...” Lu Tao kendini gülümsemeye zorladı. “Gök Gürültüsü Yaprağını elde etmeyi gerçekten çok istiyorum. Benim için çok önemli. Onu bana satabilmenin herhangi bir yolu yok mu?” Adımlarını biraz yavaşlattı.



O anda Meng Hao aniden durdu ve arkasına döndü. Lu Tao’ya baktı. Yüzünde ne mutluluk ne de öfke vardı.



Ahşap-demir hazineni çıkart ve ona bakmama izin ver.” dedi Meng Hao sakince. Gözleri ışıl ışıl parlıyordu.



Lu Tao, onun arkasını döndüğünü görünce birden ürktü. Hiçbir şey demeden ahşap-demir hazineyi çıkarttı ve onu Meng Hao’ya takdim etti. Meng Hao kendisine doğru uçan demir parayı havada kaptı. Ardından içine biraz Ruhsal Duyu gönderdi. Bunu yaptığında Kozmos Çantasının içindeki Gök Gürültüsü Yaprağını hemen hissetti. Gök Gürültüsü Yaprağından yayılan bir yıldırım aurası demir para tarafından özümsendi. Bunun ardından Demir Para ışıldamaya başladı.



Demek yalan söylemiyormuş.” diye düşündü Meng Hao. “Ama, tüm bunlar biraz fazla rastlantısal gibi görünüyor.” Lu Tao’nun bu demir parayı kullanarak Gök Gürültüsü Yaprağı için onu takip etmiş olduğunu anlamıştı. Ama onun temkinli kişiliğini düşününce, hala bazı şüpheleri vardı.



Gök Gürültüsü Yaprağım var. Ama eğer onu satın almak istiyorsan, ne için kullanacağın konusunda bana detaylı bir açıklama yapmak zorundasın.” Ardından sağ elini sallayarak ahşap-demir hazinesini Lu Tao’ya fırlattı.



Meng Hao bu Gök Gürültüsü Yaprağını Patrik Reliance’dan almıştı. Daha doğrusu sadece yaprağı değil, tamamen ağacı almıştı. Patrik Reliance’ın kısıtlayıcı büyülerle koruduğu bir hazineydi. Fakat Meng Hao onun kullanım amacını tam olarak bilmiyordu. Tek bildiği Yıldırım Bayrağının hazine bölgesindeyken bu yaprağın etrafını sardığı ve onu koruduğuydu.



Yani…” Lu Tao bir an tereddüt etti, karşısında duran Meng Hao’ya irkilmiş bir şekilde baktı. En sonunda, dişleri sıktı ve devam etti. “Kıdemli, Yıldırım Saçak Dağına ait taştan arıtılabilen bir hayat büyüsüne sahibim. Onun tam gücünü serbest bırakabilmek için, son bir kaç yılımı her yerde çeşitli Yıldırım tipi eşyalar aramakla geçirdim. Fakat, hiçbiri Gök Gürültüsü Yaprağıyla kıyaslanamaz.Gök Gürültüsü Yaprakları oldukça nadir olduğu için, sende onu hissedince çok heveslendim ve kazara seni kızdırdım.” Sözlerinin güvenilirliğini kanıtlayabilmek için, karnındaki çukura bastırdı; genç adamın ağzından bir elektrik akımı dışarı çıktı ve ardından yumruk büyüklüğünde bir taşa dönüştü. Taş siyahtı ve yüzeyi elektrik arklarının yanı sıra hint kamışına benzeyen ufak bitki asmalarıyla sarmalanmıştı.



Peki, Siyah Elek Tarikatıyla ilgili ne söyleyeceksin?” dedi Meng Hao soğukkanlı bir şekilde.



Siyah Elek Tarikatından birini bulmana yardım edebilirim.” dedi hemen. “Onlar genelde yabancılarla etkileşime geçmezler. Eğer bana biraz ödeme yapabilirsen, Siyah Elek Tarikatının neden Gelişimci toplantısı ayarladığını çözebilirsin.



Yoldaş Taoist, eğer Gök Gürültüsü Yaprağını bana satmaya razı olursan, seni de bu gece yapılacak bir gizli görüşmeye götürebilirim. Orada 7-8 tane daha Yoldaş Taoist olacak. Ve ayrıca eski nesilden prestijli bir üye de ev sahibi olarak orada bulunacak. Sadece büyülü eşya ticareti yapmakla kalmayıp, aynı zamanda bilgi ticareti de yapabilirsin.



Orada olacak insanlardan biri de Siyah Elek Tarikatı öğrencisi.



Yoldaş Taoist, lütfen bana inan. Son günlerde, Berrak Gökyüzü Eyaletinde çok sayıda Ejderha ve balık birbirine karışmış durumda. İyi ve kötü insanlar her yere dağılmış durumda. Her çeşit Tarikat ve Klandan Gelişimciler var. Dahası, Siyah Elek Tarikatı içinde bir çok grup var. Elbette ki aralarında anlaşmazlıklar olacaktır. Bu nedenle, bilgilerin yayılımı sınırlı. Bu normal. Tabii ki bazı çürük bilgiler olacaktır, ama hepsi öyle değil. Eğer bu bilgilerin hepsi sahte olsaydı, kimse inanmazdı. Yani bazı doğru bilgiler de var.



Bu bilgileri kendin değerlendirmeli ve sezgilerine güvenmelisin.



Biraz düşünmeme izin ver.” dedi Meng Hao, yüz ifadesi her zamanki gibiydi. “Kararımı verince, sana haber edeceğim.” Onun şu an ne düşündüğünü anlamak imkansızdı. Onu hala takip etmeye niyetli olan Lu Tao’ya doğru bir yeşim kayış fırlattı. Daha Lu Tao harekete geçemeden sokak arasından ayrıldı, hızla yürüyerek oradan uzaklaştı. Lu Tao’nun onun gidişini izlemekten başka seçeneği kalmamıştı. Ama ardından, gözleri ışıldamaya başlamıştı.



Siyah Topraklar Tarikatının Burç Keşişi çok fazla ücret istese de, dediklerinin çoğu doğru çıktı. Gerçekten de burada Gök Gürültüsü Yaprağı hissettim… Onu buldum ama ele geçirmek için bir yol bulmalıyım. Tabii ki, o herife Qi Parazitimi bulaştırdığım için, benden asla uzaklaşamayacak!



Gök Gürültüsü Yaprağıyla birlikte, efsanevi Gözsüz Larvayı arıtabileceğim!” Elindeki yeşim kayışa parlak gözlerle baktı. Tabii ki Meng Hao’ya bu Gök Gürültüsü Yaprağını nasıl kullanacağının gerçek detaylarını açıklamamıştı. Düşünceler içinde kaybolan Lu Tao ardına dönerek orada uzaklaştı.



Fakat, onun fark edemediği şey arkasında görünmez bir hayaletimsi figür olduğuydu, elinde ise tırnak büyüklüğünde kanatlı bir böcek tutuyordu. Böcek yakalanmıştı, uçamıyordu. Bu figür Lu Tao’dan kısa mesafe uzakta durdu ve ona soğukça baktı. Lu Tao giderken, figür de onu takip etti.



Bu hayaletimsi figür Meng Hao idi. Oradan ayrıldıktan hemen sonra geri dönmüştü. Görünmezlik tılsımını kullanarak Lu Tao’yu karanlık, yıldızlı gecede takip ediyordu. Lu Tao ara sıra Meng Hao’nun ona verdiği yeşim kayışı çıkartıp bakıyordu. En sonunda şehrin içindeki sıradan bir konak görünümündeki bir yere ulaştığında yüzünde kasvetli bir hava vardı. Kapıya üç kez vurmasının ardından, kapı otomatik olarak açıldı. O içeri girerken kapıdan hareler yayılıyor gibi göründü.



Bir tütsü çubuğunun yanma süresi kadar sonra, Meng Hao oraya 4-5 tane Gelişimcinin yaklaştığını fark etti. Onların kadın mı erkek mi olduğunu söylemek güçtü, ama hepsi de Temel Kurulum aşamasındaydı. Hatta içlerinden biri Geç Temel Kurulum aşamasındaydı. Hepsinin de yüzü kapalıydı ve Lu Tao ile aynı yöntemi kullanarak hızla konağa giriş yaptılar.

 

Meng Hao’nun gözleri ışıldadı. Parmağının hafif bir hareketiyle, böceği avucunda ezdi, ardından onu gizleyen tılsımı parçaladı.Elbise kolunu fiskelemesiyle birlikte, üzerine yeni bir elbise takımı giydi. Geniş bambu bir şapka taktı ve ardından yüzünü bez bir maskeyle gizledi. Daha sonra, konağa doğru yürüdü.








Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 736

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9300 Üye Sayısı
  • 247 Seri Sayısı
  • 14333 Bölüm Sayısı


creator
manga tr