"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 114: Çok Teşekkürler, Yoldaş Taoist Chu


 

Bölüm 114: Çok Teşekkürler, Yoldaş Taoist Chu



Chu Yuyan yavaş yavaş Mor Felek Tarikatının gizli yöntemini anlatmaya başladı. “Doğunun Mor Qi’si, gök ve yerin Dokuz Mor Qi’sini Geliştirir, Doğudan gelen bir yöntemi kullanır, ay ve güneşin yükselişini kavramaya çalışır, kalbin iradesini dönüştürür, parlaklığı gözlemler, ay ışığını tadar…



Meng Hao’nun oturduğu yerde düşüncelere daldığını görünce, kelimeleri yavaş yavaş söyledi. Ama içten içe soğukça güldü.



O kesinlikle benim basit bir elbisenin peşinde olmadığımı düşünüyor. Ama onu oltaya getirdim. O da benim kadar o depolama çantasını açmak istiyor. Kesinlikle o kısacık süreyi benim için bir kaç elbise çıkartmaya harcamayacaktır. Bazı büyülü eşyalar ya da bazı tıbbi haplar çıkartacaktır. Fakat, ne çıkartırsa çıkartsın, Batının Mor Qi’si tekniğini öğrendiği sürece, sakatlanacak!” Yüzünde titreşen hafif bir tereddütle birlikte yavaşça belleticileri tekrarladı.



Bu tabii ki Doğunun Mor Qi’si değildi, daha sonraki zamanlarda Mor Felek Tarikatı tarafından geliştirilen ve Batının Mor Qi’si adı verilen çok gizli bir tekniğin belleticileriydi. Wang Tengfei bile bunu bilmiyordu. Bu sadece Tarikatın özel üyelerine öğretiliyordu ve amacı Seçilmişlere hayat kuvveti ve ruhsal enerji sağlamaktı!



Mor Felek Tarikatının her bir Seçilmişi başka birini Batının Mor Qi’si pratik etmek için seçme fırsatı yakalayacaktı. Bir Tarikat Kıdemlisi bu işlem üzerinde pratik yapılan kişinin direnç göstermesini engellemek ve onları sabit tutmak için katılacaktı. Tekniği başarılı bir şekilde uyguladıktan sonra o kişi Seçilmişin bir çeşit klonu gibi bir şey olacaktı ve böylece Seçilmiş onun Gelişim Merkezini ve hayat kuvvetini Doğunun Mor Qi’si ile birlikte özümseyebilecekti.



Mor Felek Tarikatının Güney Diyarındaki şu an elinde tuttuğu pozisyonu, bu iki sanatın birleşimi sayesinde elde etmişti.



Chu Yuyan, daha Batının Mor Qi’si tekniğini herhangi biri üzerinde uygulamamıştı. Ama şu an bu teknikten başka bir seçeneği yoktu.



Onun gücüne karşın, tehlike potansiyeli olan yan etkileri de vardı. Genelde Tarikat Kıdemlileri bu işlem sürecinde beklemede kalır ve herhangi bir beklemedik durumda müdahale ederdi.



Eğer ilk belleticiyle ilgili bir problemin yoksa, sana biraz kan vereceğim.” dedi Chu Yuyan sakince. “Şu an güneşi görmek imkansız ve ay ya da güneş görüş alanında olmazsa, Mor Qi’yi özümsemek zor olacak. Fakat, benim kanımda biraz var, bu senin tekniği kullanmana yardımcı olacaktır.



Meng Hao ona doğru baktı, gözleri derin düşüncelerle doluydu. İçten içe soğukça gülüyordu; Chu Yuyan daha belleticileri dile getirmeden önce, Meng Hao onun kötü bir niyeti olduğunu anlamıştı. Tek emin olmadığı şey tam olarak ne planladığıydı.



İlk belleticiyi duyunca, aklına ufaktan ip uçları dolmaya başlamıştı. Chu Yuyan’ın bu Gelişim yöntemini ona öğretmesinin ana sebebi depolama çantasını açabilse bile, en sonunda bir şekilde zarar görecek olmasıydı.



Meng Hao aniden ayağa kalktı, oraya doğru yürüdü ve Chu Yuyan’ın karşısında çömelerek oturdu. Onun saçlarını tuttu ve kafasını kendine doğru çekti. Chu Yuyan buna karşı direnmeye çalıştı ama şu an çok zayıftı. Ona direnmeye çalışırken vücudu daha da açığa çıkıyordu.



Meng Hao, ne yapıyorsun!?” diye bağırdı, ifadesi değişiyordu. Aniden, kalbini bir endişe kapladı ve vücudu titremeye başladı. Dudakları Meng Hao’dan bir kaç santim uzaktaydı. Onun nefesini hissedebiliyordu. Elleri demir bir kıskaç gibi onu kafasının üstünden tuttuğu için, Chu Yuyan geriye doğru kaçınamıyordu.



Bana kanını vermek zorunda değilsin. Onu ben kendim alacağım.” Meng Hao onun kafasını yan tarafa çekti ve ardından acımasızca omuzunu ısırarak etinin derinliklerine doğru dişlerini geçirdi.



Chu Yuyan’ın vücudu titredi ve kalbindeki öfkeli nefret patladı.



O kadar yakınlardı ki Chu Yuyan onun sıcaklığını hissedebiliyordu. Uzaktan bakınca adeta birbirine sarılmış bir çift gibi duruyorlardı.



Bir an sonra, Meng Hao elini gevşetti ve tekrar ayağa kalktı. Ona bir bakış bile atmadan kendi yerine döndü ve meditasyona oturdu. Yüzünün kenarından Chu Yuyan’ın kanı damlıyordu. Gözleri kapattı ve Chu Yuyan’ın biraz önce ona öğrettiği belleticilere göre Gelişim yapmaya başladı.



Chu Yuyan’ın telaşlı solunumunun sakinleşmesi uzun bir süre aldı ve sükunetini tekrar kazandı. Meng Hao’ya nefretle baktı.



“Bu tekniği pratik edene kadar bekle.” diye düşündü. “Senin Gelişim Merkezini özümseyeceğim ve ardından seni lime lime doğrayacağım. Senin enerjini kullanarak vücudumdaki damgayı etkinleştireceğim. Ardından Mor Felek Tarikatı benim yerimi öğrenebilecek.” Chu Yuyan dişlerini kırılmanın eşiğine gelene kadar sıktı, tüm yaptıklarının bedelini on katıyla ona ödeteceğine yemin etti. Bu özellikle omuzundaki acı ve ısırık izi için geçerli olacaktı. Bu onun kolay kolay kabullenemeyeceği bir şeydi.



Bir kaç saatlik zaman geride kaldı. Meng Hao aniden gözlerini açtı. Göz bebeklerinde biraz morluk ortaya çıkmıştı. Chu Yuyan bunu gördüğünde biraz daha iyi hissetti.



İkinci belletici.” dedi Meng Hao kayıtsızca.



Chu Yuyan hiç tereddüt etmeden ikinci belleticiyi söylemeye başladı. “Mor Qi göle geri döner, Tao Sütununun kenarlarını boyar; Üç katmandaki dokuz dönüş, bir Mor Ejderhanın damgası…



Daha fazla zaman geçti, geçen seferkinden çok daha uzundu. Chu Yuyan biraz kuşkulanmaya bile başlamıştı.



Tarikattayken, Kıdemli Kardeş Li tarafından Batının Mor Qi’si pratiği için seçilen kişinin bir Kıdemlinin gözetiminde işlemi bitirmesi sadece iki saat sürmüştü. Meng Hao neden bu kadar yavaş gidiyor?



Onun bu kuşkuları sonraki dört saat boyunca devam etti. En sonunda, Meng Hao gözlerini açtı. Mor parıltı daha da güçlenmişti. Chu Yuyan bunu görünce rahat bir nefes aldı.



Sıradan bir gizli yeteneğe sahip olduğu için Gelişim yapması uzun sürüyor olmalı.” Chu Yuyan daha sonra ona üçüncü belleticiyi söyledi.



Meng Hao bir süre sessizce düşündü. Ardından gözlerini kapattı ve meditasyona başladı. Bu sefer daha uzun sürmüştü. Tamamlaması tam iki gün almıştı. Fakat, gözlerini açtığında göz bebekleri tamamen mora dönüşmüştü ve gözleri de aynı renkle parlıyordu.



Aslında, tüm vücudu zayıf mor bir parıltı yayıyordu.



Chu Yuyan en başta biraz endişelendi. Ama onun gözlerindeki yoğun mor rengi görünce, Gelişim Merkezi enerjik bir şekilde kıpırdanmaya başladı. Bu durum Chu Yuyan’ın kafasına o an yattı.



Şimdi son bir adım kaldı...” diye düşündü, “Ve bu adımın sonunda, onun işi bitecek!” Chu Yuyan’ın gözleri hafifçe alevlendi ve konuştu, “Şimdi, birlikte Gelişim pratik edeceğiz. Güçlerimizi birleştirdiğimizde depolama çantası açılacak. Bu olurken çok dikkatli olmalısın, asla gevşememelisin. O kısa an geldiğinde eğer depolama çantasına erişemezsen, ikinci bir şansın olmayacak.” Chu Yuyan konuşurken Meng Hao’ya karşı olan nefreti ortaya çıkmış ve vücuduna yapışmış gibi göründü. Chu Yuyan ellerini yukarıya doğru kaldırdı.



Sadece biraz daha bekle...” diye düşündü, içten içe soğukça gülüyordu. “Ondan sonra her şey bitecek.



Meng Hao’nun yüzü ifadesizdi. Soğukça Chu Yuyan’a baktı, mor göz bebekleri titreşti. Ardından Kozmos çantasını çıkarttı ve yanına koydu. Meng Hao da elini kaldırarak onun avucuyla kendi avucunu birleştirdi. Aniden, ikisinin de baskı altına alınmış olan Gelişim Merkezleri kaynamaya başladı.



Reaksiyon güçlenmeye başladı ve vücutlarından beyaz Qi yükselmeye başladı. Yüzlerinden ter tanecikleri dökülüyordu. Bu olduğunda Meng Hao vücudundaki mor renkli ruhsal gücün bir şey tarafından çağırıldığını net bir şekilde hissedebiliyordu. Bu ruhsal güç hızla eline hareket etmeye başladı ve oradan da Chu Yuyan’a. Gözlerindeki mor parıltı sönükleşmeye başlamıştı.



O anda, Meng Hao aniden Gelişim Merkezinin üstündeki baskılayıcı kuvvetin gevşediğini hissetti. Çok ufak bir ruhsal güç zerresi aniden dışarı yayıldı. Meng Hao hiç tereddüt etmeden onu doğrudan Kozmos çantasına yöneltti. Çanta parladı ve içinde bir şey dışarı çıktı.



Doğunun ve Batının Mor Qi’si, bağlan!” diye bağırdı Chu Yuyan, Kozmos çantasından neyin çıktığını önemsememişti. Gözleri ışıl ışıl parlıyordu.



Tam o anda, Meng Hao’nun Gelişim Merkezi gücü Chu Yuyan’a doğru akarken, Chu Yuyan kendi enerjisinin sarsıldığını hissetti… İki nefeslik süre sonunda Meng Hao’nun Gelişim Merkezi tamamen ortadan kaybolsa da, Chu Yuyan ondan çok fazla şey özümseyememişti.



Onun Gelişim Merkezi seviyesi Temel Kurulumu aşamasında, sadece bu kadarcık özümseyebilmiş olmam imkansız… Bu…” Meng Hao’ya baktığında yüz ifadesi aniden değişti. Meng Hao ona alaycı bir gülümsemeyle bakıyordu. O sırada, gözlerinde en ufak bir morluk dahi yoktu.



Bunu görünce Chu Yuyan’ın kalbi yerinden oynadı ve yüzünde inanamaz bir ifade belirdi. Aceleyle geriye doğru çekildi.



Sen…



Çok teşekkürler, Yoldaş Taoist Chu.” dedi soğukkanlı bir şekilde. Elini kaldırdı ve Kozmos çantasından çıkan nesne bu eline doğru uçtu.



Bir bir kristal taştı. Sıradan bir kristal değildi, üç aşırı büyük Ruh Taşından çantada kalan bir tanesiydi!



Chu Yuyan soluk bir yüzle kendini taş duvara doğru bastırdı. Kalbi güm güm atıyordu, Batının Mor Qi’sinin neden başarısız olduğunu anlayamıyordu. Meng Hao’nun bu tekniği kullanarak Gelişim pratik ettiğini kesinlikle hissetmişti. Ve gözlerindeki mor renk kesinlikle sahte olamazdı. Eğer öyle olmasaydı, kendi Gelişim Merkezi kaynamaya başlamazdı ve çok ufak da olsa ruhsal enerjisi özümseyemezdi.



Chu Yuyan’ın vücudu titremeye başladı. Biraz önceki planı kısa sürede hazırlamıştı ve kusurları vardı. Bu bir kumardı ve Chu Yuyan rakibini oltaya taktığından emindi. Bir kez oltaya takıldığı zaman onun kaçmak gibi bir şansı olmayacaktı.



Fakat durum buydu. Chu Yuyan’ın kalbi titriyordu. Meng Hao’ya doğru baktığında aniden onun ne kadar tahmin edilemez olduğunu fark etti. Bu his giderek büyüyordu.



Eğer tüm olay sadece bu olsa, çok büyük sorun olmayacaktı. Ama daha sonra Meng Hao’nun elinde tuttuğu büyük Ruh Taşını fark etti. Göz bebekleri büzüldü. Dikkatlice baktığında nefesi hızlandı ve yüzünde inanamaz bir ifade belirdi.



Bu bir… Aşırı Yüksek Derece Ruh Taşı!





 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 698

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 92

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17467 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23514 Bölüm Sayısı


creator
manga tr