"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 88: Lord Esin’in Gerçek Benliği


 

Bölüm 88: Lord Esin’in Gerçek Benliği



Boom!



İki tahta kılıç sürekli Meng Hao’nun vücuduna saplanıyor ve her yere kanlar fışkırmasına neden oluyordu. Meng Hao’nun hayat kuvvetinin ateşi sönükleşiyordu. Fakat, içindeki yer çekimsel kuvvet eşsiz bir seviyeye yükselmişti. O kadar güçlüydü ki sanki etrafındaki her şeyi kendine çekebilecek gibi duruyordu. Meng Hao ne tür bir engelle karşılaşırsa karşılaşsın, nasıl bir tehlike içinde olursa olsun, hiçbir şey onun güçlü bir uzman olma yoluna taş koyamayacak gibiydi.



Yer çekimsel kuvvet Meng Hao’nun sersemliğini de etkiliyor gibiydi.Zihni sanki sınırsızlığa doğru genişlemişti.



Patrik Reliance ona baktı ve mırıldandı, “Bu… Göklerden iyi talih çalmak!



O anda, Meng Hao’nun güçlü olma arzusu Gelişim Merkeziyle bütünleşmişti, bu on üçüncü seviyeye çıkma inadıydı, bunun için Göklerden çalacak ve hayat kuvvetini değiştirmek için Göklere karşı çıkacaktı.



Yedi lambadan Meng Hao’ya doğru dolu ve tam ruhsal enerji tayfı akarken gök gürültüsüne benzer bir gümbürtü duyuldu. Ruhsal enerji onun vücuduna girdiğinde, seviye farkını aşması ve saldırması için Meng Hao’nun bıçağı haline geliyordu.



Bu bir Gelişen Ruh ve altı Nüve Formasyonu Gelişimcisinin toplam gücüydü. Ama sadece bu değildi, onun saldırılarının en önemli, en gerçek kısmı güçlü olma arzusu ve inatçılığıydı. Onun bu arzusu Gökler tarafından yasaklanan on üçüncü seviyeyle aynı çizgideydi. Onun on üçüncü seviyesini oluşturan şey buydu!



Gürlemeler arasında seviye farkı eridi. Bu olduğu anda ise Meng Hao tükenmez ruhsal enerjiyle adeta banyo yaptı, Gelişim Merkezinin on ikinci seviyeden on üçüncü seviyeye uçtuğunu hissetti. Şu an antik zamanlardan beri Qi Yoğunlaştırmanın büyük döngüsünü tamamlayan ilk Gelişimci olmuştu.



O anda, Meng Hao’nun Gelişim pratiği yapmasına olanak sağlayan saklı yeteneği aniden değişti. Ne bir ses ne de başka bir belirti kendini göstermişti. Meng Hao bile bu değişimi belli belirsiz hissetmişti. Fakat, eğer dışarıdan bakan biri onun saklı yeteneğini incelese, artık geçmişteki gibi ortalama olmadığını görürdü. Bir Seçilmiş olarak sayılmasa bile şu anki saklı yeteneği öncekine göre çok daha yüksekti.



Çok eski zamanlardan beri hiç kimse kendi saklı yeteneğini değiştirememişti. Ne bir göksel materyal ne de bir dünyevi hazine Göklerin tayin ettiği kaderi değiştirme gücüne sahip değildi. Fakat bugün Meng Hao bunu başarmıştı!



Antik zamanlardan beri Qi Yoğunlaştırmanın büyük döngüsünü tamamlayabilen ilk kişi olmuştu, aynı zamanda saklı yeteneğini değiştiren de. Bu yeni bir başlangıçtı, güçlü bir uzman olma yolunda yepyeni bir başlangıç.



Meng Hao Qi Yoğunlaştırmanın büyük döngüsünü tamamladığında, vücudundaki bütün yaralar anında iyileşti. Ruhsal enerjiye gömülmüş olan vücudu yeni bir doğuş daha tecrübe etmişti.



Meng Hao’nun kendisinin de yeniden doğduğu söylenebilirdi.



Tütsü çubuğunun yanma süresi kadar sonra, Meng Hao’nun gözleri aniden açıldı. Etrafındaki ruhsal enerji bir kez daha yeryüzüne doğru taşmaya başladı. Artık Qi Yoğunlaştırmanın büyük döngüsünü tamamladığı için, içindeki yer çekimsel kuvvet tamamen kaybolmuştu.



Meng Hao’nun bu dönüşümüne kendi gözleriyle şahit olan Patrik Reliance diyecek bir şey bulamadı.



Daha da hayret verici olan şey ise Meng Hao’nun gözlerini açtıktan sonra uzanıp lambalardan birini alabilmiş olmasıydı. Bu Lord Esin’in Gelişen Ruhunu içeren lambaydı. Onu aldıktan sonra ardına döndü ve vücudu bir ışık ışınına dönüşerek çıkış burgacına doğru fırladı.



Sen, sen, sen… Ölümüne yanmaktan korkmuyor musun!?” Patrik Reliance oturduğu yerde bir an afallayıp kaldı ve ardından burgacın içinde kaybolan Meng Hao’nun ardından küfürler savurmaya başladı.



Seni küçük piç! Seni utanmaz!! Siz Şeytan Mühürleme Tarikatı insanları, hepiniz piçsiniz! Utanmazlığın doruk noktasısınız!!” Patrik ileri geri adımladı, yoğun bir kükreme çıkarttı.



Meng Hao burgaç yoluyla çıkar çıkmaz, arkasından Ölümsüzler Mağarası mühürlenmeye başladı. Hızla kapanan yarıktan bir ölüm kokusu yayılıyordu.



Zhao Ülkesi dışında, Güney Diyarında, Esin Ülkesi adı verilen bir sınırdaş ulus vardı. Toprakları Zhao Ülkesinden pek farklı olmasa da, insanları biraz garipti.



Zhao Ülkesi, Doğu Topraklarına saygı gösterirken, Esin Ülkesi bunu yapmazdı. Onlar Yüce Tang’a hürmetlerini sunmazlardı, aksine Göklerin gizemlerini benimsemişlerdi. Bu nedenle, Esin Ülkesinin içindeki bütün tarikatlar Esin Tarikatının bir koluydu.



Esin Ülkesinin gizemli doğu bölgesinde ejderhalar gibi kıvrılan üç tane sıradağ vardı. Bu dağlardan birinin zirvesi savaşa tutuşmuş iki ejderhanın başı görünümüne sahipti. Burası Esin Ülkesinin doruk noktasıydı. Zirvenin etrafını sisler sarmıştı ve üzerinde bir çan vardı. Bu çan yılda bir kez çalınırdı ve sesin yankılanması üç gün sürerdi.



Çanın altında süslü binalardan oluşan bir orman vardı. Burası ülkenin en güçlü tarikatı olan Esin Tarikatıydı!



Esin Tarikatının ana kapısının üstünde oturan siyah cübbeli bir Gelişimci vardı. O son derece yaşlıydı ve yüce bir varlık tavrına sahipti. Esin Tarikatı öğrencilerinin hafızasında, onun orada meditasyona oturması çok, çok uzun bir zaman önceydi. Yağmur ve rüzgara aldırmadan, üzerinden yıllar geçse de hala orada bir kaya gibi oturuyordu.



Bazı öğrenciler onun kim olduğunu bile bilmiyordu. Esin Çanının altında bacaklarını çaprazlayıp meditasyona oturduğunu düşününce, Tarikat Kıdemlilerinde biri olduğu belliydi. Fakat, Tarikatın güçlü uzmanları ne zaman ona baksa, gözleri derin bir saygıyla doluyordu.



O anda, Esin Tarikatı öğrencilerin kesintisiz ilahi sesleriyle doluydu. Bu ses bir araya toplanan görünmez bir kuvvet oluşturuyor, ardından yavaşça dağın zirvesinde, bir çeşit burgaç gibi görünen yere pıhtılaşıyordu. Burgaç yavaşça bu ilahilerin gücünü emiyordu.



Bu sadece Gelişimcilerin görebileceği bir şeydi. Esin Tarikatı öğrencilerinin ilahileri yükseldi ve ardından Esin Çanıyla bütünleşti. Doğrusu bu çan sadece Gelişimcilerin ilahilerini değil aynı zamanda ülkedeki herkesin dualarını emiyor gibiydi.



O anda, Esin Çanının altında sonsuzmuş gibi oturan yaşlı adam titremeye başladı ve ardından bir ağız dolusu kan tükürdü. Aniden, çan çaldı ve sesi gökyüzünü doldurarak tüm Esin Ülkesi boyunca duyuldu.



Esin Tarikatındaki öğrenciler şok oldu. Tarikat Kıdemlileri ve güçlü uzmanlar aniden meditasyondan gözlerini açtılar. Birer birer prizmatik ışınlara dönüşerek Esin Çanına doğru fırladılar.



Onlar vardığında, orada oturan siyah cübbeli adamın gözlerinin fal taşı gibi açık olduğunu gördüler.



Selamlar, Patrik!



Patrik, sağlınız yerinde mi?” Onlarca gelişimci onun etrafını sardı, ellerini kenetleyerek saygıyla başını eğdi.



Siyah cübbeli adamın gözleri yıldırım gibi parladı. Sol göz bebeği tıpkı bir güneş gibi yoğun bir parlaklıkla yanıyorken sağ göz bebeği ise karanlık yayıyor ve tıpkı hilal şeklinde görünüyordu. İki göz bebeği birbirinden tamamen farklıydı. Bir insan bu adamı gördüğünde bir daha asla unutmazdı.



Adam gözlerini açtığında, alnı yarılır gibi olmuş ve bir göz daha ortaya çıkmıştı. Fakat bu göz diğerlerine görünmezdi. Bakan kişi sadece kan kırmızısı bir parıltı görebilirdi. Adamın üzerinde fırtına bulutları toplanmaya başladı ve vahşi rüzgarlar kopmak üzereydi.



Patrik Reliance! sen benim klonumu yok ettin ve iyi niyetimi görmezden geldin. Sen… Senin işin bitti! Ben sadece elinin altında bir kaç hile olan biri değilim. Neye başvuracaksın, seni değersiz Ruh Bölme aşaması? Gerçekten de Ölümsüzün Zuhurunun gazabını mı uyandırmaya cüret edeceksin!?” Yaşlı adamın yüzü sertti. Elini yere vurdu ve dağın zirvesi titredi. Dalgalar yeri sallayarak etraftaki Gelişimcilerin şok içinde geri çekilmesine neden oldu.



Aynı zamanda dağ sallanmaya başladı, Esin Çanı ses çıkarmasının ardından havaya yükseldi. Çanın etrafında uçan ve kıvrılan sayısız büyülü sembol parlakça aydınlandı. Bu parıltı kör edici seviyedeydi ve tüm Esin Ülkesi boyunca yayıldı.



Şeytani güçler iniyor! Bu tıpkı atalarımızın kehanetlerindeki gibi! Bu Göğün ve Yerin felaketine kanıt olabilir, ama Esin için de bir yükselme şansı olacak! Klonumun Gelişen Ruhunu geri alacağım, ve bunun ardında Patrik Reliance hala kibirli olabilecek mi göreceğiz!



Tabii ki bu siyah cübbeli adam Lord Esin’den başkası değildi. Onun klonu Patrik Reliance tarafından tüketilmişti ve bu gerçek benliğiydi. Adam konuştuktan sonra ayağa kalktı ve gökyüzüne doğru uçtu. Devasa Esin Çanını havada kaptı ve ardından çok renkli bir gök kuşağına dönüşerek Zhao Ülkesine fırladı, buna bir öldürme arzusu da eşlik etti.



Bu arada Zhao Ülkesinde, Soğuk Rüzgar Tarikatının tarihi binasında uğultu sesi duyuluyordu. Yüzünde tuhaf bir ifadeyle görevli öğrenci kapıları iterek açtı. Öğrenci içeri baktığında bütün vücudu sarsıldı ve yüzünde hayret ve yoğun bir dehşet belirdi.



Tarihi binanın içinde çeşitli Tarikat Gelişimcilerinin hayat kayışları sergilenmek üzere dizilmişti. Aniden, Tarikatın Nüve Formasyonu Keşişine ve Kıdemli Taishang’a ait hayat kayışları çatlayarak ufalanmaya başladı!



Bunun anlamı Nüve Formasyonu Keşişi ve Kıdemli Taishang’ın ölmüş olduğuydu!



Aynı zamanda, Temel Kurulumu Kıdemlilerine ait kayışlar da parçalanmıştı. Bu olduğunda, tarihi binadaki muhafız görevlisi şok oldu. Yüzünde inanamaz bir ifade belirdi.



Nüve Formasyonu Keşişi diğerleriyle birlikte ayrılırken, arkada Tarikatı koruması için bir tane Temel Kurulumu Kıdemlisi bırakmıştı. Adam bu haberi öğrendiğinde yüzü soldu ve hemen bunu hiç kimseye söylememesini emretti.Çünkü biliyordu ki eğer bir Tarikatın Nüve Formasyonu uzmanı öldürülürse, bu o Tarikat için felaket olurdu. Muhtemelen tüm Tarikat başarısızlığa sürüklenecekti. Aynı zamanda neredeyse bütün Temel Kurulumu Gelişimcilerinin de silinip gitmesi bunu hızlandıracaktı.



Patrik Reliance’ın meditasyon alanında ne oldu!?” Temel Kurulumu Kıdemlisi hemen bir grup öğrenci topladı ve onları Reliance Tarikatına doğru gönderdi.



Daha sonra kendini sakinleştirmeye çalıştı, eline yüzlerce yıldır sesi duyulmamış olan özel bir boynuz aldı.



Bu boynuzun adı Tao Boynuzuydu.



Tao Boynuzunu çalınınca Tarikatın Tao Stokları uyanacaktı!



Her Klan ve Tarikatın Tao Stokları olurdu, bunlar nesilden nesile aktarılırdı. Üç büyük Tarikatın Tao Stokları, genelde Gelişen Ruh aşamasına ulaşmakta başarısız olmuş, ama bir Sahte Gelişen Ruh durumunda askıda duran canlılıkla istirahat ederek ölümü erteleyen bir Tarikat Patriğinden meydana gelirdi. Yalnızca onlar eli kulağında olan bir felaket yüzünden yükselen paniği bastırabilirdi.



Boynuz Soğuk Rüzgar Tarikatında çalındığı zaman, bu ses çok gizli bir Ölümsüzler Mağarasında bacaklarını çaprazlayarak oturmuş yaşlı buruşmuş bir adamın kulaklarına ulaştı. Adam ölü gibiydi; adam o kadar zayıftı ki bir deri bir kemik demek yanlış olmazdı. Ama boynuzun çağrısını duyunca gözlerini açtı.



Adamın Ruhsal Duyusu aniden gümbürdeyerek tüm Soğuk Rüzgar Tarikatını sardı. Bu Temel Kurulumu Gelişimcisinin vücuduna girdiğinde, adam titredi ve yüzünde acı ifadesi belirdi. Adam sanki onu yok edebilecekmiş gibi duran güçlü bir hisle doldu. Bu kullanıldığında onun hafızasını alt üst edebilecek bir Ruhsal Duyuydu.



Bir süre sonra, Ruhsal Duyu ayrıldı ve Temel Kurulumu Gelişimcisi nefes nefese kalarak yere yığıldı, vücudu hamur gibi olmuş ve yüzü solmuştu. Biliyordu ki eğer Temel Kurulumu aşamasında olmasaydı, biraz önceki hafıza taraması onu öldürecekti.



Tüm Soğuk Rüzgar Tarikatı boyunca derin bir ses yankılandı. “Benim Donduran Yeşimimi al ve Reliance Tarikatının etrafındaki bütün dağları mühürle. O bölgeden kimsenin çıkmasına izin verme. Bir kaç saat içinde uyanmış olacağım. Bu süre zarfında, sen de gidip ip ucu ara.”  Temel Kurulumu Gelişimcisi ayağa kalkmaya çabaladı, ardından ellerini kenetleyerek saygıyla başını eğdi.



Bir buz parçası gibi soğuk mavi yeşim onun eline süzüldü.



Benzer sahneler Sarmal Dere Tarikatı ve Nezih Akşam Tarikatında da yaşandı. Keşişlere ve Kıdemlilere ait hayat kayışları parçalandığında, hepsi de kendi Tarikatlarının Tao Stoğunu kullandı.



An itibariyle, Zhao Ülkesi Gelişim dünyası bir karmaşaya girdi.



 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1262

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 661

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 378

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15576 Üye Sayısı
  • 510 Seri Sayısı
  • 20969 Bölüm Sayısı


creator
manga tr