Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

I Shall Seal The Heavens - Bölüm 53: Bana Nasıl Teşekkür Edeceksin?


Çeviri:RassNt  Düzenleme:Fullbringer

Bu... Bir depolama çantasına benziyor, ama biraz daha iyisi.” Meng Hao çantayı elinde sağa sola oynattı, daha sonra ruhsal enerjisini kullanarak onu biraz hissetti. Aniden, vücudu titredi, sanki görünmez bir yıldırım tarafından çarpılmış gibi oldu. Gözleri genişledi, tamamen şaşkınlığa büründü. Uzun bir süre geçtikten sonra başını aşağı eğdi ve çantanın içine baktı.

Çok büyük…” diye mırıldandı. Bu bir depolama çantasıydı ama içi gökyüzü ve yeryüzü bile sığabilecek kadar büyük görünüyordu. İçerisi puslu ve sınırsızdı, bu Meng Hao’nun kalbinin hemen sarsılmasına neden oldu.

Görünüşte içine dağlar ve nehirler sığabilecek gibiydi. Çanta boş olsa da, devasa kapasitesi onu değerli bir hazine haline getiriyordu.

Meng Hao’nun ağzı ve dili kurudu. Ruh Taşları onu mutlu etmişti. Tıbbi haplar onun hevesle kıpırdanmasına neden olmuştu. Ve daha sonra büyülü eşyalar vardı. Resim tomarı onu şok etmişti ve siyah ağın ruhani kudreti onu sarsmıştı. Ama bu çanta onun zihnini uğuldatmıştı. Kendine gelmesi çok uzun sürmüştü.

Zenginim. Bu gerçek bir servet…” Meng Hao kendi kendine mırıldandı, çok renkli çantayı sıkıca kavradı. Ama daha sonra yüz ifadesi aniden değişti.

Eğer o gerçekten büyük bir Tarikatın zorlu sınavıysa, sadece burnumu sokmuş olsaydım büyük sıkıntı olmazdı, ama onlar kesinlikle bu kadar hazine, tıbbi hap ve Ruh Taşıyla birlikte gitmeme izin vermeyecektir.” Meng Hao’nun kalbi güm güm atmaya başladı ve kafasında bir ihtilafa düştü. Fakat elde ettiği hazinelerden vazgeçmemeye karar verdi.

Bütün eşyaları dikkatlice düzenledi, daha sonra derin bir nefes aldı ve dışarıdaki akşam havasına baktı. Mağaradan çıkıp dağı terk etti ve düşünceli bir şekilde uzaklardaki duvarla çevrili şehre baktı.

Birçok tıbbi hapa sahibim.” Parlayan gözlerle şehre bakarken kendi kendine mırıldandı. “Ama hiçbirinin adını bilmiyorum. Bu nedenle, onları güvenli bir şekilde kullanamam.” Meng Hao bunun ardından şehre doğru yürümeye başladı.

Hızlı hareket etti ve hemen üzerinde üç kelime yazan şehir kapısına yaklaştı.

Doğu Arıtım Şehri.

Bu kelimelerde antik bir his vardı ve orada sadece bir kaç yıldır olmadıkları belliydi. Üzerlerindeki silikler çağlar boyunca varlığını sürdürdükleri hissi veriyordu.

Arıtım Gelişim ile benzer. Ve burası Doğu. Yani şehrin ismi nispeten tam anlamını yansıtıyor.

Ç.N: Arıtım kelimesi ile Gelişim kelimesinin telaffuzu birbirine benziyormuş.

Meng Hao şehir kapısından adım atar atmaz iki öğrencinin orada muhabbet ettiğini gördü. Bakışları Meng Hao’nun üzerine yöneldi.

Açık mavi cübbe giymişlerdi ve Qi Yoğunlaştırmanın 3.seviyesindelerdi.

Yoldaş Taoist, lütfen şehre girmeden önce vergini öde.” Öğrencinin gülümsemesi Meng Hao’nun Gelişim merkezinin baskısını hissedince ortadan kayboldu.

Yoldaş Taoistler, bir bakışta sizin büyük bir Tarikata mensup olduğunuzu söyleyebilirim. Ben küçük bir Tarikattanım ve dağdan daha yeni çıktım. Yani buraya ilk gelişim, acaba beni burası hakkında biraz bilgilendirebilir misiniz?” Meng Hao doğuştan bir bilgindi ve son derece kibar bir üslup ile konuştu. İki düşük seviye gelişimci hemen bundan etkilendi ve biraz önce konuşan genç adam güldü.

Güzel konuşma, güzel konuşma! Yoldaş Taoist, senin gelişim merkezin oldukça saf. Eğer bu senin Tarikattan ilk çıkışın ise, gelecekte isminin iyi tanınacağı konusunda şüpheliyim.” Genç adam gülümseyerek konuştu. Böylesine engin bir Gelişim merkezi olan birinin ona kibar davranması oldukça iyi hissetmesine neden olmuştu. “Burası Zhao Ülkesinin Üç Büyük Tarikat Birliği tarafından kurulan Doğu Arıtım Şehri, Zhao Ülkesindeki Büyük Gelişim Şehirlerinden birisidir. Giriş yapabilmek için Ruh Taşlarıyla belli bir vergi ödemek zorundasın.

Fiyat normalde üç Ruh Taşı, ama sen bir tane versen yeter. Ve lütfen unutma şehir sınırları içerisinde dövüş yasaktır. Bu kuralı çiğneyen kişiler Üç Tarikat tarafından ağır cezalar alır. Bunu aklından çıkarmamalısın.” Genç ona ahşap bir tablet uzattı.

Meng Hao hemen ona teşekkür etti ve Ruh Taşını ödedi. Daha sonra ellerini kenetleyerek selam verdi ve şehir kapısından geçti.

Ruh Taşı konusunda biraz üzgündü. Sadece bir tane vermiş olsa da, sonuçta Meng Hao için paraydı. Çantasında sekiz bin tane olabilirdi, ama bakır aynanın Ruh Taşı konusundaki iştahını çok iyi biliyordu ve aslında bu miktarın fazla olmadığının farkındaydı.

(FN: Bu adam kayserili şu an emin oldum.)

Vergi çok yüksek. Eğer gerçekten buraya gelmek zorunda olmasaydım, ödemezdim.” Şehirde hızlıca yürürken etrafı inceledi. Alacakaranlık çöküyordu, ama her yer insan kaynıyordu. Caddeler parlak ışıkları olan dükkânlarla doluydu. Tek bir bakışla buranın sıradan bir yer olmadığı anlaşılıyordu.

Herkes Gelişimciydi. Şehri gezerken bir tane bile ölümlü görememişti. Fakat buradaki Gelişimcilerin hepsi Qi Yoğunlaştırma aşamasındaydı. Meng Hao kalabalığı incelediğinde kendisi gibi 7.seviyede olan üç kişi görebilmişti. Çoğu 6. ya da daha alt seviyelerdeydi.

Meng Hao geniş caddelerde yürüdü, tıbbi hap satan dükkânlara baktı. Bir şeyler satın almadı sadece sorular sordu. Üç günün ardından Meng Hao tüm şehri dolaşmıştı ve otuzdan fazla tıbbi hap dükkânını ziyaret etmişti.

Buna rağmen, depolama çantasındaki düzinelerce tip hap içinden sadece 7-8 tanesi hakkında bilgi alabilmişti. Fakat Meng Hao bunun üzerine heyecanlanmıştı. Öğrendiği hapların her biri pahalı sayılabilecek haplardı. Mesela onlardan biri elli Ruh Taşı değerinden olan ve sadece Qi Yoğunlaştırmanın 7.seviyesindekiler için kullanışlı olan Ruh Kurulumu Hapıydı.

Meng Hao’nun depolama çantasında bu haptan sekiz tane vardı.

“Hakkında hiçbir şey öğrenemediğim daha birçok hapın olması üzücü.” Üçüncü günde Meng Hao biraz tereddüt ettikten sonra şehrin batı bölgesinde bulunan son derece gösterişli bir binaya girdi.

Bina üç katlıydı ve parlak ışıklar yayıyordu. Uzaklardan bile kendini belli ediyordu. Daha önce Meng Hao buraya giren neredeyse herkesin 6.seviyede olduğunu fark etmişti. Hatta sekizinci ve dokuzuncu seviye olan kişiler de girmişti ve görünüşe göre burası onların girmeye tenezzül ettiği tek yerdi.

Meng Hao binanın ismini gördüğünde, girmeye daha da istekli hale geldi.

Yüz Hazine Köşkü.

İçerisi oyma korkuluklarla ve mermer basamaklarla doluydu. Her şey yeşimden yapılmış gibiydi ve Meng Hao içeri adımını atar atmaz yüzüne hafifçe değen yoğun bir ruhsal kuvvet hissetti. Sergilenen baş döndürücü çeşitlilikteki eşyalar gözüne takıldı; tıbbi hap şişeleri, uçan kılıçlar, inciler, sancaklar ve diğer eşyalar her yerde görülüyordu.

İçeride çok fazla Gelişimci olmadığından nispeten sessizdi. Herkes 4-5 kişilik gruplar halinde ayrılmıştı ve her bir gruba uzun, pembe elbiseli genç kadınlar eşlik ediyordu. Kızların sesleri hafif ve canlıydı, ayrıca çeşitli eşyalar hakkında sorulan sorulara mütevazı bir şekilde cevap veriyorlardı.

Gerçi hiçbiri Meng Hao ile ilgilenmemişti. Meng Hao’nun asıl dikkatini çeken uzaklardaki ikinci kattı. Çıkış merdivenlerinin yanında devasa bir Hap Ocağı vardı. Onun etrafında dumanlar kıvrılıyordu ve yanında da uzun siyah cübbeli orta yaşlı bir adam oturuyordu. Adam bacaklarını çaprazlayarak oturmuştu, sırtı düzdü, gözlerini kapatmış ifadesizce nefes egzersizi yapıyordu.

Adamdan belli bir miktar güç izi yayılıyordu, ama hissetmesi zordu, sanki gücünün çoğunu saklıyor gibiydi. Eğer öyle yapmasaydı, bütün köşk muhtemelen çökmeye başlardı.

Bir Temel Kurulumu Gelişimcisi…” Meng Hao’nun göz bebekleri büzüldü. Bu orta yaşlı adam Büyük Kıdemli Ouyang ile aynı tip aura yayıyordu, bu yüzden Meng Hao o adamın Gelişim merkezinin Temel Kurulumu aşamasında olduğunu hemen anlamıştı, buradaki herkesten daha yukarıdaydı.

Acaba benim de Temel Kurulumu aşamasına ulaşma şansımın olduğu bir gün gelecek mi?”  Reliance Tarikatında olan onca şeyin ardından Meng Hao’nun kalbi daha güçlü olma arzusuyla dolmuştu. Şu an başını eğmek zorunda kalsa da, gözleri kararlılık ve inatçılıkla doluydu. Şu anki isteği daha da fazlaydı.

Yüce Ruh Yazıtı Gelişim yöntemini kullanarak, Temel Kurulumu aşamasına ulaştığımda, Çatlak ya da Kırık Temelden çok daha güçlü olan Kusursuz Temel olacak. Temel Kurulumu aşamasındaki Gelişimciler arasında bile güçlü olacağım.” Derin bir nefes aldı ve başını kaldırdı. Pembe elbiseli genç bir kadın ona yanaştı. Kız güzeldi ve yüzünde rahat bir gülümseme vardı. Hafifçe başını eğerek Meng Hao’yu selamladı. Bunu yaptığında elbisesinin önü düşerek süt gibi yumuşaklık ortaya çıktı.

Taoist Kardeş, yardıma ihtiyacın var mı?” diye sordu.

Meng Hao’nun yüzü hemen kızardı ve uygunsuz şeylere bakmaması konusunda kendi kendine mırıldandı. Kararlı tutumuna rağmen ister istemez bir bakış attı ve kalp ritmi hızlandı. Üç yıldır Reliance Tarikatında olmasın rağmen Kıdemli Kız Kardeş Xu dışında hiçbir bayan öğrenciyle takılmamıştı. Şu an baktığı şey hayatında daha önce hiç görmediği türdendi. Yüzü biraz karardı ama çok belli değildi.

Tıbbi hapları tanımlayan yeşim kayışlarınız var mı?” Kuru bir öksürükle sordu, utancını gizlemeye çalışıyordu.

Kız genç olmasına rağmen tavırlarına bakınca oldukça tecrübeli olduğu söylenebilirdi. Kız Meng Hao’nun acemiliğini anında sezmişti ve bundan oldukça memnundu. Kız burada geçirdiği yıllar boyunca birçok müşteri görmüştü, ama meng Hao gibisi çok azdı. Kahkaha atmamak için kendini tuttu ve gülümseyerek ona doğru yanaştı, böylece Meng Hao kızın güzel kokusunu hissedebildi.

Kızın hoş kokusu yüzüne ulaştığında, Meng Hao’nun yüzü daha da kızardı. Fakat gözlerinde herhangi bir şehvet belirtisi yoktu. Tam aksine geniş ve berraktı; özünde şehvete teslim olmamıştı. Sadece kadınlar konusunda tecrübesiz olduğundan yüzü kızarmıştı.

Tabii ki tıbbi haplara dair yeşim kayışlarımız var.” Kız göz kırparak konuştu. “Lütfen beni takip et, Taoist Kardeş.” Kız Meng Hao’nun iyice kendini gösteren beceriksizliğini oldukça tatlı buldu. Kız arkasını döndü, bellini salladı, onun kıvrımları büyüleyiciydi. meng Hao ister istemez bir bakış attı ve kalbi tekrar hızlandı. Acı bir gülümsemeyle birlikte hafifçe öksürdü ve hemen kızı takip etti.

Kız onu çeşitli yeşim parçalarıyla dolu olan yan taraftaki bir örgü rafa götürdü. Onların arasında beyaz bir tepside Üç Yeşim Kayış kelimeleri kazınmış olan üç tane yeşimden kayış vardı. “Bu yeşim kayışlar Zhao Ülkesinde bulunan çoğu tıbbi hap hakkında bilgiye sahip. Fakat bunlar kopya olduğu için içeriği biraz belirsiz.

Kız Meng Hao’nun onları almak için elini kaldırdığını görünce gülümsedi. “Ücretini ödemeden bakamazsın. Üç Yeşim Kayışın değeri yüz ruh taşı.” Kız gülümsediğinde güzel gamze ortaya çıktı. Kız Meng Hao’ya baktığında yüzünün biraz kara olduğunu düşünse de, aynı zamanda bir bilgin edası ve gençlik cazibesi barındırıyordu.

Kızın parfümü Meng Hao’ya doğru estiğinde, elini geri çekti ve kendine odaklandı. Bu Üç Yeşim Parçasına karşı düşünceli göründü. Bu ona pahalı gelmişti ve bu kadar Ruh Taşını vermek konusunda tereddüt içindeydi.

Bunlardan daha fazla bilgiye sahip başka bir şey var mı?” Meng Hao bir süre sonra sordu, çenesini sıktı. Buraya gelmesindeki tek amaç bunun gibi bir yeşim kayış satın almaktı.

Tabii ki!” Kız yine göz kırparak cevapladı. “Beni takip et.” Kız onu başka bir köşeye götürdü ve daha sonra raftaki bir yeşim kayışı işaret etti. Kayış küçük çatlaklarla kaplıydı.

Bu bir kopya değil. Güney Diyarındaki çeşitli tıbbi haplara dair kayıtlar içeren antik bir yeşim kayış. Hatta zehir haplarına ve onların panzehirlerine dair detaylı bilgiler de içeriyor. Üstelik haplarla ilgili oldukça gerçekçi ve sanatsal tasvirler barındırıyor. Fakat maalesef çatlamış durumda ve eninde sonunda paramparça olacak. Onu sadece dört ya da beş defa okuyabilirsin.

Onun bu sözlerini duyunca Meng Hao’nun kalbi kıpırdandı. Ona ihtiyacı vardı, uzun vadeli değildi, şu anki problemlerini çözmesi içindi.

Taoist Kardeş, umarım bir sakıncası olmaz.” Kız gülümseyerek konuştu, ona yanaştı ve sesini alçalttı. “Bu eşyanın değeri iki yüz Ruh Taşı. Şunu bilmelisin ki eğer o çatlak olmasaydı, değeri bin Ruh Taşından fazla olacaktı. Eğer onu gerçekten istiyorsan, sana bir indirim uygulayabilirim. Ama bunun karşılığında bana nasıl teşekkür edeceksin?

Fullbringer Notu: Bu seriyi seviyorum. <3






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 529

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13207 Üye Sayısı
  • 390 Seri Sayısı
  • 18088 Bölüm Sayısı


creator
manga tr