“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Hikaye Yarışması (2017) - Av Ruhu


 

 

                        Av Ruhu(İNTİKAM SANATI)  

      İnsanlar bin yıllardır şehirlerde yaşıyorlardı. Köyler klanlar tarikatlar neredeyse yok olmuştu. Artık bilinen topluluklar ailelerden oluşuyordu. Şehrin devasa surları arasında kalan şehrin uç kesimlerinde fakir aileler yaşarken şehrin iç kesimlerine ilerledikçe büyük zengin aileler şehrin yönetiminde söz hakkına sahip oluyorlardı. Birçok gizli iş çeviren insanın midesini bulandıracak hileler ve hainlikler görmek nadir olmaktan çıkmıştı.

    

    Uzun bir süre yaşadıktan sonra insanlar hayatlarından sıkılmaya başlıyordu. Bu dünyada görülen ve duyulan büyük gizemler insanların ufkunu genişletiyor içlerindeki kış uykusunda yatmış özgürlük hissini uyandırıyordu. Bu insanlar her türlü tehlikeyi göze alabilen zeki ve cesur insanlar olarak tarihe geçebilen olayları gerçekliğe yazıyorlardı.

 

      “Baba büyüdüğüm zaman bende avcı olabilir miyim?” Babasına doğru bakan küçük,  yüzünde kocaman umut parçasıyla dikkatli bir şekilde konuşuyordu.

    

      

      Olumlu ya da olumsuz nasıl cevap vereceğini bilememişti nedeni basitti ava giden tilki kurda, ava giden kurt aslana, yem olabilirdi. Herkes aslan olamazdı bu nedenle nasıl cevap vereceğine emin olamıyordu sonra yüzüne kocaman bir gülümseme getirerek oğlunun kafasını okşadı. “Eğer kendine güveniyorsan bende sana inanıyorum Shizi”

 

      Fakat o gece tüm şehirle beraber şehirdeki tüm aileler katledildi nedeni bilinmiyordu kimin yaptığı bilinmiyordu. Herkesin aklından farklı düşünceler geçiyordu kimisi krallığın borcundan dolayı diyordu bazıları göklere karşı çıktıkları için olduğunu söylüyordu ama kimse gerçek nedenini bulamadı. O gece şehirden kurtulanlar dünyaya hiçbir etkisi olmayacak kadar küçük bir sayıyla gösteriliyordu.

 

   

          O gün olanları bilen insan sayısı şuan dünya üzerinde iki kişiden ibaretti biri hayatını avlamaya adarken diğeri hayatını kaçmak için kullanıyordu.

  Shizi, Xinteng ailesinin tek yaşayan üyesiydi.

 

          Beş yaşında vahşete yelken açmıştı, o beş yaşında avcı yoluna ilk adımını atmıştı. Tek isteği vardı bu işin sorumlusunu bulmak istiyordu.

 

      On yıl geçirdi. Vahşeti öğrendi avlanmayı öğrendi sadece vahşetle büyüyen insanların kazanabileceği yetenekler elde etti. Kendi içindi hepsi her adımı kendi içindi ayaklarının altı parçalanana kadar koştuğu o gece hayatında ilk defa ormanlık bir tepenin üzerindeydi. Ağlıyordu o geceyi unutamazdı, asla bir daha öyle bir duruma düşemezdi. O acıları çekemezdi. Bunları düşünürken etrafındaki vahşi hırıltılar etrafında geziniyordu karanlıkta üstüne ilerleyen karanlık kanlı gözleri görebiliyordu yüzlerce çift göz onun ruhunu tüketiyordu.

     İşte o zaman anlamıştı buna kendince bir isim vermişti ruh katleden bakış hırıltılar yaklaştıkça bilincini yavaş yavaş kaybetti.

      

       Sabah güneşi çeşitli ağaçların yapraklarından yapılmış evin çatısından yüzüne vurunca uykusu bölünmüştü uyandığında göreceği saçları azure renkte olan orta yaşlarda görünen ama göründüğünden bilgili duran bir adamla tanışmıştı.

    Yaklaşık bir yıl onunla birlikte yaşadıktan sonra en sonunda öğrencisi olarak kabul edilmeyi başarabilmişti.

 

      Üç yılını öğrencilikle geçirdikten sonra dokuz yaşında vahşetler diyarına büyük yolculuğuna başlamıştı tamamen öğretmeninden duyduğu sözler sonucu bu noktaya varmıştı. “Küçük artık kendi yolculuğunda büyüme vaktin geldi sana öğretebileceklerim bu kadar gerisi kendi yaşam gücüne bağlı fakat eğer bir gün olurda o başarıları elde edersen benim için geri dön ve benim intakım mı almamda bana yardımcı ol”

          Dört yıl kaşla göz arasında geçtiğinden ustasının yaşadıklarını biliyordu, ustasının intikamı olan Wugin ailesinden intikam almak zorundaydı, tüm ailesi gözleri önünde yok olmuştu acı çekmişti o geceye kanlı gece demişti. Aynı acıları çeken bu küçüğün acılarını öğrendiğinde ona hayatta kalabilmesi için bilmesi gereken her şeyi öğretmişti.

 

     Ustamın söylediği gibi önce Kanlı Derin Vadiye ardından Issız Kızıl Bulut Dağına sonrasında ise en yakın yerleşim yerine rotasını ayarladıktan sonra seri bir şekilde yola koyuldu. Dokuz yaşında olmasına rağmen güçlü bir vücudu vardı.

     Yıllar yılları kovaladı altı yıl şelaleden akar gibi aktı. Shizi on beş yaşında bir canavara dönüşmüştü. Keskin pençeleri ve dişleri olan devasa bir canavara yeryüzünde çok nadir bulunan bir canavardı bu.

        

      Ustasından aldığı görev nedeniyle gitmesi gereken son yer olan Kanlı Ay Şehrinin merkez ailelerinden birisi olan Hong Ailesinin evine uğrayacaktı. Şehrin girişine yaklaştığında geçmişin kendini tekrar ettiğine dair bir his yaşadı ama hemen başını iki yana salladı bunun imkansız olduğunu biliyordu. Çünkü eskisi gibi zayıf biri değildi kan görmek artık onun için normaldi.

         Girişte henüz yeni kurulmuş birçok aile görmüştü anlaşılan aile kurma mevsiminin baharındaydı. İç kesimlere ilerledikçe zenginleşen aileler görüyordu sanki şehrin içinde şehirler kurulmuş gibiydi.

        Sonunda kapısında kocaman harflerle Hong yazan evin girişinde durdu. Girişte kapıyı bekleyen üç tane nöbetçi vardı.

    Nöbetçi sayısı birçok anlam ifade ediyordu. Kapısında çok nöbetçi olan aileler daha güçlü olduklarını gösteriyordu ve üç güçlü bir aile için ideal sayıydı.

    “Chue Hong la görüşmem gereken bir mevzu var. Kendisine Karanlık Vadi bekçisinden haber geldiğini söyleyin”

      Ustasının söylediklerine göre Hong ailesi bir kadın tarafından yönetiliyordu Hong ailesinin liderleri özellikle kadınlardan seçiliyor ardından özenle eğitimden geçiyordu ideal bir eş için uygun kızlar yetiştiriliyordu.

     Shinzi uzun yolculuğu sırasında birçok kez düşünmüştü ustasının onu buraya göndermesinin nedenlerini. Belki biraz geç fark etmişti ama Hong ailesinin kapısının önünde farkına varmıştı. Ustası onu aile kurabilmesi için göndermişti.

 

    O sırada nöbetçiler genci içeri almak için hazırlandılar. “ Bayan Chue sizi odasında karşılayacak lütfen beni takip edin.”

    Shinzi adamı takip ederek geniş bir odaya ulaştı odanın dizaynı tamamen bambaşka bir dünyaya girdiklerini söylerken kendini sakinleştirdi.

      Odanın iki kenarı tamamen dışarıdan görülüyordu burası misafirleri karşılamakta kullanılan göze hitap edebilmesi için doğallığı kullanan dizaynla döşenmişti. Hiçte fena sayılmayacak bir dizayndı.

        Nöbetçi kapıyı açtı Shinzi geçtikten sonra tekrar kapattı. Shinzi karşısında duran güzellik karşısında saniyelerce bakakaldı. Ardından masaya en yakın yere oturdu. Karşısında ki kadın tek parça kenarları yırtmaçlı bir elbise giymişti üzerinde dal ve çiçekler resmedilen elbise kadının gerçekliğine tam oturmuştu beyaz teni daha anlaşılır oluyordu.

        Chue karşısında ki genci görünce şaşırsa da sakinliğini korumuştu aynı durum karşısında ki genç için söylenemezdi. İlk adımı kendi atmaya karar verince gence bir gülümseme göstererek konuştu. “Bana Karanlık Vadiden haber getirdiğini duydum orası çok uzakta bir yer yıllarca yolculuk edilmesi gerekiyor”

      

      Durumu anlayan Shinzi karşısındaki kadına bir bakış daha attıktan sonra çantasından ustası tarafından verilen mesajı çıkardı ve uzattı. Mesajın üstüne kan ile işaretlenmiş izi görünce Bayan Chue bu sefer sakinliğini koruyamamıştı. Mesajı aldı ve açtı okuduktan sonra sanki bir canavara bakıyormuş gibi Shinzi nin gözlerine baktı.

     

       Gerçekten emin olamıyordu. Fakat mesaj tamamen gerçekti. İçerik olsun yazılışı olsun inanmamak mümkün değildi. Saniyeler sonra konuştu. “ Adınız neydi?”  Ses tonu sanki inkar eder gibiydi anlaşılan yeterince tatmin olmamıştı.

    

         “Benim adım Shinzi fakat ailemin adı yoktur.” O geceki katliamdan sonra ustası tarafından uyarılmıştı ve ailesinin adını söylememesi konusunu anlamıştı.

 

        Kadın bakışlarıyla hala inanmadığını belli ediyordu sanki bir kanıt bekliyor gibiydi.

    

       Shinzi sinirlerine hakim olmaya çalışarak kadına istediğini verdi. Kan rendi gözlerini kadının közlerine kilitledi ardından sadece kadının duyabileceği kadar alçak ses tonuyla söyledi.

      “Ruh eritici bakış”

     Sadece bir saniye sonra kadın terler içinde kalarak derin derin nefes almaya başlamıştı. Shinzi gözlerini kapatarak kadının kalıcı zarar almasını engelledi.

   Yetenekleri diğer insanlara gösteriş yapmak için kullanmaktan nefret etse de bazen gerekli bir şeydi.

          Kadın kafasını aşağı doğru eğerek konuştu. “genç Lord Shinzi lütfen kabalığımı affedin ve beni mazur görün sizi yanlış değerlendirdim gözlerim gerçekten doğruları göremedi.”

Shinzi kafasını iki yana salladıktan sonra karşılık verdi. “ Sorun değil tamamen haksız sayılmazsınız fakat konuyu uzatmanın mantığı yok çünkü çok uzun bir yoldan geldim dört yıl boyunca yeterince uyumadım bu nedenle resmi işleri hallettikten sonra gidicem”

Chue Hong basit bir kadın değildi tabi ki de anlamıştı eline gelen bu altın tabağı kaçırırsa bir daha asla böyle bir fırsat eline geçmezdi. Karşısındakini bir çocuk olarak düşünme düşüncesini aklından çıkardı. Çıkarmak zorundaydı karşısında dünyayı ayakları altına alma potansiyellerini elinde tutan göklerden uzatılacak zeytin dalına ulaşma potansiyeline sahip biri vardı.

      Bayan Chue sakinliğini tekrar eline alarak eline gelen bu fırsatı kaçırmamak için her şeyi denemeye karar vermişti. “ Lordum kabalığımı affedin lütfen sizi misafir etmeme izin verin gerçekten sizi pişman etmeyeceğim.”

Bayan Chue kapıya doğru dönerek seslendi.“Ling hemen buraya gel en hızlı şekilde.”

 

     Seslenmesinden saniyeler sonra yüzü kırmızı ipek bir parçayla kapatılmış gözleri insanı eritebilecek kadar güzel bir kız içeri girdi. Fazla uzaktan gelmediği belliydi ama ne düşündüğünü belli etmeyecek bir duruşu vardı. Soran olursa o sırada Shinzi tek parşa parlak kırmızı ipekten elbise giymiş vücuda göz gezdirmişti. Anlaşılabilirdi karşısındaki kız hafife alınmaması gerektiğini duruşuyla belli ediyordu. Shinzi nin bakışı Bayan Chun nun da dikkatini çekmişti. Oturduğu yerden aceleyle kalktı ve Ling in önüne geldi sonra onu tanıştırmak için Shinzi ye doğru işaret etti.

       

          Bu kişi Lord Shinzi önemli bir görev için buralara çok uzaklardan geldi. Bu nedenle ona en iyi şekilde bakmalıyız. Bundan sonra senin görevin Lord Shinzi nin istekleri olacak ve hizmette kusur olmasın.

 

      O sırada Shinzi de ayağa kalkarak duygusuz bir şekilde Ling in önünde durdu. Bayan Chue sanki o anı beklermiş gibi Lingi işaret ederek “ Lord Shinzi  özkızım Ling Hong lütfen yardım etmesi için ona izin verin.”

        Ling afallamıştı. Ne zamandan beri ailenin misafirlerle o ilgileniyordu. Hayatında bir defa bile bir misafirin hizmetini yapmamıştı. O tür işleri hizmetçiler yapardı kendi gururuna yediremezdi. Ama annesi Chue Hong onu büyüten kadındı her şeyini ondan öğrenmişti. Annesinin bu kadar önemsediği biri düşündüğü kadar basit olamazdı.

    Ling Hong bakışlarını Shinzi ye sabitlemeden önce derin bir nefes aldı. Bu ailede değer biçme yeteneğiyle doğan tek kişi olarak buna hakkı vardı. Yeteneklerini öğreneli yıllar olmuştu ve yetenekleri sayesinde hep kazanmıştı. Ancak bu sefer durum göründüğünden birazcık farklıydı. Shinzi nin gözlerine bakarken biçebileceği değerin bir alt sınır veya üst sınırı yoktu. Yani ne kadar denerse denesin olmuyordu. Linge göre saatler geçmiş gibi gelse de geçen süre sadece bir saniye kadardı.   

 

      “Lord Shinzi lütfen beni takip edin.”



        “Burada bir süre misafir olmayı kabul ediyorum. Bundan sonra bana Shinzi diyebilirsin.”

 

      Bu sözleri duyduktan sonra Bayan Chue için mutlu olmamanın imkanı yoktu. Kelimeler anlaşılırdı. Açıkça Ling Hong ben senin güzelliğini kabul edebilirim diyordu.



      O günden sonra yaklaşık bir ay süre geçmişti. Ling Hong annesinin zorlaması üzerine defalarca kez Shinzi yi ziyarete gitmişti. Gitmişti gitmesine fakat hiçbirinde istediğini elde edememişti. Yakınlık kurmak bir yana sanki giderek uzaklaşıyordu. Bu şekilde devam ederse sonuç açıktı.

        Shinzi o gece yıldızları kontrol etmek için gök yüzünü avlusundan seyrediyordu, yarın gitme vaktinin geldiğini fark etmişti.

    “Zaman ne kadar hızlı geçti, henüz işim bitmemişti.” iç geçirirken düşünüyordu. Eline başka fırsatlar geçeceğinden emindi çünkü kaderini değiştirebilecek kadar güçlü olan herkes, dünyaya hükmedebilirdi.  

        Yarın olacakları kestiremezdi, düşünmenin mantıksız olmadığını düşünse de; düşünmedi. Çünkü hissedebiliyordu yarın olacaklar tüm bu zamana kadar elde ettiği başarılar için ilk adım olacaktı.

      Sabah gün doğumuna yakın ulumalar duyulmaya başlandı giderek yaklaşan ulumalardı bunlar. Ne bir köpeğe nede kurda benziyordu. Sanki ejderhalar gökyüzünde uçarken acı çekiyorlarmış gibi bir sesti.



     Kırmızı gözlerini açtığı sırada geçmişe dönen Shinzi, yıllar önce henüz beş yaşındayken yaşadığı yılları hatırladı tüm şehri birkaç saate yok eden o ulumalar tekrar kulağını yalıyordu. Vücudundaki vahşi kan yanmaya başlarken yataktan zıpladı ve ardından bağırdı.

        “ Ling ailede ki çocukları ve hızlı koşabilen herkesi al ve şehri en hızlı şekilde terk edin.” Sesi duyan herkes, Shinzi nin sesinden ölümün yaklaştığını anlamıştı. Mraklı bakışlarının yerini korku alıp biranda paniğe kapıldılar.

       Shinzi nin sonraki söyledikleri panikleyen herkesi sakinleştirmişti.

        “Geride kalan herkes yer altındaki sığınaklara girsin ve benim sonraki emrime kadar oradan ayrılmasın.”

        Gökyüzünden giderek yaklaşan uğultular o sırada yerini ölümden önceki sessizliğe bırakmıştı. Tüm Hong ailesi ikiletmeden Shinzi nin emirlerini dinlemişti. Bayan Chue geride kalanlarla yer altı sığınaklarında dururken, Ling de Hong klanından yarısından fazlasıyla, şehrin güney kapısından çıkıyordu.

         Shinzi o sırada güney surlarının üstünde gökyüzünde duruyordu. Gözleriyle yüzlerce mil öteyi taradıktan sonra kendinden emin şekilde gülümsedi.

      “ hah haha haha … Haklıydım! Haklıydım! Haklıydım! Gerçekten de geldiler gökyüzü beni gerçekten seviyor olmalı.”

 

           Gerçekten mutlu olmuştu, yıllardır ailesinin katilini avlamak için güçlenmişti avcılığın zirvesini zorlamıştı. Tarihteki en genç kan gözlü avcı olmuştu. Sonunda intikamını alabilecek güce ulaşmışken karşısında tüm ailesini şehrini ve ustasının düşmanlarıyla bağlantısı olan karanlık avcı ailesinin dünyadaki tek bağlantısı karşısındaydı.

        Artık intikam zamanı gelmişti. Sakladığı av gücünü serbest bıraktı.

        Şehrin etrafında üç yüz altmış derece tamamen saran kara pelerinli insanlar bir anda irkilmişti. Hepsi aynı anda kaçmaya çalışacaklardı.

Böyle bir av aurası hayatlarında ilk görür gibiydiler. Bu güç onları tamamen aşıyordu. Şehrin on mil ötesindeki tepeden izleyen Ling bir an ağzının yere düştüğünü sandı, eliyle ağzını kapatırken ne tür duygulara gireceğini bilemiyordu. Daha önce bilse annesinin yüzlerce kez söylemesine gerek kalmadan karşısında ki bu gücü tüm kalbi ile kabul ederdi.

 

           Serbest bıraktığı av aurası gerçek gücünü yansıtmıyordu aura giderek artıyordu. Şehrin içindeki sıradan insanlar gök yüzündeki kan kırmızısı aura karşısında ruhlarını koruyamıyorlardı. Sonsuz sayıda vahşi kan canavarlarının onları yediği sahneyi yüzlerce kez gözlerinden geçerken yere düşüp benliklerini kaybediyorlardı.

      Onların durumu öyleyken şehri kuşatmaya gelmiş kara pelerinli insanlar auranın içinde kalmışlardı. Çoğu çoktan ruhsuz biçimde yere düştü, çoktan ruhları yenmişti yenilen her ruhla beraber güçlenen kan kırmızı aura geriye sadece tek bir kişi kalana kadar devam etti.

           Aura tarafından yakalanan ve geri kalan son kişi olan bir kadındı güzelliği hiç fena değildi, ama onu kurtaran güzelliği değildi onu kurtaran aslında diğerlerinden farklı oluşuydu. Shinzi nin aurası ve gözleri tarafından yakalanan her canlı, ruhundaki tüm sırları ona karşı açardı.

     Shinzi nin anladığı ise bu kadın kara pelerinlilere yeni katılan biriydi ve daha önce hiç kimseyi öldürmemişti, bu Shinzi temiz olan bir kadının böyle duruma nasıl düştüğünü anlamak istemişti.

       Aura onu Shinzi nin gözlerine yaklaştırtırdı. Shinzi nin kullandığı gizemli av tekniği Kanlı Ayın Ruh Avıydı, bu teknikle beli uzaklıktan bu tekniğe maruz kalan herkes tüm ruhunu karşısındakine verirdi.

              Shinzi anlamıştı bunun nedeni Antik Karanlık Ruh Ele Geçirme tekniğiydi. Kadının ruhunu temizledikten sonra yavaşça Hong ailesinin evinin olduğu yere bıraktı.

         Asıl intikam şimdi başlayacaktı…

   

 

        Gökyüzünde olanları uzaktan izleyen tek kişi Ling değildi. Kuzey, doğu ve batı taraflarından toplam yedi adam ona doğru geliyordu.

            Memnun bakışlarla Shinzi ye baktılar, “evlat sende gerçekten büyük potansiyel var adın ne eğer kendini düzgünce tanıtırsan ve bize katılmayı kabul edersen bu potansiyelin av dünyasının tepesine kadar çıkabilir ve….”

       Hah hahhah… Delirmişçesine kahkahalara boğulan Shinzi av aurasını ağzında, boğazında ve ses tellerinde topladı sonra karşısında ki yedi adama bağırdı, en önde konuşan adamın sözünü kesmişti.

 

    Soracağım soruya cevap verin!

       

 

“Benim ailemi ve benim şehrimi yok eden hanginizdi?”

      En önde olanlardan ikisinin yüzündeki değişimler anlık olsa da kendilerini ele vermişlerdi, artık o ikisini kimse kurtaramazdı.

    “Siz ikiniz bana doğru yavaşça gelin bende diğerlerinizi görmezden gelebilecek kadar sakin kalmaya çalışabilirim.” Bu sözleri duyduklarında çoğunun yüzünde alaycı bir ifade vardı fakat önde duran orta yaşlı adamlar anlamışlardı. Artık kurtulamazlardı çünkü karşılarında her ne kadar genç olsa da gözlerindeki gücü fark edemiyorlardı, bu da gencin sonsuz gücünü gözler önüne seriyordu. Bugüne kadar nasıl hayatta kaldıklarını biliyorlardı düşmanlarını asla hafife almayacak kadar güçlü insanlardı ailelerindeki en güçlü insanlar olmasalar da ilk on da yer aldıklarını en iyi bilenler kendileriydi.

            

            O sırada arkadaki adamlardan biri öne çıktı ve diğerlerini geride bıraktı karşısındakini genci Shinzi yi hafife alma cüretini gösteriyordu. Tam ağzını açıp konuşacağı sırada Shinzi nin gözleri adama sabitlendi.

              “Bir kez daha söyleyeceğimi mi zannediyorsunuz, anlaşılan yanıldığınızı anlamanız fazla bir zaman almayacak”

 

             Shinzi son sözünü söylediği anda iki kişi hariç geri kalan hepsi ruhları bir anda kaybolup ölmüşlerdi. Yere doğru düşerken şehre bir sessizlik hakim oldu.




         Hava da duran iki kişi anlamıştı, karşılarında gerçek avcı olduğunu, içlerinden birisi ailesine olan aşırı sadakatten dolayı ruhu ruh alemine hapsedilip, ruhu yok olana kadar çeşitli işkence yöntemleriyle harmanlanmış bir acı çekerek yok olurken diğeri Shinzi nin bilmek istediği tüm bilgileri ona aktarmıştı. Shinzi elindeki bilgilerden dolayı mutlu olduktan sonra karşısındaki adamın ruhuyla ruhlarını beslemişti. Bu ölüm şekli ondan önce ölen adama göre cennete gitmekle eş değer sayılırdı.

      Son adamında ruhu yok olunca bir uğultu daha duyuldu bu uğultu diğerleriyle kıyaslanamayacak daha çok ıstırap içeriyordu, Shinzi kendinden emin şekilde ona doğru hızla ilerleyeni izliyordu.

            Aralarında hala uzun bir mesafe olmasına rağmen hızlı kısalmaktaydı on saniye sonra karşılaşacaklardı gökyüzündeki uğultular artarken Shinzi gözlerini kapattı, ruhuyla bir olmak için meditasyon haline girmişti. Adam karşısında durduğu an gözünü açtı.

        Karşısında ki adam hipnotize olmuş gibiydi sanki bir anda taş kesilmişti gelirken düşündüklerinin yanlış olduğunu anlamıştı. Karşısındaki genç bam başka bir seviyeye ulaşmıştı kaç yıldır avcılık yaptığını söyleyemiyordu nasıl bu noktaya geldiğini söyleyemiyordu. Shinzi nin avcı tekniği tarafından yakalanmıştı, ne kadar güçlü bir teknik onun gibi üst düzey bir aile liderinin gücünü anında saf dışı bırakabilirdi.

        “Gizli avcı tekniği: Ruh Hapsetme”

         Havada taş kesilen adama ilerledi elini adamın anlına koyarak beynindeki tüm bilgileri ele geçirdi ardından adamın ruhuyla ruhunu besledi. Dünya da karanlık için çalışan ailelerin en büyüğü o gün Shinzi tarafından yok edilmişti.

 

     “ Şehirde yaşayan herkes bugünden itibaren bu şehir yok olmuştur bu nedenle burayı elinizden gelen en hızlı şekilde boşaltın.” Shinzi sözlerini ruh gücü kullanarak şehirde yaşayan herkeze illetikten sonra Hong ailesinin lideri olan Bayan Chue nin yanına gitmişti. Bayan Chue hiçbir şey söyleyememişti.

 

     Shinzi biliyordu, her an karanlık ailenin lideri gelebilirdi. Edindiği bilgiler ona aile lideri hariç ailedeki herkesin kendi tarafından katledildiğini biliyordu karanlık ailelerden güç sıralamasında beşinci sırada olmasına rağmen Shinzi nin önünde çöpten daha az değerleri vardı.



         Şehir boşaltma işlemi tamamlanmaya yakındı, Shinzi gökyüzünde gizli av tekniklerini kullanarak beklerken büyük bir av gücünün ona yaklaştığını fark etti, öncekilere kıyasla daha güçlü olabilirdi. Shinzi onun da ruhunu alacaktı ardından onun zihninden edindiği bilgilerle gökyüzünde ve gizli dünyalarda yaşayan karanlık ailelerin tamamını yeryüzünden silecekti.

              

            Shinzi aurasını serbest bırakarak düşmanın ruhunu cehenneme sürükledikten sonra şehrin çıkışından biraz uzakta bulunan Hong ailesinin yanına geldi.

       Herkesin gözleri Shinzi nin üzerindeydi,

“Lord Shinzi ne kadar teşekkür etsek azdır hayatlarımız ailelerimiz sizin sayenizde kurtuldu.” Konuşan kişi tabi ki de Bayan Chue  idi.

      

          Shinzi kadının gözlerine bakarak konuşmaya başlamıştı, herkes çıt çıkarmadan onu dinliyordu.

“Ling bundan sonra benimle gelecek sizler ise bu haritaya göre güney dağının arkasında benim açtığım dar geçitten geçerek orda yaşayacaksınız merak etmeyin her türlü yiyecek ihtiyacınız orada karşılanacak sizden önce de orada yaşaması için bıraktığım bir aile var onlar Yun Ailesi ve onlar benim için çok özel bir aile onlarla iyi geçinin bir yıl sonra tekrar görüşeceğiz o zamana kadar oradan dışarı çıkmayın.” Elindeki haritayı Bayan Chue ye uzattı, konuşma sona erince herkesin şaşkınlık ifadeleri yüzlerini aşmıştı tüm bedenleriyle kendilerini ifade ediyorlardı. Ling şaşırmış olmasına rağmen yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Ling kısaca elini sallarken Hong ailesinin geri kalanına veda ediyordu.

“Bir yıl sonra görüşürüz.”

 

       Shinzi aynı av ruhunu salarak havalandı kan renkli aura Ling i sardı. Auranın içindeki canavar ruhları öncekine göre çok daha sakindi sanki evcil hayvanlar gibi tatlı görünüyorlardı. Koyu kırmızı aura tarafından yakalanan Ling, Shinzi nin peşinden gökyüzüne doğru yol aldı. Shinzi acelesi varmış gibi uzaklaşırken Ling mutlu şekilde yanındaydı. Artık hayallerini gerçekleştirebilecek olan kişiyle tanışmıştı, en iyi tarafı ise onunla beraber yolculuğa çıkmıştı.



YN: Arkadaşlar gördüğünüz gibi, yazdığımdan ne kadar memnun olacağınızdan emin olmasam da boş vaatler veren bir inan değilim eğer ilk üçe girebilirsem bu olayları baştan sonra okumanızı sağlayacağımdan emin olabilirsiniz, okuduğunuz için teşekkür ederim.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 918

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 865

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 716

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 680

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 562

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 500

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 469

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 469

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 412

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 412

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 174

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 136

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 136

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 133

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 119

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 114

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 47

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 42

Site İstatistikleri

  • 7783 Üye Sayısı
  • 165 Seri Sayısı
  • 12013 Bölüm Sayısı


creator
manga tr