Bölüm 218: Ne İsterse Onu Yapar

avatar
2426 0

Hidden Marriage - Bölüm 218: Ne İsterse Onu Yapar


Çeviri: Punchie  Düzenleme: LordVioleGrace

 

 

 

 

 

 

Ning Xi refleksle telefonu indirdi ve nefesini tuttu; telaşlanmadı ya da tedbirli davranmadı, bunun yerine gerilmişti.



Lu Tingxiao'nun adım seslerini tanıdı.



Lu Tingxiao bu saatte neden onun odasına gelmişti?



Sabahın üçüydü yahu!



Tuhaf olanı ise, Lu Tingxiao genelde kapıyı çalmadan asla girmezdi...



Ning Xi tamamen şaşkınken, tanıdık şahıs yatağın yanına geldi.



Odasının ışıkları açık değildi ve bu gece ay yoktu, bu sebepten karanlık odada sadece bulanık gölgesi görünüyordu.



Gölge sessizce orada durdu, hareketsizdi.



Ning Xi'nin kalbi boğazında atıyordu. Aklına gelen fikirle, işkence misali sessizliği parçalamak için gürültü yapmak üzereydi ki, aniden farkına vardı.



Lu Tingxiao uyurgezerdi!



Bu yüzden onu uyandırmamak için, kelimeleri dudaklarından geri çevirdi.



Öhö, ama... o ne istiyordu?



5 saniye sonra, Lu Tingxiao ona doğru bir adım daha attı, yatağın kenarına oturdu, örtünün yarısını açtı ve sonra... hemen onun yanına uzandı, sadece öyle...



Ning Xi: "......"



Daha bitmemişti; çok geçmeden Lu Tingxiao yattığı anda, uzun koluyla uzandı ve bir yastık misali onu kucağına çekti.



Ning Xi: "......."



Ning Xi'nin yüzü sorunsuz bir şekilde Lu Tingxiao'nun göğsüne dayalıydı. Başında sabit nefes alış verişleri varken, sıcak eli belindeydi. Ning Xi onun kullandığı hafif parfüm kokusu ve soğuk havasının üstesinden gelmeye çalıştı...



Bu genç yaşta öleceğim! Delireceğim!



İçinde, Ning Xi gökyüzüne bağırırken 800 mil çılgınca koştu, fakat gerçekte, iç yaralar alacağı noktaya kadar buna katlanmalıydı.



Lu Tingxiao'nun ilk uyurgezerlik yaptığı zamanı düşündü, o zamanlar "Tüm gün ne düşünürsen, gece onu hayal edersin" diye düşünerek, ertesi gün Lu Tingxiao'ya bir kadın bulmasını söylemişti…



Artık, sonunda anlamıştı!



"Tüm gün ne düşünürsen, gece onu hayal edersin" meselesinin gerçek anlamını anlamıştı!



Ee, şimdi kim ona ne yapması gerektiğini söyleyebilirdi?



Bitmesini bekleyip, Lu Tingxiao'nun kendi başına gitmesine izin vermek mi?



Bilmezken hiçbir şey yapmamıştı da, şimdi biliyordu, nasıl bir şey yapmadan dururdu?



Ning Xi durumu test eti ve bedenini hareket ettirmeye çalıştı, ama sonuç ter döküp, nefessiz kalmasına yol açmıştı, beyefendi hala hareketsizdi.



Onu uyandırmak istemediği için, fazla güç kullanmadı.



Çaresi yoktu, Ning Xi vazgeçti.



Aman, boşver, uyusun öyleyse! Ne de olsa, uyandığında hiçbir şey hatırlamayacak…



Pencerenin dışında, iç karartıcı bulutlarla soğuk bir rüzgar esti ve ay başını onların ardından çıkardı, odaya gümüş ayışığı serpiştirdi.



Lu Tingxiao'nın yüzü ona o kadar yakındı ki, hazırlıksız yakalanmıştı...



Ning Xi'nin kalbi hızla ve davul gibi atıyordu.



Kalbinin atışları yüzünden uyanmasından korkuyordu.



Ayın güzelliğinden mi, yoksa önündeki adamın yüzünden mi bilemedi, Ning Xi elinde olmadan, adamın yanağına dokundu. "Lu Tingxiao..."



Tam şimdi, ne yaparsa yapsın, hatırlamaz ya da hafızasında kalmazdı, değil mi?



Hmm, o zaman bu istediğini yapabileceği anlamına mı geliyordu?



Bu düşünce, kalbinin derinliklerinde kilitli olan vahşi canavarı uyandırdı…



Ning Xi adamın alnına, kaşlarına, gözlerine, burnuna dokundu ve en sonunda dudaklarında durdu...



 

 

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19381 Üye Sayısı
  • 810 Seri Sayısı
  • 39172 Bölüm Sayısı


creator
manga tr