"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Heavenly Jewel Change - Bölüm 115.3 : İşkence Kandırmacası (3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Zhou Weiqing şakacı bir şekilde konuştu: “Başarabilirsin! Kargayla aranda büyük bir uçurum var ama yetişeceğim diye onun yetişimini engellemesen iyi edersin.”

 

Ma Qun sinirlenmişti: “Patron, bana nasıl böyle söylersin! Ben sıkı çalışmıyor muyum? Benim yeteneğim de gayet mükemmel bir kere!”

 

Zhou Weiqing, Lin TianAo’ya doğru yürüyüp omuzlarına vurarak Ma Qun’a döndü. “Hareketler kelimelerden daha etkilidir. Bundan böyle Kardeş Lin senin öğretmenin olacak, onu iyi dinle. Sana nihai defansını maksimuma çekmenin yollarını öğretecek… Tamamdır kardeşlerim, hadi yola koyulalım!”

 

Bu cümlesiyle birlikte herkes hareketlendi. Siyahlı adamların saldırısı Zhou Weiqing’e ciddi bir uyarı mahiyetinde olmuştu. Kendi yeteneklerine güveniyor olsa da sadece 4-Cevherliydi. Aralarında en yüksek yetişimli olansa Küçük Şaşkın Kız Dou Dou’ydu. Eğer iki adet 9-Cevherli Cennetsel Cevher Ustası gelirse onlara karşı mücadele etmeleri mümkün olmazdı. Küçük bir sayısal avantaj, mutlak gücün karşısında ayakta duramazdı.

 

Zhou Weiqing, Lin TianAo, Ma Qun, Karga, Yun Li, Küçük Dört, Xiao Yan, Ayyaş Bao; bu sekizliye ilaveten Zang Lang’in on iki adamı. Toplamda yirmi kişi oluyorlardı. Eğer yirmi kişi birlikte hareket ederse fazlasıyla dikkat çekecekleri kesindi. Bu yüzden kısa bir tartışma sonrasında beşer kişilik dört gruba ayrılmaya ve farklı zamanlarda farklı yönlerden ilerlemeye karar verdiler.

 

Sonuçta Zhou Weiqing’e yapılan ilk saldırı yeni sona ermişti ve başarısız olduğunu anlamaları için biraz süre gerekecekti. Bu adamlar Fei Li İmparatorluğuna ait olsa bile kapılar mühürlü olmadığı müddetçe yakın zamanda yeni bir saldırı olmamalı, sorun çıkmamalıydı.  

 

Yaklaşık iki saatin sonunda yirmi kişilik grup yeniden Fei Li Şehrinin dışında toplanmıştı. Binek kullanmıyor, yaya ilerliyorlardı. Ve hedefleri doğuydu.

 

Herkes hızla ilerlerken, Lin TianAo Zhou Weiqing’in yanına gelerek sordu: “Weiqing, nereye gitmeyi planlıyorsun? Cennetsel Yay İmparatorluğuna dönmeyecek misin?”

 

Zhou Weiqing yanıtladı: “Yalnızca yirmi kişiyiz ve Cennetsel Yay İmparatorluğuna dönsek bile elimizden bir şey gelmez. Bu, kayaya yumurta atmak gibi olur. Babam zaten mücadele ederek bana on yıl kazandırmış. Bu on yılda Bai Da İmparatorluğunu sarsacak güce erişmeliyim. Onları yenemeyecek olsam bile en azından babamı ve saraydakileri kurtarmam gerekiyor. Fei Li İmparatorluğu beni listeye aldı ve burada kalmanın faydası yok. Bu yüzden güç toplayabileceğim ve kendi birliğimi büyütebileceğim bir yer bulmam gerekiyor.”

 

Lin TianAo bir an düşündükten sonra sordu: “Peki aklında neresi var?”

 

Zhou Weiqing sırıtarak cevap verdi: “Savaş iyi bir şey olmayabilir ama en iyi fırsatlarla dolu olduğu da bir gerçek. Savaşta kendimizi daha iyi geliştiririz. Esas planım Fei Li İmparatorluğu’nun ordusuna katılmaktı. Ama onlar beni bir tehdit gözüyle gördüğü için planımı birazcık değiştirdim. ZhongTian İmparatorluğunun ordusuna katılıp onların kuzey sınırında yer alacağım, göreceli olarak ıssız bir alanda gücümü arttıracağım.”

 

Lin TianAo başını sallayarak onayladı. “Çok iyi, biz de sana uyacağız o zaman.”

 

Orduya katılıp düşmanlara karşı savaşmak her genç adamın rüyası olurdu ve hiç kimse Zhou Weiqing’in planına karşı çıkmamıştı.

 

Fei Li Şehrinden biraz uzaklaştıklarında üstlerindeki ağaçtan siyah, gölgemsi bir figür devrilerek doğruca önlerindeki yola indi.

 

Lin TianAo bilinçsizce Zhou Weiqing’in önüne geçmişti. Henüz Birleşim Set Kalkanını salmamış olsa da yüzünde gardını almış bir ifade vardı. Fei Li Mücadele Takımının diğer üyeleri de Zhou Weiqing’in etrafındaydı. Zang Lang ve diğerleri düşük yetişimli olsa da Fei Li Askeri Akademisinin en iyi mezunlarıydı. O anda on ikisi birlikte hilal şekli oluşturarak kalanları korumaya almıştı.

 

Tam da o noktada yere düşenin bir ceset olduğu anlaşıldı… Boynu kırılmış gibi görünüyordu, pek kan barındırmasa da hiçbir yaşam izine sahip olmadığı açıktı.

 

“Dışarı çık.” Zhou Weiqing, önündeki ağaçlara delici gözlerle bakıyordu. Bugünlük Susturucu Ejder Mührü hakkını kullanmıştı ve güçlü bir düşmanla karşılaşırsa sıkıntı çıkacaktı.

 

*Swoosh* Güzel bir figür sessizce inerek Zhou Weiqing’in karşısında belirdi ve herkesi şok etti. “Ne… senin burada ne işin var?” Weiqing’in ifadesi hemen çirkinleşmişti.

 

Karşıdaki insansa dudaklarını büzerek yanıt verdi: “Neden burada olmayayım ki? Ne biçim ifade o? Sizi izleyen adamı öldürme zahmetine girdim ve sen teşekkür etmek yerine bana o bakışı mı atıyorsun?”

 

Zhou Weiqing’in yanındaki Yun Li, meraklı bir bakış atarak sordu: “Weiqing, bu Bayan Bing’er değil mi?”

 

Sahiden de Yun Li’nin gözlerinin önünde duran kız Shangguan Bing’er değil miydi? Ama Zhou Weiqing, tecrübelerine dayanarak bunun Bing’er olmadığını söyleyebilirdi. Zaten bu ‘Shangguan Bing’er’in’ sağ bileğinde koyu altın bir pençe vardı. Zhou Weiqing, Üç Shangguan Kardeş arasında yalnızca Shangguan Fei’er’in böyle bir Birleştirilmiş Ekipmanı olduğunu görmüştü. Tabii ki Shangguan Xue’er’in böyle bir Ekipmana sahip olup olmadığını bilemezdi. Ama Weiqing, o kızın bunca yolu sırf bir ajanı öldürmek için gelmeyeceğine, o kadar boş biri olmadığına çok emindi.  

 

Zhou Weiqing bir an sessiz kaldı. “O Bing’er değil, kardeşi Shangguan Fei’er. Neden buradasın?” Aşık olduğu kıza tıpatıp benzeyen genç kıza bakarken, gözlerinde bir tedbirin izleri vardı. Sonuçta Shangguan Fei’er’in yakın dövüş becerisine ilk elden şahit olmuştu. İki taraf da en iyi formlarındayken, Susturucu Ejder Mührü yardımıyla bile kızı yenemeyebilirdi.  

 

Shangguan Fei’er hafifçe kahkaha atarak Zhou Weiqing’e doğru ilerlemeye başladı ve onun tanıdık olduğunu gören Zang Lang ile ekibi kenara çekildi. Fei Li Mücadele Takımı da Weiqing’in üç Shangguan Kardeşle olan ilişkisini bildiği için kahkahalarını bastırarak gerilemişti.

 

Shangguan Fei’er, Zhou Weiqing’in önüne kadar ilerledikten sonra şöyle dedi: “Buraya Üçüncü Kardeşimin hatırı için geldim.”

 

Zhou Weiqing birazcık afallamıştı. “Gelmeni Bing’er mi istedi? Neden? Acaba… Bing’er benimle evlenmeni ve onun yokluğunda yedeği olarak bana hizmet etmeni istemiş olabilir mi?”

 

Bu genç kerata, ciddi bir suratla böyle saçmalıklardan bahsetmekte çok başarılıydı. Bu yetenek yılların pratiğini gerektirirdi…

 

Shangguan Fei’er’in güzel yanakları kırmızıya döndü ve geri çekilmeyi reddederek cevapladı: “Sana hizmet mi edeceğim? Hmph, asıl sen bana hizmet edersin. Sonuçta ben senin baldızınım, hadi, bana abla de. Buraya Bing’er adına seni gözetlemeye geldim, ona sadakatsizlik etme diye!”

 

“Saçmalık, Ben, Senin Baban, neden senin gözetlemene ihtiyaç duyacakmışım? Hadi kış kış, abla dememi çok istiyorsan da Bing’er’le evlenmemi bekle, o zaman düşünürüm.” dedi Zhou Weiqing kızgın bir şekilde.

 

Shangguan Fei’er soğuk bir humph eşliğinde karşılık verdi: “İyi, giderim. Ama döndüğüm zaman Bing’er’e onu aldattığını ve o Cennetsel Şeytan Tarikatının Küçük Cadısına aşık olduğunu söylerim. Ohh tabii Cennetsel Kar Dağının Tian’er’ini de anlatırım. Ahhh… Aaaaahhhh… Zavallı küçük kardeşim, ne saf…o kaplanı daima yanlarında üçüncü olarak gezdirdi ama hiçbir şeyden haberi yok! Hmph, kesinlikle ona her şeyi anlatıp senin gerçek yüzünü göstereceğim Zhou Küçük Şişman, bittin sen!”

 

Bu sözlerden sonra ayrılmak için arkasını döndüğünde yüzünde afacan bir gülümseme belirmişti. Ona boşuna Cennetin Yayılma Sarayının Küçük Şeytan Kızı denmiyordu sonuçta.

 

Zhou Weiqing ağzı açık bir halde kızın arkasından baktı. Eğer biri gidip Shangguan Bing’er’le konuşacağını söylese bu düşünce onu üzerdi ama Bing’er’in kendisine inanacağına olan güveni sağlamdı. Ancak bu Shangguan Fei’er az üçkağıtçı değildi ve Bing’erin öz kardeşiydi. Hem kız bunca yolu geldikten sonra dönüp Bing’er’e bu sözleri söylese Bing’er üzülmez miydi? Zhou Weiqing’in tanıdığı kadarıyla Shangguan Fei’er, kesinlikle söylediğini yapardı.

 

“Bekle!” Zhou Weiqing hızlıca ilerleyerek kızın omzunu kavradı.

 

Shangguan Fei’er bu kavrayıştan kurtulmaya çalışmak yerine arkasını dönerek Weiqing’e baktı. “Neden beni tutuyorsun?” Bu cümleyi kurarken ilk öpücüğünü kaptırışını hatırlamış ve ani öfkeyle birlikte ses tonu suçlayıcı bir hal almıştı.

 

Zhou Weiqing bu tonu sezince, Shangguan Fei’er’in gerçekten gidip kendisini şikayet edeceğini düşündü. O anda yüzüne tatlı bir gülümseme yerleştirerek sevimli bir ses tonuyla “Ablacım…” dedi.

 

Shangguan Fei’er gönülsüzce titredi ve garip bir bakış attı. “Tamam yeter. Tüylerim ürperdi resmen. Daha düzgün davranamaz mısın?”

 

Zhou Weiqing özür dileyici bir gülümseme takındı: “Hatalıyım Abla. Tam bir piçtim ama sebebi Fei Li Şehrinde yaşadıklarım… Senin de gördüğün gibi artık yapayalnızım, Küçük Cadı da Tian’er de benimle değil ah! Hatalıyım, çok hatalıyım, eğer kalıp beni gözleyebileceksen kal lütfen. Hareketlerimle Bing’er’e layık olduğumu kanıtlayabileceğim için mutluyum.”

 

Bu farklı Zhou Weiqing’i ve özür dileyici gülümseyişini izleyen Shangguan Fei’er, bir anlığına afallayarak kendi kendine düşünmeye başladı: Ne biçim bir insan bu gerçekten?

 

Shangguan Fei’er, ilk öpücüğünü çalan Zhou Weiqing’ten öyle nefret etmişti ki onu öldürmek istemişti. Duruma Shangguan Xue’er gibi bakamamıştı, onun gibi kendisini kontrol edebilen biri de değildi ve bu yüzden sırf Weiqing’in başına bela açabilmek için ZhongTian Mücadele Takımına katılmıştı.

 

İhtişamlı Uzaysal Alemde Zhou Weiqing ve Küçük Cadıyla dövüştüğünde de onlara karşı kaybettiği için çok üzülmüştü. Ama sonrasında onu çok etkileyen ve kalbine kazınan bir şey olmuştu.

 

Shangguan Fei’er, Zhou Weiqing’in anne ejderin ve yumurtanın önündeki kararlı duruşunu ve sarf ettiği cesur sözleri unutamıyordu. O an bambaşka bir insana baktığını hissetmişti. O adam hala ilk öpücüğünü çalan adam mıydı ki?!

 

# Gözünüz aydın baldızcılar. Baldan tatlı olmayan baldızımız geldi!
Herhalde işsiz güçsüz bir şekilde on yılını bizimkiyle geçirmez de bir an önce döner diye ümit ediyorum.
Bu arada Weiqing'in planını da öğrendik. Ordu gerçekten de gelişmek ve yeni insanlar toplamak için oldukça mantıklı bir ortam olacaktır. 
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1151

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 844

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 532

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 314

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13364 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18178 Bölüm Sayısı


creator
manga tr