"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Heavenly Jewel Change - Bölüm 92.2 : Mükemmel Bir Anlaşma! (2)


 

Çevirmen : Clumsy 

 

Kolunu birazcık kıpırdatan Zhou Weiqing, kollarında başka bir insanın olduğunu fark ederek şok oldu. Kim olduğunu görmek için başını indirdiğindeyse dili tutulmuştu, gülse mi ağlasa mı bilemiyordu.

 

Küçük Cadı kolunu bir yastık gibi kullanmaktaydı, tüm gece orda uyuduğu kesindi, Şişman Kediyse ikisinin arasına sıkışmıştı, onun minik başı da Zhou Weiqing’in zavallı koluna yaslanıyordu. Bu yüzden Zhou Weiqing’in kafasını çevirdiğinde gördüğü ilk şey, Şişman Kedi’nin yuvarlak, tüylü kafası oldu.

 

İçini şeytani, pislik bir dürtü kaplarken koca bir sırıtışla birlikte elini kaldırıp Şişman Kedi’nin burnunu tıkadı.

 

Şişman Kedi derin bir uykudaydı, burnunun tıkanmasına rağmen uyanmadı, bunun yerine ağzını açarak nefes alışına oradan devam etmeye başladı.

 

Zhou Weiqing bir anlık afallamadan sonra bir kahkaha patlatma noktasına geldi. Neyse ki kendisini dizginlemeyi başarmıştı, artık başparmağı ve orta parmağını minik buruna bastırmayı sürdürürken, serçe parmağıyla da kaplanın ağzını kapatıyordu.

 

“–Wuu–” Şişman Kedi nefes alamadığı için uyanmaya başlamıştı. Gözlerini açtığındaysa Zhou Weiqing’in çarpık gülümsemesiyle karşılaştı. Kıvrıla kıvrıla Weiqing’in elinden kurtulan kaplan, sinirli bir şekilde homurdanıyordu.

 

“Hahaha!” Zhou Weiqing kontrolsüzce kahkahalara boğularak Şişman Kediye sımsıkı sarıldı. Aynı anda kolunu da Küçük Cadı’nın kafasından kurtarmıştı.

 

Bu hengame Küçük Cadıyı da uyandırmaya başlamıştı. Kız yavaşça gözlerini açarak bulanık bir şekilde önündeki sahneye odaklanmaya çalıştı. Tabii Zhou Weiqing’in varlığını idrak ettiğinde gözleri genişlemiş, gözbebekleri kararmış ve şu şekilde bağırmıştı:  “Sen… sen… niye benim yatağımdasın?!”

 

Zhou Weiqing sinirli bir şekilde karşılık verdi: “Gerçekleri konuşalım olur mu? Ben senin yatağında değilim, sen benim yatağımdasın. Kim bilir niye buradasın… Hmph. Dürüst ol hadi, dün gece ne yaptın bana? Aşağılarımda garip bir his var.”

 

Küçük Cadı hızlıca kalkıp yataktan sıçrarken Zhou Weiqing’e şüpheli bakışlar atıyor, dün gece yaşananları hatırlamaya çalışıyordu.

 

Dün gece galibiyet yüzünden aşırı heyecanlanan Fei Li Mücadele Takımı üyeleri, alkolü fazla kaçırmıştı. Tabii ki Cennetsel Enerjilerini kullanarak alkolün etkilerine direnmemişlerdi, bu içki içmeyi anlamsız kılardı. Küçük Cadı ilk başta yalnızca onların arasına kaynamak, takımla ilişkilerini güçlendirmek için içiyordu. Ancak zaman geçtikçe ve alkolün etkileri vurmaya başladıkça, küçük partilerinin canlı atmosferi onun da içine işlemişti.

 

Cennetsel Şeytan Tarikatının Kutsal Kızı olarak çok baskıcı bir eğitim almıştı, küçük bir çocuk olduğu günlerden beri pek çok şey kendisine yasaktı, çevresine kapalı bir kız olarak büyümüştü. Fei Li Mücadele Takımının samimiliğini hissedince de yavaşça onlara kalbini açmış ve kutlamalara tüm benliğiyle dahil olmuş, sonuç olarak en yüksek yetişimli üye olmasına rağmen en çok içen üye unvanına da eriştiği için küfelik olmuştu. Son anısıysa Zhou Weiqing’in onu odasına göndereceğiydi.

 

Sonrasında olanları ve ne şekilde uyuduğunu ise kim bilebilirdi ki.

 

Hızlıca kıyafetlerine baktı, darmadağınık olsalar da hepsi yerli yerindeydi, bedeninde de bir gariplik hissetmiyordu. Neyse ki bu küçük kerata ondan faydalanmış gibi görünmüyordu.

 

Küçük Cadı buna rağmen kıpkırmızı kesildi. Bugüne kadar Zhou Weiqing’le cilveleştiği anlar rolden ibaretti. Sonuçta daha önce hiçbir erkek tarafından dokunulmamış genç bir kızdı. Ona sarıldığını düşünmek bile yer yarılsa da içine girsem diye düşünmesine yetiyordu.

 

“Sen…!”

 

Zhou Weiqing utanmaz bir şekilde sırıtarak şöyle karşılık verdi: “Biricik güzelim, yaptığın şeylerin sorumluluğunu alman lazım!”

 

Küçük Cadı bir yastık bulup tüm kuvvetiyle Zhou Weiqing’e fırlattıktan sonra odayı uçarcasına terk etti.

 

Zhou Weiqing yastığı yakalayıp kızın koşuşunu izledi. O gittiği anda yüzündeki utanmaz ifade de silinmişti. Aslında o da çok utanmış haldeydi, yalnızca bunu gizlemek için yüzsüzlüğünü kullanmıştı. Bu sayede işler çok garipleşmezdi hiç değilse.

 

Yine de bizim Sevgili Küçük Şişmanımız vurdumduymaz biri olduğu için utancı yalnızca birkaç dakika sürdü, sonrasındaysa her zamanki haline dönerek mırıldanmaya başladı: “Ahh, ne yaptım ben? Tamamen kendimi kaybetmişim! Güzel bir kıza sarılarak uyuyorum ama hiçbir şey yapmıyorum, öyle mi? Bir canavardan da beterim!” Bu cümlelerden sonra Şişman Kediyi yakalayıp minik poposuna bir şaplak attıktan sonra humphladı: “Şişman Kedi, dün gece şansımı yitirmeme sebep olan sen miydin?”

 

Şişman Kedi ona haddini bildiren, küçümseyici bir bakışla karşılık verdi.

 

Aslında Zhou Weiqing’in küçük şakası tam olarak gerçekleri anlatıyordu. Dün gece onun ‘şansını’ yok eden kişi sahiden de Şişman Kediydi.  Zhou Weiqing kollarında Küçük Cadıyla yatağa atlamıştı, alkolün etkisiyle bedenleri birbirine sürtünüyordu, bir şeyler yaşanma ihtimali vardı. Ama Şişman Kedi zorla aralarına sıkışmış, bedensel teması engellemiş ve ikilinin hızlıca uykuya dalmasını sağlamıştı.

 

Sıradan insanlar böyle ağır alkol alımından sonraki gecelerde ağızları kuru, başları ağrılı uyanırdı; daha zayıf olanların iyileşmesiyse tüm günlerini alırdı. Ancak Cennetsel Cevher Ustaları buna kıyasla çok daha güçlüydü. Cennetsel Enerjilerinin sirkülasyonu sayesinde hızlıca toparlanabilirlerdi, tek ihtiyaçları olan derin bir uykuydu.

 

Ama Zhou Weiqing uyandığına göre doğal olarak diğerlerinin uyumasına da izin vermeyecekti. Sırayla odalarına koşturdu, onları uyanıp hazırlanmaları ve toparlanmaları için dürttü.

 

Yeterli uykuyu alamamış olsalar da hiçbiri şikayetçi olmamıştı. Sonuçta Cennetsel Cevher Adasına gideceklerdi, kimse geç kalmak istemezdi!

 

Koyu yeşil Fei Li Mücadele Takımı üniformaları bir hayli dikkat çekiyordu, sonuçta Cennetsel Cevher Turnuvası ön ısınmalarında isimlerini tarihe kazımışlardı. Sabahın körü olmasına, güneş yeni doğmasına rağmen yolda rastladıkları insanlar tarafından tanınıyorlardı.

 

Çok geçmeden ZhongTian Plazasına vardılar. ZhongTian İmparatorluğu Yetenek Depolama Sarayı, Plazanın hemen arkasındaydı.

 

Yetenek Depolama Sarayına giderken önleri bir grup tarafından kesildi.

 

Gruptaki yüzler tanıdıktı. Küçük Şeytan Shen, Lan Feng ve tabii diğer Dan Dun Mücadele Takımı üyeleri.

 

Lin TianAo hızlıca tepki vererek arkadaşlarının önüne geçti. Küçük Şeytan Shen’e bakarak ciddi bir yüzle şöyle dedi: “Takım Lideri Shen, size nasıl yardımcı olabilirim?”

 

Küçük Şeytan Shen, Lin TianAo’ya dik dik baktıktan sonra yüzünü Zhou Weiqing’e çevirdi. “Zhou Weiqing, dağlar sabit kalabilir ama su akmayı sürdürür, işler burada bitmedi. Bana ‘hediye ettiğin’ dersi daima hatırlayacağım. Kıdemli Shangguan şimdilik seni koruyor olabilir, ama bu sonsuza dek sürmeyecek. Yaşına bakarak sonraki Cennetsel Cevher Turnuvasına da katılacağına inanıyorum. O zaman ben de otuz olacağım… ve yeniden karşılaşacağız.”

 

Zhou Weiqing, Küçük Şeytan Shen’in gözlerindeki ve sözlerindeki zehri görebiliyordu. Hafifçe gülümseyerek karşılık verdi. “Bayan Shen, buna gerçekten gerek var mıydı? Söz konusu olan yalnızca bir kayıp değil mi? Siz çekirdek takımlar uzun süredir bu pozisyonlara yerleşmiş haldesiniz, bir değişiklik her zaman iyi değil midir? Bizim yaptığımız sizin iyiliğinize de oldu. Bu kayıp kötü değil, aksine size kendinizi geliştirme fırsatı tanıyacak. Bana teşekkür etmek yerine intikam almaya mı çalışıyorsunuz? Endişelenme, saklanacak değilim, sıradaki Cennetsel Cevher Turnuvasına kesinlikle katılacağım. Bir dahaki sefere bu kadar başa baş bir mücadele de olmayacak. Seninle yeniden karşılaşmayı dört gözle bekliyorum.”

 

Dan Dun Mücadele Takımı üyeleri Zhou Weiqing’e her an üzerine atılabilirmiş gibi sinirli bakışlar atıyordu. Ancak Küçük Şeytan Shen onları bir el hareketiyle hızlıca durdurarak soğuk bir şekilde şöyle dedi: “Zhou Weiqing, sıradaki Cennetsel Cevher Turnuvası senin mezarın olacak. Hadi gidelim.”

 

Bu sözlerden sonra arkasını dönerek, takım üyeleriyle birlikte ordan uzaklaşmaya başladı.

 

Onların gidişini izleyen Zhou Weiqing içten bir kahkaha eşliğinde arkalarından bağırdı: “Benim ölümüm henüz kesinleşmedi, ama sen, Küçük Şeytan Shen, bir dahaki sefere zehrini iyileştirmem için göğüslerine elletmesen iyi edersin. Aiiiyahh, bugünlerde iyi bir insan olmak çok zor! Nezaketimin karşılığı nankörlükle veriliyor!”

 

Küçük Şeytan Shen bu sözler karşısında bir ağız dolusu kan tükürecek kadar sinirlenmişti. Ancak bedeni bir anlığına donakaldıktan sonra sakinliğini koruyup oradan ayrıldı.

 

Uzaklaşan figürlere bakan Lin TianAo ise kafasını salladı. “Bu çekirdek takımlar sahiden de çok uzun süredir o koltuklara yerleşmiş haldeler ve yenilgiyi hazmedemiyorlar. Yine de bu kadar düşman edinmek iyi bir fikir değil. Weiqing, şunu unutma, fazla bükülmez olmak aynı zamanda daha kolay kırılmak anlamına da gelir.”

 

Zhou Weiqing başını sallayarak onaylarken şöyle dedi: “Ama öfkenin ve düşmanlığın olmadığı yerde mücadele de olmaz. Stres ve baskı kişiye motivasyon sağlar, sıkı çalışmaya ve yetişime teşvik eder. Ayakta kalıp güçlü durduğumuz sürece onlar Büyük Aziz Arazilerse bile ne olmuş yani?”

 

*Clap**Clap**Clap* Küçük Cadı yan taraftan bu konuşmayı alkışlamaya başlamıştı. “Çok haklı! Onlardan korkmaya hiç gerek yok! Eğer Kan Kırmızı Cehennemin yeteneği varsa batıya gelsinler de onlara istediklerinden fazlasını vereyim.”

 

Zhou Weiqing ona dik dik bakarak sinirli bir şekilde karşılık verdi: “Gördüğüm kadarıyla dünyanın kaosla sarılmasından pek hoşlanıyorsun. Hadi, gidip Yetenek Depolama Sarayına rapor verelim artık.”

 

Küçük Cadı şu ana dek normal haline gelmişti, dün gece yaşananlardan bir iz taşımıyordu. Ancak biri ona dikkatli bakarsa, Zhou Weiqing’i süzüş süresinin arttığını fark edebilirdi.

 

Dan Dun Mücadele Takımıyla karşılaşmak Fei Li Mücadele Takımının modunu düşürmemişti, Yetenek Depolama Sarayına olan yolculuklarına aynı mutlulukla devam ettiler.

 

Cennetsel Cevher Turnuvasının ön ısınmaları sona erdiği için ZhongTian Plazası da eski haline dönmüş, halka açılmıştı. Ve sonunda Plazayı aşarak Kraliyet Sarayı kadar büyük ve görkemli görünen Yetenek Depolama Sarayına ulaştılar.

 

Cennetsel Cevher Turnuvasının hakemleri, Yetenek Depolama Sarayının önünde, özellikle Turnuva galiplerini karşılamak için konumlanmıştı. Girişe ulaşan Fei Li Mücadele Takımı, hakemlerden biri rehberliğinde Yetenek Depolama Sarayına adım attı.

 

Tüm ZhongTian İmparatorluğunun en büyük Yetenek Depolama Sarayına giren Zhou Weiqing ve yoldaşları hayranlık dolu ifadelerini gizleyemiyordu.

 

Yetenek Depolama Sarayı fazlasıyla büyüktü, yalnızca giriş koridoru bile elli metreden uzundu, insana bağımsızlık, sınırsızlık hissi veriyordu.

 

Zhou Weiqing’in daha önce ziyaret etmiş olduğu saraylar gibi burada da farklı Nitelikler için farklı koridorlar mevcuttu. Tabii ki bu alanlar çok daha büyüktü, hepsinin kapısında otuzar santim genişlikte mücevherler parıldıyordu. Kapıların yanlarındaysa beyaz kıyafetler içerisindeki korumalar mevcuttu.

 

Onları koridora getirmiş olan hakem şöyle dedi: “Lütfen burda bekleyin, diğer Mücadele Takımları henüz gelmedi, onları beklememiz gerekiyor. Saray Efendisine rapor vereceğim, siz de etrafa göz gezdirebilirsiniz. Eğer bir şeye ihtiyacınız olursa diğer çalışanlarımız size yardımcı olacaktır.” Bu sözlerden sonra takımı bir başlarına bırakarak oradan ayrıldı.

 

Zhou Weiqing hiç tereddüt etmeden ‘diğer’ Nitelikleri işaret eden iri kapılara yöneldi. Zaman Niteliğinde yalnızca bir Yetenek vardı, o da Mutlak Gecikmeydi. Yine de bu tek yetenek defalarca hayatını kurtarmaya, kendisinden daha güçlü isimlere karşı başarılı olmasını sağlamaya yetmişti. ZhongTian Yetenek Depolama Sarayı çok büyük olduğu için de şansını denemeye karar verdi, belki Zaman Nitelikli bir Cennetsel Canavardan yeni Yetenekler Depolayabilirdi!

 

#Valla korka korka çevirdim neler olmuş dün gece diye. Ama Şişman Kedicim sağolsun araya 'sıkışıvermiş'.
Yalnız Şişman Kedili sahnelere bayılıyorum yaa, hele o yatakta burnunu sıkışı sarılışı falan!
Neyse Kutsal Kız Kutsallığını kaybetmeden sorunsuzca uzaklaştık.
Şimdi Yetenek Depolama Sarayı zamanı, milyoner keratamız inşallah aklımızı başımızdan alacak yetenekler falan bulur. Hadi okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 843

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 312

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13315 Üye Sayısı
  • 396 Seri Sayısı
  • 18148 Bölüm Sayısı


creator
manga tr