Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Heavenly Jewel Change - Bölüm 62.1 : Beş Büyük Aziz Arazi (1)


Çevirmen : Clumsy

 

“Patronunuz tüm baskıyı karşılayacak!”  Bunu söyledikten sonra içten bir kahkaha attı. Ancak kimse kendisine katılmadığı için utanarak kahkahasını sonlandırmak zorunda kaldı. Tüm öğrencilerin anlamlı bakışları üzerindeydi.

 

Ve bir öksürükle birlikte devam etti: “Millet, bana böyle bakmayın, utanacağım. Hadi, ders vakti, herkes yerine otursun.” Bu sözlerden sonra kendi sırasına yöneldi.

 

“Weiqing, Müdürün ofisine git, seni bekliyor.” Ming Hua’nın sesi duyuldu.

 

Zhou Weiqing, bir anlığına irkildikten sonra Ming Hua’ya bakmak için döndü. Tüm öğrencilerin bakışları da Ming Hua’ya kaymış ve sınıftaki atmosfer gerginleşmişti.

 

Ming Hua kaşlarını kaldırarak konuşmaya devam etti: “Endişelenmeyin millet. Temsilcinize bir şey olmayacağını garanti edebilirim. Bu mesele biraz sıkıntılı olsa da Müdürümüz aynı zamanda İmparatorluğumuzun Prensesi ve asiller onu kolay kolay rahatsız edemez.”

 

“Patron, biz de seninle geliyoruz.” dedi Kou Rui heyecanla.

 

Zhou Weiqing yüzünü tekrar sınıf arkadaşlarına döndü ve barışçıl bir sesle, sakin bir şekilde konuştu: “Çok iyi, gerçekten de bir takım, bir aile gibi olduk. Ancak benimle gelmenize gerek yok. Sonuçta Öğretmen Ming Hua zaten bir şey olmayacağını söyledi, değil mi? Hemen döneceğim, siz sıkı çalışın, ders saatindeyiz sonuçta. Ayakta durmayı da bırakın, yerlerinize oturun artık.” Bu sözleri dile getirirken bakışlarını hepsinin üzerinde gezdirdi ve halk öğrencileri de sonunda yerlerine yerleşebildi.

 

Ming Hua, kendi kendine iç çekerek kürsünün arkasındaki yerine yerleşip düşünmeye başladı. Belki de bu sınıf Akademinin gördüğü en iyi sınıfa dönüşebilirdi. Bu Zhou Weiqing, sahiden de farklı biriydi, gerçek bir birlik sağlamıştı. Bir sınıfın tamamen bağlanabilmesi için bir öze, kalbe ihtiyaçları vardı ve bu öz de öğretmen olan kendisi değildi, Zhou Weiqing’ti. Tabii ki Zhou Weiqing öz olmak için pek çok şey yapmıştı, hatta Ming Hua’yı bile biraz kıskandırmıştı, ancak bu kıskançlıktan daha yoğun bir takdir de besliyordu artık. Zhou Weiqing’e yönelik şahsi meselelerini göz ardı edip sakinleştiği zaman, babasının ve abisinin onda ne gördüğünü anlayabiliyordu.  

 

Zhou Weiqing, sınıftan tek başına ayrıldıktan sonra biraz sakinleşmeye çalışarak yavaşça Müdürün ofisine ilerledi. Aynı zamanda neler olabileceğini ölçüp biçmekle meşguldü.  

 

Ming Hua’nın bu durumda yalan söylemiş olacağına ihtimal vermiyordu, sonuçta tüm sınıfın önünde konuşmuştu.  

 

O zaman… güzel Müdire onu koruyacak olabilirdi. Ama Ming Hua ve Ye Paopao’nun da bahsettiği gibi, bu kadar asile karşı durmak çok da kolay olmazdı. Muhtemelen bir şeylerden feragat etmesi, daha büyük bir ceza alması gerekecekti. Müdire Cai Cai’nin kendisini çağırma nedeni de bu olsa gerekti.  

 

Daha büyük bir cezayı kaldırabilirdi, sonuçta bu uzun vadeli planını etkilemezdi. Zhou Weiqing bu düşünceyle hızlıca gülümsedi. Dün, Yun Li ve Lin TianAo’u Takipçisi yapmıştı, bugün tüm sınıfın arkasında olduğunu da görünce, mutluluğuna diyecek yoktu. Bu yüzden yaklaşan ceza onu pek strese sokmuyordu.

 

Zhou Weiqing, Müdür ofisinin olduğu dördüncü kata ulaştığında, merdivenlerden mutsuz yüzlerle inmekte olan, görkemli üniformalarını giymiş bir grup asil öğrenciyle karşılaştı. Hiç şüphe yoktu ki, bunlar kendisini şikayet etmeye gelen öğrencilerden olmalıydı. İfadelerine bakılırsa, Müdire onlara boyun eğmemişti.

 

Zhou Weiqing, kapıyı iki kez tıklattı, yavaşça üniformasını düzeltti ve klasik dürüst gülümsemesini yüzüne yerleştirdi. İnsanların buna inanıp inanmaması önemli değildi, o rolünü sürdürmeye kararlıydı.

 

“İçeri gelin.” İçeriden Cai Cai’nin ciddi sesi duyuldu.

 

Zhou Weiqing kapıyı iterek içeriye girdi.

 

Cai Cai ofisinde yalnız değildi, Dekan Xiao Shi de oradaydı ve derin bir tartışma içerisinde gibi görünüyorlardı.

 

Zhou Weiqing girdiği anda, Cai Cai’nin ifadesi değişti ve Xiao Shi’ye dönerek konuştu: “Dekan Xiao, bu konuşmaya sonra devam edelim. Gerçekten de Akademimizin daha katı kurallara ihtiyacı var. Eğer başka bir kavga olursa, durum nasıl olursa olsun, iki tarafı da okuldan atacağız.”

 

Xiao Shi saygılı bir şekilde eğilip onaylayarak arkasını döndü. Zhou Weiqing’in yanından geçerken de ona çaresiz bir gülümseme gönderdi. Bu olay ona büyük bir baskı yüklemişti. Sonuçta o Dekandı, okuldakilerin disiplinini sağlamak da onun sorumluluklarından biriydi. Asillerin pek çoğu, Prensese bulaşamadıkları için sinirlerini Dekandan çıkarıyorlardı. Eğer Cai Cai’nin desteği olmasaydı, büyük bir sıkıntıya girebilirdi.  

 

Xiao Shi ayrıldığında, Zhou Weiqing yüzünde kocaman bir gülümsemeyle birkaç adım ilerledi. Nazik bir şekilde eğilerek “Günaydın Müdürüm.” dedi.

 

Cai Cai soğuk bir şekilde humphladı: “Seni baş belası, hareketlerin yüzünden akademinin başına ne kadar problem açtığının farkında mısın?”

 

Zhou Weiqing dürüst bir şekilde yanıtladı: “Hepsi benim hatam, Müdürüme ve Akademime bu kadar sorun yarattığım için çok üzgünüm. Eğer başka bir ceza gerekecekse, lütfen yalnızca beni cezalandırın. Sakin kalamayıp arkadaşlarımı kavgaya sürükleyen ben oldum. Ama yalvarırım burada kalıp eğitim almama izin verin, beni atmayın. Daha öğrenecek çok şeyim var.”

 

Bu Zhou Weiqing, tamamen içten ve dürüst görünüyordu, yüzünde yanlış anlaşılmanın verdiği bir depresyon izi vardı. Az önce iki harika Takipçisi olduğu için keyiften dört köşe olan, yılışık sırıtışı tamamen yüzünden silmişti.  

 

Aslında, Cai Cai, Zhou Weiqing’i ana konuya girmeden önce güzelce azarlamak için çağırmıştı. Ancak o, hatalarını kabul edip özür dilediği ve ekstra cezayı kabullendiği için, elinde olmadan kalbi yumuşadı.

 

Her şey bir kenara bırakıldığında, Zhou Weiqing’in sınıf arkadaşlarının adına cezayı üstlenmeye gönüllü olması oldukça takdir edilesiydi, aynı şekilde hatasını kabul edip sorumluluk almak da büyük bir erdemdi.  

 

Bu yüzden, Müdire Cai Cai’nin ifadesi bir nebze yumuşadı ve pasif bir şekilde karşılık verdi: “Senin halk bir numaralı sınıfın temsilcisi olduğunu duydum?”

 

Zhou Weiqing kırmızı gözlerle, başını sallayarak onayladı: “Evet, sınıf arkadaşlarım beni onurlandırdı. Müdürüm, lütfen endişelenmeyin, ben sizin için işleri zorlaştırmayacağım. Sınıfa döndüğümde görevimden ayrılırım, umarım beni okuldan atmazsınız.”  Sevgili Küçük Şişmanımız bunları söylerken içten içe sırıtıyordu. Genç yaşta babasından yediği dayaklar sayesinde uzmanlığını geliştirmişti ve daha bakmadan, sırf Cai Cai’nin ses tonunu duyarak bile onun yumuşadığını anlayabiliyordu. Bu da bugün başına kötü bir şey gelmeyeceğinin göstergesiydi.

 

“Benim için işleri zorlaştırmayacakmışsın, saçmalık.” Cai Cai sinirliydi. “Dün bu mesele hakkında kararımı verdim ve değiştirmeyeceğim. Birkaç kişi birleşip bana baskı uygulayabileceklerini mi sanıyorlar? Burası Fei Li Kraliyet Ailesi Askeri Akademisi, asillerin arka bahçesi değil!”

 

Zhou Weiqing bilgece bir davranışla çenesini kapalı tutmayı sürdürüyordu. İşler gayet iyi gidiyor gibiydi ve bir şey söylerse ters tepebilirdi.  

 

Cai Cai masasının arkasında ayağa kalktı ve yürümeye başladı. Zhou Weiqing hala başı eğik bir şekilde dursa da, kızın güzel ve zarif figürünü seçebiliyordu. Gerçekten 35 yaşında m? 25lik kızlar bile onunla rekabet edemez!  Kendi kendine bunu düşünmeden edememişti. Bu keratanın güzelliklere karşı bağışıklığı sıfırdı, dolayısıyla salyalarını yutmadan edemedi. Difuya’yla Cai Cai’yi kıyasladığında, ikisi de prenses olsalar da, tavır olarak gece ve gündüz gibiydiler.

 

Cai Cai, Zhou Weiqing’e doğru yürümeyi sürdürerek konuştu: “Bu meseleyi bizzat omuzladım, asiller akademi arazisine girip sıkıntı çıkarmaya cüret edemez. Ancak onların el altından yapacakları şeylere müdahale edemem. Sonuçta seni yirmi dört saat izleyecek birkaç adam göndermem mümkün değil. Öyle olsa daha da belirgin bir hedef olursun. Senin de söylediğin gibi, olayları başlatan sendin. Beni birkaç sözle kandırabileceğini sanma, çoktan meseleyi çözdüm. Ama özür dileyip içtenlikle hatalarını kabul ettiğin için sana daha fazla ceza vermeyeceğim. Ancak güvenliğini garantiye almak için kısa bir süreliğine akademiyi terk etmen gerekli.”

 

“Ahh? Yo!” Zhou Weiqing şok olmuştu, Cai Cai’nin, kendisinden ayrılmasını istemesini beklemiyordu. Bu noktada, aralarında yalnızca 2 yard kalmıştı ve kerata eğilerek Cai Cai’nin ayaklarına sarıldı ve yalvarmaya başladı: “Müdürüm, beni atmayın!! Biliyorum, hatalıyım… lütfen kalmama izin verin…”

 

Cai Cai, Zhou Weiqing’in aniden böyle bir şey yapmasını hiç beklemezdi ve tepki veremeyecek kadar gafil avlandı. 30larının üzerindeydi, ancak ilk defa bir erkekle böylesine yakınlaşmıştı, doğal olarak donakalarak sessizliğe gömüldü.

 

Aslında, Zhou Weiqing de Cai Cai’ye sarılmayı planlamamıştı. Sonuçta plansız, ani bir hareketti ve kadının çok güçlü olduğunu biliyordu. Ama ona sarıldıktan sonra, Zhou Weiqing’in kadınlara karşı zayıf iradesi, onu etkisi altına aldı, sonuçta Cai Cai yalnızca incecik öğretmen cüppesini giyiyordu ve narin bacaklarını kollarıyla sarmış durumdaydı, onları hissetmek bile burnunun kanamasına neden oldu … kanları cüppenin üzerine doğru düşerek.

 

Wow, bu gerçekten harikaydı! Cai Cai’den yayılan tatlı kokular, Zhou Weiqing’in yüzünü onun bacaklarına dayamasına neden oldu ve kalbi kırık bir şekilde ağlarmış gibi yapmaya başladı. Sonuçta, onun öğretmeninin… Tanrı Gözlü Pislik lakaplı olduğunu unutmamak gerekti!

 

Mu En, ona bir keresinde, kendisinden zayıf olanların önünde kontrolü ele geçirmesini, kendisinden açıkça güçlü olanların önündeyse utanmaz olması gerektiğini söylemişti. Bu özellikle de kadınlara karşı geçerliydi. Doğal olarak, sevgili öğrencimiz Küçük Şişman da öğretmeninin talimatlarını dinlerken eğlenmekten geri kalmadı.  

 

“Bırak beni!” Cai Cai sonunda bağırabildi. Bir anlık şok içerisinde hiçbir şey yapamamıştı ve güzel yüzü tamamen kızarmıştı, tüm kuvvetini unutarak Zhou Weiqing’in kafasını bacaklarından uzaklaştırmak için itti.

 

# Hahahahah! Bu çocuğun oyunculuk performansı beni bitiriyor.
Tam bir Sanjimiz var gerçekten burun kanamaları falan. 
Ama son anda suratına tekmeyi yedi. Bakalım bir sonraki bölümde olayları lehine çevirebilecek mi.
Okumaya devam!

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1315

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1114

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 850

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 571

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 539

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 434

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17041 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22896 Bölüm Sayısı


creator
manga tr