"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Heavenly Jewel Change - Bölüm 49.1 : Bırak Da Ming Hua Metresin Olsun (1)


Çevirmen : Clumsy 

 

Ming Hua’nın kendisine yalvardığını gören Zhou Weiqing’in kalbi yumuşamaya başlamıştı. İlk önce dizini indirdi, ardından ellerini gevşetti ve hızlıca geriye sıçradı. Bir anlık sürprizle Ming Hua tarafından dövülmek istemiyordu, özellikle de ‘alt tarafına tekme yiyerek’.

 

Ve Zhou Weiqing uzaklaştığı anda, Ming Hua derin nefesler alarak duvarda kaydı.

 

Zhou Weiqing, karanlıkta olmalarına rağmen, atmosferin giderek değiştiğini hissedebiliyordu. Kendi bedeninden öldürücü bir aura yayılmaya başlamıştı.

 

“Bir çıkış olduğunu söylememiş miydin, neden gitmiyorsun?” diye şüpheyle sordu...Sahiden de...Neler olduğunu anlamamak konusunda rol kesmeye gelince Zhou Weiqing tam bir usta kesiliyordu.

 

Ming Hua duvara yaslanarak birkaç derin nefes daha aldı. Dişlerini sıkışının sesi duyuluyordu, ancak direndi. Sağ elini yumruk yaparak duvara vurdu ve duvarın üst kısmında bir delik açıldı, ay ışığı içeriye dolarak tüneli aydınlattı.

 

Zhou Weiqing, artık Ming Hua’nın olgun bir elma kadar kızardığını görebiliyordu...Yine de bakışları oldukça sinirliydi.

 

Ming Hua, kısa süreli bir dinlenişten sonra kendini daha iyi hissetmeye başladı. Eliyle duvarı tutarak eğildi ve çıkışa yöneldi.

 

Zhou Weiqing de tereddüt etmeye cesaret edemeyerek hızlıca onu takip etti.

 

Tünelden çıktıkları anda, temiz hava ve su kokusu burunlarına doldu, önlerinde de güzel, mavi bir göl manzarası vardı.

 

Sonsuz görünen göl, ay ışığının altında parlıyor, dalgalara eşlik eden ışıklar etrafta dans ediyordu.  

 

Böylesine büyük bir göl ancak Fei Li Şehrinin dışındaki Fei Li Gölü olabilirdi. Hiç kuşkusuz, Fei Li Şehrinin Batı yakasından çıkmışlardı.

 

Fei Li Gölü, Fei Li Şehrinden yüz metre uzaklıktaydı. Bir kez şehirden çıkıldığında, küçük bir orman hizasını geçerek göl kenarına ulaşılabiliyordu. O anda, gecenin karanlığında, ortalık tamamen sessizdi, akşam serinliğinin yüzüne vuruşu Zhou Weiqing’i tazelenmiş hissettiriyordu.

 

Onun bu canlanmış, mutlu yüzüne karşılık, Ming Hua onu öldürmek isteyen bir ifadedeydi. Aynı serinlik bir şekilde onun içini üşütmüştü.

 

“Yakışıklı ve havalı olduğumu biliyorum, ama bana sürekli bakmamalısın...Ne söylemek istiyorsan...artık söyleme vaktin geldi.” Zhou Weiqing bu sözler eşliğinde göl kıyısına ilerleyerek büyük bir kayaya oturdu.

 

“Gerçekten seni parçalara ayırmalıymışım gibi geliyor…” dedi Ming Hua öfkeyle. Geçen gün kendisini neredeyse öldürecek kadar tükettiğinde bile bu kadar sinirlenmemişti.

 

Zhou Weiqing çaresizce karşılık verdi: “Haklı bir tepki verdim ve bunu kendi güvenliğim için yapmıştım. Bir anda arkanı dönüp elini kaldırdın, ne düşünebilirdim. Kim sana bir uyarı vermeden hareket etmeni söyledi, üstelik bir de beni mi suçluyorsun yani? Ayrıca, birazcık temas etmiş olabilirim, bu kadar büyük tepki vermek neden?”

 

Birazcık temas mı? Bu birazcık temas mıydı? O anda, Ming Hua hala kalçalarındaki elin varlığını hissedebiliyordu, bu resmen tacizdi, hmph. Utanmadan birazcık temas demeye cüret mi ediyordu? Bedenlerinin yakın temasına değinmeyecekti bile.

 

“Zhou Weiqing, sen hayatımda gördüğüm en utanmaz insansın!” Ming Hua bu sözleri sıkılı dişlerinin arasından söylemişti.

 

Zhou Weiqing içten bir kahkaha attı: “Yücelttiğin için teşekkürler, bunu söyleyen ilk kişi değilsin ve kesinlikle son da olmayacaksın. Hadi acele et de işimize bakalım...Dönüp uyumak istiyorum.” Dışarıdan telaşsız ve rahat görünüyor olabilirdi, ama gerçekte, algısı maksimumdaydı ve her değişikliğe karşı tetikteydi. Ming Hua onu tek başına açık alana çekmeye cüret ettiyse, bir şeyler hazırlamış olmalıydı. Belki herhangi bir kötü niyeti olmayabilirdi, ama belki de bir komplo kurmuştu, ya da bir pusu.

 

Neyse ki, Zhou Weiqing tüm şüphelerine rağmen ortalıkta herhangi bir şeyin varlığını sezmedi ve biraz rahatladı. Ming Hua tek başınayken büyük bir tehdit oluşturmuyordu.

 

Ming Hua sonunda sakinleşti ve soğuk bir şekilde konuştu: “Hadi kartlarımızı dökelim. Senin Elementsel Cevher Niteliklerini nasıl gizlediğini tam olarak bilmesem de Uzaysal Nitelikten fazlasına sahip olduğuna eminim. Bekle, reddetmek için aceleci olma, önce konuşmamı bitireyim…”

 

“Cennetsel Cevher Ustaları dünyasında bazı eşsiz varlıklar vardır...Onların Cennetsel Cevherleri Uyandığında, ya da belki geliştiğinde, Cennetsel Cevherleri de bir şekil mutasyona uğrar, inanılmaz ve nadir nitelikler alırlar. O nitelikten çok korktukları için de sıradan Cevher Ustaları bu soğuk niteliklere Şeytani Nitelik gözüyle bakar. Ancak bu nitelik gerçekten de garip, hatta belki Şeytani olsa da, gerçekten şeytanın ta kendisi değildir. Çok nadir görülürler ve kişinin karakterine ya da iradesine bağlı değildirler. Bu yüzden o Cennetsel Cevher Ustaları için Şeytani kelimesini kullanmak  çok adaletsizce geliyor... ”

 

Zhou Weiqing lafa karıştı: “Şu anda Yetenek Depolama Saraylarının aranıyor listesi çıkardığı Şeytani Nitelikli Cennetsel Cevher Ustalarından bahsediyorsun. Onların Uyanabilmesi için Kurban vermeleri gerektiği ve çoğunun kendi ailelerini ya da sevdiklerini Kurban ederek karakterlerinin değiştiği söylenmiyor mu...Neden onlara haksızlık ediliyormuş gibi konuşuyorsun?”

 

Ming Hua gözleri soğuklaşarak yanıtladı: “Tabii ki onlara haksızlık ediliyor. Az önce söylediklerin kulaktan dolmaydı ve Yetenek Depolama Saraylarının onları aramasının arkasındaki gerçeği bilmiyorsun. Söylediklerin doğruydu evet, ama bu gerçek birkaç bin yıl önceye ait! Yalnızca ilk jenerasyon Şeytani Cevher Ustaları Uyandıklarında bu başlangıcı yaşadı, ancak bu nitelik nesilden nesile geçebiliyor. Bu sayede genç jenerasyonların Cennetsel Cevherlerini Uyandırmaları ya da Yükseltmeleri konusunda çok dikkatli oldular, müstakbel eşlerini hazırladılar. Bir Kurban gerektiğinde, hazırlanmış olan kişileri getirdiler ve onların hayatları da son anda kurtuldu. Yani Cevher Ustalarının karakterleri değişmiyor, herhangi bir şeytanilik de göstermiyorlar.”

 

“Oh? Yani Şeytani Cevher Ustalarının Uyanışları yalnızca Cennetsel Cevherlerinin ilk Uyanışında olmaz mı diyorsun?! Bu benim duyduğumla aynı değil...” dedi Zhou Weiqing oldukça kararsız bir şekilde.

 

Ming Hua küçümseyerek humphladı: “Sen ne biliyorsun ki, cahillik ediyorsun. Yalnızca ilk jenerasyonun Şeytani Cevher Ustaları Şeytani Niteliklerini ilk Uyanışlarında Uyandırır. Bu gelecek jenerasyonlar için doğru değildir. Kan bağı azaldıkça, Uyanış için gereken Cennetsel Enerji ve kuvvet artar. Uyanış ne kadar erken olursa, kişinin Şeytani Kanbağı da o kadar güçlü olur.”

 

#Son konuşmaları pek sindiremedim, ama bir sonraki bölümde ne olup bittiğini daha iyi anlarız gibi geliyor.
Bakalım bizim kız Şeytani Nitelikliler hakkında bu kadar şeyi nasıl biliyor ve keratanın fikrini değiştirebilecek mi.
Okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1071

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 973

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 814

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 580

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 513

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11623 Üye Sayısı
  • 319 Seri Sayısı
  • 16430 Bölüm Sayısı


creator
manga tr