Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Sistemli Hacker - Sınırsız Bilim Üssü


Kemal, labirent gibi olan uzun koridorları geçerken içinden sakince küfrediyordu. 

Labirent'in her tarafı kan gölleri ve organ parçaları ile dolmuştu. Devasa, vahşi bir yaratığın saldırısına benziyordu.

Kemal ilk başta Labirent Serisinden bir film olduğunu düşünüyordu ama ilerledikçe farklı olduğunu fark etti. Zaten filmde Michelle diye bir profesör yoktu.

Kemal, Labirent'i gezdikçe aklında bir fikir oluşturdu. Burası SONSUZ bir Laboratuvar serisiydi. Her Labirent Koridorunda farklı bir alan ile ilgili laboratuvarlar vardı.

İlk girdiği koridorun Genetik Mühendislik ile ilgili olduğunu düşünüyordu. Çünkü her laboratuvarda farklı parçalar, kavanozlarda ki organlar... DNA'yı inceleyen sayısız makaleler. 

Hiç görmediği yaratık planları. 

Bitki-Hayvan, İnsan-Bitki Birleşmesi. Bilim İnsanları zaten İnsan-Hayvan konusunda uzmanlaşmışlardı. Yarı hayvan ırkı ortaya çıkmıştı.

Bitki genlerinden fotosentezi alarak bir hayvana aktarmayı başardılar. Böylelikle insanlar kendi besinlerini üretmeye başladılar[Beta Testi].

Açıkçası kemal bunları Ahlaki Açıdan değerlendirmedi. Her şey bilim için...

Kemal, bu bilgileri fiziksel olarak dışarı götüremeyeceğini bildiği için fotografik hafızası ile her türlü belgeyi/deneyi aklına kaydetmeye başladı.

'Eğer görev yerlerinde ki anılarım korunuyosa bunların da korunması lazım'

İlerleyen Kemal, Devasa cam kabinler gördü. Cam kabinlerin için de farklı renklerde sıvılar vardı.

Kırmızı, Yeşil, Mavi, Siyah

Renklerin bir  şeyi temsil ettiğini mi? Veya Renklerin içinde ki çözeltiye göre mi değiştiğini? Bilmiyordu. Ama bildiği bir şey vardı. Burası Genetik Mühendisliği için bir Cennetti...

Bir ahtapot görmüştü... Ahtapot'un kolları yerine ağaç dalları vardı...

Süt yerine Bal veren arı kuyruklu inek...

Gözlerini bir sürüngenden alan, kılları(saç-kaş ve diğer kıllar) ince bir bitkiden oluşan, vücudu şeffaf gibi görünen, dişleri bir yarasa gibi görünen, kuyruk sokumundan uzanan yılan gibi derisi olan kuyruk ve Geri kalanı bir insan gibi gözüken değişik bir yaratık...

Kirpi gibi dikenleri olan kaplanlar...

Bir dişi insana entegre edilen kanguru kesesi...

İnsan beyni takılan yaratıklar...

Ve daha niceleri...

Kemal burayı halen Genetikçiler için birCennet gibi görse de başka bir insan için hatta bir genetikçi -tabii ki kafayı bozmayanlardan- için burası tamamen bir cehennemdi.  Hele ki hayvan hakları savunucuları burayı görseler...

Kemal artık laburatuvarları incelemek yerine göreve odaklanmaki için ilerlemeye devam etti.

İlk koridordan çıkmadan önce iki suikastçı asker çağırarak önden onları yolladı. Böylelikle güvenli bir şekilde ilerleyebilirdi.

İlk koridoru geçtikten sonra önüne 3 devasa sade beyaz, bilim kurgu kokan kapı çıktı. Askerleri sırasıyla üç odaya da gönderen Kemal koridorların daha uzun ve boş olduğunu fark etti. Böylelikle 4 asker daha çağırdı ve her koridora 2 asker gönderdi. Kendisi de en sağda ki koridora yöneldi...

Kemal, bütün odağını vererek koridordan ilerlemeye başladı. İlerlemeye başladığı vakitten 1 saat geçtikten sonra ilk koridora giren askerlerden birinden garip bir dalgalanma hissetti. Askerin gözlerinden kaydedilen videoya bakan Kemal yüzünü kırıştırdı...

...

2 Asker ilk koridorda ilerlemeye başladılar. 40dk sonra büyük bir çukurla karşılaştılar. Çukura dikkatlice bakan askerler sadece yüksek kuvvet ile ilgili olduğunu saptadılar. 

Askerlerden biri telsizi çıkardı. Amacı belli ki Kemal'e  haber vermekti. Ama Telsizden Elektromanyetik Dalga yayılmaya başladığı anda bir haykırış koptu. İki asker hemen haykırışın geldiği yöne doğru ilerlediler. 

Askerlerin seviyesi belli ki yüksek değildi...

Haykırışın geldiği yere hızlıca ilerleyen askerler beyaz bir kapının önüne geldiler. 

Kapının üzerinde Türkçe Olarak 'Cehenneme Hoşgeldiniz :)' yazıyordu. Yazı normal değildi akan kan ile yazılmıştı...

Bir asker kapıyı itmeye çalıştı ama kapı itilmedi. İkinci asker biraz daha zeki görünüyordu. Hemen sağ kolunda ki saat gibi görünen küçük bilgisayarı açtı ve ekrana bir şeyler yazdı.

Küçük ekranda bir sürü yazı geçtikten sonra bi **TYPE-X kablosu  fırlattı. TYPE-X kablosunu kapının yanında ki parola ekranın altına yerleştiren Asker tekrardan kod yazmaya başladı ve sonun da kapı açıldı.

**TYPE-X = Normali Type-C ama gelecek teknoloji vs. olduğu için Type-X olarak ele aldım. Type-X mıknatıs gibi bir girişi olmamasına rağmen belirli dalgalar ile her işlevi görüyor. Kısacası bir girişe ihtiyaç duymayan Type-C ya da usb kablosu...

Akılsız asker ilerlemeye başladı. Diğeri ise arkasından takip ediyordu. 

Akılsız asker bir yaratık gördü. Yaratık bir insana saldırıyordu daha doğrusu kalın ve parçalanmış kolunu kaldırıp son bir vuruş yapacaktı. Ama akılsız asker yaratığa saldırmaya başladı. Avlanmasının bölünmesinden hoşlanmayan yaratık askere saldırmaya başladı.

Akılsız asker kurtulamayacağını bilip bilmediği bilinmiyordu ama bütün hızı ile koşuyordu. En azından canavarı uzaklaştırmak istedi...

Akılsız askeri kovalayan yaratık yoğun bir şekilde nefes alıyordu. Aldığı her nefeste sıcak bir buhar çıkıyordu. Buhar tavana ulaşmadan suya dönüşüyordu...

Yaratığı kameradan inceleyen Kemal, kolay olmayacağına inanıyordu.

Yaratık, bir zamanlar insan gibi gözükse de artık insalığından eseri kalmamıştı. Zeki ve bilinçli gözüküyordu. Bu da demekki aldığı DNA'lar O'nun zihinini bükmüştü...

...

Kemal hemen kendi yerini zeki asker ile değiştirdi. Bu 2 asker göndermesinin nedeniydi. Eğer bir askere bir şey olduysa askerleri ile yer değiştirerek hemen olaya müdahale edebilirdi.

Yer değiştiren Kemal, Yaratığın çoktan görüş alanından uzaklaştığını fark etti. Belli ki Akılsız Asker başarmıştı.

Kemal hemen ölüm sınırında bulunan bilim adamına doğru yürümeye başladı. 

"Hey! İyi misin?"

"Sence?! Hahaha"

"Kim bir gün kendi yarattığım yaratığın elinden öleceğimi düşünürdü. Aslın da her şey iyiydi. Ama lanet kapitalizm savunucuları yüzünden her şey berbat oldu"

"Bu arada sende kimsin? Hiç kimse buraya giremez!!!"

"Ben mi? Ah sadece birinin umutsuzluğunu fark edip geldim"

"Hmm! Yalan söylediğini bilsem de bir şey yapamam. Buraya girebilmen, yetenekli olduğunu gösterir. Eminim bütün araştırmalarım için geldin. Ve muhtemelen alabileceksin ama uğraşmanı istemiyorum bir şartım ile bütün araştırmalarımı verebilirim"

"Ah neymiş?"

"Kızımı kurtar"

"Huh... Adınız nedir acaba?"

Bilim adamı içinden küfrediyordu 'Lanet Herif! Adımı bilmeyen mi var?'

"Michelle Carl"

"WTF!!! Seni bir kadın zannediyordum"

"S-Sen! Annem bir kız istemiş olamaz mı?! *öksürük *öksürük Her neyse alışamadım bir türlü neyse. Ne diyorsun?"

"Elbette Profesör. Sadece en son konumu söyle hemen kurtaralım"

Profesör Michelle, pek güvenemesede  son çaresi olduğunu biliyordu. Cebinden bir tane usb bellek çıkardı

"Huh! Bu devirde halen usb bellek var mı?"

"Kimse beklemez değil mi?(!)" 

"Bu arada sadece kızımın parmak izi, r-retina izi ve canlılık tespiti ile aç-ılabilir"

der demez hayatını kaybetti.

"Uyan Profesör! Konumu ne!"

"Lanet Olsun!"

Açıkçası Kemal en azından profesörün ölmeden önce cevap vereceğini bekliyordu ama kim bilir di...

'Neyse bu kadar kolay olamazdı zaten. Profesör burada olduğuna göre kızını kurtarmak için ters köşe yapmış olabilir. Ama tersi yönde bir şey olamadığı için muhtemelen kızını ileriden bir yere saklamıştır'

Kemal, kendini feda eden askerin bağlantısını kaybetti. Bu da canavarın buraya geri döneceğinin bir işaretiydi.

Kemal hızlıca ileriye doğru ilerlemeye başladı. Burada Laboratuvar yerine hapisane kapıları vardı. Muhtemelen deney için kullanılan mahkumlar içindi veya tamamen dönüştürülmüş olan canavarları alı koymak için kullanılan bir yer...

Kemal, Profesör'ün kendi kızını kurtarmak için bu hapisanelerden birine yerleştirdiğinden şüpheleniyordu. Böylece her kapı da bulunan küçük pencereden içeriye baktı.

Bütün hücreler garip bir şekilde boştu. En son hücreye gelen Kemal, ümidini kesecekken garip hırıltılar duymaya başladı.

Hemen pencereden içeri bakan Kemal bir genç kız gördü. Kız normal bir insana benziyordu. Ama bakışları garipti. Sanki yeni doğmuş bir bebek gibi saf, cahil ve meraklı...

[Profesör Michelle'nin Kızı Bulundu]

'Demek aradığım sensin'

'Bu durum da ne böyle? Yoksa kendi kızı üzerinde mi deney yaptı? Hayır! Öyle bir adam gibi gözükmüyor. Belki de diğer bilim insanları ile arasında çatışma oldu'

Kemal kapıyı açıp içeri girdiğinde, kızın ayaklarının kalın bir zincir ile yerde ki betona bağlı olduğunu gördü. Elinde ki ileri teknoloji silahı ile zincirlere ateş eden Kemal bir şarjör bitirdikten sonra iki zinciri kırmayı başardı. Normalde tek kurşun bile ikisini kırabilmeliydi. Bu da zincirde kullanılan maddenin baya gelişmiş olduğunu gösteriyordu.

Kemal bunu fark ettiği an bir şey düşündü 'Peki bu kızı neden zincirle bağladılar'

.

.

.

Yep! Yeni Bölüm... günde 1 bölüm atmaya çalışacağım...

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16645 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr