Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Gökleri Reddeden Miras - 14- Onursuz Dağ Gran


Hazine odasında geçirdikleri bir gün içinde Peter defalarca kapıya saldırmış ve acınası ateş güçlerini kapının üstünde denemişti. Ne kadar çabalasa da kapıda en ufak bir değişiklik olmuyor ve kapıya her temas ettiğinde Peter daha kötü yaralanıyordu.

 

"Aaaaahhh!!  Önümde resmen bir servet yatıyor ve ben giremiyorum."

 

Ağzına dolan kana rağmen yüzünden açgözlülüğü okunuyordu.

 

Pan da kapıyı birkaç defa zorlamış fakat sonuç aynı olmuştu. Şimdi ise sessizce düşüncelere dalmış bir şekilde taş kapıya bakıyordu.

 

Aral ikilinin neler yaptığını izlerken Pan'ın rüzgar elementi kullanımını içten içe övmüş ve yetenekli olduğunu fark etmişti. 5. aşamadaki biri için gayet iyiydi. Fakat kendisi  gibi bir dahi değildi.

 

Aral tekrar kapıya hücum eden Peter'ı işaret ederek konuştu. "Bu şekilde bir yere varamazsınız. İntihar etmek istiyorsanız benim için sorun değil fakat ben acıkmaya başladım."

 

" Düşündüm de acaba seni yavaşça kızartmaya başlasam sonra da pişen parmağını sana yedirsem bu kapının açılması için bir yol öter misin ?" Peter sinirle Aral'a döndü.

 

"Sakin ol yoldaş Peter niyetim seni kızdırmak değildi. Henüz 2. aşama olan tatlı canının yanmasını engellemekti. Eminim bana parmaklarımı yedirtecek kadar iyi bir ahçısındır."

 

Aral cevap verirken kıkırdıyordu. Sonunda insanlarla bir araya gelmişti ve belki de şu an ölümle dans ediyordu fakat doğasını milyonlarca kez ölse bile değiştiremezdi. Patavatsız davranışlarda bulunmaktan kaçınamıyordu.

 

"Adi çöp parçası!

 

Peter sinirle bağırırken ellerinde alevler oluşmaya başlamıştı.

 

Kızartmaya önce götünden başlayacağım ve yavaşça kurumuş bir bok olacaksın!"

 

Peter alevlerini Aral'a göndermek üzereyken esen şiddetli bir rüzgar Peter'ın alevlerini baskı altına aldı.

 

"Yoldaş Peter kendine hakim olmaya çalış. Bu çöp burayı bilse bile bu güçle kapıyı açması imkansız. Astral alem altında birinin bu kapıyı açabileceğini sanmıyorum. Şimdi patronu çağıracağım. Muhtemelen burayı biz keşfettiğimiz için biraz daha fazla ödüllendiriliriz."

 

Aral Pan'ın konuşmasını dinlerken içten içe haykırıyordu.

 

"Hahahaha!  O kapıyı açmak benim için çocuk oyuncağı seni kendini bilmez herif! Sadece Morgia dağında bulunan Kırmızı Kalp Cevherini kapıya bastırmanız yeterliydi.Ama bir yerde haklısın, o cevher de Astral alemi silahların yapımında kullanılan bir  cevher. "

 

Peter yere tükürerek suratını ekşitti.

 

" Patron buraya gelirse herkes gelecek ve bize yine artıklar düşecek yoldaş Pan. Rüya görüyorsun. Üstelik patron bu bok parçasının bir şeyler bildiğini fark ederse onu tamamen kendisine saklayacak ve biz de her zamanki gibi avucumuzu yalayacağız. "

 

Peter konuşurken Pan da yüzünü buruşturmadan edemedi. Peter serseri herifin teki olsa da arada düzgün düşünebiliyordu. Patronun kişiliğini göz önüne alırsa söylediklerinde tamamen haklıydı. Pan daha önce de birkaç harap dünyayı yağmalamak için gitmişti fakat hiç bu kadar cimri bir patronla çalışmamıştı. Hem cimri hem de gaddar. Onursuz Dağ Gran!

 

Kararsızlıkla çırpınırken Pan'ın çantasından sarı bir ışık yayılmaya başladı. Arkasından gelen kalın ve gür bir ses ortamı doldurdu.  

 

" Pan! Bir süredir yoksun ve rapor da vermedin. Bahaneni merak ediyorum. Ayrıca şu taşaksız Peter da seninle mi? Ona ses taşı bile vermemiştim. Bir yerlerde geberdiyse çok üzülürüm. Hahahah!” ​

 

Aral sesi duyduğunda konuşanın bahsettikleri patron olduğunu anlamıştı. Pan’ın yüzünde sesle birlikte ortaya çıkan gerginlik ve Peter’ın kendisine edilen hakarete rağmen korkuyla bakması bunun kanıtıydı. Pan cevap verirken normal olmaya çalışsa da sesinin birazı içine kaçmış gibiydi.

 

“Patron Gran rapor veriyorum. Peter benimle birlikte. Ana birlikten uzaklaştık ve hazine odası olduğundan şüphelendiğimiz bir yer keşfettik. Fakat kapıyı açıp teyit edemediğimiz için raporum gecikti patron. Bu hazine iyi korunuyor, sizden başkasının da açabileceğini sanmıyorum.”

 

“Hazine odası mı keşfettiniz!? Hemen iz taşınızı kırın gerizekalılar oraya geleceğim.”

 

Pürüzsüz ve gri ses taşının parlaklığı kaybolduğunda Pan çantasından yumurtaya benzeyen beyaz bir taş daha çıkartarak ellerinin arasında parçaladı. Aral’ın içinde bu Gran denen adamla ilgili kötü hisler oluşuyordu. “Gran denen herifin eline düşmem hiç iyi olmaz.”

 

“ Ne oldu şimdi ? Patronunuz gelecek ve beni ona mı teslim edeceksiniz ?” Aral ilgisiz bir ses tonuyla sordu.

 

“Peter fazla zamanımız yok. Gran tek başına gelmeyeceği için topluca gelmeleri birkaç saati bulacaktır. Bu adamı Gran’dan saklamalıyız.”

 

Pan’ın bakışlarından nihayet bir karara vardığı anlaşılıyordu. Elindeki iyi talihi kaybetmemek için uğraşacaktı.

 

“Emin misin yoldaş Pan? Eğer Gran bunu fark ederse ikimizi de öldürür. Fakat bu hazineden bize çöp bile vermeyecekler. Kumar oynamaya değer!”

 

“Beni sakla... Ahh!”

 

Aral şakaklarındaki darbeyi hissettiğinde Pan’ın ona doğru hareketlendiğini görmüştü fakat tepki verememişti. Gözleri kararırken yere yığıldı.

 

Uyandığında küçük bir mağaradaydı. Mağaranın içi tamamen çıplak ve kayalık olsa da ağzından sanki gökyüzü görünüyordu. Yavaş adımlarla mağaranın ağzına yaklaştı ve dışarı baktı. Bakar bakmaz yüzü düşmüş ve buruşmuştu.

 

“ Vay garantici ibneler!” Morgia dağının arkada tarafındaki en dik yamaçlardan birine bırakılmıştı. Kaynak Alemindeki biri için buraya tırmanmak ve inmek mümkün olsa da onun gibi hiç gücü olmayan biri için ölüme davetiye çıkarmak demekti. Eski Aral olsaydı buradan inmek nefes almak gibi olurdu fakat artık eski halinden eser kalmamıştı.

 

Bir saat geçtiğinde birkaç kere inmeyi denemek istese de gözü kesmemişti. Dağın ön tarafında bir takım sesler duyuluyordu. “ Şu iki gerizekalı bi yerlerde ölüp kalırsa buradan ancak kemiklerim çıkar. 2 gündür adam gibi bir şey de yiyemedim.” Karnının gurultusu sessiz mağaranın içinde gök gürültüsü gibi geliyordu.

 

Bu sırada Morgia dağının giriş tarafından iri bir figür tek eliyle kavradığı yağlı saçlı bir adamla birlikte dağın arka tarafına doğru harekete geçti. Figürün 2 metreden uzun boyu ve yapılı bir vücudu vardı. Üstündeki kahverengi deri yeleğin altından bronz kasları güneşle daha da heybetli görünüyordu. Dağı sanki düz bir yolda koşuyormuş gibi tırmanırken küçük bir mağaranın önüne geldiğinde durdu.

 

Aral kendisine inanılmaz bir hızla yaklaşan yüksek kaynak gücünü hissettiğinde bir şeylerin ters olduğunu anlamıştı. Mağaranın en dibine kadar çekilse de bu sadece bir refleksti ve ona bir faydası olmayacaktı. Kapıda heybetli bir adam belirirken tek eliyle tuttuğu bir adamı da sanki çöp atar gibi önüne fırlattı.

 

“ Bahsettiğin adam bu mu ?”

 

Aral Gran’ın sesini tekrar duyduğunda olanları az çok tahmin etmeye başlamıştı. Fakat ayaklarının dibine kadar yuvarlanan Peter’ı gördüğünde tamamen emin oldu. Bu iki salak yalan söylemeyi becerememişti.

 

Peter’ın üstünden sanki koca bir dağ geçmiş gibi görünüyordu. Parçalanmış kıyafetlerinin altındaki kolları ve bacaklarındaki ezikler korkutucu bir şekilde kanlı ve çürümüştü. Yüzü tanınmayacak bir hale getirilmişti ve iki omzunda da sürekli kanayan birer delik vardı. Yerde yattığı yerden yüzünü zorlukla Aral’a doğru dönerek konuştu.

 

“Öhhö öhhö Eğet padron bu.” Bir miktar kan kusarken konuşması da anlaşılmaz bir hal almıştı.

 

Peter’ın lafı biter bitmez Gran’ın ellerinin çevresinde topraktan bir eldiven oluştu. Aral’ın göremeyeceği bir hızda Peter’ın kafatasına yumruğunu geçirdiğinde, iğrenç bir çatırtıyla birlikte kafatası içeri göçerek zeminle bütünleşmişti. Gran’ın ellerinden sonra tüm vücudundan yayılmaya başlayan toprak parçaları birleşerek kocaman bir topraktan el haline geldi. Topraktan el yerdeki Peter’ın başsız leşini  tutarak sıktığında mağaranın bütün duvarlarına kanlar sıçradı.

 

Bütün bunlar gerçekleşirken sadece birkaç saniye sürmüştü.

 

Peter’ın ölümünü izleyen Aral üzerine sıçrayan kan ve et parçalarını silkelerken Gran’ın toprak elementi kullanan bir Astral alem uzmanı olduğunu anlamıştı.

 

“Vaaaaay! Biraz önce mide bulandıracak bir ölüm izlemene rağmen hiç korkmamış gibisin. Bunu gören çoğu adam altına ederdi. Hahahaha!”

 

Aral Gran’ın haklı olduğunu biliyordu. Peter layığını bulmuş ve tapınak duvarına işemiş bir it gibi gebermişti.Fakat bu ölüm Aral gibi cehennemden çıkmış biri için sıradan bir görüntüydü.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13284 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18131 Bölüm Sayısı


creator
manga tr