"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Göklere Doğru - Sezon-2 Bölüm(23): Hain


Lunserg şehri üç tarafı dağlarla çevrili ve dağların sarmadığı kısımsa devasa bir surla kapatılmış savunmasını aşması imkansıza yakın görkemli bir şehirdi.Kısa sğre önce eski şeytan kral Manfred şehri kuşatmaya gelmişti ve bunu önlemek için Lycan ve Peoronel bir plan yapmaktaydı, fakat bu doğal kaleyi savunacak asker sayıları çok azdı.Askerlerinin büyük çoğunluğunu Kerzin Şehri'ni şeytanların kuşatmasından kurtarmaya göndermişlerdi ve geri dönen asker sayısıysa...0 dı.Eğer Gezginler orada olmasaydı bu tam anlamıyla insanlığın sonu denebilecek bir harekattı.Bir iş için şans eseri orada bulunan Gezginler Kerzin'in kuşatmasını kaldırmaya yardımcı olmuş hatta şehri geri almayı bile başarmışlardı.Buna rağmen şu an Gezginlerin üç üyesi dışında diğerleri ağır yaralıydı ve eski şeytan kral Manfred'in ordusu Lunserg Şehrinin surlarına kadar dayanmıştı.

Staz,Erina ve Rose surların tepesinden Manfred'in ordusunu inceliyordu.Vurzag ve Lycan toplayabilecekleri en büyük orduyu toparlamak için şehirdeki Garnizonları dolaşmaya gitmişti.Peoronel ise az önce yanlarına gelmişti.

"Acaba o adam bizi buraya göndermek yerine orada öldürseydi şu an şehrin durumu nasıl olurdu." (Staz)

"O adam?" (Peoronel)

"İsmi yanılmıyorsam....Lupin gibi bir şeydi." (Staz)

"Lupin demek ha?" (Peoronel)

"Tanıdık birisi mi?" (Erina)

"Öyle de denebilir, fakat şu an sorunumuz o değil." (Peoronel)

Peoronel tedirgin ya da korkmuş gibi gözükmüyordu.Staz,Lupin isminin ona ne ifade ettiğini merak etmişti, fakat şu an dikkatini onunla dağıtamazdı.Yapması gereken şeyi çok iyi biliyordu.Manfred'in ordusuna göz gezdirirken içlerinden birisi dikkatini çekti.At kuyruğu yaptığı saçları omzunun hafif altına kadar uzanıyordu.Elinde şekli katanayı andıran bir kılıç vardı.Vücudundaki mavi yanık izleri kim olduğunu zaten belli ediyordu fakat Staz'ın onun kim olduğunu anlamasını sağlayan asıl şey sol omzunun üzerindeki büyük '5' rakamıydı.

"Peoronel.O gördüğüm kişi...Adolphus mu?" (Staz)

"Maalesef evet." (Peoronel)

"Daha önce onunla karşılaşmıştık.Ben...fazla güçsüz olduğum için ruh yiyen kılıcım Masamane'yle anlaşma yapmayı kabul ettim ve kılıcım tarafından ele geçirildim.Beni kurtaran kişi oydu." (Staz)

"Bu savaşta hangi tarafta olacağı savaşın kaderini belirler.Benimle aynı güçte...hatta belki de benden daha güçlü
birisinin tarafımızda olması işimize gelecek bir şey." (Peoronel)

"Ayrıca Peoronel bilmeniz gereken bir şey daha var.Lupin içimizden birisinin hain olduğunu söyledi." (Staz)

"Şaşırmadım.Bu nasıl hep bizden bir adım önde olduklarını kanıtlar.Lanet olası Abaddon beni yendi!" (Peoronel)

"Peoronel.Öyle aşağılık bir herifin canını sıkmasına izin verme.Zamanında benden ailemi aldığı için ondan ne kadar nefret etsem de Sadece yenildiğini düşünmek bile beni savaşmaya teşvik ediyor.Gerçi benim gibi bir prensesin böyle yorucu bir işle uğraşmaması lazım ama o kadar nazik birisiyim ki size yardımı reddedemedim.." (Rose)

"Peoronel.Bir hareketlenme var....Lycan ve Vurzag geliyor." (Erina)

Staz ve diğerleri toplantı odasının ortasına aniden girmeden önce Peoronel,Lycan,Vurzag ve Alice kesin sonuç getirmeyecek de olsa geçici bir plan hazırlamıştı.Fakat şimdi Staz,Erina ve Rose gibi güçlü müttefikleri de yanlarındayken plan işe yarayabilirdi.

"Neyse.Benim Vurzag ve Lycan'ın yanına gitmem gerek.Büyücülerin uzun menzilli saldırılarıyla savaş başlamış olacak.Katılıp katılmamak size kalmış." (Peoronel)

Peoronel'in sözleri bittiğinde surlardan inmeden önce son bir kez arkasına dönüp içten ve sıcak kanlı bir şekilde Erina,Rose ve Staz'a gülümsedi.Şeytanlar için bile neredeyse yaşlı denilebilecek bir yaşta olmasına rağmen hala çok güzeldi.Kızıl saçları tek gözünü kapatacak şekilde yüzünün önüne dökülüyordu ve o an Staz farketti ki Peoronel'in o gözünü hiç görmemişti.Peoronel arkasına dönüp surlardan aşağı inmeye başaladı ve birkaç saniye içinde gözden kayboldu.

Surların tepesinden savaş alanı çok net gözüküyordu.Surların devasa kapsınını önünde uzanan iki dağ arasında kalan koridoru andıran savaş alanında şeytan birlikleri savaş düzeni almıştı.Ön saflarda ağır zırhlı şeytanlar vardı.Savaş alanının sol kanadında büyük bir süvari grubu vardı.En arkada okçular ve büyücüler sıralanmıştı.Generalleri Manfred en öndeydi ve kollarındaki armadan belli olduğu üzere diğer dört general de ordunun içinde dağılmıştı.Staz çok kısa bir an Manfred'le göz göze gelmiş gibi hissetti.Bu kadar uzak mesafeden böyle bir şey hissetmek tüylerini ürpertmişti.Şeytan birliklerinin sayısı yaklaşık 6.000 civarındaydı.İnsanların savaşına göre az bir rakam da olsa 6.000 şeytan bir ülkeyi rahatlıkla fethetmeye yeter de artardı.

Buna rağmen insanların tarafı karmaşıktı.Neredeyse tüm askerler korkunun esiri olmuştu.Lycan Vurzag ve Peoronel ordunun komutanları olarak en ön safta duruyordu ve orduyu cesaretlendirmeye çalışıyordu.
Düzensiz bir orduya sahiptiler.Ordunun içinde kurt-adamlar ve insanlar vardı.Birkaç çağırma büyüsü bilen kişi hizmetkar yaratıklarını çağırmıştı.Yaratma büyüsü bilen kişilerdense birkaç adet Golem yaratılmıştı.
Ordu pek de güvenilir durmuyordu fakat Peoronel ve Lycan bu orduya güveniyordu.Ne de olsa Staz ve diğerlerine kıyasla onlarla çok daha uzun zaman geçirmişlerdi.Sayılar 6.000'i bulan şeytanlara karşı insanların tarafı en fazla 3.000 kişiydi.Nereden bakılırsa bakılsın bu mutlak bir yenilgi olmasına rağmen coğrafi avantaj insanların tarafındaydı.Bunun yanı sıra Peoronel cücelerden ve elflerden yardım talep edilmesi için bir elçi göndermesine rağmen onlar savaşa çok sıcak bakmıyordu.Ne de olsa Şeytanlar daha onların topraklarına gelmemişlerdi ve ne kadar dehşet verici olduklarından habersizdiler.

Manfred'in ordusundan bir atlı yavaşça Vurzag'ın önüne gelene kadar at sürdü ve aralarında kısa bir konuşma geçti.Muhtemelen atlı savaşmadan kaleyi devretmelerini istemişti ve Vurzag'ın tepkisine bakılacak olursa böyle bir şey yaşanmayacaktı.Atlı kendi saflarına geri döndü ve Manfred duyduğu yanıttan memnun olmuşçasına gülümsedi.Bir elini havaya kaldırdı ve şeytan orduları savaş pozisyonuna geçti.Buna karşılık Vurzag'ın gür sesi tüm savaş alanında yankılandı, "ASKERLER, HAZIR!" o an Staz bir şey farketti.Tüm o korkuya kapılmış askerler aniden ciddileşerek savaş pozisyonuna geçtiler ve tek birinden bile korkuya dair bir his sezemiyordu.Memnuniyetle gülümsedi ve o sırada Manfred'in havadaki elinin sertçe yere indiğini gördü.Şeytan orduları korkunç naralar eşliğinde surlara doğru koşmaya başladı.Manfred ise olduğu yerde bekleyip olacakları izlemeyi seçmişti.Vurzag hiç vakit kaybetmeden emrini verdi, "TÜM ASKERLER, SALDIRIN!".Sözleri biter bitmez kendisi de kılıcını çekti ve düşmanın üzerine hücum etmeye başladı.

İki ordu da buluştuğu anda Staz büyük bir şoka uğramıştı.Hayatında ilk defa böyle bir meydan savaşı görüyordu.Bu güne kadar katıldığı her savaşta çekişmeli mücadelelerle karşı karşıya gelmişti.Bu seferki farklıydı.Tek tarflı bir üstünlük söz konusuydu.Sanki insanlar oraya sadece ölmeye gidiyor gibiydi.Korkunç sahneyi izlemeye dayanamadığını farketti ve içgüdüsel olarak harekete geçti.

"ERİİNA!" (Staz)

"Tamamdır!" (Erina)

Staz Surlardan aşağı atladı.Şiddetli rüzgarı vücudunun her yerinde hissedebiliyordu.Hızla yere çakılmak üzereyken aniden ayağının altında beliren davasa bir hava akımı onu yavaşlattı ve yere güvenli bir iniş yapmasını sağladı.Bunun Erina olduğuna şüphe yoktu.Masamane'yi çekerek savaşa alanına düşünmeden daldı ve şeytanların dikkatini çekmeyi hedefledi.İnsanların göz göre göre ölmesine izin vermeyecekti.

"GELİN! HEPİNİZ ÜZERİME GELİN! TEK BİR ÇİZİK ALMADAN HEPİNİZ YOK OLACAKSINIZ!" (Staz)

İşe yaramış gibi gözüküyordu.Birkaç kızgın ağır zırhlı şeytan Staz'ın üzerine doğru koşmaya başlamıştı.Staz yıllar içinde önceki benliğinden gelen yeteneklerini kullanmayı öğrenmişti ve bunlardan birisiyse şeytan pisliklerinin en büyük zayıflığıydı.Kutsal ateş.Masamane mavi alevlerle parlamaya başladı.Kutsal alev kılıcının üzerinde dans ederken Staz hızla üzerine gelen şeytanların üzerine atıldı ve hızlı birkaç hamleyle işlerini bitirdi.Kutsal alevi gören dğer şeytanlar Staz'a şaşkınlık ve öfke dolu gözlerle bakmaya başladı fakat hepsinden önce safların arasından birisi hızla Staz'ın üzerine atıldı ve Staz saldırıyı son anda karşıladı.
Kılıcın kılıca çarpmasıyla çıkan tiz ses tüm savaş alanında yankılandı.Staz sonunda tatmin olmuştu.

"Selam Staz.Beni özledin mi?" (Adolphus)

"Özledim demek isterdim Beşinci fakat yalan söylemek pek huyum değildir." (Staz)

"Beşinci demek ha birbirimize daha yakın olduğumuzu sanıyordum." (Adolphus)

"Öyle de denebi-" (Staz)

Beşinci gülümsedi ve ani bir hamleyle Staz'ın arkasına geçti.Bir açık yakalamıştı ve bunu değerlendirmek üzereydi fakat kılıcını savurduğunda karşısında gördüğü şey yüzündeki gülümsemenin solmasına ve takdir eder bir bakışa dönüşmesine sebep olmuştu.

"Kılıcının yeteneği....sanırım?" (Adolphus)

"Doğru tahmin." (Staz)

Staz arkası dönük olmasına rağmen kılıcının yeteneği olan Ayna Yansıması'nı kullanmıştı ve Masamane'nin oluşturduğu yansıma tam arkasında Adolphus'un kılıcını durdurmuştu.Adolphus etkilenmişti.Son görüşmelerinin üzerine kendisi gibi bir ruh yiyen kullanan dostunun güçlenmesi onu mutlu etmiş gibiydi.

"Peki Adolphus.Hangi taraftasın?" (Staz)

"Hahaaha bu da nasıl soru böyle? Belli değil mi tabi ki sizin tarafınızdayım"(Adolphus) 

Sözleri bittiğindeyse kılıcı Samanera yı Staz'a son sürat sallamaya devam ediyordu.

"Nedense bana pek öyle gibi gelmedi." (Staz)

"Sessiz ol.Bu sadece benim bir Gölge Yansımam.Manfred'in benim savaştığımı sanması lazım.Konuştuğumuzu belli etme.Çoktan aranızda bir hain olduğunu biliyorsundur.Ben de biliyorum fakat kim olduğunu bilmiyorum.Onu ararken dikkat çekmemem lazım bu yüzden seninle dövüşüyormuş gibi yapmamız lazım.Bu sırada gerçek bedenimle haini bulmaya çalışacağım.Bunu yapabilecek misin? Yoksa gidip kendime daha güçlü birisini mi bulmalıyım." (Adolphus)

"Beni küçümsüyorsun demek? Pişman olacağına emin olabilirsin." (Staz)

"Göster bakalım elinde neler varmış." (Adolphus)

Staz ve Adolphus savaş alanının bir köşesinde sahte savaşlarına devam ederken Erina ve Rose Peoronel ve Lycan'ın yanına gelmişlerdi.Vurzag onlara yakın bir bölgedeki şeytanları temizlemekle uğraşıyordu.O sırada Erina şeytani bir büyü gücü hissetti.Normal şeytanlardan farklıydı ve onlara göre çok daha kuvvetliydi.Kim olduğunu anlaması çok da zor olmamıştı.Manfred kendinden emin adımlarla aralarında 100 metra kalana kadar onlara yaklaştı ve durdu.Yüzünde rahatsız edici bir gülümseme vardı.

"Peoronel,Lycan beni gördüğünüze mutlu olmadınız mı? Yüzünüzde pek hoş olmayan bir ifade var. (Manfred)

"Erina Staz'ın büyü gücünü hissedebiliyor musun? Bu adam buradaysa ona bir şeyler olmuş olabilir." (Peoronel)

"Ah o konuda hiç endişelenmenize gerek yok.Adolphus şu an onunla ilgileniyor.Merak etmeyin birazdan buraya gelir....Staz'dan söz etmiyorum." (Manfred)

"BU KADAR BOŞ LAF YETER MANFRED! Hazırlansan iyi edersin çünkü sana saldırdığımda bunun için fırsatın olmayacak." (Lycan)

"Ah ne hoş.Madem öyle diyorsun.." (Manfred)

Manfred'in kan kırmızısı gözleri parlamaya başladı.Parmaklarını şıklattı ve Vurzag onun yanına geldi, ancak bir gariplik vardı.Vurzag'ın yüzü acı çekiyormuş gibi gözüküyordu.Peoronel Vurzag'ın gözlerini görünce olayı anladı.

"Dikkatli olun.Vurzag'ı kontrol altına almış olabilir." (Peoronel)

"Daya-Dayanamıyorum.Beni ele geçiriyor.Çabuk beni öldürün...lütfen." (Vurzag)

"Erina.Onun üzerindeki büyüyü kaldırabilir misin?" (Peoronel)

"Bana bırak. Limitleyici serbest:Mutlak İptal" (Erina)

Erina Mutlak İptal büyüsünü Vurzag üzerinde kullandı.Vurzag'ın gözleri eski haline dönmüştü ve Vurzag çevik bir hareketle kılıcını çekip Manfred'e doğru savurdu.Yaşlı vampir kılıcı karşılamak için hiçbir şey yapmadı.Kılıç darbeleri onun kan büyüsüyle anında yenileniyordu.Sanki hiç olmamış gibi.Vurzag darbelerinin bir işe yaramadığını farkettiğinde Peoronel'in  yanına geri döndü.Yüzünü Erina'ya çevirmeden "Teşekkürler" dedi ve Manfred'e öfkeli gözlerle bakmaya başladı.

"Vay canına.Ne kadar da sinir bozucu bir büyü.Fakat hala bilmediğin şeyler var çocuk.Hiçbir şey bu kadar kolay bitemez değil mi?" (Manfred)

Peoronel manfred'in ne demek istediğini anında kavramıştı, fakat her şey için çok geçti.Kafasını çevirdiğinde Vurzag'ın kırmızı parlayan gözleriyle karşı karşıya geldi.Kılıcı lanetli alevlerle kaplıydı ve neredeyse ona ulaşmak üzereydi.Kaybetmişti.Bu sefer gerçekten Manfred'e karşı kaybetmişti.Onu düşüncelerinden uyandıran şey Lycan'ın nefesini hissetmesi olmuştu.Eşinin masmavi gözleri hemen karşısında parlıyordu ve yüzü gülüyordu.O an ne yapmaya çalıştığını anlamıştı.Lycan güçlü kollarıyla Peoronel'i ittirdi ve tam o sırada Vurzag'ın lanetli alevlerle kaplı kılıcı Lycan'ın kalbini deşip geçti.
Peoronel şaşkınlıktan kıpırdayamıyordu ve Erinayla Rose donakalmıştı.

"Hedefim sen değildin pis köpek.Fakat senin de ölmen bir şey farkettirmez.Sıradaki yine Peoronel." (???)

Konuşan kişi Vurzag'dı fakat çıkan ses bir başkasınındı.Peoronel anlamakta güçlük çekiyordu.Bu sesi çok iyi tanıyordu.Hem de herkesten çok.Bundan yüzlerce yıl önce sekiz lanete katılması için bu kişiyle savaşmıştı.Onu yenmişti ve sekiz lanete katılmıştı.Hatta bundan kısa zaman önceyse onu öldürmüştü.Buna rağmen neden hala hayattaydı? 

Vurzag'ın görüntüsü yok oldu ve o sesin sahibi ortaya çıktı.Önceki haliyle aynı olmasa da hala onu andırıyordu.Siyah saçları ve ortalama bir boyu vardı.Güçlü gözükmüyordu.Heybetli değildi.Ama herkes onu 'Kurnaz' olarak tanırdı.Sol omzunun üzerinde büyük '7' rakamı kimliğini açığa çıkarmıştı.Gülümsedi ve konuşmaya başladı.

"Tanıştırayım tatlım.Ben sekiz lanetten Yedinci.İsmimi zaten bildiğine inanıyorum.Hem de çok yakından." (Yedinci)

"Azazel....Ama seni öldürmüştüm.Burada olmanın imkanı yok." (Peoronel)

"Yanlış anlama tatlım ama senin gibi birisi beni öldürebilecek kadar kurnaz değil.Her zaman bir 'c' hatta 'z' planım vardır.Sonuçta ben korkak bir adamım biliyorsun." (Azazel)

"Böyle bir şey olamaz..Bu imkansız." (Peoronel)

"Hadi amaa limitleyicileri tek kullanabilen kişi sen değilsin.Bu benim limiyleyicim.Kusursuz Kopya.Kendimin kusursuz bir kopyasını yapmıştım ve senin öldürdüğün tek şey oydu.Ayrıca kostümüm nasıldı? Hepinizi iyi kandırdım değil mi? Hatta şuna bak Vali bile oldum ahahahahah! Manfred'in kontrolünde olduğuma inanmanız falan komikti yani.Aslında ortada büyü bile yokken hemde." (Azazel)

O an Peoronel yerde cansız yatan Lycan'ı gördüğünde göz yaşlarına hakim olamadı.Kontrolünü kaybetmek üzereydi.

"O zaman sıra sende Peoronel.Senden intikamımı alacağım günü kaç yüz yıldır beklediğimi bilemezsin." (Azazel)

Azazel'in elindeki sarı güç yüzüğü daha da parlamaya başladı.Kılıcını lanetli alevlerle kapladı ve Peoronel'in üzerine doğru yürümeye başladı.Erina ve Rose kıpırdayamıyordu.İkisi de gerçekten korkuyordu.Azazel kılıcını havaya kaldırdı ve yüzündeki zafer dolu gülümsemesiyle kılcı Peoronel'e doğru savurdu.Acemice bir saldırıydı ve kesin zafer olduğu düşüncesiyle yapılmıştı.Kılıcının başka bir kılıç tarafından havada durdurulduğunu gördüğündeyse yüzündeki gülümseme silinmişti.Bunu yapan kişiyi gördüğündeyse şaşkınlıkla tek kaşını havaya kaldırdı.

"Demek Azazel sensin.İçimizdeki Hain.Önceki hayatımda seninle kötü bir anımız olmuş ve burada yaptıklarına da bakacak olursak....seni yok etmemek için hiçbir sebep göremiyorum!" (Staz)

Staz Masamane'yi savurdu ve Azazel savaş yetenekleri iyi olmadığı için kılıcı acemice durdurmaya çalıştı fakat aldığı darbeyle metrelerce geri savruldu.O sırada Adolphus Staz'ın yanına geldi ve o da kılıcını çekerek savaş pozisyonuna geçti.

"Peki o zaman.Önce hanginizle başlayalım....Azazel?.....Manfred?" (Staz)

 

Selamlar ve Keyifli okumalar 

NOTUMSU: Azazel'i 1. Sezon 10. Bölümde görebilirsiniz.

Merhaba ^^ görüşmeyeli nasılsınız? İyisinizdir umarım. 

Lütfen bölüm hakkındaki düşüncelerinizi olumlu ya da olumsuz eleştrilerinizi ve benzeri şeyleri belirtin bunlar benim hoşuma giden şeyler. 

Sürçü lisan eylediysem affola.

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr