Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Göklere Doğru - Sezon-2 Bölüm(22): Lupin


Not:Bölümü okumadan önce en alta inip en alttaki notu okursanız sizin için bölüm daha anlamlı olabilir ya da bir anlam ifade etmeyebilir çoktan unuttuğunuz için ^^

------------------------------------------------------------------------------------- Abaddon'un Şatosu

Abaddon şatosunun terasından dışarıdaki şatoya uzanan uzun taşlı yolu seyrediyordu.Ne kadar gözleri orayı izler gibi gözükse de aklı tamamen başka bir yerdeydi.Uzun süren bekleyişin ardından planının son birkaç adımını atmaya yaklaşmıştı ve tam da bu sırada planı sürekli aksamaya uğramıştı.Bu onu huzursuz ediyordu fakat kısa süre içinde tüm olumsuz düşünceleri zihnini terketti ve yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. Uzun taşlı yolun ucunda şatoya yaklaşan Manfred'i gördüğünde en azından bazı şeylerin yolunda gittiğini görmek onu memnun etmişti.Hissettiği tanıdık büyü gücünün üzerine kafasını bile çevirmeden konuşmaya başladı.

"Manfred'in yakın zamanda geleceğini sanmıyordum Yedinci." (Abaddon)

"Aldığım bilgi bu yöndeydi efendim fakat işlerin erken bitmesi bizim işimize gelen bir durum." (Yedinci)

"Haklısın Yedinci ve bunun ne demek olduğunu biliyor musun? Sonunda planı harekete geçirebileceğiz.Sonunda baş belası Peoronel ve diğer sürpüntülerden kurtulacağız ve buradaki işimiz bitince Toluen kıtasına yaptıklarımızı diğer kıtalara da yapacağız.Dünyanın hükümdarı olmam önümüzdeki birkaç ufak plana bağlı..." (Abaddon)

"Tam da sizden bekleneceği gibi önünüzdeki sorunu çoktan halletmişsiniz gibi geleceği düşünmeye başlamışsınız." (Yedinci)

"Sorun ne Yedinci? Eğer sekiz lanetin üyelerindeki kayıp diyorsan bu hiçbir şey.Hala yeterince askeri gücümüz var." (Abaddon)

"Sorunun ne olduğunu gayet iyi biliyorsunuz...Melez." (Yedinci)

"O sorun çözüleli çok oldu." (Abaddon)

"Nasıl yani?" (Yedinci)

"Şu anda Ruhlar Ormanına varmış olmaları lazım ve orada kim olduğunu gayet iyi biliyorsun." (Abaddon)

"Ah..Haklısınız.Bu olasılığı tamamen unutmuşum.O adamdan nefret ettiğim için sanırım..." (Yedinci)

"O zaman harekete geçme vakti Yedinci." (Abaddon)

------------------------------------------------------------------------------------- Kutlu Adalar / Ruhlar Ormanı Girişi

Staz ve diğerleri Ruhlar Ormanı'na giderken indikleri derin uçurumun duvarından sızan bir ışık farketmişlerdi ve deliğin üzerindeki Ruhlar Ormanı simgesini görünce de deliğe girmeye karar vermişlerdi.
Girdiklerinde karşılarına daha önceden duydukları ormanın koruyucusu çıkmıştı.Ormanın koruyucusu sandıklarının aksine çok da sorun çıkaracak tipte bir yaratık değildi, sadece bir golemdi fakat onu tehlikeli yapan şey Kutlu Adalar'a geldiklerinden beri etraflarını kuşatmış ve her yerde karşılarına çıkan gri-yeşil ne olduğunu bilmedikleri maddeydi.

Golem ağır ağır hareket etmeye başladığında herkes savaş pozisyonuna geçmişti bile.

"Güçlü seviye bir büyü kullanıp onu yok etmek istiyorum ama şu garip madde beni tedirgin ediyor." (Erina)

"Belki de sadece onu ortadan ikiye kesmeliyim." (Staz)

"İş bu kadar kolay olsaydı çoktan yapmıştık sersem." (Rose)

"Madem öyle ben önden gidiyorum." (Grendor)

"Seni destekleyeceğim." (Liz)

Grendor Ejderha Formu dedi ve ejder ruhunun vücudunu kaplamasına izin verip Golem'in üzerine hücum etti.O sırada Liz sol elindeki kristali aktifleştirerek kendine karanlık alevden bir yay oluşturup hızla büyülü oklarını gerip fırlattı.Yayı germesiyle serbest bırakması arasında bir saniye bile yoktu.Sanki bu onun için nefes almaya benzer sıradan bir şeymiş gibiydi.Karanlık alevlerden yaratılmış oklar Golem'e çarptıklarında
gri-yeşil maddenin sırrı çözülür gibi olmuştu.Oklar çarpar çarpmaz geri sekmişti ve bir duvara çarpmıştı.
Aynı gri-yeşil maddeyle kaplı duvara çarpınca da tekrardan sekmişti ve bu sonsuza dek devam edecek gibi gözüküyordu.

"Büyüyü yansıtan bir madde mi? Oh harika!" (Erina)

"Hey! Dikkat edin. bu oklardan nasıl kurtulacağız!" (Staz)

Erina hızlı davrandı ve okların sekeceği yönlere doğru birkaç adet bariyer oluşturdu.Bazı oklar bariyerleri delmesine rağmen başka bir bariyere takıldı ve sonunda tüm oklar yok oldu.Bu oda saldırı büyüleri kullananlar için kötü bir tercihti.

"İş bize düştü sanırım." (Ratel)

"Bakalım bu golem neler yapabiliyormuş." (Staz)

"Liz, bir daha saldırmaman konusunda sana güveniyorum." (Grendor)

"Ben de yardım etmek isterdim ama bu değersiz çöp parçasıyla uğraşmak benim gibi bir prensesin işi değil." (Rose)

Ratel uzun adımlarla Golem'in üzerine doğru koşmaya başladı.Tüm gücüyle ileri doğru sıçradı ve havadayken kurt formuna dönüştü.Lanetli alevlerini geri çekmişti çünkü büyü kendisini dezavantajlı konuma düşürebilirdi.Pençesini savuracakken son anda onu bu hareketinden vaz geçiren hayvani içgüdüleri sayesinde hızla üzerine gelen golemin yumruğundan kaçınmayı başardı.Golem boyutuna göre çok hızlıydı.

Grendor ve Staz Golem'in iki yanından saldırmak için harekete geçtiler.Grendor yumruğunu Golemin soluna doğru savurdu ve yumruğun çarptığı yerde Golemin taş vücudundan ufak taşlar düşmeye başladı.
Görünüşe göre saldırısı ufak bir çatlak oluşturmuştu.Staz ise sağ tarafından Masamane'yi savurmuştu ve kılıç Golemin taş vücudunu sağ tarafından karın kısmının ortasına kadar yarmıştı.Bitirici darbeyi vurmak üzere Ratel kendini toparlayıp uzunca sıçradı ve Golemin kafasına geçirdiği tekmeyle taştan kafasını yerinden söküp fırlattı.

"İşe yaradı mı?" (Ratel)

"Görünüşe bakılırsa eve- hayır." (Staz)

Golemin vücudundan dökülen taşlar geri dönüp vücuduna oturmaya başladı ve eski haline geri döndü.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi devasa cüssesine rağmen şaşırtıcı bir hızla Grendor'un üzerine atılıp dev taş yumruğunu savurdu ve Grendor Kaplumbağa Ruhu'na geçip savunmasını güçlendirmesine rağmen savaşamayacağı bir mesafeye kadar geri savruldu.Ardından dönüp Ratel'in vücudunu kavrayıp odanın duvarına doğru savurdu.Ratel duvara çarptığındaysa çıkan kemik kırılma sesleri korkutucuydu.Staz sıranın kendisinde olduğunu farketmesine rağmen çok geçti.Dev golem iki elini birleştirip yere şiddetle vurdu ve tamamı taşla kaplı olan odanın zeminindeki taşlar çatlamaya başladı.Taşların aralarından devasa ağaç kökleri çıktı ve çıkan kökler Staz'ı duvara mıhladı.

"Sanırım onu kızdırdılar." (Erina)

Erina'nın sesini duyan golem onlara doğru dönerek yavaş yavaş üzerlerine doğru yürümeye başladı.
Erina derin bir nefes aldı ve düşünmeye başladı.Golemi yenebilecek iki fikirden başka bir şey aklına gelmiyordu.Daha güvenilir olanıyla şansını denemeye karar verdi.

"Limitleyici Serbest:Mutlak iptal." (Erina)

Erina serbest bıraktığı limitleyicisinin ardından Mutlak İptal büyüsünü Golem üzerinde kullanmayı denese de tahmin ettiği gibi işe yaramamıştı.Yeşil-gri karışımı madde büyüsünü yansıtmıştı ve iptal edecek bir büyü olmadığı için büyüsü yok olmuştu.Sanırım işi zor yoldan halletmesi gerekiyordu.

"Çocuklar eğer bana güvenirseniz bir fikrim var.Tek yapmanız gereken şey ben Staz'ı iyileştirene kadar Golem'i oyalamanız.Bu yüzden artık yattığın yerden kalk Ratel çoktan iyileştiğini biliyorum." (Erina)

"Vücudundaki kemikleri kırılan kişi sen olamyınca söylemesi kolay tabi...Grendor hadi yapalım şu işi." (Ratel)

Grendor ve Ratel Golem'in üzerine atılarak kışkırtıcı saldırılarda bulundular.Amaçları sadece oyalamak olduğu için saldırmak yerine sadece Golem'i üzerlerine çekiyorlardı.O sırada Erina Staz'ı sarmalayıp duvara yapıştırmış olan devasa ağaç köklerini basit bir büyüyle kesip Staz'ı iyileştirmeye başlamıştı.

"Staz şimdi beni iyi dinle o Golemi nasıl yok edeceğimizi biliyorum fakat bunun için 4. limiyleyicine ihtiyacımız var.
Onu kullanabilir misin?" (Erina)

"Biraz zorlasa da sorun olacağını sanmıyorum." (Staz)

"Sana güveniyorum.Yapman gerekeni biliyorsun değil mi?" (Erina)

"Tam olarak emin değilim fakat...içimde garip denebilecek kadar güvenilir bir his var." (Staz)

Erina'nın iyileştirmesi uzun sürmemişti.Staz tekrar hareket edebilecek hale geldiğinde ayağa kalkarak Golem'e yaklaşmaya başladı.Görüntüler.16 yaşına geldiğinden beri rastgele zamanlarda zihninde görüntüler belirmeye başlamıştı.Önceki hayatından Samael adındaki birisiyle dövüştüğünü görüyordu.Her dövüş sonrasındaysa bir diğer limitleyicisi açılıyordu.Bu sefer de içinde aynı his vardı.Çevresindeki grili yeşilli hatlar yok oldu ve kendini geçmişte Samael'le savaştığı yerde buldu.Bunun bir aldatmaca olduğunu biliyordu fakat oldukça gerçekçiydi.Karşısındaki golem yok oldu ve yerine Samael geldi.Vücudu düşünmeden sanki içgüdüsel bir şey yapıyormuş gibi kendiliğinden hareket ediyordu.Hiç düşünmeden kılıcını çekti ve Samael'in üzerine atıldı.Samael Staz'ın savurduğu kılıcı savuşturmamıştı.Kılıcın çarptığı yerde yıldız şeklinde bir şekil belirdi ve Staz ne zaman konuştuğunu bilmese de kendi sesi kulaklarında yankılanıyordu.Lanetli İşaret.Büyü aktif olur olmaz sol avuç içine kılıcıyla ufak bir çizik atıp sol elini yumruk yaptı ve yere vurdu.Aniden etrafındaki her şey eskiye döndü.Etrafındaki zihninin yarattığı dünya yerine gri-yeşil taştan mekan geri dönmüştü.Karşısında vücudunun sol kısmında ufak bir yarık olan ve yarığın hemen üstünde yıldız şeklinde bir işaret bulunan Golem duruyordu.Sol elinden sıcak kan damlıyordu ve sol eli yumruk şeklini almış hızla yere çakılmış gibi acıyordu.O an kelimeler ağzından nasıl çıktı anlamadı.Çok nostaljk hissettirmişti.Sanki uzun zamandır görüşmediği bir dostuna seslenir gibi.
Çağırma:İntikam Avcısı.Sözleri bitince çağırma çemberi oluştu ve çemberin ortasında 1.90 boylarında devasa savaş tırapnıyla birlikte pelerinli ruh savaşçı karşısında belirdi.Korkutucu gözüküyordu, fakat ona güven de veriyordu.Ruh savaşçı insan üstü bir hızla harekete geçti ve sanki herkesin gözünün önünden yok olup tekrar belirmiş gibi Golem'in önünde belirdi.Devasa savaş tırpanını kafasının üzerinde iki eliyle bir tur çevirdikten sonra aniden tırpanı çaprazlama indirdi ve Golem'i ikiye ayırdı.Sonrasıysa büyüleyiciydi.Staz diğer saldırıları görememişti.Tırpan'ı gözleriyle takip edememişti ve Golem küçük taş parçalarına ayrılmıştı.O an Golem'in yenilenmeye çalşıtığını farkettiler fakat ruh savaşçı golemle aynı fikirde değildi.
En ufak hareketlilikte tırpanı taşları un ufak ediyordu.Uzun süreli boşluktan yararlanan Erina Golem'i yaratan büyüyü bulmuştu ve sonunda Mutlak İptal büyüsünü kullanarak Golemi yok etmeyi başardı.
Staz daha fazlasını kaldıramayacağını fark ettiğindeyse ruh savaşçı ve yıldız şeklindeki işaret yok oldu.
Ormanın koruyucusunu yenmeyi başarmışlardı.

"Bir daha golemleri küçümsemek yok..." (Ratel)

"Yaratılış büyüsünü bulması çok zor oldu.Usta bir büyücünün eseri olmalı." (Erina)

"Hıh-göz zevkimi bozmaktan başka hiçbir işe yaramadı." (Rose)

"Hepinizin ne kadar yorgun olduğunu biliyorum ama zamanımız kısıtlı biliyorsunuz.Devam edelim mi?" (Liz)

Tüm grup onaylarcasına başını salladıktan sonra odanın içinde ilerlemeye başladılar.Kısa süre sonra karşılarına devasa iki meşe ağacı çıktı.Meşelerin dalları ortada kavuşuyordu ve aralarında bir geçit oluşturuyordu.Geçidin içindense sarı bir ışık geliyordu.Meraklı ve tedirgin bir şekilde geçide doğru girdiler.
Geçit hafif yüksek bir tepeciğin ucundaki kaya parçasını andıran bir şekilde bitiyordu.Aşağıdaki manzarayı gördüklerinde hiçbiri ağzını açıp tek kelime etmedi.Karşılarındaki manzarayı zihinlerine kazımakla meşguldüler.

Her yer yemyeşil ağaçlarla kaplıydı.Etrafta sarı bir toz uçuşuyordu.Çiçekler rengarenkti ve  neredeyse iki metre boyunda mantarlar vardı.Devasa ormanı tam ortadan ikiye ayıran upuzun Selran Nehri çok net gözüküyordu.Masmavi suyu gümbür gümbür akıyordu.Tanrıça'nın Gözyaşı denen nadir eşyanın bulunduğuna inanılan ve ölüler görüşülebildiği söylenen nehir buydu.Asıl ilgilerini çeken şeyse nehrin tam dibindeki devasa ağaçtı.Diğerlerinden farklıydı.Diğerlerine göre en az beş kat daha büyüktü.Dallarında ne bile olduğunu bilmedikleri hayvan benzeri şeyler vardı.Havadaki sarı toz burada çok daha yoğundu.Çiçekler ağacın etrafını kuşatmıştı.Fakat bu ağaçla ilgili Staz'ı rahatsız eden bir şey vardı ve tüm Ruhlar Ormanı'nın içinde en çok dikkat çeken yer orasıydı.Tüm grup ilk olarak oraya gitmeleri gerektiğini düşünüyordu.Etrafı incelerken zihninde Masamane'nin sesini duydu.

"Staz......beni duyabiliyor musun?" (Masamane)

"Evet, fakat sesin tuhaf geliyor.Bir sorun mu var?" (Staz)

"Burası...burada her yer ruh kaynıyor.Ağaçlar, kayalar, çiçekler.Her şeyin içinde olması gerekenden çok daha fazla ruh var.Özellikle de şu ağacın dibinde iki adet devasa ruh gücü hissedebiliyorum.Dikkatli ol." (Masamane)

Masamane'nin uyarısını alan Staz diğerlerine de duyduklarını anlattıktan sonra oraya gitmeye karar verdiler.Muhtemelen aradıkları şeyi orada bulacaklardı.Ya da öyle olmasını umuyorlardı.

--------

Uzunca bir süre ormanın içinde yürümüşlerdi.Etrafta heyecanla oyun oynayan ruhları görebiliyorlardı fakat asıl aradıkları kişiyi bulmaları için Selran Nehri'ne varmaları gerekiyordu.Devasa ağacın olduğu düzlüğe varmışlardı.Artık nehri görebiliyorlardı fakat hepsinin ilgisini çeken başka bir şey vardı.Ağacı sırtını yaslamış bir adam karşılarında dikiliyordu.Bu Masamane'nin söz ettiği ruh gücü tehlikeli seviyedeki kişilerden birisi olmalıydı.Adam yaklaşık 1.90 boylarındaydı.Uzun siyah saçlarını örgü yapmıştı ve önceden gördükleri şeytanlarda olduğu gibi hafif mor bir ten rengi vardı.Boynundaysa lanetli alevlerden tasmayı andıran bir büyü vardı.

"Hey sen de kimsin böyle? Şeytan hizmetkar falan mı?" (Ratel)

Adam sıkkın bir tavırla ağaçtan uzaklaştı ve gruba doğru dönerek boş gözlerle onlara bakmaya başladı.
Korktucu derecede tanıdık olan bu gözler nedense herkese tanıdık gelmişti.

"Öyle de diyebilirsin.Fakat genelde bana diğerleri Lupin derler." (Lupin)

Ses tonu tehditkar değildi, kızgın veya öfkeli değildi.Ses tonundan ne hissettiğini söylemek imkansızdı.
Aynı gözlerindeki bakışlar gibi sözleri de duygudan yoksundu.Lupin denen bu şeytanın kim olduğunu anlamaları çok da uzun sürmemişti.Sol kolunun üzerinde büyük siyah harflerle yazılmış "1" rakamı her şeyi anlatıyordu aslında.

"Demek sen bir numarasın." (Grendor)

"Şu ana kadar onu biz bile görmemiştik." (Liz)

"Aslında biraz korkutucu gözükse de nedense çok tanıdık hissettiriyor." (Rose)

"Aaa, ne desem bilemedim.Buraya ne için geldiniz?" (Lupin)

"Birisini arıyoruz ve onu bulabilmek için burada birisiyle görüşmemiz gerekli." (Erina)

"Anlıyorum, demek Eloise'yi bulmak için Clarimonda'yla konuşmak istiyorsunuz." (Lupin)

"Kardeşimi ve Annemi nereden tanıyorsun." (Staz)

"Uzun hikaye..aslında değil fakat anlatmak uğraştırıcı olur." (Lupin)

"Ama-" (Staz)

"-O değil de şu an başka bir şey için endişeleniyor olmanız gerekmez mi? Haberiniz olsun diye söylemek istiyorum şu anda Manfred ve ordusu Lunserg şehrine varmıştır.Ayrıca aklınızın bir köşesinde bulunsun....Lunserg şehrinde bir hain var." (Lupin)

"Ama bu nasıl olabilir." (Erina)

Erina vakit kaybetmeden Rose'un Kan Bağı büyüsünü kullanarak Alicele iletişme geçti.

"Alice orada durumlar nasıl! Bir sorun var mı?" (Erina)

"Belki ufak bir problem olabilir." (Alice)

"Manfred mi?" (Erina)

"Sen bunu nereden biliyorsun." (Alice)

"Uzun hikaye, fakat dinle beni.Şu an Ruhlar Ormanındayız ve neredeyse işimiz bitmek üzere yakında orada olacağız ve size destek çıkacağız o yüzden dayanmaya devam edin." (Erina)

"Merak- etme Eri- na-" (Alice)

"Tamam tamam.Bu kadar konuşma yeter." (Lupin)

Erina bunu nasıl yaptığını bilmese de Lupin az önce Erina ve Alice arasındaki kan bağını iptal etmişti ve Erina bunu ne ara yaptığını hissedememişti bile.İşler sandığı kadar yolunda olmayabilirdi.

"Şimdi size bir iyilik yapıp şehrinizi kurtarmanızı sağlayacağım.Bunun için önce hepinizi teker teker yenmem gerekli sanırım.Böylesi daha hızlı olur." (Lupin)

Lupin sol elini ağaca doğru uzattı.Gel! dedi ve devasa ağacın arkasından bir şey hızla uçarak Lupin'in eline geldi.Staz gördüğü şeyin benzerini daha önce geri gelen anılarından birinde görmüştü.Cennetteki komuta ettiği bölüklerin birindeki silahlarla aynı maddeden yapılmış gibi duruyordu.Lupin'in elinde beyaz ve mavi karışımı göz alıcı bir tırpan vardı.Tırpan Lupin'in eline değer değmez Lupin'in elinden hafif bir buhar çıkmaya başladı.Bu tırpan kutsal alev ve metalden yapılmaydı ki bu da şeytanlar için ölümcüldü.Buna rağmen neden bir şeytan bir melek silahı kullanıyordu ki? 

"Yavaştan başlayalım mı ne dersiniz?" (Lupin)

Lupin 'yavaştan' demesine rağmen ruh savaşçıdan bile daha hızlı bir şekilde grubun üzerine atıldı.Tırpanı salladığında Grendor Kaplumbağa Ruhu'nu kullanarak kendini grubun önüne siper etse de tırpandan saçılan kutsal alevlerle aldığı darbe önce kaplumbağa ruhunu parçaladı sonraysa Grendor'un göğsünde derin olmasa da uzun bir yara açılmasına sebep oldu.Lupin'in elinden çıkan buhar şiddetlenmişti ve sol kolundaki damarlar belirginleşmeye başlamıştı.Öyle ki sol dirseğine kadar kolu kutsal alevle yanarak mavi bir renk almıştı.

Liz Grendor'a yardım etmek için yanına giderken birden yere düştü.Ne olduğunu anlayamamıştı fakat sırtındaki acı tarif edilemeyecek derecede çok canını yakıyordu.Yere düşerken arkasına baktığındaysa Lupin'in orada dikildiğini gördü.Öyle hızlı bir darbe olmuştu ki vücudu sanki ne yapacağını şaşırmış gibi kesildikten çok daha sonra acıyı hissetmişti.

Erina olan bitene rağmen sakinliğini korumayı başarıp kutsal büyülerinden birine hazırlanıyordu ki Lupin aniden karşısında belirdi.O an soğukkanlılığından eser kalmamıştı.Lupin'in gözlerini gördüğü anda sadece şaşkınlık ve korku hissediyordu.Gözleri heyecanla parlıyordu....tıpkı Staz'ın gözleri gibiydi.Uzun tırpanın keskin olmayan tarafıyla karnına aldığı darbeyle gözleri karardı ve yere düşerken zihninde tek bir soru vardı.Kim bu adam? Ona yardıma gelen Ratel'in kurt formundaki çığlığını duysa bile bilinci çoktan kapanmıştı.

Ratel lanetli alevleriyle kapladığı pençelerini Lupin'e doğru çılgınca savuruyordu.Tamamen öfkeyle yapılan düşünceden yoksun hamlelerdi.Lupin ise kaçınmaktan sıkılmıştı ve karşı atağa geçmişti.Tırpanını sallamaya başladı.Sonra hızlandı ve sonra daha da hızlandı.Git gide hızlanıyordu ve sanki Ratel'in hayvani içgüdüleriyle ne kadar hıza dayanabileceğini test edermişçesine gülümsüyordu.Gözleriyse heyecanla parlıyordu ve o duygusuz bakışlar insanı dehşete düşürüyordu.Ratel artık saldırılara yetişememeye başladığında aldığı yaralar sonucu kurt formunu daha fazla koruyamayarak yere yığıldı.

Rose ve Staz olan biteni izlerken donakalmıştı.Lupin onlara dönüp bir bakış attı ve heyecanla saldırıya geçti.Rose vampir kanının verdiği üstün hızı kullanarak üzerine gelen Lupin'in saldırısnıdan kaçınmaya çalıştı fakat tüm hızına rağmen gitmek istediği yere Lupin ondan önce gidince yüzüne yediği yumruk darbesiyle yere yığıldı ve hareketsiz kaldı.

"Sadece sen kaldın Staz.Seninle daha savaşmayacağım.Beni yenebilecek kadar güçlü değilsin.Ancak eski sen beni yenebilir.Zamanı geldiğinde kardeşinle buluşacaksınız.Fakat o zaman şuan değil.Zorunlu Işınlama." (Lupin)

------------------------------------------------------------------------------------- Lunserg Şehri

"Daha ne kadar dayanabiliriz." (Lycan)

"Bilmiyorum, fakat bu hızla gelmeye devam ederseler zor zamanlar bizi bekliyor." (Peoronel)

"Saldırmamız gerektiğini söylemiştim." (Vurzag)

"Saldırmak çok acemice bir hareket olur Vali Vurzag.Önceliğimiz kehaneti yerine getirmek ve bu yüzden burayı Gezginler gelene kadar savunmalıyız." (Alice)

"Bir avuç çocuğa güveniyorsak çoktan işimiz  bitti demektir.." (Vurzag)

Lunserg Şehri üç tarafı dağlarla çevrili doğal bir kale özelliğine sahipti.Dağların çevrelemediği tek yerdeyse devasa surlar vardı ve düşman saldırısı sadece buradan gelebilirdi.Peoronel,Lycan ve Alice ise şu an şehri Manfred ve ordusunun saldırısından korumaya çalışıyorlardı.

Toplantı salonu küçüktü.Neredeyse tüm odayı büyük yuvarlak bir masa kaplıyordu ve herkes çaresizlik içinde masada oturuyordu.O an akıllarından geçen tek şey şehri nasıl koruyacakalrıyken birden küçük odanın içinde bembeyaz bir ışık belirdi ve aniden bir ışık patlaması gerçekleşti.Staz,Ratel,Rose,Grendor,Liz ve Erina masanın üzerine düştüler.Bazıları yaralıydı ve sadece Staz ayaktaydı.

"Staz! Neden buradasınız!" (Peoronel)

"Kaybedecek zamanımız yok.Alice yaralılarla ilgilenebilir misin? Burayı savunmanızda yardım etmeye geldim.
Daha doğrusu gönderildim, ayrıntıları sonra açıklarım neler olduğunu daha ben de bilmiyorum.Manfred ne kadar ileri gitti?" (Staz)

"Surları aşmaya çok yakınlar." (Lycan)

"Aşamamış olmaları hala bir ümidimizin olduğu anlamına gelir.Oturup konuşacak vakit yok.İşe koyulma vati." (Staz)

 

NOT:  2. Sezon 1. Bölümde Staz'ın kardeşinin ismini vermiştim.İsmi Chriselda'ydı. fakat isim hoşuma gitmediği için ve daha karakter hikayeye dahil olmadığı için ismini Eloise olarak değiştirdim ve 2. sezon 1. bölümü de düzenledim haberiniz olsun.

Selamlar yine ben geldim.

Keyifli okumalar Sürçü lisan eylediysem affola.

Fikir,Hata,Eleştiri hepsine açığım ve dört gözle bekliyorum.Umarım bölümün biraz uzun olması sizi sıkmamıştır.
Ayrıca yarın dershanem olduğu için büyük ihtimal bölüm gelmeyecek.Görüşmek üzere ^^

 

 

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1481

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 640

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17231 Üye Sayısı
    • 772 Seri Sayısı
    • 35895 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr