Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Göklere Doğru - Sezon-2 Bölüm(21):Sonsuz Karanlık


Erina,Rose ve Liz Kerzin şehrindeki yasaklı bölgedeki tapınaktan Amare'nin Kum Testisini almayı başardıktan sonra şehre geri dönmüşlerdi.İki gün içinde son savunma hattı olan Lunserg şehrinden insanlar Kerzin'e yerleşmeleri için gönderilmişti.Tabiki sadece insanlar değil şehri korumak için askerler de gelmişti.Askerlerin arasındaysa tanıdık yüzler vardı ve bu tüm grubun yüzünün gülmesine sebep olmuştu.

"PEORONEL, ALİCE UZUN ZAMAN OLMUŞTU! Ah bir de aşağılık Vurzag gelmiş hoş geldin tamam bu kadar yeter şimdi geri gidebilirsin seninle aynı havayı soluduğuma inanamıyorum iğrenç git artık hadi..." (Rose)

"Ah..ah..Rose hiç değişmemişsin insanlarla biraz daha düzgün konuşmalısın." (Peoronel)

"Leydi Peoronel haklı Rose şu an zor zamanlar geçiriyoruz.İyi anlaşmanıza gerek yok fakat sorun çıkarmasanız iyi olur." (Alice)

"Hıh-Benim gibi bir prensesin güneşini engellemesi bile bir sorunken sorun çıkaran ben mi oluyorum?" (Rose)

"Tamam tamam Rose bu kadar yeter.Sizi buraya getiren şey nedir Peoronel, Alice?" (Erina)

"Kerzin'i geri alması için gönderdiğimiz askerlere olan şeyi biliyorsunuz..Sonuçta siz de oradaydınız.Yeterince askeri gücümüz yok ve burayı korumak için en azından birimizin burada olması gerekiyordu.Vurzag burada kalaca biz de Alicele birlikte neler yaptığınızı görmeye geldik.Kaç yıl oldu? 3? 5?" (Peoronel)

"Ah..aranızda yeni yüzler var gibi gözüküyor." (Alice)

Liz ve Grendor kendilerini Alice ve Peoronel'e tanıttılar ve nasıl gruba katıldıklarını anlattılar.Peoronel yıllar içinde neredeyse hiç değişmemişti.Hala kızıl saçları uzundu ve yüzü yaşlanmamıştı.Saçları tek gözünü kapatıyordu ve bu zamana kadar kimse bunu sorgulamamış ya da merak etmemişti.Alice ise yaşlanmıştı.
Uzun sarı saçlarının arasında bir çok beyaz saç vardı.Muhtemelen kahin olarak geçirdiği bunca zaman onu değiştirmişti.Alice ve Peoronel Staz'ı farkettiklerindeyse yüzleri şaşkın bir ifadeyle dona kaldı.

"Staz? Bu gerçekten de sen misin?" (Alice)

"Şey...evet sanırım." (Staz)

"Beni dağdaki haydutlardan kurtardığın günkü haline benziyorsun.Sanki zaman senin için durmuş da hiç hareket etmemiş gibi." (Alice)

"Aaah ah...hatırlıyorum da bu yaşlarındayken melek ordularının kumandanlarından biriydin.Zaman hızlı geçiyor, fakat sen değişmiyorsun." (Peoronel)

"Bazen  anılarım zihnime doluştukça eskiden ne kadar müthiş birisi olduğumu düşünüyorum.Şu ankini halime göre özellikle..." (Staz)

"Ah genç çocuk...kendine haksızlık etme.Kaç yaşında olduğunun farkında mısın? 17 yaşında olup da bir ruh yiyeni 7.500 ruhla doldurup 5 limitleyici birden kullanabilmek akıl karı bir iş değil." (Peoronel)

"Ne olursa olsun sen sensin.Önceden de sendin şimdi de sensin gelecekte de sen olacaksın.Kimin ne dediği farketmez şu an neysen önceden de oydun." (Alice)

"Alice sana kahinlik yaramamış biraz daha anlaşılır konuşamaz mısın..?" (Ratel)

"Üzgünüm.." (Alice)

O sırada Darifa'nın tiz çığlığı herkesin irkilmesine yol açtı.Alice ve Peoronel Darifa'yı görünce en az Staz'ı gördüklerinde şaşırdıkları kadar şaşırdılar.

"Vay canına.Bu kadar kısa sürede bu kadar büyümesini beklemiyordum." (Peoronel)

"Ben mi yanlış görüyorum yoksa bu bir Gece Deryası Ejderi olmasına rağmen yıldırım büyüsü de mi kullanıyor?" (Alice)

"Uzun hikaye.." (Erina)

<Ratel'in gözleri yaşardı> "Orada çok havalı görünüyordun Darifa..O anı asla unutmayacağım." (Ratel)

"Bu arada.Yarın dolunay çıkıyor.Ne yapacaksınız?" (Peoronel)

"Belli değil mi? Ruhlar Ormanına gideceğiz." (Rose)

"Ruhlar ormanı düşündüğünüz gibi bir yer değil.Dikkatli olmanızı öneririrm." (Alice)

"Nasıl yani?" (Staz)

"Ruhlar Ormanı aklınızı çeldirmeye çalışır.Önceden ölmüş bir yakınınızla görüşmenizi sağladığı doğru, fakat eğer görüşme belirlenen vakitten uzun yapılırsa kişinin ruhu yerine bir taklidi gelir ve inanın bana bunun ne zaman olduğunu anlamanız imkansızdır.Bu olduğundaysa...büyük ihtimal sizin ormandan çıkmanızı engelleyip sonsuza kadar orada kalmanızı sağlayacaktır." (Alice)

"Kulağa korkutucu geliyor." (Staz)

"Bu yüzden dikkatli olun.İşler yolunda gitmezse hemen kaçın.Sonuçta diğer sene tekrar deneyebilirsiniz.Belki vakit elimizdeki en bol şey değil ama..." (Alice)

"Merak etme Alice.Öyle bir şey olmayacak.Oraya gidip istediğimizi alacağız ve sonra sağ sağlim hepimiz geri döneceğiz." (Rose)

-----------

Dolunay tepede yükseliyordu.Darifa Peoronel ve Alice'le birlikte Lunserg'e dönmüştü.Vurzag ise Kerzin'i korumak için askerlerle birlikte geride kalmıştı.Staz ve diğer geriye kalanlar ise Kutlu Adalara gitmek üzere  Kerzin şehrinin en batısındasından Cennet Bahçesi olarak bilinen kıtaya kadar uzanan Büyük Okyanus'un Kerzin şehrindeki kıyısına gelmişlerdi.Dolunay kendini göstereli birkaç dakika olmuştu ve tüm hazırlıklar bitmişti.

Erina Amare'nin Kum Testisini biraz temkinli birazda ürkek hareketlerle okyanusa döktü.Kumlar suyun üzerinde yüzmeye başladı.Birkaç saniye bekledikten sonra kumlar sanki yoktan var oluyormuş gibi çoğalmaya, sertleşmeye ve birleşmeye başladılar.Suyun üzerinde kumdan ince bir tabaka olmuştu ve durmaksızın okyanusun üzerinde bir yol çiziyordu.Altısı da hızla oluşan yolun üzerinde koşmaya başladılar.Şaşırtıcı bir biçimde ayaklarının altındaki ince kumdan zemin sağlamdı ve güvenilir hissettiriyordu.Staz yolun daha ne kadar uzadığını merak ediyordu.Bu hızla zamanları kalmayacaktı.

"Erina!" (Staz)

"Biliyorum. Çağırma:SaklıOrman Kartalları." (Erina)

Saklı orman kartalları normal kartallardan kat kat daha büyüktü.Üzerine on insan sığabilirdi.Kanat  genişlikleri ve vücut boyutları bir Wyvern kadar vardı ve sadece elflerin SaklıOrman olarak adlandırdıkları ve elfler dışında sayılı kişinin girmesine izin verilen yerlerde yetişiyorlardı.Erina bir keresinde Alice'in kahin olmasının yardımıyla SaklıOrman'a girmeyi başarmıştı ve bir kartalı evcilleştirip saygısını kazanmış ve çağırma büyüsüyle onu kendinin yapmıştı.

Erina'nın büyüyü yapmasının üzerine devasa kartal başlarının üzerinde uçmaya başladı.Erina "Rosella sana güveniyorum kızım" dedi ve kartal onların üzerine atlayabileceği bir mesafede yanlarına yaklaştı.Hepsi sırayla kartalın üzerine bindiler ve şimdi dev yaratığın sırtında uçuyorlardı.Rüzgarın vücutlarında yarattığı hissiyat pahabiçilemezdi.

Kum yol Cennet Bahçesine çok da uzak sayılamayacak bir yerde bitiyordu.Yolun sonunda Kutlu Adalar olduklarını varsaydıkları dört adet ada vardı.Adalar bir şeyin etrafını sarmalıyor gibiydi.Kartal adalardan birine iniş yaptı ve Erina'nın büyüyü bozmasıyla yok oldu.

"Yukarıdan baktığımızda gördüğümüze dayanarak söylüyorum.Sanırım aradığımız yer buranın merkezinde." (Erina)

Herkes onaylarcasına kafa salladı ve yürümeye başladılar.

Kutlu Adalar çok da hayal ettikleri gibi değildi.Her yer ne olduğunu bile bilmedikleri yeşil-gri karışımı garip bir maddeden yapılma bir taşla kaplıydı.Mağaralar yoktu,dağlar yoktu,ilginç yer şekilleri yoktu.Sadece adaların etrafını çevreleyen yüksek tepecikler vardı.Etraflarında yaşama dair tek şey çiçekler ve ağaçlardı.İşin ilginç yanı onlar da aynı yeşil-gri karışımı maddedendi.Birkaç hayvan olduğunu sandıkları şeye rastladılar fakat onlar da aynı durumdaydı ve onları görmesine rağmen tepki bile vermeden yerdeki ot benzeri şeyleri kemirmeye devam ettiler.

"Beklediğimden biraz daha şeyy...Güvenli? Biraz daha tehlikeli bir yer bekliyordum." (Ratel)

Adanın merkezine ulaştıklarındaysa ilk gariplikle karşılaştılar.Dört adanın da kesiştiği yere varmışlardı.
Gerçi buna tam kesişmek denemezdi.Adaların kesişmesi gereken yerde dibi görünmeyen yuvarlak devasa bir çukur vardı.Bomboş ve kapkaranlıktı.Aşağıdan hiçbir ses duyulmuyordu.Ratel ayağının dibindeki taşı deliğin derinliğini ölçme ümidiyle aşağı fırlattı.Birkaç dakika beklediler fakat ses duyulmuyordu.

"Hiçbir büyü hissedemiyorum.Ne tuzak, ne ilüzyon ne de bariyer büyüsü yok.Sanırım burası gerçekten de devasa bir çukur." (Erina)

"Ne yapmamız gerekiyor?" (Grendor)

"Sanırım bir şekilde aşağıya ineceğiz." (Liz)

"Bizi aşağıya götürebilecek bir çağırma büyün var mı Erina?" (Ratel)

"Sanırım daha iyi bir fikrim var." (Erina)

Erina gözlerini kapatıp parmağını şıklattı ve önünde bir kitap belirdi.Bu kitap Malhar Tapınağındaki düşmüş rahip Malerisef'in büyü kitabıydı.Sayfalar hızla dönmeye başladı ve sayfanın birinde aniden durdu.

"İşte burdasın..." (Erina)

"Erina ne yapmaya çalışıyorsun?" (Liz)

"Süpriz." (Erina)

Erina birkaç dakika sayfayı gözden geçirdikten sonra Bulut Şekillendirme Büyüsü:Pofuduk Bulutlar dedi.
Sözleri bitince altı adet geniş sayılabilecek bulut oluştu.

"Bu büyü Malhar Tapınağındaki adamın büyüsü!" (Liz)

"Ama nasıl?" (Grendor)

"Sadece Malerisef'in büyü kitabını incelerken buna rastladığımı hatırladım ve bunu kullanmanın iyi bir seçenek olduğunu düşündüm." (Erina)

"Erina sen harikasın.Bunlar yumuşacık.." (Ratel)

Herkes sırayla bir buluta bindi ve yavaşça çukurdan aşağı doğru süzülmeye başladılar.Dipsiz karanlıkta ne kadar indiklerini kimse bilmiyordu.Bir süre sonra yukarıdan gelen ışık da yetmez oldu ve tamamen 
karanlıkta kaldılar.Işıkların yokluğu onları tedirgin etmeye başlamışken bir de tüm boşluk boyunca garip bir ses yankılanmaya başladı.Bir müziği andırıyordu.Fakat rahatsız edici bir müziği.Bir kurt adamın pençelerinin duvara sürtünmesi gibiydi.Ya da tiz bir ejder çığlığı.İşkence gören bir ruh.Belki de hepsi birden.Hepsi tek bir şey biliyordu ki ses onları yiyip bitiriyordu.Rahatsız edici ses bir ömür sürmüş gibiydi fakat sonunda kesilmişti.Buna rağmen hala karanlıktaydılar.Duyularını körelten bir karanlık.Kaç saat geçtiğini bilmiyorlardı.Ya da ne kadar indiklerini, ne kadar yollarının kaldığını.Körlemesine yolculuklarına devam ettiler.Rahatsız edici sesler gittiğinde rahatlayacaklarını sanmışlardı.Bu onların en büyük hatası olmuştu.Sesler gittiğinden beri hepsi diken üstündeydi.Tedirginlikleri had safhaya ulaşmıştı.En azından bir ses duymanın bile onları rahatlattığının farkına varamamışlardı.Kimse konuşmaya cesaret edemiyordu.
Bir an Erina konuşacak gibi oldu fakat sonsuz karanlık onun sözlerini yutmuş gibi aniden bu düşünceden vaz geçti.Dipsiz çukura inmeye devam ettiler.Belki kısa bir süre geçmişti, belki de çoktan günler.Hiçbiri bilmiyordu fakat ufak bir ışık kırıntısını farkettiklerinde hepsi heyecanla oraya ulaşmayı beklediler.Işık kaynağının önüne kadar geldiler.Çukur'un duvarından bir delik oluşmuştu ve aydınlık bir yere çıkıyordu.
Herkes oraya girmek istese de devasa çukur hala aşağı doğru devam ediyordu ve inmemelerini gerektiren bir işaret yoktu.Yola devam edecekken Erina çukura girdiklerinden beri ilk defa ağzını açıp bir şey söyleyen kişi olmuştu.

"Durun.Bu işaret...bu işareti biliyorum.Malerisef'in kitabında vardı.Aradığımız yer burası olabilir!" (Erina)

Erina'nın parmağıyla işaret ettiği yeri küçük ışık kırıntısıyla zar zor gördüler.Grimsi yeşilimsi bir ağaç sembolüydü.Altısı da büyük heyecan ve sevinçle ışık kaynağına doğru yola çıktılar.Küçük delik kısa süre sonra bitmişti.Deliğin sonunda devasa bir mağaraya çıktılar.Tavanı çok yüksekti ve genişliği ufak bir kasaba kadardı.İçerisi yukarıdaki yeşilimsi-grimsi maddeyle kaplıydı.Onlarca meşale içersini aydınlatmak için yanıyordu ve biraz ışık görmek onları çok rahatlatmıştı.Fakat rahatlamaları için zaman yoktu.Erina karşılarındaki şeyi ilk farkeden kişi oldu.

"Çocuklar yanılıyor muyum yoksa bu bir golem mi?" (Erina)

Erina'nın işaret ettiği yerde üç metre civarında bir taş golem vardı.Odanın içerisinde seçilmesi çok zordu çünkü taş golem bile gri-yeşil maddeyle kaplanmıştı ve bu onları tedirgin ediyordu.

(Not:Golemler büyüyle şekillendirilmiş maddelerden oluşmuş canavarlar olarak tanımlanabilir. Taşı şekillendirip büyüyle hayat ver al sana taş golem ^^ ayrıca golemler büyüye karşı tam bağışıklığa sahiptir, ancak bazı yüksek seviye büyüler onlar üzerinde işe yarayabilir, fakat bu oldukça nadirdir. ) 

"Uzun zaman önce Samael bana bir Ruhlar Ormanıyla ilgili bir hikaye anlatmıştı.Neden Ruhlar Ormanı'nın bu kadar uzun süre boyunca yok olmadan kaldığıyla ilgili.Sebeplerden birincisi yılın sadece bir günü görülmesiydi fakat asıl sebepse.....ormanı koruyan muhafız demişti.Sanırım şu an onunla karşı karşıyayız." (Staz)

Staz ve diğerleri ne olduğunu bile bilmedikleri gri-yeşil maddeyle kaplı Ruhlar Ormanı'nın bekçisi olma ünvanına layık bir golemle karşı karşıyaydılar.Eğer Samael'in anlattığı hikayeler doğruysa...başları büyük dertteydi.

 

Selamlar geri döndüm!!!!

Öncelikle belki açıklama bölümünü okumayan vardır diye not düşeyim bundan sonra salı ve cumartesi günleri hariç diğer günlerin çoğunda bölüm atmayı düşünüyorum DAHA YOK OLMADIM ^^ 

Yani isteseniz de istemeseniz de ben okuyan ve umrunda olan birileri oldukça burada olacağım o yüzden şimdiden keyifli okumalar ve sürçü lisan eylediysem affola.

Bu arada Görüşlerinizi,Eleştirilerinizi,Rahatsız olduğunuz yerleri lütfen belirtin ki kendimi geliştireyim ve size daha okunası bir deneyim sunableyim.

O zaman ne diyelim Tekrar Merhaba ^^

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr