“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Göklere Doğru - Sezon-2 Bölüm(16): Monotonluk Maratonu


---------------------------------------------------------------------------------- Abaddon'nu Şatosu

"Efendim Yedinci bu gün rapor edilmeye değecek bir şey yaşanmadığını söyledi ve dikkat çekmemek için Lunserg Şehrinden bir süre ayrılmayacağını söyledi." (...)

"Anlıyorum asker.Çekilebilirsin." (Abaddon)

Uzun zaman sonra ilk defa Abaddon'un  yüzü gülüyordu.Şeytan Kral tahtından ayağa kalktı ve koridorun geniş odanın sonuna kadar yürüdü.Birkaç büyülü sözle taht odasının içindeki gizli odaya girdi ve parmaklarını şıklattğında tüm meşaleler etrafı aydınlatmak için lanetli alevlerle yanmaya başladı.Yüzünde gülümsemesiyle Abaddon şahsi şeylerini sakladığı mahzenine ulaştığında yüzündeki gülümsemesi şeytani bir hal aldı.

"Seni bekliyordum Lupin...Uzun zamandır." (Abaddon)

"Demek öyle.Hiçlik hakkında bilgi topladığını bilmiyordum" (Lupin) <Dedi elindeki kitabı aldığı yere geri koyarken>

"Bilmen gerekenden fazlasını kurcalıyorsun.Buraya nasıl girdiğini sorabilir miyim?" (Abaddon)

"Zor olmadı.Sadece senin basit büyülerinden birisini kırmam gerekti." (Lupin)

"Basit demek ha? Boynundaki tasma aynı şeyi söylemiyor ama" (Abaddon) <Gözleriyle Lupin'in boynundaki lanetli alevlerden yapılmış tasmaya bakıyordu.>

"Savaşmadan teslim olduğumu biliyorsun.Seninle kaybedecek vaktim yoktu." (Lupin)

"Öyle olduğunu pek sanmıyorum.Şuan benim için emirlerimi yerine getiren bir köpekten farkszısın." (Abaddon)

"Demek öyle? Bu seferki emirleriniz neler....Majesteleri?" (Lupin)

"8 Lanetten...hayır hayır.Hatta belki de benden bile güçlü olmana rağmen benimle savaşmayı reddedip teslim oldun.Sadece planını merak ediyordum.Bunu neden yaptın?" (Abaddon)

"Zamanı gelince anlarsın." (Lupin)

"Oh? Olursun mu? Sadakatine ne oldu böyle." (Abaddon)

"Dediğim gibi.Seninle harcayacak vaktim yok.Sıradaki dolunay yaklaşıyor." (Lupin)

"Gitmene izin verdiğimi kim söyledi?" (Abaddon)

"Eğer izin vermezsen bu odadan sağ çıkmanı garanti etmem çünkü biliyorsun dolunay vakti özgür olmam karşılığında seninle anlaşma yaptık." (Lupin)

"Peki peki kötü çocuk.Git ve ne yapıyorsa-Sözümün bitmesini bekleseydin." (Abaddon)

Lupin gözden kaybolmuştu.Muhtemelen hiç orada olmamıştı.Bu sadece bir gölge yansımasıydı.Abaddon ne kadar bu adamın davranışlarını sevmese de ona karşı en az Staz kadar büyük bir tehditti.Saraya giren Yedinci'nin büyü gücünü hissetmesiyle düşünceleri aniden durdu.Hızlı adımlarla tahtına doğru yol aldı çünkü Yedinci geldiyse mutlaka önemli bir haber de gelecekti.

---------------------------------------------------------------------------------- Malhar Tapınağı

Erina'nın çağırma büyüsüyle çağırdığı dev kartallar tüm ekibi kurtarmış ve ikinci kata gitmeleri için geçide bırakıp gözden kaybolmuşlardı.

"Lütfen...bunu bir daha yapmayalım." (Ratel)

İkinci kata giden yol sonsuza kadar uzanıyormuş gibi gözüken devasa bir merdivendi.Daireler çizerek ilerleyen merdiven hiç bitmeyecekmiş gibi gözüküyordu.Bir saat boyunca döne döne ikinci kata kadar yürüdüler ve en sonunda ilk katta olduğu gibi karşılarına devasa bir kapı çıktı.Öncekinin tamamen aynısıydı.

"Bu adam bizi yorunluktan öldürmeye çalışıyor.Ama hiç komik değil.Neden Rose'u sırtında taşıması gereken kişi ben oluyorum?" (Ratel)

"Çünkü benim ayaklarım bu merdiveni çıkarken yorulamayacak kadar değerli.Senin gibi köylüler zaten benim gibi kraliyetten birisine hizmet etmek için yaşamıyorlar mı? Minnettar olmalısın." (Rose)

O sırada uğursuz rahibin sesi tekrar duyuldu.

"Görünüşe göre bu işten de kurtulmuş olmalısınız.Sabrınızı kanıtladınız, fakat bu kadarı yeterli değil.Acaba ne kadar sabırlısınız? Ah  unutmadan.Bu odada uçmak yasak.Kuralları ihlal etmeye çalışmayın lütfen."(Malerisef)

Garip konuşmanın ardından içeri girdiler.Odanın ne kadar büyük olduğunu tam olarak kestiremiyorlardı çünkü odanın etrafı devasa duvarlarla kaplıydı.Bir labirentteydiler.Uçmanın yasak olmasının sebebini de o an anlamışlardı ve zaten burada uçmak imkansızdı.Tüm oda yerçekimi büyüsüyle donatılmıştı ve bu sebeple bırakın uçmayı yürümek bile işkence gibiydi.

Duvarlar birkaç metre sonra sola ve sağa doğru kıvrılıyordu.Bir yol ayrımı vardı ve ayrımın sonunda ise bir Taş Golem vardı.hiç hareket etmeden öylece bekliyordu.Staz kimseye bir şey demeden Masamane'yi çekip hızla öne doğru atıldı.Odanın içine girer girmez yerçekimi onu yere sabitledi ve tüm gücünü kullanmasına rağmen zorla hareket edebiliyordu.Erina o an olayı farketmişti.Sabır kelimesi anahtar kelimeydi.Staz hareket etmeye başladığı andan itibaren Taş Golem de hareket etmeye başlamıştı.Staz duruncu Golem de durdu ve Staz yavaşça hareket edince Golem olduğu yerde kalmaya devam etti.Burası uçmanızı ve hareket etmenizi engelleyen yer çekimi büyüsüyle kaplı bir labirentti ve belli bir hareket hızına göre devreye geçen canavarlarla doluydu.Peki canavarlar ne kadar güçlüydü.Erina canavarın üstündeki büyüyü gördüğünde olayı anladı.

"Staz boşuna çabalama.O canavar ya da bu labirentteki hiçbir canavar yok edilemez.Muhtemelen son kattaki veya bu labirentin içinde bir yerdeki  Güç Taşı'na bağlılar.Taş yok edilmeden canavarlar da yok edilemez.Fakat olayı kavradığınızı düşünüyorum.Yavaş hareket edersek bize saldırmayacaklar.Ayrılalım ve tüm labirentte doğru yolu bulan ilk kişi Rose'un büyüsüyle bize haber versin.Rose Grendor ve Liz'i de Kan Bağınla bağla ve yola çıkalım." (Erina)

"O zaman bize yardımcı olması için bir arkadaş çağırmaya ne dersin?" (Staz)

"Arkadaş?" (Ratel)

Staz kılıcının yeni gücü olan Ayna Yansımasını kullandı ve Kendi yansıması yanlarında belirdi.

"Size daha söylemedim fakat ayna yansımasını ben kontrol etmiyorum.Masamane kendi iradesiyle onu kontrol ediyor yani şuan yanımızdaki kişi benim kılıcım." (Staz)

"Naber ortak?" (Masamane)

"Konuşmaları duyduğunu varsayıyorum." (Staz)

"Tabiki.Yavaş olacağız ve çıkışa ulaşınca büyüyü kullanıp size yolu tarif edeceğim bu kadar değil mi?" (Masamane)

"O zaman beklemek için hiçbir nedenimiz yok." (Erina)

Rose Kan bağı büyüsünü Liz ve Grendor üzerinde kullandı.Masamane için kullanması gerekmiyordu çünkü Masamanenin tüm özellikleri Staz ile aynıydı.Tek fark büyü yapamamasıydı.Liz,Grendor,Ratel ve Rose sola doğru Erina,Staz ve Masamane ise sağa doğru giden yol ayrımından labirente girdi.

Yol boyunca çok etkileyici bir şey olmamıştı.Önce sağ,sonra sol.Sağ,sol,sağ,sol....sağ,sol.Tek yaptıkları yavaşça yürümek çıkmaz sokağa gelince tam tersi yoldan tekrar gitmek ve diğer ayrıma girmekti.İşin böyle daha da çok uzayacağını düşündükleri için tüm gruplar tek kişi olana kadar her ayrımda dağılmıştı.
Sağ
Sol
Sağ
Sol
Sürekli aynı sıkıcı tempoda ilerliyorlardı.Canavarların yanlarından geçerken hiçbir tepki vermediklerini görmek onları rahatlatsa da bu iş işkenceden farksızdı ve sabır kelimesinin gerektirdiği şeyi sonuna kadar uyguluyordu.
Sağ
Sol
Sağ
Sol
Staz yine bir çıkmaz yolda geldiğinde geri dönüp geldiği yoldan devam etti.Sıkılmıştı ve yer çekiminin vücuduna yaptığı baskı onu yoruyordu
Sağ
Sol
Sağ
Sol
Çıkmaz sokaklar sanki sadece ona denk geliyormuş gibi hissetmeye başlamıştı fakat sürekli çıkmaz sokağa denk geliyordu.Vücudu bitkin düşmüştü ve artık adım bile atmak istemiyordu.Sürekli aynı tempoyu duymak onu delirtiyordu.
Sağ
Sol
Sağ
Sol
Arkadaşlarının ne yaptığını merak etmişti.Acaba pes eden olmuş muydu?
Sağ
Sol
Sağ
Sol
Onu en çok endişelendiren şeyse tüm bu yolu yürüdükten sonra çıkışın ona en uzak yerde olma şansıydı.Bu ihtimal aklına geldikçe onu kovmaya çalışıyordu fakat ihtimal bir türlü aklından çıkmıyordu.
Sağ
Sol
Sağ
Sol
En sonunda onu hem dehşete düşüren hem de sevinmesini sağlayan bir manzarayla karşılaştı.Gittiği yolun sonunda geniş bir açıklğa çıkmıştı.Ortasında devasa bir fıskiye vardı ve fıskiyenin tepesinde ise küçük bir taş vardı.Aynı eski vali Bellerosa'nın güç taşına benziyordu fakat rengi farklıydı.Tüm arkadaşları fıskiyenin etrafındaydı ve onu gördüklerine sevinmiş gibiydiler.Devasa yuvarlak alanın etrafıysa her biri labirentin farklı bir bölgesine giden geçitlerle doluydu.

"Çıkışı bulabildin mi?" (Ratel)

"Hayır.Ben de sizin bulmuş olmanızı umuyordum." (Staz)

Herkesin gözündeki umut ışığı aniden söndü ve başlarını yere çevirdiler.Sanki hiçbiri bir daha labirente girmemek istiyordu ki bunu istemekte haklıydılar.Korkunç bir monotonluk maratonunda yavaşça yürümek onları delirtiyordu.

"Belki de sadece duvarları delip geçmeliyiz?" (Staz)

"Denedik fakat duvarlar da şu fıskiyenin üzerindeki taşla korunuyor." (Ratel)

"Taşı niye kırmıyoruz?" (Staz)

"O zaman tüm labirentteki canavarlar peşimize üşüşür yüzlerce canavar tarafından bir çıkmaz sokaktaki daracık alanda savaşmak çok sıkıntılı olur." (Ratel)

"O zaman kaybedecek vaktimiz yok çünkü bu yer çekimi beni sinirden deli etmek üzere devam etmeliyiz." (Staz)

İstemeyerek de olsa herkes Staz'ın dediğini yaptı.

<...İstemesem de tekrar bu lanet olası labirente döndüm.Yer çekimini bu kadar derinden hissetmek bu kadar yavaş yürümek zorundayken tam bir işkence gibi.Her attığım adımda sanki etrafımı sarmalayan canavarlar aniden üzerime çullanacakmış gibi hissediyorum.Yürümeliyim.Durmamalıyım.Durursam pes edeceğimi biliyorum.Sağ, sol sağ sol sağ sol.Bu sıkıcı monotonlukta duymaktan bıktığım tek ses bu.Ayak seslerim.Sanki sürekli daire çiziyormuşum gibi hissediyorum.Sürekli bir çıkmaza denk gelip geri dönüyor ve tekrar diğer yola sapıyorum.Artık sıkıcı olmaya başladı.Kendimi zor tutuyorum.Eğer şu lanet taş olmasa tüm canavarları öldürebilirdim fakat şu taş...Yürüyorum.Yine bir çıkmaz sokak......HAYIR! Bu sefer değil.Hayatımda ilk defa bu büyük kapıyı gördüğüm için deli gibi sevindim.İşte diğer katın kapısı karşımda!...> (Stazın Gözünden)

Staz sonunda onca yürüyüşün ardından sonunda çıkışa ulaşmıştı.Heycanla ve aceleyle Rose'un büyüsünü kullanıp arkadaşlarıyla iletişime geçti.

"Çocuklar...SONUNDA BULDUM!" (Staz)

"Şü-Şükürler olsun......Artık da- daha faz- dayanamıyorum." (Ratel)

"Ratel kapa çeneni de beni taşımaya devam et yürümek çok zahmetli." (Rose)

"Neden onu taşıyorsun ki?" (Grendor)

"Çü-Çünk...." (Ratel)

"Tamam bence konuşmasan daha iyi olur." (Liz)

"Çocuklar susun artık! Staz.Bize yolu tarif et." (Erina)

"..." (Staz)

O an Staz'ın beyni çalışmayı durdurmuştu.Yol?Ne yolu?Buraya kadar nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri yoktu.Nereden geçtiği hangi dönemeçlerden saptığı.Bunu bilmesi imkansızdı.

"Staz?" (Erina)

"Be-Ben bilmiyorum." (Staz)

"Oh!Ne güzel işte şimdi sonumuz geldi buradan çıkmamız sonsuza dek sürecek." (Erina)

"İzin verirseniz fikrimi söylemek istiyorum.Ben Staz'ın bir parçası sayılırm yani...Onun yerini hissedebiliyorum.
Eğer hepiniz fıskiyenin oraya gelirseniz sizi Staz'ın yanına götürebilirim." (Masamane)

Masamane'nin dediği gibi herkes fıskiyenin oraya döndü ve Masamane Staz'ın olduğu yere kadar onları götürdü.Kapıya vardıklarında Ratel tükenmiş bir halde kendini yere attı.

"Bunu.Bir daha ASLA yapmayalım." (Ratel)

"Bunun için Rose'un yürümeyi öğrenmesi gerekecek." (Liz)

"Sen...Ne dedin az önce?" (Rose)

"Hiç bir şey..." (Liz)

"Neyse üzgünüm.Köle-öhöm arkadaşların bu günler için olduğunu sanıyordum." (Rose)

"Rose.Bir ara arkadaşlık kavramının ne olduğunu öğrenmen gerekiyor.Her neyse.O zaman şi-" (Erina)

Erina daha sözünü tamamlayamamıştı ki sözü uğursuz rahibin sesi tarafından kesildi.

"Vay canına.Hiç birinizin hayatta kalacağını sanmıyordum.Bilmeniz için söylüyorum sürekli sağa doğru gitseydiniz çıkışa varacaktınız fakat bunu söylesydim bu kadar zevkli olmazdı.Sizi bekliyorum.Siz bu kadar ileri gelebilen ilk kişilersiniz.Sizi gerçekten heyecanla bekliyorum....." (Malerisef)

Böylece Son kata gelmeden önce son bir kez ardındaki şeyle yüzleşmek üzere devasa kapıyı son kez yavaşça açtılar.

 

Selamlar.Bu da böyle bir bölümdü. Ayrıca Monotonluk Maratonu tamamen aklınızdan geçen şey.
Sagopa Kajmer'in şarkısından aklıma geldi bölüm için de hoş gözüktü ben de başlığı o koydum ^^
Keyifli okumalar.Sürçü lisan eylediysem affola.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr