Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Göklere Doğru - Bölüm(13): Buluşma


<<Bembeyaz saçları tek gözünü kapatıyordu. Açıkta kalan gözü ise kıpkırmızı parlıyordu. Çok güzel bir kırmızıydı. Üzerinde gözleriyle aynı renkte kızıl bir pelerin vardı. Açıkta kalan gözüne baktığınızda geçmişte yaşadığı anıları görür gibi oluyordunuz. Güzeldi. Çok güzeldi. Kadının karşısında yüzleri gözükmeyen iki adam vardı. Konuşuyorlardı ve kırmızılı beyazlı kadın çok mutlu gözüküyordu. Birden kadın kanlar içerisinde yere düştü ve diğer iki adam da ortadan kayboldu..>>

 Alice rüyasından şiddetli bir biçimde uyandı. Rüya onu sanki ele geçirmişti. O kırmızı gözler... Terlemişti ve çok korkuyordu. O an aklına Staz ve diğerleri geldi. Acaba iyi miydiler? Başlarına bir şey gelmiş midir? Tüm bu soruların arasındayken kapı açıldı ve uzun simsiyah saçlarıyla vali içeri girdi.

"Alice! Müjde- Ne oldu sana ter içinde kalmışsın. Yüzün bembeyaz olmuş!" (Vali)

"Ben.. İyiyim teşekkürler. Sanırım kötü bir kabustu, tam hatırlayamıyorum. Müjde dediğin şey de nedir?" (Alice)

"Bizimkiler görevi bitirmiş. Az önce mektup aldık. Ama sanırım bir işleri çıkmış geç geleceklermiş." (Val)

"Şükürler olsun... Umarım sağ salim geri dönerler." (Alice)

Kıtanın En Doğusundaki Bir Liman Kenti

"Hey Staz bu koca şey de ne?" (Ratel)

"Uzun dokungaçlar.. 1,2,3....8. Bunu başkentte okuduğum bir kitapta görmüştüm sanırım bu bir mürekkep balığı." (Staz)

"Onu biz de anladık ama boyutu.... KOCAMAN BU BE!" (Ratel)

Erina o sırada Rose'un arkasına geçti ve bacağına sarıldı.

"Korkuyorum.. O şey çok iğrenç." (Erina)

"Haklısın. Minik bir prensesin görmemesi gerekecek kadar iğrenç. Hey Staz, Ratel! Bir işe yarayın da şu göz zevkimi bozan ve minik prensesi korkutan şeyi çekin şuradan." (Rose)

"Bize emir verebileceğini mi sanıyo-" (Ratel)

"DUR! RATEL YAPMA! Eğer karşı çıkarsan yol boyu Erina'yı sırtında taşırsın ve inan bana bu isteyeceğin son şey. Yol boyunca sırtımda uyudu ve sürekli horlayıp duruyor.. Onun horlamalarındansa bu kocaman şeyle uğraşmayı tercih ederim." (Staz)

"Ben... Horlamıyorum ki." (Erina) <Yüzü kızarmıştı.>

"STAZ! Bir prensesin horlayabileceğini mi düşünüyorsun? Bu yalanların yüzünden cezan iki ay daha uzadı. İki ay daha prensesi sırtında taşımak zorunda- HEY SÖZÜMÜN BİTMESİNİ BEKLESENE!!"(Rose)

Staz ve Ratel Kraken olarak bilinen devasa canavarın üzerine doğru koşmaya başladılar. Ratel kurta dönüştü ve şehrin her yerini sarmış olan devasa yaratığın dokungaçlardan birine doğru atıldı. Peçelerini savuruyor ve dişleriyle ısırıyordu. Garip olan kısımsa saldırılarının canavarın vıcık vıcık tenine batması fakat hiç etki etmemesiydi. Staz ise cüce köyünden aldığı ve "Ruh Biçen" olarak isimlendirdiği kılıcını çekti ve dokunaçlardan birine doğru salladı. Kılıç canavarın derisine yapışmıştı. Zorla da olsa çıkarmayı başarmıştı. Fakat hiç hasar bırakamamıştı.

"Oyalanmayı kesin de hemen bitirin şunun işini!" (Rose)

Ratel bu sefer cehennem alevleriyle birlikte saldırdı, Staz ise Yıldırım Çekici tekniğini kullandı. Büyü canavar üzerinde çizik bile bırakamamıştı. Kraken gibi antik yaratıklar büyüden etkilenmiyordu anlaşılan.

"Rose, bize verebileceğin parlak bir fikir var mı?" (Ratel)

"Öldürün şunu." (Rose)

"Kolaysa kendin yap!" (Ratel)

O sırada Erina Rose'un arkasından çıktı. Devasa yaratığa doğru yaklaşmaya başladı. Şu an gözlerinde korkudan eser yoktu. Aksine ele geçirilmiş gibi bakıyorlardı.....öfke tarafından. Şehrin ortasına kadar yürüdü.

"Hey Erina? Nereye gidiyorsun, orası tehlikeli!" (Rose)

"Merhaba ufaklık yardıma mı geldin?" (Ratel)

"Kapa çeneni." (Erina)

"Bizim ufaklık en son benzemesini istediğimiz kişiye benzemeye başlamış..." (Staz)

Erina ellerini havaya kaldırdı. Sessizce bir şeyler mırıldandı. O sırada Staz söylediklerinden sadece bir kelimeyi anlayabilmişti, "Çağırma". Ama nasıl? Bir Necromancer sadece ölüleri canlandırabilirdi, fakat nasıl çağırma büyüsü yapabilirdi ki? Ama bir yandan da düşününce bu kızın muazzam derecede büyük büyü gücü vardı.

O sırada denizin üzerinde devasa bir büyü halkası oluştu. Denizin derinliklerinden yavaş yavaş 9 adet devasa yılan başı çıktı. Karşılarında duran şey hiç şüphesiz efsanelerde yer alan Hydra'dan başka bir şey değildi. 9 kafalı deniz canavarı. Her bir kafasını kestiğinizde yerine iki tane daha çıkan efsanevi canavar. Şu an o efsane ufacık bir kızın kontrolündeydi.

Hydra devasa kalamara saldırdı. Her bir kafasıyla bir Kraken'in bir kolunu parçaladı ve en sonunda onu denizin derinliklerine çekti. Birkaç saniye sonraysa devasa bir ışık patlaması oldu ve büyü çemberi yok oldu. Çember yok olur olmaz da Erina yere yığıldı. Staz ve diğerleri hemen küçük çocuğun yanına koştular. Derin derin nefes alıyordu. O sırada gözleri tekrar eski haline döndü.

"Hayır... Yine aynı şey oldu. Aynısı daha önce de olmuştu. Köyümdekiler öldürüldüğü zaman bir anlığına kendimi kaybettim ve bilinçsizce bir şeyler yaptım. Fakat her şeyi hatırlıyorum. Rose abla korkuyorum." (Erina)

"Her şey geçecek merak etme küçük prenses. Bu gördüğün iki abin varya, işte onlar seni hep sırtında taşıyacaklar ki sen hiç yorulmayasın tamam mı? Hadi sil bakalım göz yaşlarını." (Rose)

"Kimse öyle bir şey yapacağımızı söylemedi...." (Ratel)

"İlginç.. Kendi büyüsü tarafından kontrol edilen birisi. Bu yaşta bukadar büyük büyü gücü olunca normal sanırım." (Staz)

"Bu da ne demek oluyor? Çok mantıksız değil mi?" (Rose)

"Hem necromancer hem de çağırma büyülerini kullanabiliyor.. Acaba bizi daha nekadar şaşırtacak. Eğer düzgün bir eğitim alırsa korkunç derecede güçlü olabilir.... Böylece ben de onunla savaşıp güçleneb-" (Staz)

"SAKIN BUNU AKLINDAN BİLE GEÇİRME! Eğitim kısmı olabilir fakat ikinci ihtimali aklından çıkarsan iyi edersin!" (Rose)

"Hey. Bunları sonraya bırakabilir miyiz? Staz, annemi- Şey işte Peoronel'i hissedebiliyor musun?" (Ratel)

"Büyü enerjisini son hissettiğim yer burası. Fakat bu devasa şey buradaysa onun burada olmadığını anlayabiliriz. Burada olsaydı bu şeyi çoktan öldürmüş olurdu." (Staz)

"Okadar mükemmel birisi mi?" (Ratel)

"Tanıdığım en güçlü kişilerden birisiydi. Dediğim gibi öğrendiğim neredeyse her şeyi bana o öğretti. Bir keresinde Merkür ve Abaddon'un ortak kararı olan dünyaya gitmeyi engelleyen yasağı çiğnedi ve dünyaya geldi. Sonrasındaysa geri geldiğindeyse Cehennemden kovuldu ve başına ödül kondu. O günden beri onu sadece bir kere görebildim. O gün de bana burada geçirdiği anılarından söz etmişti." (Staz)

"Peki onu nasıl bulmayı düşünüyorsun?" (Rose)

"Eğer senin onu bulmanı istiyorsa sadece senin anlayacağın işaretler bırakmış olması gerkemez mi?" (Erina)

"Sadece benim anlayacağım işaretler mi?" (Staz)

"Evet yani, nasıl desemm. Belki bir eşya olabilir." (Erina)

Staz olanları düşünmeye başladı. Sekiz kollu dev bir kalamar. Efsanelerdeki ismiyle kraken... Bir liman kenti. Belki bir kurt adam? Anılar. Anıları aklına akın ediyordu. Peoronel'in kırmızı gözleri aklına geliyordu. Doldurulamayan boşluklar. Kraken öldüğünde neden beyaz bir ışık patlaması olmuştu? Bir canavar öldüğünde olan şey bir ışık patlaması ve cesedin yok olması değil geriye bir cesedin kalmasıdır. Ölünce ışık saçıp patlayan şey.... Çağırma büyüsüyle çağırılmış canavarlardır! Parçalar aklında bir yapboz gibi tamamlanmaya başladı. Artık bazı şeyler netleşmeye başlamıştı.

"Sanırım onu buldum." (Staz)

"Nasıl yani? Neredeymiş?" (Ratel)

"Önceklikle Kraken'in ölüşü. Sizce de garip değil miydi? Bir yaratık öldüğünde ışık patlaması olmaz. Sadece cesedi geriye kalır. Patlama olmadan." (Staz)

"Peki bunun Peoronel ile ne alakası var?" (Ratel)

"Kraken'i çağırma büyüsüyle buraya Peoronel çağırdı, bize bir mesaj vermek için." (Staz)

"Bundan nasıl bir mesaj çıkarabilirsin ki?" (Ratel)

"Azazel'i hatırlıyor musunuz? O cehennemin elit birlikelri 8 Lanetten birisiydi. 8 Lanet olmasının sebebi cehennemde 8 adet büyük şehir olması ve 8 Lanette bunlardan seçilir. Kraken'in 8 kolu burada o 8 şehri temsil ediyor." (Staz)

"Sanırım anlamadım." (Ratel)

"8 Şehrin içinden sadece Kenrof -K- harfi ile başlıyor. Kraken de -K- harfi ile başlıyor. Peoronel'in bana dünyada geçirdiği vakitte yaşadıklarını anlattığında bir yerin çok hoşuna gittiğini söylerdi hep, ismi memleketi olan Kenrof'a benzediği için." (Staz)

"İyi de K ile başlayan ve Kenrof gibi sıradan bir isme benzeyebilecek çok fazla şehir vardır bu Dünyada." (Ratel)

"O konudada devreye tekrar sevgili Kraken ve şuan bulunduğumuz liman kenti giriyor." (Staz)

"Nasıl yani?" (Ratel)

"Kraken bir deniz canlısı ve Liman kenti de denizle ilgili bir yer. Ayrıca Peoronel adalardan çok hoşlandığından bahsetmişti. Yani ismi Kenrof'a benzeyen, bir adanın üzerindeki liman kentlerine bakarsak sadece bir tane olduğunu göreceğimizi düşünüyorum." (Staz)

"Sen bir dahi olmalısın!" (Ratel)

"Hey Rose. Pelerinimi ödünç alabilir miyim?" (Staz)

Staz pelerinin içinden bir parşomen çıkardı ve pelerini Rose'a geri verdi. Çıkardığı şey bir Dünya haritasıydı. Gerçekten de bulduklarına uyan tek bir ada vardı. İsmi Kenlonodor'du. Çok benzemese de denemeye değerdi.

Bahsettikleri yer şuan bulundukları yerden 4 günlük deniz yolculuğu uzaklığındaydı. Adaya vardılar. Burası küçük bir adaydı. Hatta buraya bir şehir değil de köy demek daha doğru olurdu. Her yer rengarenk çiçeklerle kaplıydı. Köyün dışında çiçeklerin gürleştiği yerde uzunca bir kütüğün üzerine oturmuş birisi vardı. Bembeyaz uzun saçları ve kıpkırmızı bir pelerini vardı. Ona doğru gelen Staz ve diğerlerini hissetmiş olacak ki arkasına döndü. Saçları bir gözünü kapatıyordu. Açıkta kalan gözü ise kıpkırmızıydı ve son derece güzel bir kadındı. 

"Beni bulmanız uzun sürdü." (???)

"Bende seni gördüğüme sevindim Peoronel. Ama neden bu kadar karmaşık bir ipucu bıraktın ki?" (Staz)

"Abartma istersen minik zeka küpü altı üstü Liman Kentinin başkanına bıraktığım mektubu okuyup buraya geldin." (Peoronel)

"Mektup mu..?" (Staz)

 

Selamlar millet. Uzun bir ara oldu kusura bakmayın vakit bulamadım yazacak. 

Keyifli okumalar, sürçü lisan eylediysem affola

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr