“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Göklere Doğru - Bölüm(12): Lanetli Çocuk


Staz, Ratel ve Rose yola çıkmışlardı. Artık Lanetli Kıta Cennet Bahçesi olarak biliniyordu ve görevleri tamamlanmıştı. Bu da gitme vakti demekti. Yola daha yeni çıkmışlardı ki Staz heycanla etrafına bakınmaya başlamıştı ve gözleri parlıyordu. Ratel bunu ilginç bulmuştu çünkü Staz'ın gözleri ya heycanlıysa ya da öfkeliyse parlıyordu. Korkutucuydu belki ama onun ne hissettiğini anlamanın tek yolu buydu. 

"Staz? İyi misin?" (Ratel)

"Ratel, aile buluşmasını tamamlamaya ne dersin?" (Staz)

"Nasıl yani." (Ratel)

"Sana Peoronel'in büyü gücünü hissettiğimi söylesem?" (Staz)

Peoronel ismi başta Ratelde hiçbir şey anımsatmadı fakat arenada bekleme odasında Stazla konuştukları aklına gelince birden heycanla ayağa kalktı. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

"Eğer şaka yapıyorsan seni öldürürüm." (Ratel)

"Hey ne kadar senin annen de olsa benim için herkesden önemli birisi o. Bu konuda şaka yapamam." (Staz)

"GİDELİM! GİDELİM! GİDELİM! HADİ NEYİ BEKLİYORUZ?" (Ratel)

"Bilmiyorum, çok kısa zamanlı bir dalgalanmaydı. Şu an onu hissedemiyorum. Fakat büyü gücünü son hissettiğim yere kadar gidebiliriz. Sonrasını da araştırır ve bulabiliriz sanırım." (Staz)

"İyi de neden kendini gizlesin ki?" (Ratel)

"İzleniyor ya da birisini izliyor olabilir." (Staz)

"Mantıklıymış. Rose senin için de sıkıntı değilse... gidelim mi?" (Ratel)

"Fark etmez..." (Rose)

İki günlük deniz yolculuğu sonucu karaya çıkmışlardı. Liman kentlerinden birindeydiler ve başkent buraya 1 hafta mesafedeydi. Fakat şuan planları oraya gitmek değildi. Staz zihin yoluyla kurtardığı cüce köyüyle bağlantıya geçti.

"Hey yaşlı cüce beni duyabiliyor musun?" (Staz)

"Sizi duyabiliyorum Lord Staz. Bir isteğiniz mi vardı?" (Cüce)

"Senden bir isteğim var. Eline bir parşomen ve kağıt al. Dediklerimi aynen yaz." (Staz)

"Hazırım efendim." (cüce)

"Lanetli kıta görevi tamamlanmıştır, fakat planda ufak bir değişiklik oldu. Gelmemiz uzun sürebilir. Bu mesajı Başkente gidip SADECE Valiye iletmeni istiyorum." (Staz)

"Anlaşıldı efendim." (Cüce)

Staz zihin bağını kesti. Başkent kıtanın en batısında kalıyordu. Onlar şuan güney batıdaydı ve Peoronel'in büyü gücünü hissettiği yer kıtanın en doğusundaydı.

Yolculukları sırasında hiçbirinin daha önce gitmediği krallıklar gördüler. Gittikleri yerlerde kısa süreliğine hanlarda kalıyorlardı. Kıtanın güney kesiminden yolculuklarına devam ediyorlardı ki Vantolas şehrinde Mahşer Hanı'na girdiler. Diğer hanlardan neredeyse farkı yoktu. Her zamanki ahşap masalar ve sandalyeler, bir şömine vardı. İkinci katta ise odalar vardı. Ratel ve Rose çok dikkat çekmeyen, fakat konuşulanları rahatlıkla duyabilecekleri bir yere geçtiler. O sırada Staz ise Hancıyla konuşuyordu.

"Karın ne yapıyor Harley?" (...)

"Bilmem, ne yaptığının  ne önemi var?" (...)

O sırada ilgi çekici bir konuşmaya kulak misafiri oldular.

"Hey sen de söylentilerdeki şu kasabayı duydun mu?" (...)

"Gündüzleri kaybolup, gecleri görünen kasabadan söz ediyorsun değil mi?" (...)

"Hayır sersem o sadece bir efsane. Ben kaybettiğin değerli kişilerin  tekrar hayata döndüğü kasabadan söz ediyorum!" (...)

O sırada Rose masadan kalktı ve kasabadan söz eden adamların masasına oturdu. Ratel de onu takip etti.

"Hey, şu kasabadan biraz daha söz edebilir misiniz?" (Rose)

"Hangi kasaba?" (...)

<O sırada Staz masaya yaklaştı ve adamların önüne birkaç gümüş para fılattı.>

"Hatırlamaya çalışın beyler. Fazla vaktimiz yok." (Staz)

"Bizim elimizde de söylentilerden fazla pek bir şey yok. Sadece buranın 2 kilometre batısında kalan ve ölülerin canlandığı söylentisi dolaşan bir kasaba olduğunu duymuştuk." (...)

"Sağolun beyler. Şimdi kalkar mısınız? Yerimi işgal ediyorsunuz." (Staz)

Adamlar paraları alıp masadan kalktılar ve aceleyle hanı terkettiler. Staz meraklı gözlerle Rose'a bakıyordu.

"Üzgünüm, fakat şu kasabaya bir bakabilir miyiz? Değerli kaybettiklerimiz'in canlandığı söylentisi... Ne kadar inandırıcı olmasa da. Biliyorsunuz yani şey." (Rose)

"Peoronel bir yere kaçmıyor sonuçta. Gidip şu kasabaya bir bakabiliriz sanırım." (Staz)

"..." (Rose)

Yola çıkmak üzere hazırlandılar, fakat sadece söylentilerden harekete geçemezlerdi. Staz odaklandı ve etraftaki büyüyü hissetmeye çalıştı. Güçlü bir büyü hissediyordu, fakat söylentilerin aksine batıda değil, yakınlarında hiç insan sezemediği ıssız bir ormandaydı. Büyü enerjisini takip ederek ormanın girişine kadar geldiler. Fakat burada yoğun bir sis vardı ve sis gibi yoğun tabakalar büyü enerjisini hissetmesini engelliyordu. 

"Kötü bir haberim var. Büyü enerjisini daha fazla takip edemiyorum. Rüzgar büyüsünü deneyelim bakalım." (Staz)

Staz güçlü bir rüzgar büyüsü yaptı. Devasa bir fırtına sis bulutunu dağıtıyordu. Bulut tam incelmişti ki tekrardan yoğunlaşmaya başladı. Bu orman devasa bir büyü gücüyle korunuyordu.

"Başka parlak fikri olan var mı?" (Ratel)

"Vampir gözlerim sayesinde rahatlıkla etrafı görebiliyorum ama sizin gibiler için kendimi yoramayacağım." (Rose)

"Tam da Kibirli Prenses gitti diye seviniyordum.." (Staz)

"Rose inatçılığı bıraksan da yardımcı olsan biraz?" (Ratel)

"Peki peki... Elimi tutun da kaybolmayın. Böyle büyük bir şerefe layık olduğunuzu ilerde başkalarına anlatıp övünmenize izin veriyorum çekinmeyin." (Rose)

Rose'un önderliğinde köyün girişini bulmuşlardı. Köyden ağlama sesleri geliyordu ve etraftaki ağaçların sisin içindeki korkunç görüntüleriyle beraber seslerin yankılanması da olayı çok daha korkutucu yapıyordu. O an Rose korkudan Ratel ve Staz'ın tuttuğu ellerini sıkıyordu fakat farkında bile değildi. 

Köye girdiklerinde sis azalmıştı. Sank sis sadece köyün bulunmasını engellemek için oradaydı. Ağlama sesi gittikçe daha fazla duyuluyordu. Köyün ortalarında dizleri üstüne çökmüş ve ağlayan beyaz ve omuzlarına kadar uzanan saçlarıyla 8 yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Etrafındaysa 20 yi geçkin iskelet vardı ve kıza hiçbir şey yapmıyor sadece etrafında dolanıyorlardı. Staz daha önce de Necromancer bir çocukla karşılaşmıştı fkaat onun gücü elindeki büyü kitabından geliyordu ve tek başına bir hiçti. Bu kız çocuğu ise tamamen farklıydı. Doğal olarak kendinde bulunan devasa bir büyü gücü vardı. 

Yavaşça kızın yanına yaklaştılar. İskeletler onları görünce hemen üstlerine atladı. Ratel çevik bir hareketle iskeletleri parçalara ayırdı. Kemik kovalayan bir köpeği andırıyordu. Küçük kız onları görünce şaşırdı ve göz yaşları aniden durdu. Staz ve Ratel'e korku dolu gözlerle bakıyordu, fakat Rose'un güzel yüzünü görünce birden gözleri parlamaya başladı. Koşarak Rose'a sarıldı ve ağlamaya başladı. 

"Sanırım elimizde sadece ufak bir Necromancer var ha?" (Ratel)

"Kapa çeneni o ufak bir Necromancer değil sevimli bir prenses!" (Rose)

"Sanırım söylentilerin bir kısmı doğruymuş. Fakat bu çocuktaki büyü gücü..." (Staz)

Çocuk sakinleşince diğerlerini beklenti dolu bakışlarla süzdü. 

"Neler olduğunu anlatmak ister misin?" (Staz)

"..." (Çocuk)

"Hey, küçük prenses. Bize neler olduğunu anlatabilir misin?" (Rose)

Rose'un konuştuğunu duyan küçük kız ona doğru döndü ve sanki diğerleri orada değilmiş gibi anlatmaya başladı.

"Bir gün köyümüze bir amca geldi. Amca annemle konuşurken kulak misafiri oldum ve benim potansiyeli büyük birisi olduğumu konuşuyorlardı. Amca gitmeden önce buraya bir koruma büyüsü bırakacağını söylemişti fakat o gittikten sonra birisi burayı buldu. Köydeki herkesi gözlerimin önünde öldürdü. Sıra bana geldiğindeyse sadece gülümsedi ve gitti. Ondan sonra nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde tüm ölüler tekrar uyandı ve etrafımda dolaşmaya başladılar. Ben- Ben çok korkmuştum." (Çocuk)

"Amcanın dış görünüşünü hatırlıyor musun?" (Staz)

"..." (Çocuk)

"Bize amcanın nasıl gözüktüğünü söyleyebilir misin?" (Rose)

"Kocaman garip bir şapkası vardı ve beyaz upuzun sakalları vardı. Sakalları gibi bembeyaz da bir cübbesi vardı." (Çocuk)

"Seni ufak velet...." (Staz)

"HEY! Kapa çeneni ona sakın kötü davranma yoksa boynunda dişlerimin bir izi çıkar ona göre. Neyse, ismin ne küçük prenses." (Rose)

"Erina." (Erina)

"Staz seninle konuşmam gerekenler var. Ratel Erina'ya göz kulak olur musun?" (Rose)

Staz ve Rose ikisinin onları duyamayacağı  bir yere gittiler.

"Bu kızı burada yalnız bırakamayız. Bizimle gelsin, hem sen de ondaki büyü gücünü hissettin. Belki de onu eğitebiliriz." (Rose)

"Böyle güçlü bir Necromancer başkası tarafından bulunursa sıkıntı olabilir. Sana katılıyorum." (Staz)

"Tabiki de bana katılıcaksın, bu bir soru değil emirdi. Ayrıca o bir eşya değil o bir prenses bundan sonra onunla düzgün konuş yoksa yolculuğun kalanında onu sırtında taşımak zorunda kalabilirsin." (Rose)

Yolculuklarına kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Artık ekip 4 kişi olmuştu ve Staz'ın çok büyük bir derdi vardı. Rose şaka yapıyor sanıyordu fakat gerçekten de yol boyunca Erina'yı sırtında taşımak zorunda kalmıştı. Peoronel'in büyü gücünü son hissettiği yer kıtanın en doğusundaki bir Liman Kentiydi. Oraya varmaları 2 hafta sürmüştü. Normalde 3 aydan fazla sürecek yolculuğu Staz'ın çağırmış olduğu Raven ve diğer cehennem atları sayesinde gözlerden uzak ve hızlı bir şekilde yolculuklarını tamamlamışlardı. 

Kente vardıklarında arşatırma yapacak zaman yoktu. Eğer yolculukları biraz daha uzun sürseydi, burayı bulamayabilirlerdi. Çünkü şehre vardıklarında şehirde kaos hüküm sürüyordu. Limanda binlerce yıl önce denizlerde dehşet saçan Kraken isimli deniz canavarı şehre saldırmıştı ve gecikmiş olsalardı şehir yok olabilirdi. Fakat onlar şu an buradaydı ve bu da buranın sakinleri için büyük bir şanstı....

 

Selamlar. Hikayeyi biraz yavaşlatma kararı aldım. Bu bölümleri kısaltmayacak, aksine biraz daha ayrıntı vermeye çalışacağım. öyle işte.

Keyifli okumalar. Sürçü lisan eylediysem affola

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 919

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16670 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22410 Bölüm Sayısı


creator
manga tr