Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Gerçekten Aptal Olduğumu mu Düşünüyorlar? - 9 – Bir Aile Gibi Yakın Olduğumuzu Söyler.


 

 

Doktor ve hemşire 5-10 dakika daha anlamadığım şeyler yapıp konuştuktan sonra odadan ayrıldılar. Ayrıldıklarında saat 2’yi 20 geçiyordu. Her zamanki gibi aklımda pek bir konu olmadığından bugün yaşadığım birkaç şeyden bahsetmeye karar vermiştim. Dışarıdaki korumaların neden orada oldukları gibi…

 

Daha önce bu konuşmalarımın onu sıkmadığını fark ettiğimden böyle yapıyordum. Bu böyle olmasaydı onu konuşarak sıkmaktansa sessiz kalmayı tercih ederdim. Buraya neden geldiğimi bile bilmezken üstüne onu rahatsız etmek mantıklı bir hareket değildi.

 

Ancak konuşmama başlayamadan odanın kapısı çalmıştı. Bugün birçok farklı olay oluyordu. Buraya yüzlerce defa gelsem de daha önce kapı çalmamıştı. O bu durumdan etkilenmiş görünmüyordu. Pencereden dışarıya bakmaya devam ederken ‘’Gir’’ dedi.

 

Açılan kapıyla içeriye girenleri gördüğümde şaşırdım. 40’larında olduğundan emin olduğum 30’larındaymış gibi görünen bir kadın ve erkek, arkalarında 23-25 yaşlarında görünen bir gençle içeriye girdiler. Giydikleri elbiseler ve takılarını gördüğümde her birinin Shu Şehri’nde bulunmayan nadir parçalar olduğunu anlamıştım.

 

Bu kişiler her kimse Elit kesim dediğimiz listede üst sıralarda yer alıyor olmalıydılar. Giren üçlü bir şey söylemeden yatağın yanına yaklaşıp ayakta durdular. Hastanenin koltuk ve sandalyelerine tiksinmiş, yüzleri asık bir ifadeyle bakıyorlardı. Bu hareketlerini gördüğümde nefret ettiğim insan tiplerinde üst sırada olan bir tiple karşılaştığımı anlamıştım.

 

30’larındaymış gibi görünen kadın bir Lina’ya bir bana bakıp gülümseyerek ‘’Odanın yeterince kalabalık olduğunu düşünmüyor musun? Neden ailemizin kısa süreliğine özel bir görüşme yapmasına izin vermiyorsun?’’ dedi. Ses tonu ve mimikleri dünyadaki en kibar insan olduğunu düşünmeme neden olabilecek kadar düzgündü. Görünüşü Lina’ya oldukça benziyordu. Çoğu erkeğin aklını başından alabilecek bir görüntüsü vardı.

 

‘’Ailemiz’’ dediğinde zihnim hızla çalışmaya başlamıştı. Giydikleri elbiseler, odaya girişlerindeki yüz ifadeleri ve şimdiki yapmacıklığı ayırt etmenin zor olduğu tavrı… Bütün bunları Lina’nın karakteriyle yan yana koyduğumda Lina’nın neden bu şekilde duygusuz ve içine kapanık olduğunu anlamıştım. Daha önce kendinden bahsettiğinde ailesini anlatmaktan kaçınmıştı.

 

Aynı zamanda bir yandan de ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. Her ne kadar bana defolmamı söylediğini bilsem de, dışarıya yansıttığı yapmacık tavra söyleyebilecek bir itirazım yoktu. Dönüp Lina’ya baktığımda sürekli dışarıyı izleyen tek gözünü bana diktiğini gördüm. O da diğer üçü gibi kararımı bekliyor gibi görünüyordu.

 

Birkaç kelimeyle bulunduğum yerden bana bir çıkış sunabilecekken böyle sessiz kalmasını garip bulsam da, birçok gözlemim sonucunda edindiğim utanmaz davranışlardan birini kullanmaya karar vermiştim. Ne kastedildiğini anlamamış gibi gülümseyerek ‘’Lina her zaman bir aile gibi yakın olduğumuzu söyler.’’ dedim. Beni zorla odadan çıkaracak halleri yoktu.

 

Sözlerimle odaya giren üçlü bir an kaşlarını çatarken, Lina’nın dudağının hafifçe kıvrıldığı gözümden kaçmamıştı. Zor duruma düşmem hoşuna gidiyor olabilir miydi? Birçok insanı okuyabilsem de onu okumakta zorlanıyordum.

 

Üçlü bir an kaşlarını çattıktan sonra eski hallerine geri dönmüşlerdi. Lina’nın abisi olduğunu düşündüğüm 20’lerindeki genç ‘’Demek küçük Lina’mız Shu Şehri’nin sokaklarında kendine böyle bir arkadaş buldu.’’ dedi. Bunları söylerken sokak ve arkadaş kelimelerini vurgulamıştı.

 

Yerimde oturabildiğim sürece söyledikleri benim için önemli değildi. Nasıl insanlar olduklarını zihnimde belirlediğim anda onlara karşı davranış şekillerimde değişiyordu. Bir şey kaybetmeyeceksem çoğu insana istediği şeyleri vermeyi tercih ederdim. Ya da duymak istedikleri sözleri… Aslında neden burada kalmayı seçtiğimi de bilmiyorum. Sanırım Lina’nın tek gözünü üzerime dikmesi buna sebep olmuştu.

 

Lina abisinin sözlerini umursamadan 30’larında görünen adama bakıp duygusuz bir ifadeyle ‘’Neden buradasınız? Yasal olarak 4 yıl önce tüm bağlarımız kesildi.’’ dedi. Lina’nın benim gibi 16’sında evini terk ettiğini biliyordum. Ancak yasal olarak aile bağlarını kopardığını yeni öğrenmiştim. Benim aksime Lina’nın bilmediğim birkaç desteği olduğundan iş bulup çalışmaya gerek duymamıştı.

 

Üçlü bu sözlerle tekrar kaşlarını çatmışlardı. Ancak bu seferki kolay kolay kaybolacak gibi görünmüyordu. Bunu gördüğümde durmadan ayrılmamı söyleyen içimdeki sesi dinlemeli miyim diye düşünmeden edemedim. 30’larında görünen adam Lina’nın babası olmalıydı. Eğer verdiği tepki kaşlarını çatmak yerine hüzün olsaydı mutlu aile tablosu çizebilmeleri için araya girmeyi düşünebilirdim.

 

Lina’nın annesi ‘’Lina! Hepimiz büyük annenin fazla zamanı kalmadığının farkındayız. Şimdiye kadar onunla idare edebilsen de bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun? Senin gibi hiçbir konuda yeteneği olmayan birinin iş bulup çalışabileceğini mi sanıyorsun? Zayıf bünyenden bahsetmiyorum bile.’’ dedi. Bu sözleri duyduğumda yapmayı istemesem de gözlerimi Lina’ya diktim.

 

Destek aldığı birini yakında kaybedecek olsa da yüzünde yine bir tepki yoktu. Açıkcası küçükte olsa bir tepki vereceğini umuyordum. Benim bakışlarımı umursamadan ‘’Mirası istediğinizi biliyorum. Ancak çok geç kaldınız. Büyük anne ailenin bana sorun çıkartacağını düşündüğünden tüm mirasını Shu Şehri’nin çeşitli yerlerine bağışladı.’’ diyip yastığının altından ince bir dosya çıkarıp önündeki koltuğa attı.

 

Bakmasam bile bunların bağışların kayıtları olduğunu biliyordum. Üçlünün yüzleri dosyayı alıp incelediklerinde ekşiyip, çökmüştü. Ne kadar bir paradan söz ettiklerini bilmesem de her şeylerini kaybetmiş gibi görünmelerinden az olmadığı anlaşılıyordu. Mirasın tam olarak ne kadar olduğunu biliyor olmalıydılar ki, daha önceki konuşmalarını ve bizi umursamadan gerisin geriye odadan çıktılar.

 

Açık bıraktıkları kapıyı kapatmak için ayağa kalkıp yürürken ‘’Peki, şimdi ne yapmayı düşünüyorsun? Büyük annenden önce gitme planın bozulduğundan başka bir planın var mı?’’ dedim. Büyük annesinin kaybını duygusuz bir şekilde geçiştirdiğinden ya da yine o küçük maskelerinden birini taktığından bende onun gibi küçük bir maske takmıştım. Göstermek istemediği bir şey üzerinde konuşup onu sıkmanın anlamı yoktu. Ancak bir sonraki planını da merak etmiyor değildim…

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9288 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr