1.7- Ayaklanma

avatar
95 0

Gelişimin Üç Yolu - 1.7- Ayaklanma


Utku'nun günleri tekrardan sakinleşmişti. Kitapçıya artık eğitim için değil kitap okumak için gidiyordu. Kitapçıyla oldukça yakın bir ilişki kurmuştu ve kitap okumaktan da hoşlanıyordu.

Büyü damarını tamamlamakla uğraşmadığı zamanlarda kitap okuyarak içende bulunduğu şehir ve ülke hakkında bir çok şey öğrenmişti.

Uzunkaya ili, Karaboğa İmparatorluğu'nun en son ele geçirilmiş yerlerindendi. Karaboğa onlarca şehre sahipti ama bunların çoğunluğu Uzunkaya gibi küçük ve önemsiz yerleşimlerdi. İmparatorluğun başkenti dışında büyük kabul edilecek bir şehri yoktu.

Tarih kitaplarında bu bölgenin eskiden irili ufaklı uluslardan oluştuğu söylenirdi. 

Daha sonraları Karaboğa hanedanı büyük bir güçle bunların hepsini tek bir bayrak altında toplamış ve imparatorluğu kurmuştu. Son zamanlarda da Uzunkaya gibi bölgenin tenha kesimlerinde bulunan şehir devletleri ele geçirmekle uğraşıyorlardı.

İmparatorluk fetihlerde başarılı olan askerlerine büyük ödüller vermekten çekinmiyordu. Hakan gibi güçlü ve yetenekli insanlar bu yüzden hayatlarını riske atıp savaşlara gözlerini kırpmadan katılıyorlardı. Kazandıklarında ise bir şehrin efendisi olup sınıf atlamak imkansız değildi.

Fakat her şey göründüğü gibi sakin değildi. Ayrılıkçı hareketler imparatorluğun her tarafındaydı. İnsanlar daha eski uluslarını tamamen unutmamıştı. Uzunkaya'da da durum böyleydi.

İlin imparatorluğa bağlı olduğu son 80 senede bir çok ayaklanma çıkmıştı. Çelik Tapınağı'ndan olan gelişimcilerin sayısı her gün azalsa da daha yok olmamışlardı.

Son zamanlarda olan da buydu. Utku'nun duyduklarına göre Hakan'ın adamlarına yapılan saldırıların sayısı artmıştı.

Geçen sene kışın başını hatırladı. O zamanlarda da Hakan koyu lacivert kuşanmış adamların saldırısına uğramıştı. O zamandan beri bir yıl tamamlanmak üzereydi.

Utku'nun hayatı bu bir yılda inanılmaz bir dönüm yaşamıştı. Eskiden olmadığı kadar çok parası vardı. Öldürdüğü adamlardan topladığı. Bu para sayesinde hem artık çalışmak zorunda değildi hem de okumayı öğrenmişti.

Gelişimde de oldukça ilerlemişti. Mağaraya gittiğinden beri 1 hafta olmuştu. Karaciğerine giden büyü damarı tamamlanmak üzereydi. Utku o günü iple çekiyordu.

Utku kararmış gökyüzüne baktı. Bu gece yağmur yağacak gibiydi.

"Kış geldi gelecek!"

Kitapçıdan yeni çıkmıştı. Evine dönüyordu. O sırada ileriki sokakta yıkılmış evleri gördü. Yolda da çukurlar oluşmuştu, kan izleri vardı.

"Başka bir mücadele olmalı. Ayaklanmalar güçleniyor gibi."

Sonra sıradan insanları gördü. Yerdeki kanları temizlemek ve yoldaki çukurları doldurmakla görevlendirilmişlerdi. Bazıları ise yıkılmış ve hasar görmüş evlerinin önünde ağlıyordu. Belki evlerle birlikte ailelerine de zarar gelmişti.

Utku onlara bakarken bir iç çekti. Gelişimciler savaşırken bu insanlar yalnızca hasar görüyordu. Ama Utku'nun elinden bir şey gelmezdi.

"Ayrılıkçılar gittikçe daha sert saldırıyorlar."

Utku durup düşündü.

"Ben de Çelik İnanç'la gelişim yapıyorum. Aslında ayrılıkçıların tarafındayım sanırım."

Sonra gülümsedi.

"Taraflar umurumda değil. Önemli olan benim. Bu günlerde daha dikkatli olmam lazım. Teknikten öğrendiğim gibi gizlemeliyim büyü akışını sokaktayken. Eğer Hakan'ın adamları beni yakalarsa Çelik Tapınağı'ndan olduğumu düşünüp saldırabilirler."

Utku bu düşüncelere dalmışken çiselemeye başladığını fark etmemişti. Eve vardı.

Ailesi bu soğuk havaları çok rahat geçiriyordu. Kışın yakacağa ve kalın kıyafetlere verecek paraları vardı. Hepsi Utku'nun sayesinde.

Utku içeri girince kardeşi hemen ıslak ceketini alıp sobanın orada kuruması için astı. Bu sırada Utku oturma odasına geçip oturdu.

O sırada babası konuşmaya başladı.

"Amcanların köyde bir arkadaşının ineklerinden biri kaybolmuş."

Utku umursamazca cevapladı.

"Öyle mi? Yazık olmuş."

"Evet. Ahmet diye bir adam. Üç de çocuğu varmış. Şimdi onları geçindirmede sıkıntı yaşıyor bu soğuk günlerinde."

Utku babasının durduk yere neden bunu anlattığını anlamamıştı. O sırada annesi araya girdi.

"Oğlum bu Ahmet'in büyük kızı 14 yaşına gelmiş. Uzun boylu, güzel yüzlü ve söz dinleyen bir kız. Hem eli de çok lezzetli. Sen de bak ne güzel kendi işini buldun, para kazanıyorsun. Gel şu kızı alalım sana."

Utku şok olmuştu. Yüzünün kızardığını, sıcak bastığını hissetti.

"Bunun sırası mı şimdi anne?! Nereden geldi aklınıza?"

Babası konuştu bu sefer.

"Oğlum adam geçinemiyor diyorum. Kızı verip kurtulmak istiyor. Başlık parası da az istediler. Ne güzel işte!"

Utku bir şey diyemedi. Onlar da üstelemediler.

Kardeşi uyumuştu bile. O yatağa girmek yerine oturup doğruldu. Bu gece ilk büyü damarını tamamlayabileceğini düşünüyordu.

Büyü akışını hissetti ve neredeyse tamamlanmış damarın içine gönderdi. Büyü damarı oluşturmanın zorluğu akışın vücut tarafından emilmesine engel olup sadece istenilen yöndeki dokulara gitmesini sağlamaktı. Bu yöntemle büyü akışını karaciğere kadar götürmesi lazımdı.

Birkaç saat geçtikten sonra Utku büyü damarını tamamladı. Artık karaciğeri karındaki noktaya bağlanmıştı. Bu sırada birden vücudunda inanılmaz bir emiş gücü oluştu.

Çevredeki büyü akışı kendiliğinden inanılmaz bir hızla karnındaki noktaya girip damarda ilerledi. Büyü akışının geçtiği yerler kristalize olup sertleşiyordu. Bu işlem bütün damar boyunca gerçekleşti. Bu sırada Utku inanılmaz bir zevk hisseti.

Utku yavaşça gözlerini açtı. Büyü damarı oluşumu bitmişti. Artık kendisinin bir şey yapmasına gerek yoktu. Normalde vücuttaki dokular tarafından emilen büyü, sertleşmiş damara girince emilmeden vücudun derinliklerine kadar inebiliyordu.

Utku kendini güçle dolu hisseti. Uyumak yerine o bütün gece büyüyü karaciğerine çekip derindeki dokuların gelişimini başlattı.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18158 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr