“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

GECE SAVAŞÇILARI: ŞEYTANIN LANETİ - 13. Bölüm Ölümcül Yara


"Ne?" Dedi Lina şaşkınlıkla. Doğal olarak etrafına bakmaktan kendini alamadı. 
"Sen neden çığlık attın? Buraya neden çıktın?" Dedi. Parçaları aklında birleştirdikçe endişesi artıyordu.

"Bir rüya yüzünden uyandım. Camdan dışarı baktım bir adam evi gözetliyordu. Beni tehdit etti. Bende hayal mi gerçek mi anlayamadım. Kontrol etmeye inmiştim." Dedi Yuelan.

"Bana haber vermek yerine ne halt etmeye kendi başına indin buraya?" Diye bağırdı Lina.

Eli refleks olarak beline gitti. Ama kılıcını odasında bıraktığını hatırlayınca kendine kızdı Lina. 
Normalde birini yenmek için silaha ihtiyacı yoktu. Ama şuan gizli bir yerdeydiler. İçinde gece şavaşçılarının olduğunu bile bile binanın etrafında dolaşıp içindekileri tehdit eden biri sıradan olamazdı. Tehlikeli olmalıydı tehlikeli ve ölümcül.

Birden şuan bahçe de birbirleriyle konuşurlarken saldırıya ne kadar açık oldukları düşündü. Öğrencisinin cevap vermesini beklemeden binanın girişine yöneldi.
"Gel benimle."

İkisi Birden binanın açık olan dış kapısından içeriye hızlıca girip kapıyı arkalarından kapattılar.

Lina öğrencisine sessiz olmasını işaret etti. Dört açtığı göz ve kulaklarıyla bina da olan en ufak bir hareketi bile hissetmeyi amaçlıyordu. 
Ancak bir sonuca varamayınca bu kez Yuelan'ın odasına doğru yöneldi Lina. Merdivenleri yavaşça çıkmaya başladı. Yuelan'da onu takip ediyordu.

Kalbi küt küt atarak öğrencisinin odasına, açık olan camın yanına geldi Lina. Dışarıya baktıktan sonra camı sertçe kapattı.

Yuelan, Lina yanında olmasına rağmen korkudan titriyordu. Daha önce hiç bu kadar korkmamıştı. Dışarıdaki adamla şuan hala aynı binanın içindeydiler ve adamı bulamıyorlardı. Üstelik adam hangi ara odasına girmişti ki.

Ya zamanında uyanmasaydı? Belki de adam odasına girdiğinde hala uyuyor olacaktı.

"Kimseyi göremiyorum. Hayal görmüş olmayasın?" Dedi Lina.

"Hayır eminim gerçekti."

Lina sustu. Belli ki olanları düşünüp mantık yürütmeye çalışıyordu.

"Neden bana haber vermek yerine kendi başına indin?" Dedi Lina.

Yuelan bakışlarını kaçırdı. 
"Ben gerçek olup olmadığından pek emin değildim de sizi uyandırmak is... dikkat edin!" 
Yuelan parlak küçük bir şeyin hızla Lina'nın sırtına doğru yaklaştığını açık olan kapıdan gördü. Daha da yaklaşınca bunun hançer şeklini almış alevlerden oluştuğunu fark etti.

Lina'ya dikkat etmesi için bağırdıktan sonra hocasını hızla omzundan kenardaki yatağa doğru itip alevli hançerin menzilinden çıkardı.

Tabi sonuçlarını düşünmeden yaptı bunu. Lina'yı kenara itti için bıçakla arasında bir şey kalmamıştı. Kaçacak zaman bulamadan bıçak göğsüne saplandı.

Vurulmayı beklemiyordu. Göğsünden vücuduna bir acı dalgası yayıldı. Bıçaktakı alevlerin de göğsünü yakmaya başladığını hissediyordu.

Görüşü yavaş yavaş kararırken odanın bulanıklaştığını gördü. Ayakları boşalıp dizlerinin üstüne çökmeden önce hocasının kendisini kollarından tutmaya çalıştığını hissetti.

Lina bir şeyler söylüyordu ama Yuelan hiç bir kelimeyi anlayamadı. Son hatırladığı yüz üstü yere düştüğünde göğsündeki sıcaklığın yerini soğuğa bıraktığı oldu.

-------------------

Lina öğrencisinin kendisini itmesinden hemen sonra göğsüne saplanan bıçağı dehşet içinde fark etti. Çocuk yere düşmeden onu kollarından yakalayıp yere yüz üstü yatırdı.

Şimdi sıra hayatına kasteden ateş büyücüsünün icabına bakmaya gelmişti.

Yeni bir alevli bıçağın kendisine yaklaştığını görünce bir takla atarak kenara çekildi. Bıçak arkasındaki duvara trank sesiyle saplandı. Sonunda saldırgana bakabilecek zamanı bulabilmişti. Yüzünü maskeyle kapatmış olan saldırgan en fazla yirmili yaşların başında gibi duruyordu. İri bir vücudu vardı.

Avucunda kısa sürede oluşturduğu büyük bir su topunu hedefe doğru yolladı. Ateş büyücüsü bunu görünce önünde alevden bir kalkan oluşturdu. Ancak oluşturduğu kalkan üzerine gelen su topuna oranla çok daha küçüktü. Bu yüzen su topu kalkana çarptığında alevleri söndürüp vücuduna çarptı.

Geriye doğru savrulup yere düştü. Ayağa kalkmaya çalışırken bu kez öncekinden de büyük bir su topu tüm hızıyla vücuduna çarptı.

Yeniden geriye doğru savruldu ancak arkasında cam olduğunu unutmuştu. Cama hızla çarptı ve tabiki cam onu tutamayıp kırılınca 3. Kattan boşluğa düştü.

Şans eseri bu düşüşü bacağında bir kırıkla atlatmıştı. Ayrıca aşağı düşerken maskesi de yüzünden kaymıştı. Ancak şuan onu arayacak durumda değildi. Burada biraz daha durursa öleceğini biliyordu. Bacağındaki acıya rağmen topallayarak ormana doğu koşmaya başladı. Savaşa devam edemezdi o bir suikastçıydı. Rakipleri hazırlıksızken onları öldürmeye alışkın biriydi o. Bu şekilde mücadelelerde iyi değildi.

Lina, adam pencereden aşağı düşerken kırılmış olan camların yanına gelip adama baktı. Adam maskesini düşürmüştü. Bu da Lina'nın onun yüzünü görmesine sebep oldu.

"Sen ha..." Dedi fısıltıyla.

Bu yüzü görünce kan beynine sıçradı. Geçmişe dair hatıralar unutmaya çalıştığı her şey birden gözünün önüne geldi. Geçmişte olan olaylardan dolayı bu yüzün sahibine beslediği kinle, tüm öfkesiyle saldırdı kırılmış olan camdan.

Öfkesi o kadar güçlüydü ki vücundaki tüm enerjisini kullanarak gönderdi yıldırımı.

Bütün enerjisinin ani boşalmasından dolayı diz üstü çökmek zorunda kaldı. Kırık camlar bacağına batıyordu ama farkında bile değildi.

Yıldırım o kadar güçlüydü ki binadaki tüm camlar patlayarak kırıldı sesten. Yuelan yattığı yerde inledi.

Ancak öfkenin etkisiyle düzgün nişan alamamıştı. Yıldırım topallayarak ormana doğru koşan hedefin iki metre kadar gerisine çarptı. Buna rağmen genç adam arkasında oluşan şok dalgasından dolayı havada savrulup yere düştü. Bir an sersemledikten sonra kalkıp yeniden koşmaya başladı. Yıldırımdan dolayı etrafa sıçrayan topraklardan bazıları üzerine düşüyordu. 
Yıldırımın çarptığı toprakta ise üç metrelik çukur oluşmuştu.

Eğer saldırı hedefini bulsaydı muhtemelen genç adamdan geriye bir toz bile kalmayacaktı.

Lina adamın vurulmadığını görünce kendi beceriksizliğine hakaret edip ayağa kalktı. Adamın peşinden gitmek istedi ama az önce tüm gücünü kullanarak saldırmıştı. Ve şuan yeni bir mücadeleye hazır değildi.

Ayrıca adamın peşinden giderse hayatını kurtaran sevgili öğrencisini kaybedebilirdi. 

Kaçan saldırganı aklından çıkararak Yuelan'ın göğsüne saplanmış hançerle yattığı odaya geldi. Küçük bir su birikintisi oluşturup öğrencisinin göğsüne döktü. Çünkü hançer hala alevliydi ve yanmaya devam ediyordu. Alevler sönünce yaranın boyutunu daha iyi fark etti Lina.

Yuelan için yapılabilecek fazla bir şey kalmamıştı. Saraya gidip bir şifacı çağırsa o gelene kadar öğrencisi çoktan ölmüş olacaktı.

Gözünden bir damla yaş geldi. Daha fazlasının akmaması için gözlerini kapattı. 
"Daha bu yaşında hayatımı kurtardın." Dedi bilinci yerinde olmayan öğrencisine. 
"Benim için ölürsen buna dayanamam."

Lina birkaç şifa büyüsü biliyordu. Ama bildiği büyüler bu tür ağır bir yara için yeterli olmazdı. Küçük kesikleri iyileştirmeyi biliyordu o.

Elenora genellikle bu tür şifa büyülerinden iyi anlardı. Ama o da şuan grubun diğer üyeleriyle birlikte İren'de görevdeydi.

Birden aklına kütüphanedeki büyü kitapları geldi. Koşarak ilk kata indi. Büyücülükle ilgili kitapların olduğu raflara gelip sayfaları karıştırmaya başladı.  Ateş büyülerine özel teknikler
Bu kitabı gece şavaşçılarının öğrenci seçmelerini yöneten Mark yazmıştı. Hemen kitabı alıp okumaya başladı. 
Başlangıç seviye teknikler;
Bu teknikte avucunuzun içinde küçük bir ateş oluş...
Sayfaları atlayıp kitabın ortalarına geldi. 
... bu tekniği çalışırken dikkatli olmalısınız çünkü ölümcül...
Sayfaları yeniden atlayıp kitabın sonlarına geldi. 
Bu büyü herhangi bir ateş büyücüsünün saldırısıyla yaralanmış, ölmek üzere olan hastalar için geçerlidir. Bir elinizi hastanın yara aldığı yere koyunuz ve aşağıdaki sözcükleri okuyu...

Lina tek parmağını o sayfanın arasına sıkıştırarak kitabı kapattı. Bir çırpıda merdivenleri çıkıp öğrencisinin yattığı odaya geldi. 
"Lütfen ölmemiş ol. Lütfen ölmemiş ol." Diye fısıldıyordu sürekli.

Kaldığı sayfayı açarak istenildiği gibi bir elini öğencisinin göğsüne, bıçağın kenarına koydu. Diğer eliyle de kitabı tutarak istenilen kelimeleri okumaya başladı.

İstenilen kelimeler yaklaşık üç sayfadan oluşuyordu. İnsanların genellikle şifa büyülerini ezberlememesinin sebebi de buydu. Şifa büyüleri çok uzundu. Ve iyileşmesi gereken hastanın durumu ne kadar kötüyse okunacak şey o kadar uzun oluyordu.

Okumayı bitirdiğinde kitabı kapattı. Yuelan'da fark edilir bir değişim olmuştu. Artık kan kaybetmiyordu hem de Lina bıçağı çıkarmasına rağmen. Alevler yüzünden yanan yerleri de iyileşmişti. Ama nedense Yuelan hala acı çekiyordu. 

Lina birkaç dakika daha beklemeye karar verdi.

Ancak değişen bir şey yoktu öğencisinin hala acı çekiyordu. Bu da bir şeylerin ters gittiğini gösteriyordu. Çünkü kitapta yazdığına göre kelimeler okunduktan sonra yaralı kişinin birkaç dakika içinde kendine gelmesi gerekiyordu.

Yanlış okumuş da olmazdı. Öyle olsaydı öğrencisinde hiç bir değişim olmazdı. 

Beyni bir arı kovanı gibi çalışıyordu. Ama sebebini bir türlü anlayamadı. Yuelan her ne kadar daha iyi durumda olsa da bu şekilde beklemeye devam ederse er yada geç ölecekti. 

Kararını vermişti saraya gidip Mark'ı çağıracaktı. O uzman bir ateş büyücüsü olmasının yanında muhtemelen bölgedeki en iyi şfacıydı. 
Ya ben yokken o herif gene gelirse? 
Aklına gelen bu düşünceyle durdu. Tecrübeleri o saldırganın bugün içinde geri gelmesinin fazla muhtemel olmadığını söylüyordu. Ama riske atamazdı.

Büyük bir su topu oluşturdu. Yuelan'ı suyun içine alarak taşımaya başladı. Onu kendi odasına getirip sudan çıkardı.

Yatağının altında duran gizli bölmeyi açtı. Ve öğrencisini oraya sakladı. Bu bölmenin varlığını kendisinden başka bilen yoktu. Acil durumlar ve saklanması gereken eşyalar için yapmıştı.

Dışarıdan binaya giren biri içeride yaralı birinin olduğunu anlayamazdı. Kapağı kapatarak anahtarı sakladı. 
Sonra da saraya doğru yola koyuldu. 






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 532

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9290 Üye Sayısı
  • 246 Seri Sayısı
  • 14326 Bölüm Sayısı


creator
manga tr