8 Yıl Önce
Belli bir adamın hikayesini ele alalım.
İdeallerine herkesten daha çok inanan ve bunun sonucunda da onlar tarafından boşluğa düşürülen bir adamın hikayesini.
Bu adamın hayali saftı.
Hayali bu dünyadaki herkesin mutlu olmasıydı, tek istediği buydu.
Herkesin gençken en az bir kere takıldığı çocukça bir hayaldir bu, bir gün gerçekliğin acımasızlığıyla karşılaştıklarında bıraktıkları türden bir hayal.
Tüm çocuklar yetişkin olduklarında herhangi bir mutluluk için bir fedakarlık yapılması gerektiğini bilirdi.
Ama o adam farklıydı.
Belki de en aptal insan oydu. Belki de darmadağın olmuştu. Ya da belki de Tanrı tarafından tevdi edilmiş, bizim 'Azizler' dediğimiz kişilerdendi.
Bu dünyadaki herhangi bir varlığın yalnızca feda edilebileceğini veya kurtulabileceğini bilirdi.
Bunu anladıktan sonra hiçbir şey onun için eskisi gibi olmayacaktı.
O günden itibaren dengeleri kendi lehine çevirecek kişi olmak için aklını başına toplamıştı.
Çünkü dünyadaki bu acıyı dindirmek için bundan daha etkili bir yol yoktu.
Bir taraftan birisini kurtarması gerekirken öte taraftan da bir hayatı feda etmek zorundaydı.
Bu, insanlığın çoğunluğunu kurtarması, azınlığını öldürmesi anlamına geliyordu.
Bu nedenle insanları kurtarmak uğruna kurtarmak yerine insanları öldürme sanatında ustalaştı.
Adam, ellerini tekrar ve tekrar kan rengine boyadı ama bunu yaparken hiç çekinmedi.
Yaptığı şeylerin doğruluğunu hiç sorgulamadan, hedefinden hiç şüphe etmeden, dengeyi kusursuz şekilde sağlamak için kendini zorladı.
Bir canın değeri hakkında asla yanlış yargılarda bulunmadı.
Her bir varlığın alçakgönüllülüğüne ve yaşına bakılmaksızın, tüm hayatları eşdeğer olarak değerlendirdi.
Ayırt etmeksizin can kurtardı, ayırt etmeksizin can aldı.
Ama ne yazık ki şunun farkına çok geç vardı:
Her şeye eşit ve adil değer vermek, hiç kimseyi eşsiz bir şekilde sevmemekle aynı şey olur.
Eğer bu asla değişmeyecek olan kuralı ruhuna daha önce kazımış olsaydı, kurtuluşa ermiş olacaktı.
Genç kalbini dondurarak nekroza sokmuş, kendini kanı ve gözyaşı olmayan bir yargı makinesi haline getirmiş; ölecek olanları ve yaşayacak olanları ayırt ettiği bir yaşam sürdürmüştü. Muhtemelen bu süreçte hiçbir ıstırap duygusu hissetmemişti.
Ama o adam yanılıyordu.
Herhangi birinin sevinç dolu gülümsemesi göğsünü gururla doldurur, herhangi birinin feryat eden sesi ise kalbini sarsardı.
Epik Novel © 2017 | Tüm hakları saklıdır..
