Bölüm 723: Siyah Tilki

avatar
1700 4

Emperor’s Domination - Bölüm 723: Siyah Tilki


 

Bölüm 723: Siyah Tilki

 

Doğum günü bittikten ve Ağaç Ata ile aralarındaki anlaşma yapıldıktan sonra Madam Zi Yan ve Li Qiye Alp Dağı'ndan ayrılarak Simya Krallığı'na doğru gitti. Yaşlı Şeytan Tie Yi de onlara eşlik etti. Elbette bu yolculukta tüm zaman boyunca endişeliydi. Eğer Li Qiye onu sürüklemeseydi beki de uzun süre önce kaçmış olacaktı.

 

Krallığa girdikten sonra Tie Yi çok daha korkak hale geldi. Yüzünü göstermek yerine yer altından ilerlemek istedi.

 

Madam bile Tie Yi'nn tavrını gördükten sonra sormadan edemedi “Yanlış bir şey mi yaptın? Neden bu kadar endişelisin? Krallığın bir hazinesi çaldığını söyleme bana.”

 

“Hayır… Kesinlikle hayır.” Tie Yi hızlıca yemin etti. “Ben iyi biriyim, yasalara saygılı bir gelişimci olarak nasıl olur da çalmak gibi kötücül bir şey yapabilirim?”

 

Li Qiye ona baktı ve konuştu: “Eğer iyi biriysen ben de bir azizim.”

 

“Hahaha, Genç Asil'in sözleri çok acıtıyor.” Tie Yi kuru bir şekilde güldü. Belki diğerlerini aptal yerine koyabilirdi ama Li Qiye'ye sökmüyordu.

 

“Tamam, saçmalamayı kes. Düzgünce ilerle, ihtiyacın olan malzemeler için birçok yere gitmemiz gerek.” Li Qiye konuştu.

 

Tie Yie bu sefer espri yapmadı ve hemen ileri çıktı. Malzeme toplama yolculuğu onun için aşırı önemliydi, bu nedenle Simya Krallığı korkusunu bile kenara koymuştu.

 

Grup yolculuk etti ve yol boyunca otlar topladı. Tie Yi birkaç aşırı nadir malzemeye ihtiyaç duyuyordu, bu nedenle en sonunda süreci hızlandırmak isteyen Li Qiye Simya Tavuğu'nu serbest bıraktı.

 

Simya Tavuğu ilaç bulma konusunda yetenekli, usta bir ruhsal yaratıktı. İlaçlar on binlerce mil uzakta olsa bile o ilacın kokusunu alabilir ve büyüdüğü yeri içgüdüsel olarak bulabilirdi!

 

Simya Krallığı genişti ve Taş Tıp Dünyası'ndaki üç atasal damardan biri olan Simya Damarı'nın üzerindeydi. Tavuğun yardımı ile ilaçları bulmak çok kolay hale geldi. Bu onlara Simya Konferansı'na gitmek için yeterli zamanı kazandırdı.

 

Simya Krallığı'na eski bir ülkeden ziyade antik bir miras demek daha doğruydu. Her ne kadar ismi krallık olsa da bu geniş bölgeye çok uzun zamandır hükmetmiyorlardı.

 

Bu bölgeyi yönetecek yetenekten yoksun değillerdi, ancak krallık bunu denememişti. Krallığın merkezi atasal bölgesinde odaklanmıştı.

 

Efsanelere göre Issız Genişleme Çağı sırasında Simya Krallığı bu bölgeye hükmetmişti ve geniş ölçüde zenginleşen eşsiz bir krallık yaratmıştı.

 

Ancak bilinmeyen bir nedenden dolayı Simya Krallığı bu geniş bölgeyi yönetmeyi İmparatorlar Çağı sırasındaki belli bir nesil sırasında bırakmıştı. O andan itibaren imparatorluk ailesi münzevi hale gelip nadiren kendilerini göstermişti.

 

Dış dünya bu meselenin özünü bilmiyordu. Her şeyi özetlemek gerekirse Simya Krallığı çok gizemliydi ve öğrencileri nadiren atasal bölgeyi terk ederdi.

 

Onun direkt kolu veya imparatorluk ailesi bu geniş krallığı yönetmekten vazgeçmişti, ancak krallık tarihsel olarak hala onlara aitti. Ne kadar miras veya tarikat orada olursa olsun hepsi Simya Krallığı'na bağlılık yemini ediyordu. Üstelik imparatorluk ailesinden gelen birçok dal ve onların ataları birbirine ayrılmaz şekilde bağlılardı.

 

İmparatorluk ailesi bu bölgeye hükmetmese de Simya Krallığı tarafından seçilen hükümdarlar farklı bölgeleri yönetiyordu. Yılların ardından bile kimse bağımsız bir ülke oluşturmak için bir bölgeyi ele geçiren bir kral duymamıştı.

 

Bu krallığın gücünü ve çekiciliğini sergiliyordu. Üç Ölümsüz İmparator ve dört Simya İmparatoru'na sahip bir tarikat... Bu dünyada onların gerçek gücünü kim bilebilirdi?

 

Ayrıca üç atasal damardan biri olan Simya Damarı üzerine kurulmuşlardı! Efsanevi Simya Damarı birçok efsaneye sahipti. İçlerinden biri onun yakınında bir Gerçek Ölümsüz ilacın büyüdüğü hakkındaydı. Başka bir hikâye ise bir Gerçek Tanrı'nın soyuna sahip bir ırkın orada yaşadığıydı. Bazıları Gerçek Ölümsüzler hakkındaki sırların bu bölgede olduğunu söylüyordu...

 

Bu büyük damar sırlar ile doluydu. Milyonlarca mile uzanmıştı, bu nedenle tüm bölgeyi kontrol etmek zordu. Sonuçta Simya Âlemi'nin yarısından fazlasına uzanıyordu. Bu nedenle bu âlemin yarısı krallığın bölgesine aitti. Tüm bunların üzerine krallığın aşırı geniş atasal bölgesi büyük damarın kaynağına ulaşabilen bir dağ geçidine kurulmuştu.

 

Simya damarı sadece bir isim değildi. Bu yükselen tepelerin oluğu toprakta birçok ruhsal ilaç vardı ve atasal bölge olarak kullanılan dağ geçidinde çok daha fazlası vardı. Birçok kişi orada büyüyen birçok Kral İlacı olduğunu duymuştu.

 

Bu damar ruhsal ilaçlar için bir kutsal bölgeydi. Bazıları Taş Tıp Dünyası'ndaki ruhsal ilaçların yüzde sekseninin orada olduğunu söylüyordu. Sadece bu bile birinin kolaylıkla orada ne kadar ruhsal ilaç olduğunu kolayca anlamasını sağlayabilirdi.

 

Bu nedenle Simya Krallığı büyük damarın en değerli kaynaklarına sahipti. Hem damar hem de geniş bölgesi birçok miras ve gelişimciyi açgözlülük ile bırakıyordu. Ancak bu niyetlerine rağmen milyonlarca yıldır kimse onlara karşı bir manevra yapmaya cüret edememişti.

 

Toprak anlaşmazlıkları şöyle dursun kimse aşırı cesur olmadıkları sürece oradaki ruhsal ilaçları çalmaya bile cüret edemiyordu.

 

Normalde geniş bölgesi nedeniyle imparatorluk ailesi Simya Damarı'nın üzerinden sökülen ilaçları önemsemezdi. Biri yetenekli olduğu sürece bunu yapmalarına izin verilirdi. Ancak atasal bölgedeki ruhsal ilaçlar bu konunun dışındaydı. Üstelik kimse dağ geçidinin içine giremezdi!

 

Ancak birçok güçlü gelişimci nesillerdir dağ geçidinin içindeki manzaralar ile ilgilenmişti. Gizlice oraya girerek Kral İlaçlarını ve Ölümsüz İlaçları çalmayı denemişlerdi.

 

Ancak milyonlarca yıldır çok az kişi başarılı olmuştu. Onların çoğu dağ geçidine bile giremeden öldürülmüştü. Dağ geçidinde sefil şekilde ölen bir Tanrı Hükümdar hakkında bile bir hikâye vardı.

 

İmparatorluk ailesinin daha sonraki nesillerdeki gücü nedeniyle giderek çok daha az kişi atasal bölgeye girmeye cüret edebiliyordu.

 

Doğal olarak her zaman gözü pekler vardı. Son yıllarda cesareti gökler kadar geniş olan bir kişi vardı ve bu kişi Siyah Tilki olarak biliniyordu.

 

Siyah Tilki birkaç bin yıl önce ortaya çıkmıştı Kimse nereden geldiğini ve hangi ırktan olduğunu bilmiyordu. Yabancılar onun cinsiyetini bile bilmiyordu.

 

Başlangıçta Siyah Tilki çok fazla dikkat çekmedi. Her ne kadar birkaç ülke ve tarikattan hazine çalsa da büyük bir kargaşaya neden olmamıştı. Ancak bir sene sonra Tilki, Kristalize Deniz Tarikat'ına girip birkaç hazine çalmıştı. Bu haber yayıldıktan sonra oldukça şok olmuşlardı!

 

O zaman Kristalize Deniz Tarikatı Siyah Tilki için aşırı yüksek bir ödül koydu. Birçok uzman ödül için Siyah Tilki'yi aradı ama hiçbiri onun gerçek yüzünü göremedi.

 

Başarılı soygunun ardından Siyah Tilki uzun süre sessiz kaldı ve diğer soygunu için bekledi. Cao Eyaleti, Taş Böcek Dağ Geçidi, Taşlı Sınır Krallığı... Tüm bunlar onun tarafından soyulan güçlü miraslardı. En sansasyonel kurban iki imparatorlu bir tarikat olan Gök Toynağı Dağ Geçidi'ydi, onların ilahi otlarından biri Siyah Tilki tarafından çalınmıştı.

 

Canavar Âlemi bu olaydan sonra neredeyse tersine döndü. Dağ Geçidi, Siyah Tilki'nin başına cenneti parçalayıcı bir ödül koydu. Ancak hiç kimse başarılı olmadı.

 

Söylentilere göre Siyah Tilki Jianlong Klanı'na da sızmayı denemişti. Ancak bu haberlere göre başarılı olmasına rağmen klan tarafından bulunduğundan hazine çalamamıştı. Yine de o, yakalanmadan çıkabilmişti.

 

Birçok düşmana sahip olmanın yanı sıra başarısız olduğundan birçok kişi Siyah Tilki'nin duracağını düşünmüştü.

 

Aslında Tilki uzun bir süre ortaya çıkmamıştı. Ancak daha sonraları yer sarsıcı bir olay gerçekleşmişti.

 

Siyah Tilki Simya Krallığı'nın atasal bölgesine girmiş ve imparatorluk ailesinden üstün bir imparatorluk hazinesi çalmıştı. Ancak Tilki tespit edilmiş ve krallığın birçok atası tarafından kuşatılmıştı!

 

Efsaneler göre Tilki atasal bölgeden eşsiz bir sanat kullanarak kaçmak istemiş ancak başarılı olamamıştı. Gözaltına alındıktan sonra, sonunda elderler tarafından öldürülmüştü!

 

Daha sonraları bir söylentiye göre elderler Tilki'nin kemiklerin toz haline getrmiş ve Simya Krallığı'na saçarak onlara karşı kötü niyeti olanları uyarmıştı.

 

Bu gerçek ya da doğru olduğuna bakılmaksızın bir şey kesindi. Siyah Tilki bir daha asla ortaya çıkmamıştı.

 

Tilki, krallığın atasal topraklarını arzulayan birçok uzman için uyarıcı bir hikâye haline gelmişti. Eğer biri Jianlong Klanı'na girebilir ve Dağ Geçidi'nden hazine çaldıktan sonra Simya Krallığı'nda can verirse diğerleri yeteneklerini sergilemeden önce yeniden düşünmeliydi.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22137 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 41016 Bölüm Sayısı


creator
manga tr