Bölüm 716: Yıldırım Alanı

avatar
1882 8

Emperor’s Domination - Bölüm 716: Yıldırım Alanı


 

Bölüm 716: Yıldırım Alanı

 

"Boom!” Kader Sarayı'ndaki sütundan antik rün çıktı ve anında koruma olarak Li Qiye'nin önünde geçti. Sesler ortaya çıkarken rün çok sayıda evrensel kanuna dönüştü ve ilahi metalden yapılmış gibi göründü.

 

Bu evrensel kanunlar bir araya gelerek üstün bir fasıl haline geldi. Uğultu sesi ile birlikte kitap anında dönmeye başlayan bir boyutsal girdap haline geldi.

 

"Gümbürtü!" Dönen boyutsal girdap dehşet verici bir yer çekimi gücü oluşturdu. Yıldırım dalgaları bile kontrolünü kaybetti ve bu girdaba çekildi.

 

Ağaç Ata da bu manzarayı gördükten sonra şaşırdı. Bu yıldırımı daha önce bastırmıştı ancak o zaman ağır yaralanmıştı. Onların gücünün farkındaydı. Li Qiye şöyle dursun bir Erdemli Örnek bile en güçlü kanununu kullansa bile onlara dayanamazdı.

 

Ağaç Ata Li Qiye'nin yıldırımları tüketme niyeti karşısında ürperdi. Bu göklerden gelen büyük bir musibetti. Kendi gibi bir Tanrı Kral bile bunu yapamazdı, bu kişinin hırsı aşırı yüksekti.

 

Li Qiye'nın yaşam sütunundan gelen rünün sıradan olmadığını bilmiyordu. Li Qiye Dünya Ağacı'ndan antik ve cennete karşı gelici bir rün elde etmişti. Uzun ve sıkıcı bir arıtma sürecinin ardından onu cennete karşı gelici bir fasıla dönüştürmüştü. O en gizemli ründü. Bu rünik fasıl yaşam sütunu ile birleştiğinde yeni bir dao dönemi olarak kabul edilebilirdi!

 

Bu dao başlangıcını kendi yaşam sütununa ait bir alan açmak için kullanmak ve yıldırımı emmek sadece Li Qiye'nin yapabileceği bir şeydi.

 

Li Qiye yıldırımları daha fazla tükettikçe boyutsal girdap da maksimum kapasitesine ulaşmış gibi görünüyordu. Yıldırım dalgaları ardından yaşam sütununda ortaya çıkarken her yerde patlamalar oluştu. Hiç şüphesiz yıldırımları emdikçe yaşam sütunu da çökmenin eşiğine geliyordu bu bu sonsuz yıldırım dalgalarına dayanamıyordu.

 

Yıldırımlar bedeninde akın ederken çatlama sesleri duyuluyordu. Küçük kıvılcımlar bedeninde patladı ve çok daha fazla patlamaya neden oldu.

 

Bir anda yanık kokusu Li Qiye'nin bedeninden yayıldı. Li Qiye sınırına ulaşmış gibiydi. Yıldırımlar onu keskin bir şekilde yakmayı amaçlıyordu.

 

Bu kokuyu hisseden Ağaç Ata endişelendi ve hızlıca sordu: "Genç Asil Li, iyi misiniz?"

 

"Açıl!" Li Qiye haykırdı. Başka bir patlama ile Kader Sarayları kafasının üzerinde ortaya çıktı. Gümbürtü sesleri ile birlikte yaşam sütunu çok daha büyük hale geldi ve gökyüzüne sıçradı.

 

"Bang! Bang! Bang!” Kader Sarayları açıldığı an boyutsal girdabın gücü de katlanarak arttı. Tüm yıldırımları çılgınca yutuyordu. En sonunda tüm yıldırımlar girdap tarafından emildi.

 

Başlangıç sadece bir testti. O anda Li Qiye tüm dikkatini bıraktı ve tüm Kader Saraylarını açarak sütunun sonsuz yıldırımı emmesini sağladı.

 

"On iki Kader Sarayı..." Tüm sarayları ortaya çıktığı an Ağaç Ata'nın ifadesi büyük ölçüde değişti. On iki saray çağlar boyunca benzersizdi!

 

"Hayır, bu..." Çok hızlı şekilde Ağaç Ata diğerlerinin üzerinde olup sanki bulutların içinde gizleniyormuş gibi duran on üçüncü sarayı görebildi.

 

"On üç saray!” Ağaç Ata dehşete düşerken şok içinde geri adım attı. Onun gibi yıllarca yaşayan zirve bir varlık bile korkmuştu. Şoktan kurtulmak için birkaç adım daha geri atması gerekti.

 

Bir anda yaşlı gözleri genişçe açılırken diğerlerinin üzerinde olan on üçüncü saraya baktı. Gözlerini ovdu ve doğru görüp görmediğini kontrol etti.

 

Ancak gözlerini bir süre ovduktan sonra on üçüncü saray hala orada olduğunu gördü ve bu da bunun doğru olduğu anlamına geliyordu.

 

"Bu... Bu... Mümkün değil... " Ağaç Ata gözlerinin ona söylediklerini kabul edemedi. Derin bir nefes aldı ve bu gerçekliğe dalmaya çalıştı.

 

On iki saraya sahip bir gelişimci daha önce görmemişti. On bir sarayı bile daha önce duysa da görmemişti. On saraya sahip olan bir genci bile sadece bir kere görmüştü. Bu genç aşırı parlaktı ve nesli sırasında Taş Tıp Dünyası'ndaki bir numaralı dahi olarak görülüyordu. Her ne kadar Ölümsüz İmparator olmasa da zirveye ulaşmış ve yenilmez bir usta olmayı başarmıştı.

 

Ama bugün on iki sarayı değil on üç sarayı görmüştü! En ufak sağduyuya sahip gelişimci bile on ikinin limit olduğunu bilirdi. Zamanın başından beri Ölümsüz İmparatorlar bile on iki limitini aşamamıştı!

 

Üstelik on iki saraya sahip olmak bile duyulmamış bir şeydi, bunun hakkında sadece Ölümsüz İmparator Jiao Heng'in sahip olduğu konusunda söylentiler vardı. Üstelik bu sadece söylentiydi ve kimse doğru olup olmadığını bilmiyordu.

 

Ağaç Ata Li Qiye'ni non üçüncü sarayına hayalet görmüş gibi baktı. Gerçekten korkmuştu! Eğer biri on iki saraya sahip olsaydı Ağaç Ata o kişinin gelecek Ölümsüz İmparator olacağına kesinlikle güvenirdi.

 

Ama Li Qiye on üç saraya sahipti. Bunu kendi gözleri ile gören herkes dehşete düşerdi ve buna Tanrı Krallar da dahildi.

 

Ağaç Ata afalladı ve mırıldandı: "On üç saray… Çağlar boyu eşsiz bir mucize, ebediyete kadar görülmemiş tartışmasız bir şey..."

 

O anda Li Qiye'nin güveninin nereden geldiğini anladı. On üç saraya sahip biri kesinlikle bir Ölümsüz İmparator olurdu. Diğerleri ne kadar parlak olursa olsun onun önünde gölgede kalırdı.

 

Li Qiye'nin diğerlerini kendisi ile kıyaslamamasını söylediğinde neden bu kadar sakin olduğunu anlamıştı.

 

On üç saray ile gerçekten bu yeteneğe sahipti. Göksel Varlık Ye Qingcheng veya İmparatorluk Sınırı Mei Aonan fark etmeksizin onun tarafından gölgede bırakılacaktı.

 

Li Qiye çılgınca yıldırımları emerken yıldırımlar ara sıra Alp Dağı'nın üzerinde parlıyordu. Birçok konuk neler olduğunu bilmiyordu. Bazıları garip bir şey olduğunu fark etmişti ama kimse araştırmaya cüret edemiyordu.

 

Alp Dağı öğrencilerine gelince, hem Cennetsel Krallar hem de münzevi Erdemli Örnekler ciddi ifadelere sahiplerdi. Sakinleşmeye cüret edemiyoralrdı ve bu da dağın atmosferinin cididleşmesine neden oluyordu. Böyle bir değişiklik konukların neler olduğunu bilmemelerine rağmen ciddi atmosferi hissetmesine neden oluyordu.

 

Bu anda Simya Krallığı'nın atasal bölgesindeki belli bir yerde bir saray vardı. Simya Krallığı Lideri sonunda bu yere gelebilmiş ve imparatorluk ailesinin ana varisi Simya Krallığı Prensesi Ming Yexue ile görüşebilmişti.

 

Bu yere girebilmek için klan lideri çok sayıda çaba harcamış ve bağlantı kullanmıştı.

 

Klan lideri bir tül ile örtülü olan köşkte oturduğu için Ming Yexue'nin görünüşünü görememişti. Eğer bir adım daha ileri atmak isterse bir grup yaşlı kadın tarafından anında durdurulacaktı.

 

Klan lideri itaatkar şekilde saray köşkünün önünde oturdu ve kafasını eğerek konuştu: "Huangfu Klanı'nın 193. Lideri Peri Ming'i selamlar. Peri Ming Taş Tıp Dünyası'nın en parlak mücevheri ve Simya Krallığı'nın gururudur. Huangfu Klanı da sizinle gurur duyuyor. Ming Klanı'nın Kutsal Azizi'nin Huangfu Klanı'mızın üyesi ile evlendiği o sene..."

 

Her ne kadar Huangfu Klanı Ming Yexue ile akraba olduğunu iddia etse ve Huangfu Hao hayattayken diğerlerine Ming Yexue'nin onun küçük kuzeni olduğunu söylese de Huangfu Klanı bu ilişkiyi onun önünde dikkatsizce söylemeye cüret edemiyordu. Sonuçta bağlantıları oldukça inceydi. İki tarafın uzun süredir birbiri ile görüşmediği bile söylenebilirdi.

 

Eğer klan lideri bu bağlantıyı dile getirir ve Ming Yexue'yi mutsuz ederse bu Huangfu Klanı için avantajsız olurdu. Her ne kadar klanlarının gücü büyük olsa da imparatorluk ailesi ile kıyaslanamazdı.

 

"Huangfu Klanı Lideri'nin beni görmesini gerektirecek ne işi var?" Köşkten çok nazik bir ses geldi ve liderin övgüsünü kesti.

 

"Saygıdeğer Peri, Huangfu Klanım zayıf ve diğerleri tarafından zorbalığa uğruyor. İnsan vahşi Li Qiye'nin hiçbir kısıtlaması yok. O açıkça Simya Krallığı'na ve imparatorluk ailesine hakaret etti. Hoe'er'im adaletsizliğe karşı çıktı ve Simya Krallığı'nın şanını korumak istedi, bu nedenle de vahşi Li Qiye ile karşı karşıya geldi. Bu vahşinin bu kadar kötücül olup Hoe'er'i öldüreceğini kim beklerdi ki? O Simya Krallığı'nı yok edeceğini ilan etmeye bile cüret etti..."

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24278 Üye Sayısı
  • 839 Seri Sayısı
  • 42171 Bölüm Sayısı


creator
manga tr