Bölüm 710: Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar

avatar
1932 8

Emperor’s Domination - Bölüm 710: Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar


 

Bölüm 710: Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar

 

Bir adam ve bir peygamber devesi yerdeki bedenlerin önünde duruyordu ve tüm bölge toprağa karışan kan ile boyanmıştı.

 

Uzun bir süre sonra nazik bir esinti oluştu ve kan kokusu herkese işleyerek mide bulantısı hissetmelerine neden oldu. Ancak onların midelerini bulandıran koku değildi.

 

Önlerindeki dehşet verici manzaraydı. Cennetsel Krallar ve yüzlerce uzman bir anda öldürülmüştü. Bu manzara kusmalarını istetecek kadar dehşet vericiydi. Kalplerinin derinliklerinde bir korku oluşmuştu. Kimse Li Qiye’den mi yoksa iskelet peygamber devesinden mi korktuklarını bilmiyordu.

 

Belki de en korktukları şey olaylar hakkındaki bilgi eksikliğiydi. Başlangıçtan beri iskelet peygamber devesi ve Li Qiye arasında neler olduğunu ve aralarındaki ilişkiyi bilmiyorlardı. Neden Li Qiye’nin onu kontrol ettiğini bile bilmiyorlardı.

 

Önlerindeki peygamber devesi Cennetsel Kralların kafalarını patates gibi doğruyordu, o şey ne kadar güçlü ve korkutucuydu?

 

Diğerleri Li Qiye yere bastığında Ölüm Yazıtı'ndan gelen ölüm enerjisini toprağa aşıladığını bilmiyordu. Üstelik dört büyük teknikten biri olan Ölüm Faslı'nı etkinleştirmişti.

 

Jian Wushuang ile arasındaki savaşta Jian Wushuang yaralanmıştı ve büyük miktarda ölüm enerjisi elde etmişti! Enerji belli bir seviyeye ulaştığı an Ölüm Faslı'nı açılabilecek üstün bir kanun olarak kullanılabilirdi!

 

Aşırı güçlü Ölüm Faslı etkinleştiğinde Li Qiye'ye yakın olan bir ölü çağrılabiliyordu. Ne kadar önce öldükleri veya ne oldukları önemli değildi. Bir zamanlar yaşamaları Ölüm Faslı tarafından çağrılmaları için yeterliydi.

 

Ölüm Faslı güçlendiğinde çağırmanın emaresi de genişliyordu. Kullanıcı yetenekli olduğu sürece fasıl Taş Tıp Dünyası'nın her yerinden ölüleri çağırabilirdi. Tabii ki, bu tür bir çağrı son derece zordu. Fasıl böyle bir güç elde etmeden önce nihai aşamasına ulaşmak zorundaydı.

 

Ve çağrılan ölüler sadece Ölüm Faslı'nın gücünü değil kendi eski güçlerini de yansıtıyordu.

 

Eğer bu ölü varlıklar hayattayken çok güçlüyse çağırıldıktan sonra da hayal edilemeyecek kadar güçlü oluyorlardı. Ancak onları gücünün zirvesinde olarak çağırmak için Ölüm Faslı'nın da yüksek seviyede olması gerekliydi.

 

"Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar!" Arkada saklanan Tie Yi bu peygamberdevesini gördükten sonra ifadesini değiştirdi. Çılgınca yere gömüldü.

 

"Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar" çok yaygın şekilde duyulan bir unvan değildi, ama Alp Dağı öğrencileri kesinlikle bu unvanı daha önce duymuştu.

 

"Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar" Alp Dağı'nın lideri olan Akçaağaç Kralı zirveye geldi. İskelet peygamber devesini gördüğünde şaşırdı ve konuşmadan önce derin nefes aldı: "Bu atamın baş düşmanı değil mi? Milyon yıl önce atam onu öldürüp Alp Dağı'nın altına gömmüştü!"

 

Normalde Alp Ağaç Atası daha zirveye ulaşmamışken Alp Büyük Damarı'nı isteyen bir şeytani varlık vardı. Bu varlık cennete karşı gelici bir şeytan peygamber devesiydi ve Tanrı Hükümdar unvanına sahipti.

 

Çağı sırasında her ne kadar Ağaç Ata zirveye ulaşmamış olsa da çok sayıda miras ondan korkuyordu.

 

Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar Alp Dağı'na girdiğinde Ağaç Ata onunla karşılaşmış ve büyük bir savaş gerçekleşmişti. Her ne kadar o nesil bu savaşı görememiş olsa da dağın öğrencileri bunun hakkında hikâyeler duymuştu. Bu savaş yeri yarıp göksel şeylerin parlaklığını yitirmesine neden olmuştu. Üç gün üç gece sonrasında Alp Ağaç Atası büyük bir bedel ödeyerek Tanrı Hükümdarı öldürmeyi başarmıştı.

 

Ardından onu Alp Dağı'nın altına gömmüştü. Öğrenciler bile hükümdarın cesedinin nerede olduğunu bilmiyorlardı.

 

Ama şu an hükümdarın iskeleti dışarı çıkmıştı, bu da Akçaağaç Kralı'nın korkmasına neden olmuştu.

 

"Onnnnggggg..." O anda Akçaağaç Kralı bir boru öttürdü ve sesi tüm dağda yankılandı.

 

“Neler oluyor?” Boru her yerde yankılandı ve birçok konuk panikledi. İlgilenenler bir göz atmak için dışarı çıktı.

 

Bir anda birçok ses bir kükreme gibi ortaya çıktı. Çok sayıda uzman Li Qiye'nin bulunduğu tepede ortaya çıktı ve bunlara Ağaç Şeytan Hükümdarlar, Golem Kralları, öfkeli Kutsal Kaplanlar ve Sel Ejderleri dâhildi...

 

Bazıları yerin altından çıkarken bazıları hazineleri ile gökyüzünden iniyordu. Bir anda bir ordu tepeyi çevreledi.

 

Bu ordunun sonu yoktu. Kudretli ordu tepeyi çevreledi ve kaçış olasılığını ortadan kaldırdı. Cennetsel Egemen ve Cennetsel Kral auraları her yere yayıldı.

 

Konuklar bu ordunun karşısında nefeslerini tuttu. Her ne kadar birçok kişi neler olduğunu anlamasa da yakınlaşmaya cüret edemiyorlardı ve sadece uzaktan izleyebiliyorlardı. Kötü bir şeylerin olduğunu anlamışlardı, sonuçta Alp Ordusu tek bir tepeyi kuşatıyordu. Alp Dağı'nın bu kadar büyük ölçüde bir şey yapmasına sebep olan düşmanı görmek isteyenler de vardı.

 

Aynı anda diğer miraslardan olan büyük uzmanlar da bu orduyu gördükten sonra sarsıldı. Her ne kadar dağ bir tarikata veya ülkeye sahip olmasa da gücü ve öğrencileri birçok büyük güçten kesinlikle daha güçlüydü.

 

Madam Zi Yan bile Alp Dağı'ndan olan birçok uzman tarafından çevrelendiğini gördükten sonra sarsıldı. Onların çoğu Cennetsel Kral'dı. Bu meselenin barışçıl bir şekilde bitmeyeceğini biliyordu.

 

Sadece Li Qiye sakindi. O etrafa baktı. En sonunda bakışları Akçaağaç Kralı'nın üzerine geldi.

 

“Biraz ilgi çekici.” Li Qiye kıkırdadı ve krala bakarken konuştu: "Akçaağaç Kralı, amacın nedir?”

 

Dağın yöneticisi olan Akçaağaç Kral soğuk bir şekilde ciddi ifadesiyle konuştu: "Genç Asil Li'nin istediğim şeyi açıkça bildiğimi düşünüyorum."

 

"Oh, anlıyorum, demek Alp Dağı'nız konuklarına böyle davranıyor." Li Qiye cevap olarak güldü.

 

O noktada birçok konuk korkudan titredi. Bu gencin cesareti nedeniyle de şaşkına dönmüşlerdi. O hala gülümseyebiliyor ve rahat davranabiliyordu.

 

Akçaağaç Kralı sesini derinleştirdi: "Alp Dağım her zaman misafirperver olmuştur. Doğum günü partisine gelen herkes saygı ile karşılanacaktır! Ancak Genç Asil Li, siz atamın doğum gününde cinayet işlediniz ve dağımızı kan ile boyadınız. Bu bize yüz vermediğiniz anlamına geliyor. Her en kadar saygıdeğer konuklarımızdan biri olsanız da bize bir açıklama yapmalısınız!"

 

"Öyle mi?” Li Qiye gülümsedi ve konuştu: "Cinayet mi işlemişim? Bunun daha çok kendini savunma eylemi olduğunu hissediyorum. Bu yaşlı moruklar açıkça canımı istiyordu, ben de doğal olarak oturup ölümü bekleyemezdim. Eğer beni suçlamak istiyorsanız yanlışlıkla biraz ileri gitmiş olduğum için üzgünüm ama ne yapabilirdim? Gençlerin her zaman deneyim eksikliğinden dolayı dikkatsiz olduğunu biliyor olmalısınız. Onlar bazen çok ileri gidip dünyaları katledebilir. Bu oldukça normal bir olay."

 

Li Qiye'nin sözleri izleyenlerin kanlı bir manzara hayal etmesine neden oldu.

 

"Genç Asil Li'nin kendini koruyup korumadığı tartışılabilir!" Akçaağaç Kralı soğukça konuştu: "Ancak Genç Asil Li ve şeytani Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar birlikte çalışıyor ve bunlar atamın büyük doğum gününde oluyor. Bu benim Alp Dağı'ma hakaret etmek gibi!"

 

Li Qiye ona baktı ve hafifçe gülümsedikten sonra konuştu: "İlginç. Ben imparatorluk miraslarından olan Cennetsel Krallar tarafından tuzağa düşürülen isimsiz bir küçüğüm. Aklımdaki tek şey korkuydu. Neredeyse o acımasız krallar tarafından öldürülüyordum ama Alp Dağı'nız adalet için ortaya çıkmadı. Şimdiyse bir peygamber devesi beni kurtarmak için yerin altında çıktı ama Alp Dağı'nız adalet için şimdi mi çıkıyor? Ne kadar ilginç…”

 

Li Qiye'nin sözleri dinleyenlerin sessizleşmesine neden oldu. Onun tanımı, bir kurt sürüsü tarafından çevrili bir kuzu olduğunu belirtmiş gibiydi. Ancak gerçek şu ki o kurttu ve Simya Azizi'nin grubu çaresiz kuzulardı. O kuzu taklidi yapan bir kurt olarak en sonunda Simya Azizi'nin grubuna yetişti.

 

“Doğru ya da yanlış, buna gelecekte karar verilecektir.” Akçaağaç Kralı kuru bir şekilde konuştu: "Ama şu anlık cinayetiniz ve Karanlık Peygamber Devesi Tanrı Hükümdar ile işbirliğiniz açık. Eğer Genç Asil Li bu meselenin barışçıl şekilde son bulmasını istiyorsa tavsiyelerimi dinleyip teslim olabilir."

 

Li Qiye ona baktı ve kafasını sallayıp konuştu: "Bu senin mi yoksa Ağaç Ata'nın mı fikri? Eğer senin fikrinse Ağaç Ata'nın soyundan gelenlerin vasat olduğunu söyleyebilirim. Ancak eğer Ağaç Ata'nın fikriyse korkarım çok yaşlanıp bunaklaşmış. Bana karşı hamle yapmak Alp Dağı'nızın sonunu istemek gibi."

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24319 Üye Sayısı
  • 839 Seri Sayısı
  • 42176 Bölüm Sayısı


creator
manga tr