Bölüm 699: Yenilgiyi Kabul Etmeden Önce Ölüm

avatar
1922 7

Emperor’s Domination - Bölüm 699: Yenilgiyi Kabul Etmeden Önce Ölüm


 

Bölüm 699: Yenilgiyi Kabul Etmeden Önce Ölüm

 

Kristalize Deniz Tarikatından olan yaşlı simyacı tarikatında simya daosu konusunda en başarılı kişiydi. Düşmanları bile ona saygı duyardı. Bu sözleri söylediği an birçok kişi derin nefes alıp Li Qiye'ye baktı.

 

Aniden tüm şaşkın gözler ona odaklandı. Li Qiye kimdi? O çok gençti ve ünsüzdü. Bu kişi bir Simya İmparatoru olabilir miydi?

 

Bi kişi sormadan edemedi: "Genç Asil Li aslında bir Simya İmparatoru mu?"

 

Li Qiye kıkırdayıp konuştu: "Simya İmparatoru... Buna nasıl cevap vermeliyim? En azından hiç Simya İmparatoru olmak istemedim. Benim gibi biri için bitki yetiştirme ve hap arıtma sadece bir hobi, sadece sıkıldığım zaman yaptığım bir şey. Benim gibi biri bir Simya İmparatoru olmak istemez. Böyle başarılar benim için anlamsız."

 

Bu cevap herkesi suskun bıraktı. İzleyenlerden biri gökyüzüne baktı ve haykırmaya başladı kafalarını duvara vurarak intihar etmek isteyenler de vardı.

 

Hapları bezelye kızartır gibi arıtmak ve yüzde yetmiş saflıkta beş dönüşümlü kader hapı yapmak... Tek hareketle en iyi kalitede haplar yapabiliyordu. Ancak bu sadece sıkıldığında yaptığı bir hobiydi…

 

Durum buysa onlara ne olacaktı? Tüm hayatları boyunca simya daosuna ve hap arıtmaya çalışan simyacılar ne yapacaktı? Nasıl olur da bu şoka dayanabilirlerdi? Belki de bir tofu parçası kullanarak intihar etmelilerdi.

 

Daha gülünç olan ise Simya İmparatoru gibi bir varlığın onun için anlamsız bir başarı olmasaydı.

 

Bu gerçek birçok kişinin kendi mezarını kazmak istemesine neden oluyordu. Onlar için Simya İmparatoru zirvedeki varlıktı ve eşsiz bir şandı. Bir Tanrı Kral bile bir Simya İmparatoruna karşı samimi davranırdı. Ölümsüz İmparatorların bile onlardan yardım istediği zamanlar olurdu.

 

Simya İmparatoru olmak Taş Tıp Dünyası’ndaki gelişimciler ve simyacılar için en yüksek seviyeli değerlerden biriydi ve herkes oraya ulaşmak için tüm hayatı boyunca uğraşırdı.

 

Ama şu an Li Qiye’nin sözlerinde bu başarı önemsizdi. Bu adaletsizliğe nasıl dayanabilirlerdi? Nasıl olur da bir binadan atlamak istemezlerdi?

 

Madam Li Qiye’nin yanında dururken sadece gülümsedi. Eğer bu sözleri ilk kez duymuş olsaydı kızgın olurdu ama Genç Efendisinin kibrine alışıyordu.

 

Yine de o an kimse Li Qiye’nin kibirli olduğunu düşünmüyordu. Öyle olsa bile bu sözleri söyleyecek konumda olduğunu düşünüyorlardı. Bu kibirli olmak için yeterli güce sahip olduğu içindi.

 

Birisi mırıldanmadan edemedi. "Bu dört simya dahisine kıyasla nasıl?"

 

Bu soru herkesi sessizleştirdi. Birçok kişi Li Qiye'nin dört simya dahisinden daha yetenekli olduğunu hissetti.

 

"Siz kaybettiniz.” Li Qiye sırıttı ve Huangfu Hao'nun grubuna baktı.

 

Hap Kralı’nın ifadesi aniden solarken kafasını istemsizce eğdi. Söyleyecek bir şeyi yoktu, Li Qiye'nin hap arıtımı onu nefessiz bırakmıştı.

 

Gururlu bir kişiydi. Kazandan doğan bir simya sarmaşığı olarak simya onun kaderiydi.

 

Her ne kadar dört simya dahisi gibi gerçek dahilere kıyasla düşük seviyede olsa da Huangfu Hao gibi beşinci dahi olarak anılan birine kıyasla zayıf olduğunu kabul etmiyordu.

 

Ancak Li Qiye'nin hap arıtışını gördükten sonra kendine güvenini kaybetmiş ve sessiz hale gelmişti. Düşüncelerini anlayamıyordu.

 

"Bu seviyedeki bir simya daosuna kaybetmek utanç verici değil.” Simya Azizi en sonunda iç çekti. Bir şey söylemedi ve oradan gitmek için döndü.

 

Ejderha Prensesi hiç ikna olmadı. Kalbinde sadece Li Qiye'yi öldürmek ve ondan intikam almak vardı. Ancak Simya Azizi’ni takip edip gitmekten başka seçeneği yoktu. Gitmeden önce son kez Li Qiye'ye öldürme arzusu ile baktı.

 

Bu sırada Huangfu Hao olduğu yerde donmuş şekilde durdu. İlk başta Li Qiye’yi küçük düşürmek istemişti ve eğer Li Qiye karşı çıkmaya cürete derse bunu bahane ederek onu öldürecekti.

 

Ancak her zaman gurur duyduğu simya daosunun anında yenileceğini beklemiyordu. Li Qiye'nin hap arıtma tekniğinin önünde kendisininki bahsetmeye bile değmezdi.

 

En sonunda kendine geldi ve ciddi bir şekilde haykırdı: "Onun İlahi Kazanında garip bir şey var, orada bir şey olmalı!"

 

Madam Zi Yan'ın önünde Li Qiye'yi küçük düşürmek istiyordu. Bu sayede sadece kendisinin ona layık olan gerçek dahi olduğunu anlayacaktı, ama ani yenilgisi ona yüz bırakmamıştı, bu nedenle de bir bahane arıyordu.

 

"Ne kadar acınası, incelikle bile kaybedemiyorsun.” Li Qiye tembelce ona baktı ve konuştu: "Görünüşe göre Huangfu Klanı’nın sunabileceği en iyi şey bu gibi görünüyor. Düşüşte olmalılar, bir Kral İlacı’nı kaybetmeyi bile göze alamıyorlar, ne kadar da utanç verici."

 

O anda birçok kişi Huangfu Hao'yu izledi. Her ne kadar konuşmak için isteksiz olsalar da kafalarını sallamadan edememişlerdi. Eğer Li Qiye'nin İlahi Kazanı’nda bir sorun varsa ve herkes izlerken bunu kullanmak istemişse çoktan bunu fark etmiş kişiler olurdu. Üstelik yeni oluşan hapın ateş enerjisi ve tıbbi kokusu simya daosunu bilmeyenler için bile belirgindi.

 

"Eğer beni gerçek yeteneklerinle yenseydin söyleyecek bir şeyim olmazdı." Huangfu Hao kızardı ve çok daha fazla bahane üretti: "Hapları bu şekilde yapmak sağduyuya sahip herkesin imkansız olduğunu bildiği bir şey. Hmph, bana göre bunun kazanın ile ilgisi var. Bu bir kazan değil, o bir tür illüzyon büyüsü olmalı."

 

"Sağduyu?” Li Qiye ona baktı ve güldü: "Benim için sağduyu bir bok değil! Sadece yeteneksizler sağduyuyu gerçek kabul eder!"

 

Önceki nesilden bir uzman kafasını salladı ve seslendi: "Bu imkansız, illüzyon büyüsü bile olsa nasıl bu kadar insanı kandırabilir? Üstelik bu dört kader hapı gerçek ve tamamen yeni, bunda sahte bir şey yok."

 

"Evet, bu dört kader hapı kesinlikle gerçek." Yaşlı bir simyacı Li Qiye'nin haplarını onayladı.

 

Buradaki kişilerin Li Qiye'yi sevip sevmemesi önemli değildi, gerçek uzmanlar gerçeği kabul ederdi. Simyacılar için simya daosu saygıya layıktı, bu nedenle doğruyu söyleyeceklerdi.

 

"Haha, mutlak öyle olmayabilir, birkaç kötücül sanat görülmeyebilir." Huangfu Hao dudak büktü ve konuştu: "Belki bu dört kader hapı çoktan bu kazanın içinde gizlenmişti. Onları bu şekilde arıtmak sadece bir illüzyondu. Bana bu dört kader hapını verin ve ben de aynısını yapayım."

 

O anda Huangfu Hao çok daha bartı bahanelere başvurdu. Ne olursa olsun Li Qiye'nin itibarını bozmak zorundaydı.

 

"Yüzde yetmiş saflığa sahip beş dönüşümlü haplar, üstelik neredeyse altın renginde, öyle hapları nereden bulacaksın?" Birisi Huangfu Hao'nun çok abarttığını hissetti. Huangfu Klanı’ndan korkmuyor olsalardı çoktan ona gülerlerdi.

 

"Korkarım ki modern zamanda böyle haplar artırabilecek kimse yok. Eğer birisi varsa belki de Simya Krallığı’nın saygıdeğer antik simyacıları olabilir." Bir kraliyet lordu konuştu.

 

Huangfu Hao, Li Qiye'yi küçük düşürmeyi denese de durumunu anlıyordu. Biraz önce birçok kişi onu destekliyordu. Ancak şu anda kimse onun tarafında değildi ve bu onun yüzünün kızarmasına neden oluyordu.

 

Li Qiye ona tek gözü ile baktı ve hafifçe gülümsedi: "Kaybetmeyi bile göze alamıyorsun. Söylemen yeterli, sana acıyacağım. Kral İlacın sende kalsın. Zaten benim için önemli değil, sadece çöp. Bu kadar utanmaz davranmana gerçekten gerek var mı?"

 

"Sen..." Huangfu Hao öfkeyle titriyordu. Bir ikilem içindeydi, ama sonuna kadar düşüncelerini takip etmek zorunda kaldı. Eğer Li Qiye’ye kafasını eğmeyi seçerse gelecekte tüm yüzünü kaybetmiş olacaktı.

 

Li Qiye'ye bakan Huangfu Hao derin nefes aldı ve konuştu: "Eğer kötücül bir numara veya illüzyon kullanmadıysan herkese kazanını göster. Tek bakışta gerçek anlaşılacaktır."

 

Bir simyacı kafasını sallamadan edemedi ve yorumladı: "Bu istek çok mantıksız.”

 

Kazan simyacının ikinci hayatıydı. O simyanın bir parçasıydı. Sıradan simyacılar bile kolaylıkla yabancılara kazanlarını göstermezdi.

 

Nedeni ise basitti. Her kazan simyacının dikkatli beslemesi ile gelişirdi. Kazanı beslemeleri ve ateş kaynağı diğerlerine kolaylıkla gösterilmeyecek şeylerdi.

 

Dahası her simyacı çok sayıda eşya arıtırdı ve kazanları ile bu deneyimleri paylaşırdı. Her simyacı kazanları ile derin bağlara sahipti ve onları bedenlerinin bir parçası olarak görürdü.

 

Biri çok yakn veya güvenilir olmadığı sürece simyacılar genelde yabancılara kazanlarını göstermezlerdi.

 

"Ne, bunu yapmaya cesaret edemiyor musun? Eğer yapmıyorsan kesinlikle bir suçlu vicdanına sahipsindir." Huangfu Hao duak büktü ve konuştu: "Bah! Böyle aşağılık şeyleri kullanmana rağmen beni yeneceğine söylemeye cüret ediyorsun." O anda Huangfu Hao utançtan çılgına döndü. Aklını kaybetmiş bir dul gibiydi!

 

Madam Zi Yan soğukça konuşmadan edemedi: "Ne kadar da utanmaz." Onun gibi bilge bir hükümdar nadiren insanları küçümserdi ama bugün olumsuz ifadesini ile getirmesi gerekliydi.

 

Huangfu Hao'nun yüzü madam tarafından seslenildikten sonra kızardı. Ancak yine de en sonuna kadar çabalamak istedi ve Li Qiye'yi küçümsedi: "Li, suçluluğunu göstermek için kazananı göstermeye cüret ediyor musun? Yapamıyorsan herkes seni sefil şeyler kullanarak kazanmaya çalışan biri olarak bilecek!"

 

Kalabalıkta birçok kişi kafasını sallamadan edemedi. Bazıları Huangfu Hao'nun eylemlerini bile küçümsedi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 22139 Üye Sayısı
  • 821 Seri Sayısı
  • 41016 Bölüm Sayısı


creator
manga tr