Bölüm 613: Golem Irkı

avatar
2690 9

Emperor’s Domination - Bölüm 613: Golem Irkı


 

Bölüm 613: Golem Irkı

 

Shi Hao dürüst bir adam olduğundan Li Qiye onun yanlışlıkla gerçeği söyleyebileceğinden endişelenmişti, bu nedenle onu özellikle uyardı.

 

Shi Hao cevapladı: “Endişelenme kardeş Li. Ben resmi bir süreç ile kabul edilen bir simyacıyım. Formül veya arıtma süreci hakkında kimseye bir şey söylemeyeceğime dair Gerçek Kader Yemini kullanacağım.”

 

Ardından Gerçek Kaderini kullanarak ciddiyetle yemin etti. O resmi yeterlilik sürecini geçen gerçek bir simyacıydı, gelişigüzel seçilmemişti. Simyacların kanunlarını biliyordu, bu nedenle başkalarına formülleri vermezdi.

 

Yeşim Kanı Dağı, Taş Okuyan Ülkesi'nden çok uzak olmadığından Shi Hao oraya yürüdü. Li Qiye'ye şehrin manzarasını göstermek istiyordu.

 

Taş Okuyan Ülkesi ülke içinde büyük değildi, ama yine de ıssız olmak yerine refah içindeydi.

 

(DN: Arkadaşlar buradaki ülke olayını çevirmenle tartışıyoruz, ortak bir karara varıp değiştireceğiz umarım.)

 

Yollardan biri her şekilden ve boyuttan golemler ve yuvarlanan taşlar görebilirdi. Bazı taşlar yuvarlanmaya yeni başlamıştı. Onların çoğu ilk kez dağdan inmişti, merak ve beklenti ile dünyayı izliyorlardı.

 

Bu Taş Tıp Dünyası'ydı. Burası golem ve şeytan ırkının dünyası olduğundan burada yaşayanlar yeni golemleri gördüklerinden şaşırmıyorlardı, bu oldukça yaygın olan bir manzaraydı.

 

Yeni taşların yuvarlanmayı yeni yeni öğrenmesinin dışında orada her tür ve tipten golem vardı. En iyi olanlar insan şeklindeyken kötü olanlar insan başı ve taştan yapılmış hayvan bedenlerine sahiplerdi. Çok ilerleme gerçekleştirememiş olanlar ise sadece taş hayvanlardı.

 

Bedenlerinin kısımları et ve kandan olanlar ya güçlü golemlerdi ya da farklı ırklar ile soyları birleşmiş olan melezlerdi. Tamamen et ve kanlardan olanlar çok daha nadirdi ve onlar kesinlikle güçlü soylardan gelirdi.

 

Diğer yerlerde golemler şeytan ırkının bir parçası olarak görülürdü ama golemler kendilerini bu sınıflandırmaya sokmazlardı.

 

Aslında golemlerin de doğuştan hayata sahip olmaları nedeniyle bu mantıklıydı. Bu golemler en sonunda milyonlarca yılın ardından zeka ve daoda başarı kazanmıştı. Bu ırktakilerin çoğu aniden yeri ve göğü hissedebilen ve kendi yaşam kaynaklarını kazanarak dünyada yürüyen küçük çakıl taşlarıydı.

 

Rastgele bir taşın aniden dünyaya düşüp hayat kazınması yaygın bir olaydı. Tabii ki bazı golemlerin derileri ve kanları olacak seviyede dönüşüm geçirebilecek kadar yüksek seviyeli bir zekaya sahip olmaları çok uzun zaman alıyordu ve bu onların güçlerinin bir işaretiydi. Üç farklı golem türü vardı. Bunlar gökseller, soylular ve melezlerdi.

 

Golem ırkında gökseller en saf golemlerdi ve dünyayı hissederek hayat kazanıp sürekli dönüşüm geçirmiş ve güçlerini yükseltmişlerdi. Onlar birinci nesil golemlerdi.

 

Soylular birinci neslin soyundan gelen yavrulardı. Bir golem kendi et ve kanını kazanabileceği bir güç seviyesine ulaştığında üreyebiliyorlardı. İlk nesilin üreyebilecek fiziksel gereksinimlere sahip olacak seviyeye ulaşması gerekiyordu.

 

Soylular genelde et ve kan ile doğarlardı ve ayrıca golem ırkının yüksek gücünü miras alırlardı. Normalde asil olarak görülür ve büyük klanlardan veya miraslardan gelirlerdi. Ataları güçlü varlıklardı.

 

Melezler ise golemlerin üremek için kısayolu seçmesinden oluşmuşlardı. Golemler belli bir güç seviyesine ulaştıklarında farklı ırklardan olan kişiler ile bir araya gelebiliyorlardı. Tabii ki en ideal olanları insanlardı. Onların yavrularına melez deniyordu. Melezler et ve kana sahipti, ama doğal golem avantajlarını kaybetmişlerdi.

 

Üç tür de kendi avantaj ve dezavantajlarına sahipti, ama en avantajlıları yine de ikinci nesil soylulardı. Göksellerin dünyayı hissetmek ve dönüşmek için uzun zamana ihtiyaçları vardı. Et ve kan formuna ulaşamadan ölme ihtimalleri bile vardı.

 

Yeri ve göğü hissedebildiklerinden enerjisine oldukça yakınlardı. Ancak bu taş bedenlerinde meridyenler olmadığından erdem kanunları hem sınırlı oluyordu hem de gelişim yaparken dünyevi enerjiyi arıtmakta sınırlandırmaya maruz kalıyorlardı.

 

Bu nedenle bir gökselin doğmasından güçlü bir noktaya ulaşana kadar uzun ve zorlu bir süreci geçmesi gerekiyordu.

 

Soylular gökseller arasında asillerdi ve ataları aşırı güçlü varlıklardı. Doğdukları an çoğu kısımları et ve kandan oluşmuş olurdu. Üstelik hala golem olduklarından üstün yeteneklere ve doğuştan ruhsal güce sahip olurlardı. Ayrıca golemlerin güçlü bir beden gibi doğal avantajlarına da sahip olurlardı.

 

Ancak bir zayıflıkları vardı: Soya çekim. Eğer bir soylu atasından daha güçlü değilse soya çekim meydana gelirdi ve doğal avantajları zayıflardı. Eğer soylular zayıflamaya devam ederlerse en sonunda dönüşüm süreci geçirir ve yeniden taş haline gelirlerdi.

 

Melezler ise üremek için kolaya kaçmaktan dolayı oluşmuştu, ama bu kişiler golem ırkının doğal avantajlarından yoksundu ve bedenleri diğerlerine kıyasla oldukça zayıftı. Ancak eğer insan soyuna sahip olurlarsa ruhsal enerji ile uyumları ve zekaları oldukça yüksek olurdu.

 

Üç tip de kendi iyi yönlerine sahipti ve kimse hangisinin en iyisi olduğunu söylemeye cüret edemezdi. Ancak soyluların golem ırkı içinde en büyük avantaja sahip olduğu yalanlanamazdı. Bu soylular en azından Erdemli Örnek seviyesinde aşırı güçlü bir ataya ihtiyaç duyardı. Bu nedenle üç golem türü arasında en yüksek başlangıç noktasına sahip olduğundan en sıkı gereksinimlere sahipti. Onların golem ırkının asilleri olarak bilinmesi mantıklıydı.

 

Taş Okuyan Ülkesi'ne doğru giden büyük yolda yürürlerken gördükleri kişilerden çoğu ölümlü golemler ve bazısı da gelişimcilerdi. Golemler arasında hayata sahip olup gelişime başlamayanlara ölümlü denirdi. Geçmiş büyük klanların soyundan gelenlerden oluşan bir tür daha vardı ancak onlar gelişimi bıraktıklarından ölümlü olmuşlardı.

 

Golemler dışında şeytanlar da vardı. Dev Bambu Ülkesi şeytani bir ülkeydi ama çok az şeytani gelişimci golem dolu sokaklarda yürüyordu. Sadece ölümlü şeytanlar yürüyorlardı. Bazıları kuş kafası ve insan bedenine sahipken bazısı insan kafası ve yılan bedenine sahipti ve bazısı da canavara benzeyen görünüşlerini koruyorlardı.

 

Şeytanların başlama noktası golemlerden farklıydı. Golemlerin ilk adımı yeri ve göğü hissetmekti ancak şeytanlar için bu farklıydı. Kökleri eski zamanlara kadar uzanırdı.

 

Bazıları şeytanların Dokuz Dünya'daki en eski ırk olduğunu söylerdi. Bu iddia daha fazla inceleme ve araştırmaya ihtiyaç duysa da şeytan ırkı gerçekten çok antikti.

 

Dünya var olduğu sürece şeytan ırkı da olacaktı. Çiçekler, otlar, uçan kuşlar, yüzen balıklar, büyük dağlar ve akan nehirler... Hepsi şeytan ırkını oluşturabilirdi.

 

Bir taş ya şeytani bir taş ya da ruhsal bir taş oluşturabilirdi ve bu golem ırkının geri kalanından farklıydı.

 

Şeytanlar dünyanın özü ile sarılmıştı. Çok uzun yıllara dayanırlarken en sonunda zeka kazanır ve gökleri anlayıp büyük dao ile iletişim haline geçebilirlerdi.

 

Golemler yeri ve göğü hissedebildiklerinden dolayı doğarken şeytanlar dünyevi enerjinin birikiminden veya güçlü gelişimcilerin dao koruması ya da dao vaazları nedeniyle oluşabilirdi.

 

Farklı kökenleri nedeniyle golemlerin milyarlarca yıldır şeytan ırkının bir parçası olarak görülmelerini reddetmeleri mantıklıydı. Şeytanlar da golemleri kendilerinden görmüyorlardı.

 

O anda Li Qiye ve Shi Hao sonunda Taş Okuyan Ülkesi'ne girdiler. Bu şehir kalabalıktı ve birçok kişi girip çıkıyordu. Bazı sokak satıcıları müşteri çekmek için haykırıyordu. Bazı ölümlüler birçok gelişimci ile birlikte alışveriş yapıyordu. Zayıf gelişimciler yolda yürürlerken güçlü olanlar gökyüzünde uçuyor veya yer altında bir yol açıyordu.

 

Taş Tıp Dünyası çok uzun yıllardır vardı ve şeytanlar ile golemler bu yerde kökleşmişti. Taş Okuyan büyük bir ülke olmasa da içinde on binlerce ölümlü şeytan ve golem yaşıyordu.

 

Bu çok canlı şehrin içinde çok az uzman bu yere geldiğinden bir insanla, tamamen insan formunda olan bir golem ya da şeytan ile karşılaşmak çok zordu. Dev Bambu başkenti gibi büyük yerlerde tamamen insan formundaki şeytanlar ve golemler görülebiliyordu.

 

Bu nedenle Li Qiye gibi sıradan bir insan Taş Okuyan Ülkesi'nde oldukça dikkat çekiyordu. Shi Hao gibi insan kafası olan biri bile oldukça nadir iken yanındaki insandan bahsetmeye bile gerek yoktu.

 

Birçok ölümlü ve gelişimci onları parmakları ile gösterirken merakla onlara bakıyordu. Bir ölümlü sordu: “Bu bir golem asili mi yoksa şeytani bir uzman mı? Bir insan olabilir mi?”

 

Bir gelişimci baktı ve yanıtladı: “Kesinlikle bir insan. Kan enerjisi yüksek değil ve aurası da yok, görünüşe göre gelişimi güçlü değil. Güçlü gelişimi olmadan insansı form aldığına göre kesinlikle insandır.”

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25432 Üye Sayısı
  • 847 Seri Sayısı
  • 42832 Bölüm Sayısı


creator
manga tr