Bölüm 583: On Üçüncü Saray

avatar
2959 12

Emperor’s Domination - Bölüm 583: On Üçüncü Saray


 

Bölüm 583: On Üçüncü Saray

 

Haykırışlar Güneyin Tang Şehrinde yankılanmaya devam ediyordu. Her ne kadar birkaç Cennetsel Kral da dâhil birçok uzman orada olsa da şehir ile Böcek Kral Mirası arasındaki fark çok büyüktü. Üstelik miras sadece daha fazla Cennetsel Krala sahip olmakla kalmayıp gökyüzünde olaylara liderlik eden bir atayı da getirmişti. İki taraf karşılaştırılamazdı.

 

Karşı koyacak gücü olan herhangi bir gelişimci miras tarafından katledilirken zayıf gelişimciler kâseye emiliyordu. Onlar da kurbanların parçasıydı.

 

Güneyin Tang Şehrinde direnişin ardından ağır bir kan kokusu oluşmuştu.

 

“Hepsini götürün, geride bırakmayın.” Böcek Kral Atası'nın sesi gökyüzünde yankılandı.

 

Kısa süre içinde güneş sonunda yükseldi ve milyonlarca yıldır güçlü duran şehir insanlardan mahrum edilirken rahatsız edici bir sessizlik oluşturdu.

 

Sokaklar kırmızıya bulanmışken güneş ışığının altında tamamen boşlardı. Geriye kalan tek şey yerdeki parçalanmış ölü cesetlerdi, onlar böcek mirasına karşı koyanların kalıntılarıydı.

 

Rüzgâr ürpertici bir kan kokusu aşıyordu. Yeraltı Sınırı'nda bir zamanlar insanlar için ünlü olan şehir şu an hayattan yoksundu.

 

Yeraltı Sınırı'ndaki İlahi İblisler, şeytanlar ve Kan ırkının bulunduğu şehirler de aynı gün saldırıya uğramıştı. Onlar büyük güçler ve imparatorluk mirasları tarafından hızlıca yenilmişlerdi. Irkları fark etmeksizin tüm ölümlüler alınırken karışık oyan gelişimciler öldürülmüştü.

 

Panik Yeraltı Sınırı'ndaki ırklar arasında hızlıca yayıldı. Bu haberleri duyduktan sonra ölümlüler her yere kaçmıştı. Ancak Yeraltı Sınırı ölümlüler için çok büyüktü ve hayaletler tarafından yönetildiğinden şehirler düştüğünde onların kalacak bir yerleri kalmayacaktı.

 

En güvenli yer muhtemelen güneyin Uzak Bulut'uydu ama orası Yeraltı Sınırı'ndan aşırı uzaktaydı, milyonlarca mil mesafe vardı. Büyük güçlerin açtığı portal olmadığı sürece hiçbiri Uzak Bulut'a gidemezdi.

 

Bu umutsuz durumun altında hayalet ırkının büyük güçleri arasında bu olaylara katılmayanlar diğer ırklardan olan kaçan gelişimcilere kesinlikle yardım etmeyecekken ölümlülerden bahsetmeye bile gerek yoktu. Gelişimciler en azından derin dağlara ve tehlikeli bölgelere kaçabilirlerdi ama ölümlüler nereye saklanabilirdi?

 

İlahi Tanrı Fermanı ile birlikte hayalet güçler hızlıca Asal Uğursuz Mezar'dan çıkıp emri yerine getirmişti, isteyip istememeleri önemli değildi. Hayalet ırkından olan büyük karakterler diğer ırklardan olan ölümlülerin olduğu bölgelere giderken gizli portallar birbiri ardına açılmıştı.

 

Büyük hayalet güçler yedi başkenti ve düzinelerce büyük şehir ve kasabayı süpürerek diğer ırklardan olan beş altı milyon ölümlüyü yakalamışlardı.

 

Böyle büyük bir süreç devam ederken birkaç büyük ülke yok edilmişti. Bu daha önce hiç olmamıştı! Her ne kadar hayaletler ve diğer ırklar anlaşamasa ve birçok çatışma yaşansa da ölümlüler bu mücadelelerin dışında tutulurdu.

 

Bu sefer büyük güçlerin başka seçeneği yoktu. Büyük bir küçümseme ile emri yerine getiren birkaç münzevi antik klan da vardı; hiçbiri İlahi Tanrının emrine karşı koyamıyordu. Herkes Sonsuz Kemik Tahtı kadar güçlü olup emri görmezden gelecek konumda değildi.

 

Tabii ki bu emri yerine getirmekten mutluluk duyan bazı güçler de vardı ve onlar bu durumu kullanarak diğer ırkları yok etmek istiyorlardı.

 

Her ne kadar direnişler her yerde olsa da Yeraltı Sınırı hayaletlerin dünyası olduğundan diğer ırkların sınırlı güçleri vardı. Üstelik bu saldırı için hayaletler tüm güçlerini ortaya koyuyordu. Tüm Çağ Antik Krallığı  gibi devasa bir varlık bile bu fermanı dinliyordu. Diğer ırklardan olan gelişimcilerin mücadelesi işe yaramaz haldeydi.

 

Savaşlar şehirlerde devam etmiş ve gelişimcilerin ölmesi ve ölümlülerin yakalanması ile sonlanmıştı. Çok az kişi hayaletlerden kaçabilmişti.

 

***

 

Ölüm yolunun derinliğindeki gölette Li Qiye hala gelişim yapıyordu. Patlamalar birbiri ardına gelirken saray merdiyenini ilahi bir ışık doldurmuştu. Şu an yeni bir sarayın dış hatlarını herkes görebilirdi.

 

Li Qiye elinden gelenin en iyisini yaparak göletin özünü çağlar boyu eşsiz olan on üçüncü sarayı inşa etmek için kullanıyordu.

 

Herkes bu manzara karşısında aklını kaybederdi. Kafasının üzerinde on iki saray süzülürken başka bir tanesi meridyenini içinde inşaa ediliyordu. Bu imkânsız bir şey olsa da şu an bu mucize Li Qiye nedeniyle gerçekleşiyordu.

 

“Boom!” On üçüncü saray sonunda içeride ortaya çıktı ve meridyenden çıkmak istedi. Eğer başarılı şekilde parçalanmadan çıkarsa Li Qiye başarılı olacaktı.

 

“Xshhhh!” Ancak saray çıkmak istediğinde gökyüzünden sayısız yıldırım dizisi aşağı düştü. Her bir yıldırım bir dağ sırası boyutundaydı ve en güçlü varlıklar bile bu güç karşısında yakılırdı.

 

Li Qiye ise ancak gözünü bile kırpmadı. Yin Yang Arıtıcı Ölümsüz Aynasını çıkardı.

 

“Buzzz~~” Ayna sonsuz ölümsüz ışığını aşağı dökerken evrensel kanun dalgaları Li Qiye'i korudu. Yang ve Yin balıkları bedeninin çevresinde yüzerek aşırı güçlü bir savunma hattı oluşturdu ve onu yağmur gibi inen yıldırım musibetinden korudu.

 

“Bang... Bang... Bang... Bang!” Yıldırımlar şelale gibi döküldü ancak ayna hepsini engellemeyi başardı.

 

Bu sırada hiçbir yıldırım gölette gezinen başsız adama yaklaşmayı bile başaramadı. Sanki başsız adam yıldırım musibetinin bile yaklaşmaya korkacağı kadar güçlüydü!

 

Yıldırımlar fırtına gibi devam ederken Li Qiye on üçüncü sarayına odaklandı. Meridyeninden çıkmasını istiyordu. Çıkabildiği sürece Li Qiye'nin hedefi başarılı olacaktı.

 

“Cezalandırma!” Ancak saray dışarı çıkmak üzereyken başa bir gök kubbe aniden göklerde oraya çıktı ve yanında yıldırım musibeti getirdi. Bu farklı bir gökyüzüydü, ölümlülerin evine benzeyen tamamen farklı bir gök kubbeydi.

 

Aniden bu gök kubbenin iradesi indi ve Yin Yang Aynası bu iradenin on üçüncü saraya saldırmasını engelleyemedi.

 

“Cezalandırma!” Bu söz gök kubbenin iradesiydi ve tamamen durdurulamazdı. Hiçbir hazine onu durduramazdı ve en güçlü bedene sahip biri bile onun karşısında küle dönerdi.

 

Bu manzarayı gören herkes korkudan ölürdü. Göklerin iradesinin inmesi duyulmamış bir şeydi. En cennete karşı gelici dahi bile Fizik Musibeti, Yaşam Daralması veya Kader Felaketi sırasında bile böyle bir şey ile karşılaşmıyordu. Ancak bu gök kubbe şu an ortaya çıkıp niyetini ilan etmişti.

 

Böyle bir musibeti ortaya çıkaracak kadar yüksek gökleri tetikte hale getirebilmek bir Ölümsüz İmparator'un yükselişi ile kıyaslanabilirdi! Hiç şüphesiz on üçüncü sarayın açılması gökler tarafından yasaklanmış bir şeydi!

 

Gökler Li Qiye'yi böyle dehşet verici bir şekilde cezalandırmaya karar vermişti.

 

“Göklersen ne olmuş?!” Ben göklerin üstündeyim!” Li Qiye yaklaşan gazabın karşısında kükredi.

 

“Boom!” Parlayan bir patlama ile birlikte on iki sarayı kayboldu ve kendi gök kubbesi haline geldi.

 

Bu yeni gök kubbe ile birlikte Li Qiye'nin iradesi dokuz göğün üzerine yükseldi. Kendi gök kubbesi emrinin ardından sonsuz ışık akışı ortaya çıkardı.

 

“Mühürle!” Göklerin öfkesi on üçünüc saraya inecekken Li Qiye üstün iradesini bu cezalandırmayı mühürlemek için kullandı. O anda iradesi göklerin iradesinden zayıf değildi. Üstün irade gök kubbesinin engin momentumu ile birleşti ve sanki göklerin ve sonsuz dünyanın yöneticisiymiş gibiydi.

 

“Boom!” Devasa bir patlama yankılanırken Li Qiye'nin iradesi yukarıdan gelen göklerin öfkesini durdurdu.

 

Bu sahneyi gören herkes çıldırırdı! Kim bu dünyada göklerin iradesine karşı gelmeye cesaret edebilirdi? Li Qiye böyle genç bir yaşta buna karşı çıkmakla kalmayıp onu mühürlemeyi bile denemişti... Bu ne kadar korkutucu bir şeydi?

 

“Eğer gökler bana karşı gelmek istiyorsa o zaman gökleri mühürleyeceğim!!” O anda Li Qiye'nin otoriter aurası atmosferi kapladı. Kimsenin, göklerin bile, kararlılığını durduramayacağını gösterecek şekilde ileri çıktı.

 

(Ç.N: Çok seksi şekilde başka bir seriye de gönderme yaptık hem ingilizce çevirmen hem de ben bence :D Gökleri mühürleyeceğim demek ha :D )

 

Göklerin öfkesi mühürlenirken çok sayıda ilahi ışık sanki gök kubbe öfkeliymiş gibi patladı. O anda dünyaya engin bir görüntü inerken başka bir göklerin yenilmez iradesi geldi!

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26424 Üye Sayısı
  • 847 Seri Sayısı
  • 43097 Bölüm Sayısı


creator
manga tr