Bölüm 537: Gizemli Eski Gölet

avatar
2809 2

Emperor’s Domination - Bölüm 537: Gizemli Eski Gölet


 

Bölüm 537: Gizemli Eski Gölet

 

Yeşim Suyu Kraliçesi eski gölete baktı ve ardından derin bir nefes alıp ona adım attı. Bir adım gittikten sonra aniden kayboldu.

 

“Merak ediyorum da kraliçe kaç adım atabilecek.” Bir kişi bunu gördü ve mırıldandı.

 

Bir hayalet gelişimci cevapladı: “İki gün önce Titanik Hilal Aziz Çocuk sekiz adım ve Hayalet Böcek Kötücül Çocuk da dokuz adım attı. Onlar üst seviyeli genç dâhiler. Büyük güçlerden bir ata ortaya ulaşmak için birinin en azından üç yüz adım atması gerektiğini öngördü.”

 

O anda tüm gözler eski gölete yönelmişti. Büyük karakterler bile gözlerini kırpmıyordu. Hepsi İlahi Bakışlarını açmıştı, çünkü o olmadan kraliçeyi göremiyorlardı.

 

Son birkaç günde birçok güçlü kişi İlahi Bakışları ile ellerinden geleni denemiş ancak yine de her şeyi görememişti. İmparator miraslarından biri üstün bir hazine aynası ile göleti aydınlatmak istemiş ancak sonuç alamamıştı.

 

O anda Aziz Çocuk ve kötücül Çocuk gibi dâhiler de nefeslerini tutmuştu. Onlar gibi dâhiler bile sadece sekiz-dokuz adım atabilmişti.

 

Biraz sonra ikisi İlahi Bakışları ile kraliçenin kolaylıkla onuncu adıma geldiğini gördükten sonra renklerini kaybetti.

 

“İnanılmaz. Gerçekten de büyüleyici bir ruh olmaya layık. Söylentilere göre oldukça akıl almaz biriymiş, bu nedenle belki de on beş adım bile atabilir.” Bir ülkeden gelen bir kraliyet lordu konuştu.

 

Kısa süre içinde kraliçe on beş adım atmıştı ve ardından yirminci adıma gelmişti.

 

“Yirmi adım!” Büyük güçlerden bir ata bile sarsılıp mırıldandı: “İki gün önce Bronz Ağaç Hayalet Kabilesi'nin bir atası yirminci adımın ardından geri dönemeden kayboldu.”

 

Çok az kişi yirminci adımı attıktan sonra onu görebiliyordu. Büyük güçler bile ellerinden geleni yapmalarına rağmen onu göremiyorlardı, sadece gizli atalar bunu yapabiliyordu. O noktada ifadesi çabaladığını gösteriyordu. En sonunda otuzuncu adımda durdu.

 

Bu sırada gizlenmiş atalar yoğunca ona bakıyordu.

 

En sonunda o noktada durdu ve geri döndü. Kalabalık oldukça meraklıyken güvenli şekilde göleti terk etmesini izledi.

 

“Kraliçe kaç adım attı?” Bir kişi sordu.

 

Bir ata otuz adım attığını söyledi ve bu birçok kişiyi şaşırttı. Şok edici bir şekilde haykırdılar: “Bu büyük güçlerden gelen bir ataya denk! Otuz adım atmış olmasına rağmen güvenli şekilde dönebildi... O bir atadan bile daha iyi. Büyüleyici Ruh... İlahi yanılsamaları gerçekten gerçekleri ve gizemleri görebiliyor.”

 

Gelişimi ne kadar güçlü olursa olsun Erdemli Örnek seviyesinde olamazdı. Prestiji Tian Lunhui veya Di Zuo seviyesinde değildi ancak otuz adım atabilmesi oldukça inanılmazdı. Birçok kişi Büyüleyici Ruh'un ilahi yanılsamasına hayran olup onu kıskanmıştı. Onlar gerçekten göklerin favori çocuklarıydı.

 

Göletin yakınındaki büyük güçler oldukça meraklanmıştı. Onun gölet hakkındaki anlayışını bilmek istiyorlardı. İyi ilişkilere sahip olan büyük güçler ona bazı şeyleri sormaya başladı. Ardından bir kraliyet lordu ile konuştu: “Bu gölet bir gizem, her bir adım farklı bir dünya anlamına geliyor. Bir adım ileri gitmek başka bir dünyaya geçmek ile aynı. Eğer göletin ortasına gelebilirsen bu üç bin dünyayı geçmek ile eşdeğer olabilir.”

 

Bunu duyan herkes etkilendi. Üç bin dünyayı geçmek nasıl korkutucu bir şeydi? Ölümsüz İmparatorlar dışında kim böyle bir şeyi kolaylıkla yapabilirdi?

 

Başka bir tarikat lideri irdeledi: “Bu göletten hazine var mı?” Bu tarikat liderinin en çok ilgisini çeken, birçok kişinin en çok sormak istediği şeydi.

 

Bin Sazan Nehri Elmas Sazanı takip ettikten sonra neredeyse tüm hazineleri almıştı ve dokunulmamış sadece bu gölet kalmıştı. Nehir Tarikatı bu göleti algılayamadığından hızlıca geri çekilmişlerdi.

 

Herkes tarikatın birçok hazine elde ettiğini ancak herhangi bir akıl almaz ölümsüz hazine elde edemediğini biliyordu. Ayrıca her âlemde büyük bir talihin olduğunu ancak önemli olan şeyin doğru yeri bulmak olduğunu da biliyorlardı. Birçok kişi Su Âlemi'ni aramış ancak bir sonuç alamamıştı.

 

Daha sonraları Nehri Tarikatı sazanı yuvasına kadar takip ettikten sonra Su Âlemi'ndeki büyük talihin burada olması gerektiğini düşünen birçok kişi olmuştu.

 

Bu nedenle de sadece büyük güçler değil imparatorluk mirasları da oraya gelmişti. Bu üstün talihi elde etmek istiyorlardı.

 

Kraliçe kendinden emin şekilde cevapladı: “Evet, orada gerçekten bir hazine var. Yirminci adımın ötesinde suyun altında hazineler var. Otuzuncu adımın ötesinde inanılmaz eşyalar var. Üstün bir talih bulabilmek için birinin en azından yüz adım atması gerektiğini düşünüyorum. Orada eşsiz bir eşya olmalı, belki de çağ yıkıcı bir ölümsüz hazine bile olabilir, emin değilim.”

 

“Eşsiz bir eşya!” Tarikat liderinin kalbi titredi. Nesillerdir Asal Uğursuz Mezar'dan büyük talihler elde eden kişiler ya Ölümsüz İmparator ya da yenilmez varlıklar haline gelmişti.

 

Cevabı hızlıca yayıldı. Birçok kişi bu üstün talih için buradaydı ama bu daha önceleri sadece bir düşünceydi. Şimdi ise onaylandığından büyük güçler ve güçlü gelişimciler nasıl olur da hareketlenmezdi?

 

Daha önceleri herkes göleti algılayamamış bu nedenle birçoğu ayrılmak istemişti. Ancak kraliçenin sözlerini duyanlar heyecanlanmıştı ve kimse daha fazla orayı terk etmek istemiyordu. Ancak bu grup kraliçenin sözlerinin son yarısını duyduktan sonra afallamıştı.

 

“Yüz adım!” Ne kadar güçlü bir tarikat veya kabile olursa olsun hepsi bu söz karşısında yutkunmuştu.

 

“Yüz adımı nasıl bir tür dahi atabilir?” Bu birçok kişiye bir darbe indirmişti. Bronz Ağaç Kabilesi'nden bir ata yirminci adımdan sonra kaybolmuştu, nasıl biri yüz adım atabilirdi?

 

Bir kişi hesaplandı: “Belki de bir efsanevi usta veya bir ebedi varlık yüz adım atabilir.”

 

“Hmm, belki aşırı antik bir ata... Sonsuz Kemik Tahtı'ndan biri bunu yapabilir.”

 

Büyük hayaletler de hesaplamaya başladı ve bir sonuçta hem fikir oldular; sadece ebedi varlıklar yüz adım atabilir, efsanevi ustalar bile bunu başaramaz.

 

Bu ani heyecan patlaması hızlıca sönmüştü. Yüz adım oradaki kişiler için imkânsızdı.

 

Aslında büyük güçlerden birçok ata Asal Uğursuz Mezar'a gelmişti. Bu ölmek bilmeyen adamlar efsanelerdeki büyük talihlere sahip olmak adına Kan Çağ Taşlarında çıkan bedelini önemsememişlerdi. Bu talihleri kullanarak ömürlerini uzatmayı ve aynı zamanda tarikatlarını güçlendirmeyi ummuşlardı.

 

Ancak Bronz Ağaç Atası'nın başarısızlığını gören birçok ata tereddüt etmeye başlamıştı. Çok uzun süre yaşamış ve kendilerini bu kan taşlarına mühürlemek için en büyük bedeli ödemişlerdi. Şimdi ise böyle tehlikeli bir girişimin karşısında oldukça temkinli haldelerdi.

 

Ölmek bilmeyen adamlar ölümden herkesten fazla korkuyordu, onlar için yaşam her şeyden daha değerliydi. Bu yerde büyük bir talih elde etmeden önce ölmek istemiyorlardı.

 

Bu nedenle kraliçenin sözlerini duyduktan sonra karanlıkta gizlenen bu atalar hareketsiz kalmış ve gölete girmek için başak bir yöntem olup olmadığını görmek için şanslarını beklemişti.

 

Bu sessizlik sırasında bir kişi aniden bir fikir öne attı: “Belki de girmek için güçlü bir gelişim gerekli değildir. Bronz Ağaç Kabilesi'nden gelen ata sadece yirmi adım atabildi, ancak kraliçe otuz adım atıp geri dönebildi.”

 

Her ne kadar bu fikir mantıklı olsa da kimse bunu onaylamak istemiyordu. Herkes önce birinin bunu denemesini istiyordu. Son günlerde bazı büyük karakterlerin hepsi başarısız olmuştu, bu nedenle bu gelişimcilerin tereddüt etmesi anlaşılabilirdi. Cesedi bile kalmadan ölmek izleyenleri ürpertiyordu.

 

Büyük güçler bekle ve gör tavrı takınırken Li Qiye ile Lan Yunzhu da sonunda oraya vardı.

 

Li Qiye gelip ciddi bir bakış ile önündeki gölete baktı. Çok sayıda hayalet ırkı gücü burada olsa da Li Qiye onlara tek bir bakış atmaya bile tenezzül etmedi.

 

Onun gelişi birçok kişi onu ve Lan Yunzhu'yu tanıdığından anında dikkat çekti. “Şiddetli Li Qiye ve Peri Lan burada!”

 

Hayalet ırkından büyük bir karakter memnuniyetsiz bir şekilde homurdandı ve konuştu: “Bin Sazan Nehri hala pes etmemiş.”

 

Göletin çevresi hayalet dolu olduğundan insanlar ve diğer ırklar onlara bulaşmıyordu. Tüm bölgenin hayaletlerin kontrolü altında olduğu söylenebilirdi.

 

Birçok hayalet ikisini gördüğü için mutsuz şekilde dudak büktü. Bin Sazan Nehri hazinelerin çoğunu aldığından ve onlardan sonra gelenlerin sadece arta kalanları elde edebildiğinden onları kıskanmaları anlaşılabilirdi.

 

O anda hazineler için Nehir Tarikatı'na sinsice saldırmayı deneyen bazı büyük güçler de oradaydı ama ne yazık ki çok güçlü olduklarından ve birçok büyük karakteri birbiri ardına öldürdüklerinden bu büyük bir caydırıcılık oluşturmuştu. Eğer başka bir tarikat olsaydı oracıkta kalabalık tarafından katledilirdi.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21928 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40698 Bölüm Sayısı


creator
manga tr