Bölüm 536: Yeşim Suyu Kraliçesi

avatar
3039 6

Emperor’s Domination - Bölüm 536: Yeşim Suyu Kraliçesi


 

Bölüm 536: Yeşim Suyu Kraliçesi

 

“Yuvada hazineler dışında başka garip bir şey buldunuz mu?” Li Qiye doğrudan sordu.

 

“Gerçekten de garip bir şey vardı. Belli bir yer bulduk ama onun gizemlerini çözemedik. Orada gerçekten garip şeyler oluyordu.” Koruyucu devam etti: “Ama Bin Sazan Nehri'miz yuvadaki hazinelerin çoğunu aldığından birçok büyük güç huzursuzlandı, bu nedenle de yöneticiler sorun çıkmaması için geçici olarak oradan ayrılma kararı aldı. Durumu görmek için Ateş Âlemi'ne gittiler ama eğer orada bir şey bulamazlarsa Asal Uğursuz Mezar'ı terk edecekler. Tarikat Lideri ikinizin Su Âlemi'ne bizi bulmak için gelmesinden korktuğundan sizi bilgilendirmem için burada kalmamı emretti.”

 

Bin Sazan Nehri büyük bir hasat elde etmiş olsa da aynı zamanda birçok büyük gücü kıskandırmıştı, bu nedenle tarikat son bir yolculuk için Ateş Âlemi'ne gitmeye karar vermişti. Eğer orada bir şey bulamazlarsa bu sefer yeteri kadar kazanç elde ettiklerinden mezarı terk edeceklerdi.

 

Li Qiye koruyucuya bir kez daha sordu: “Orası nasıl bir yerdi?”

 

Koruyucu yanıtladı: “Çok büyük bir göletti ve ona bakmak bile çok garipti. Gölette yürümek sanki biri farklı bir yere gidiyormuş gibi illüzyonlar oluşturuyordu. Tarikat Lideri bunun bir illüzyon olmayabileceğini söyledi. Girdikten sonra geri dönmek çok zordu. Derinlere gidildikçe dönmesi de o kadar zor hale geliyordu. Tarikat Lideri ve elderler oranın gizemlerini çözemediklerinden geçici olarak oradan ayrılma kararı aldılar.”

 

“O zaman bir göz atalım.” Li Qiye çenesini okşarken biraz düşündükten sonra karar verdi.

 

Koruyucu hızlıca tavsiyede bulundu: “Korkarım bu iyi bir fikir olmayacak. Orada büyük güçlerden gelen birçok kişi var. Titanik Hilal Kutsal Bölgesi ve Böcek Kral İmparatorluk Mirası gibi imparatorluk mirasları bile orada. En önemli hazineyi almadığımızı düşündüklerinden o yerde onu bulmak istiyorlar.”

 

“Bu yüzden gitmeliyiz.” Li Qiye sırıtarak cevap verdi.

 

“Orada başka bir garip olay daha oldu.” Koruyucu devam etti: “Elmas Sazanı bulamadık… Onu takip ettik ve hazinelerin çoğunu aldık ama ondan bir iz göremedik. Yuvasına girdikten sonra aniden kayboldu ve bu nedenle büyük güçler en iyi hazineyi bıraktığımızı düşünüyor. Tarikat Lideri ve elderler de bunu düşündü ama yine de geri çekilmeye karar verdi.”

 

“Elmas Sazan gitti mi?” O küçük bir balıktan ziyade bir dağ boyutunda olduğundan bu olay Lan Yunzhu'yu şaşırtmıştı. Böyle bir balığın kaçması çok kolay değildi.

 

Koruyucu kafasını salladı ve cevapladı: “Sanki sazan birden bire yok olmuştu. Tüm yuvayı arasak da onu bulamadık.”

 

“Gitmem için daha fazla sebep var o halde.” Li Qiye gözlerini daraltıp gülümserken konuştu.

 

Koruyucu oldukça endişeli olduğundan onu ikna etmeye çalıştı. “Korkarım ki Genç Asil oraya gittiğinde bizden nefret eden büyük güçler size iyi davranmayacaktır.”

 

Birçok büyük güç Bin Sazan Nehri'nin yuvadaki tüm hazineleri almasından hoşnutsuzdu. Bazıları bu hazineleri çalmak istemiş ancak Nehir Tarikatı tarafından etkisiz hale getirilmişti. Bu da kötü niyetli kişilerin daha fazla şey yapasını engellemişti.

 

“Ee ne olmuş?” Li Qiye ilgisiz bir şekilde konuştu: “Yolumu engelleyenler... Merhametsiz şekilde öldürülecek!”

 

Koruyucu Li Qiye'nin otoriter ifadesini gördükten sonra sadece çarpık şekilde gülümseyebildi. Ama ardından Kar Gölgesi Kabilesindeyken Li Qiye2nin on binlerce hayaleti öldürdüğünü hatırlayıp onun bunu yapabileceğine inandı.

 

“Koruyucu, Ateş Âlemi'ne gidip o yere gideceğimizi ustama haber ver.” Lan Yunzhu konuştu.

 

Koruyucu onlara birken daha baktıktan sonra daha fazla engellemeye çalışmadı. Veda etti ve tarikat lideriyle buluşmaya gitti.

 

Li Qiye ardından Lan Yunzhu ile konuştu: “Gidiyoruz. Belki ihtiyacım olan bir şey oradadır.”

 

Elmasa Sazan'ın yuvası hareket edebiliyordu. Şimdi bu konuda düşünülünce, yuva Bin Sazan Nehri tarafından mühürlendiğinden bu garipti. Tüm hazineler temizlendikten sonra bile Nehir Tarikatı gitmesine rağmen yuva aynı yerde duruyordu.

 

Yuva birbirine sarılan iki el şeklinde büyük bir körfezdi ve bu da okyanus suyunun küçük bir gölet oluşturmasına neden oluyordu.

 

Dış katmanı dağlar tarafından oluşturulmuştu ve ortasında gölete karşı duran bulut delen bir tepe vardı. Birçok mağara bu tepenin hemen altında bulunuyordu.

 

Nehir Tarikatı'nın hazineleri bu mağaralardan alınmıştı. Tarikat tüm hazineleri aldıktan sonra diğer büyük güçler oraya varabilmişti.

 

O anda her ne kadar Nehir Tarikatı gitmiş olsa da birçok büyük güç orada kalmıştı ve buna imparator mirasları da dâhildi.

 

Birçok tarikat günlerce en yüksek tepelerde kamp kurmuş ancak oradaki gizemleri çözememişti.

 

Bugün ise en yüksek TPE'ye bir büyük karakter gelip ilk başta keyifsiz olan büyük güçleri canlandırmıştı.

 

“Yeşim Suyu Kraliçesi burada!” Birisi söyledi: “Belki Yeşim Suyu Kraliçesi buradaki gizemleri görebilir.”

 

Herkes dağa yavaşça inen altın tahtırevana baktı. Tahtırevanda bir Anka elbisesi giyen ve tamamen krallara yakışır bir duruşa sahip bir kadın oturuyordu. Bu kadın krallık çökertecek bir güzelliğe sahipti ve bu kraliyet prestijini azaltmıyordu. Onurlu bakışları izleyenlerin saygısını kazanıyordu.

 

Biri iç çekti ve onu gördüğünde konuştu: “Büyüleyici Ruh ırkından bir kraliçe.”

 

Üstün ve harika Yeşim Suyu Kraliçesi Büyüleyici Ruh ırkından gelmişti. Irkı onun sıra dışı olmasını tek başına belirlemek için yeterliydi.

 

O Yeşim Suyu Ülkesi'nin yöneticisiydi ve tüm Kutsal Cehennem Dünyası'ndaki en saf Büyüleyici Ruh Ülkesi onun yönetimindeydi. Büyüleyici Ruhların çoğunun bu ülkede toplandığı söylenebilirdi.

 

Kutsal Cehennem Dünyası'nda Büyüleyici Ruhların toplandığı iki yer vardı. Güneyin Uzak Bulutu'ndaki Basit Dağ Ölümsüz Krallığı ve Batı'nın Yeşil Nehir'indeki Yeşim Suyu Ülkesi… Ölümsüz Krallık'ın aksine Yeşim Suyu Ülkesi saf Büyüleyici Ruhlardan oluşuyordu. Krallıkta ise insanlar ile Büyüleyici Ruhlar birlikte yaşıyordu.

 

Kutsal Cehennem Dünyası'ndaki dört etki alanı arasında güneyin Uzak Bulut'u haricinde diğer üç bölge hayaletler tarafından yönetiliyordu. Yeşim Suyu Ülkesi Yeşil Nehir'ndeydi ve burası da hayalet ırkının hakim olduğu bir yerdi.

 

Bu etki alanında gizli klanlar şöyle dursun Tüm Çağ Antik Krallığı ve Böcek Kral İmparatorluk Mirası gibi devasa varlıklar bulunuyordu. Büyük güçlere gelince, Tanrıların Krallığı ve Zen Hayalet Kabilesi gibi büyük güçlerin hepsi hayalet ırkının parçasıydı.

 

Nasıl olur da bir yabancının kendi yataklarında uyumasına izin verebilirlerdi? Tüm Yeşil Nehir hayalet ırkının dünyası olarak düşünülebilirdi ama Yeşim Suyu Ülkesi orada kurulmuş ve milyonlarca yıl güçlü kalmıştı. Bazıları bu ülkenin Basit Dağ Ölümsüz Krallığı'ndan bile daha eski olduğunu söylüyordu.

 

Böyle bir yerde bunu hayalet etmek zordu ancak bu ülkenin bir Büyüleyici Ruh ülkesi olduğunu bilenler için bunu kabul etmek kolaylaşıyordu. Her ne kadar sayıca az olsalar da bu ruhların çoğunluğu dâhiydi.

 

Onlar göklerin favori çocuklarıydı. Bu dünyada konu yetenek, tutum, büyük daoyu kavrama gibi şeylere geldiğinde hiçbir ırk Büyüleyici Ruhlar ile kıyaslanamazdı.

 

Dokuz dünyada şöyle bir inanç vardı: Büyüleyici Ruh doğal dâhilerdi ve gelişimleri de diğer ırklara oranla çok daha kolaydı. Diğerlerinin on yıllık çabalarına ulaşmak Büyüleyici Ruhların sadece beş veya daha az senesini alıyordu!

 

Issız Çağdaki ilk Ölümsüz İmparator olan Ölümsüz İmparator Gu Chun bile Büyüleyici Ruh ırkındandı. Bu antik bir çağ olmasına rağmen Büyüleyici Ruhlar bir Ölümsüz İmparator'a sahipti. Onların ne kadar cennete karşı gelici bir ırk olduğu kolaylıkla hayal edilebilirdi.

 

Yeşim Suyu Kraliçesinin gelişi göletin yanındaki büyük güçleri kendine getirdi. Bir tarikat lideri konuştu: “Belki de kraliçenin ilahi yansıması bu garip göleti keşfedebilir.”

 

Büyüleyici Ruh görünüş olarak insanlara çok benzese de insan ırkının sahip olmadığı bir şeye sahiplerdi: İlahi yansımaya!

 

İlahi yansıma Büyüleyici Ruh ırkının doğal bir özelliğiydi. Bazıları onların göklerin favori çocukları olduğundan bunun gökler tarafında onlara bahşedildiğini söylüyordu. İlahi yansımaları sayesinde diğer ırklara kıyasla gelişime çok daha uygunlardı.

 

Her ne kadar ilahi yansımaları doğuştan olsa da onu uyandırmadan önce belli bir âleme gelmeleri gerekiyordu.

 

Uyandıktan sonra bu ruhlar gelişimde dâhiler arasındaki dâhiler haline geliyor ve kanatları olan bir kaplana benziyorlardı.

 

Bu ilahi yansımanın büyülü özellikleri daoyu kavrama ve boşluğu anlama gibi şeylere katkıda bulunuyordu. Doğal değişiklikleri inceleyebiliyor ve yer ile göğü algılayabiliyorlardı.

 

Bu ruhlar gelişim yaparken ilahi yansımaya sahip olduklarından daonun derinliğini öğrenmelerine gerek olmuyordu. Bu sadece herhangi bir karmaşık veya derin bir erdem kanunu onlar için basit hale geliyordu. Bu nedenle Büyüleyici Ruhlar için herhangi bir erdem kanunu çalışmak çok kolaydı.

 

Ancak ilahi yanılsamanın faydaları bundan fazlasıydı. Bu ilahi yanılsamanın inanılmaz doğası nedeniyle Büyüleyici Ruhlar özeldi.

 

Kalabalık heyecanlandı ve kraliçenin ilahi yanılsaması ile bu göletin boşluğunu görebileceğini umdu. Bu gölet çok garipti ve kimse onu kavrayamıyordu. Birçok büyük karakter ona girmiş ancak hiçbiri geri dönememişti.

 

“Yeşim Suyu Kraliçesi'nin akıl almaz olduğunu duydum. İlahi yanılsaması parladığında Cennet'in İradesi Gizli Kanunları bile basit hale geliyormuş. Belki de yanılsaması bu göletin gizemlerini görmesini sağlayabilir.” Tüm önemli kişiler kraliçenin gelişinin ardından odaklanmaya başladı.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23387 Üye Sayısı
  • 828 Seri Sayısı
  • 41900 Bölüm Sayısı


creator
manga tr