Bölüm 411: Altın Tapınak

avatar
4140 9

Emperor’s Domination - Bölüm 411: Altın Tapınak


 

Bölüm 411: Altın Tapınak

 

Yin Yang Göleti dipsiz gibi görünüyordu. Aşırı uzun süredir dalıyor olmalarına rağmen dibe ulaşamamışlardı.

 

Belli bir derinliğe ulaştıklarında ayna bile onları dondurucu soğuk ve eritici sıcaklığa karşı korumakta sorun yaşamaya başlamıştı. En güçlü durumlarındaki kan enerjileri bile buna dayanamazdı. Aşırı hava ısısının altında evrensel kanunlar bile soğukluktan paarçalanıyor ve dao teknikleri dağılıyordu.

 

Derinliklerde Li Qiye ve Lan Yunzhu şöyle dursun bir Erdemli Örnek bile dayanamıyordu. Eğer dalmaya devam ederlerse kesinlikle öleceklerdi.

 

“Şimdi! Cennet'in İradesi Kutsal Kanunu... Döngüsel Kader Nehri!” Li Qiye Lan Yunzhu'ya bağırdı.

 

Onun sözünü duyan Lan Yunzhu hemen yer ve gök ile iletişim kurdu. Cennet'in İradesi aniden çevrelerinde oluştu ve çok sayıda üstün dao reankarnasyon döngüsüne benzer şekilde hareketlendi.

 

Lan Yunzhu kutsal kanununu kullanırken Li Qiye de hafıza denizini açıtı. Onun derinliklerinden bir mantra uçtu ve altın bir ilahi zincire dönüşerek Li Qiye'nin alnından çıktı.

 

“Clank!” Akıl almaz bir şey gerçekleşti. Altın ilahi zincir Lan Yunzhu'nun kutsal kanununa vurdu ve Döngüsel Kader Nehri'nin en önemli parçasını kilitledi. Bir anda Cennet'in İradesi Kutsal Kanunu'nun kontrolünü kaybetti ve cennetin iradesi de bir kapı haline geldi.

 

“Buzz...” Li Qiye tarafından oluşturulan kapı aniden Li Qiye ve Lan Yunzhu'yu içine çekti.

 

Rahatsız hisseden Lan Yunzhu artık Yin Yang Göleti'nde değil de tamamen farklı bir yerde olduğunu fark etti. Oldukça şok olmuştu. Genç yaşında kutsal kanunu çalışmaya başlamıştı ve dao köküne ulaştığı söylenebilirdi, ama böyle bir etkisi olduğunu bilmiyordu.

 

Kendine geldiğinde önündeki manzara karşısında afalladı.

 

Li Qiye ve Lan Yunzhu yıldızlar ile dolu bir göğün altında duruyordu. Bu yerde devasa bir söğüt ağacı vardı ve bu ağaç Lan Yunzhu'nun gördüğü en büyük söğüt ağacıydı. Göğü deliyordu ve tüm alemi çevreliyordu. Her bir dalı devasaydı ve ağacın en üstüne tırmanabilenler en sonunda dokuz göğe ulaşabilirdi.

 

Ve daha etkileyici olan şey ise tüm söğüt ağacının altın olmasıydı! Göz kamaştırıcı parlaklığı görülebiliyordu. Bu ağacın altında duranlar altın bir ışık tarafından sarılırdı ve müzikal bir ritim ile düşen altın tozların seslerini duyabilirdi.

 

Aşırı Yin ve Aşırı Yang bu ağacın köklerinde bir araya geliyordu. Ve onların altında saf altından yapılmış gibi duran bir altın tapınak vardı. Onun ağır kapıları sıkıca kapalıydı.

 

Lan Yunzhu bu manzara karşısında sakinleşmek için uzun süre harcadı ve sordu: “Bu... Burası da neresi?”

 

“Yin Yang Göleti'nin altı.” Li Qiye sakince konuştu. “Burası Bin Sazan Nehri'nin temeli.”

 

Li Qiye usulca iç çekerken söğüt ağacına ve önündeki altın tapınağa baktı. Yıllar sonra buraya dönmüştü.

 

Li Qiye'ye yoğunca bakan Lan Yunzhu derin nefes aldı ve bağırdı: “Beni kullandın! Benim Döngüsel Kader Nehrim buraya girmek için bir anahtar.”

 

Söylentilere göre Bin Sazan Nehri'nin en büyük sırrı Yin Yang Göleti'nin altındaydı, ama şu ana kadar kimse oraya ulaşamamıştı. Ama Li Qiye bunu yapmıştı.

 

Li Qiye gülümsedi ve konuştu: “Döngüsel Kader Nehri anahtar mı?” Kafasını salaldı ve konuştu: “Yanılıyorsun. Kutsal kanun sadece bir araç, ama sen olmasan bile içeri girebilirdim. Bu biraz daha sorun olacaktı o kadar.”

 

Lan Yunzhu'nun kalbi sıkışırken dikkatle Li Qiye'ye baktı. “Sen buraya Ölümsüz Güneş Otu yakalamak için gelmedin, başından beri hedefin burasıydı!”

 

Li Qiye gülümseyerek yanıtladı. “Oh? Bana karşı dikkatli misin? Buranın sırlarını kesinlikle anlayamazsın. Eğer tarikatından bir şey isteseydim bugüne kadar beklemem gerekmezdi. Ben sadece bana ait olanı almaya geldim.”

 

Lan Yunzhu Li Qiye'ye bakarken orada durdu. En sonunda sakinleşti ve sordu: “Burayı nasıl biliyorsun? Ve buraya girme yöntemini nasıl biliyorsun?”

 

Li Qiye gülümseyerek konuştu. “Parmaklarımla hesapladım.”

 

Nasıl olur da Li Qiye göletin altındaki şeyleri bilmezdi? Geçmişte bu bölgeyi bizzat o oluşturmuştu. Onun sayesinde burada Ölümsüz İmparator Qian Li ve Bin Sazan Nehri olmuştu.

 

Li Qiye devasa altın ağacı işaret etti ve konuştu: “Ağacın altında otur. Belki ilahi daosudan faydalanabilirsin.”

 

Lan Yunzhu ağaca baktı ve sordu: “Bu nasıl bir ilahi ağaç?”

 

Li Qiye gülümseyerek yanıtladı. “İnanılmaz bir ilahi ağaç. O olmasaydı gizemli Bin Sazan Nehri de olmazdı. Eğer Kutsal Cehennem Dünyası'nda hayalet Atasal Ağacı olmasaydı bu ağaç bir numara olabilirdi.”

 

“Birkaç şey almak için gidiyorum.” Li Qiye ardından ağacın altındaki tapınağa doğru ilerledi.

 

Lan Yunzhu aniden bir şey fark etti: “O şeyleri almana izin vermiyorum.” Ses tonu derinleşti: “Onlar Bin Sazan Nehri'ne ait!”

 

“Bin Sazan Nehri'ne mi ait?” Li Qiye gülümseyerek konuştu. “Kız, Bin Sazan Gölünde neden böyle bir yer var biliyor musun? Uzun zaman önce burası sıradan bir göldü ama daha sonraları çok sayıda kişinin arzuladığı bir araziye dönüştü. Bunun nedenini biliyor musun?”

 

“Bu göl her zaman böyle değil miydi?” Lan Yunzhu şaşkınlık içinde sordu. Bin Sazan Gölü birçok kişinin arzuladığı hazineleri üretmişti.

 

“Eğer göl her zaman böyle bir yer olsaydı Bin Sazan Nehri'niz burada tarikat kurmayı nasıl başarabilirdi? Böyle devasa bir bölge çoktan Sonsuz Kemik Tahtı veya Basit Dağ Ölümsüz Krallığı tarafından alınarak atasal bölgeleri haline getirilmiş olurdu.”

 

“O zaman neden böyle bir yere dönüştü? Patriğimiz Ölümsüz İmparator Qian Li yüzünden mi?” Bu sözleri öyleyen Lan Yunzhu bile bunda emin değildi.

 

Li Qiye gizemli bir şekilde gülümsedi ve tapınağa doğru ilerledi. Lan Yunzhu da hızlıca onu takip etti.

 

Li Qiye döndü ve gülümsedi: “Eğer beni durdurmak istiyorsan sen de gelebilirsin ama bu imkansız.”

 

Usulca iç çekti ve altın tapınağın büyük kapısının önünde durdu. Sonra elini uzattı ve kapıyı çaldı: “Geri döndüm.”

 

Li Qiye'nin sözleri büyük dao ile belli bir uyum içindeydi.

 

“Crank...” O anda altın kapı yavşaça açılarak içeriden ilkel kaos çıkmasına yol açtı.

 

Li Qiye girdikten hemen sonra Lan Yunzhu da onu takip etti ama içeri adım attığı an sanki yenilmez bir varlık girişini engelliyormuş gibi geri püskürtüldü.

 

“Crank...” Ayağa kalkamadan altın kapı çoktan kapanmıştı.

 

Hızlıca ilerledi ve bağırırken kapıya vurdu: “Kapıyı aç, Küçük Şeytan!”

 

Ancak içeriden bir cevap yoktu. Bir süre düşündü ve Li Qiye'nin davranışlarını düşünüp onların aynısını yaptı. Konuşurken onun gibi belli bir ritim kullandı: “Geri döndüm.”

 

Ama altın kapı tepki vermedi. Ancak pes etmedi ve birkaç kez daha denedi.

 

“Küçük Şeytan, beni kandırmaya nasıl cesaret edersin?” Lan Yunzhu acı acı bağırdı: “Seni yakalamama izin verme, yoksa gerçekten seni döveceğim!”

 

Altın söğüt ağacının altında içerleme içinde oturmaktan başka bir şey yapamıyordu. En sonunda sakinleşti ve ağaca baktı.

 

Bu sırada Li Qiye de ilkel kaos dolu tapınağa girdi.

 

Sanki bu yerde dünya mevcut değildi ve bu yer her şeyi başlangıcı olan ilkel köken durumundaydı.

 

Bu yerde duran ve ilahi bakışını açan biri dikkatle dinlediğinde sanki ilahi canavarların inlerindeymiş gibi hafifçe çıkardıkları sesleri duyabilirdi. ..

 

Ardından ilahi kazanların içindeki ölümsüz hazineleri ve ilahi pagodaları görebilirlerdi.

 

Li Qiye bu yerde dururken duygulsal şekilde mırıldandı: “Zaman gerçekten acımasız, bu yere dönmeyi beklemiyordum.”

 

Bu sözleri söylediğinde ilkel kaostan bir ses duyuldu: “Döndüğünü görmek güzel.”

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23385 Üye Sayısı
  • 828 Seri Sayısı
  • 41898 Bölüm Sayısı


creator
manga tr