Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Emperor’s Domination - Bölüm 300: Huangfu Feng’in Provokasyonu


 

Bölüm 300: Huangfu Feng’in Provokasyonu

 

“Hanımlar, sakince olayı anlatın. Gökler düşse bile onu omuzlayacak büyük insanlar vardır.”

 

“Buna zamanımız yok, yolda anlatırız.” Birkaç kız Li Qiye’nin bu olaya karışmayı kabul edip etmediğini sormadan onu aceleci tavırlarla dışarı çıkardı.

 

“Cidden ne oldu ki?” Li Qiye yapacak bir şey olmadığını görünce kızlar tarafından sürükleneceğine, kendisi koşmaya başlamıştı.

 

Kızlar koşarken cevapladı: “Ekselansları Chi ve Huangfu Feng, Söz Sahibi Ejderha Sahnesine gitti.”

 

“Söz Sahibi Ejderha mı?” Li Qiye gözlerini hafifçe kıstı ve devam etti: “Söylediklerimin bir kulağından girip öbür kulağından çıkmasına bakarsak epey cesurmuş bu kız. Gerçekten boş tehditler savurduğumu mu sanıyordu?”

 

Birkaç kız hemen konuştu: “Sen gittikten sonra, Huangfu Feng destekle geldi; arkasını toplayıp gelmiş, yani hazırlıklıydı.”

 

“Bak sen? Nerenin tanrısını getirmiş?” diye sarkazm dolu bir soru sordu Li Qiye.

 

Kızlardan biri yanıtladı: “Parlak Antik Krallıktan Gui Fushu, Harika Çocuk Zu Huangwu’nun astıdır, Doruk Çağ Salonu’ndan muazzam bir dahi.”

 

Gui Fushu’nun adı geçince diğer kızlar ciddileşmişti. Huangfu Feng’den çok daha korkutucu biriydi bu, en korkutucu kısım ise Parlak Antik Krallıktan gelmesiydi, bir tarikat iki imparator. Kaplan Feryadı Okulu’ndan çok daha önde geliyordu.

 

Kızlardan biri kızgınca açıkladı: “Arkasını sağlama alınca Huangfu Feng geri gelip aşağılayıcı sözler sarf etti. İşin sonunda Ekselansları Chi de sinirlendi ve onunla Söz Sahibi Ejderha Alanı’nda bir ölüm kalım maçına çıkmayı kabul etti!”

 

Diğer kızlar da bu adaletsizlik yüzünden öfkeliydi: “Kaplan Feryadı Okulu çok ileri gitti, sırf bizim, Aslan Kükreyişi Ülkesi’nin, arkasında büyük güçler yok diye zorbalık yapmaya kalkıyor.”

 

Söz Sahibi Ejderha Alanı öğrencilerin ölümüne dövüşebildiği bir alandı. Normalde öğrenciler müsabakalarında dostane rekabet ortamına zarar vermemek için doğru zamanda durmasını bilirdi.

 

Ancak, eğer iki taraf da hayatını riske atmak istiyorsa, o zaman Söz Sahibi Ejderha’ya tırmanmaları gerekiyordu. Burada bir dövüş başladığında, iki taraftan biri ölmeden bitmiş olmazdı!

 

Huangfu Feng, Li Qiye tarafından küçük düşürüldüğünde, küçük gördüğü ve ezdiği Büyük Çağ Salonu kızlarının önünde rezil olmuştu. Bundan utanç duyan Huangfu Feng düşündükçe daha da öfkeden köpürür olmuştu, bu işin peşini bırakamazdı, bu yüzden intikam arıyordu. Ancak küçük şeytan Li Qiye’ye bulaşmak için sadece gelişimi yetmezdi,  yani intikamını başka birinden almayı düşünmüştü.

 

Gui Fushu, Hayalet Irkından geliyordu ama Parlak Antik Krallığa katılarak orasının bir müridi olmuştu. Yetenekleri çok yüksekti; kendisi kraliyet ailesinin bir parçası olmasa da, krallık tarafından fazlasıyla değerli görülen biri olduğundan, Kraliyet Asili ünvanını almıştı.

 

Kendisi şuan bir yıldızlı Aydınlanmış varlıktı, ancak bu onun hakkındaki en korkutucu şey değildi. En korkunç kısım, beş Kader Sarayı’na sahip olmasıydı.

 

Kraliyet Asiliyken, toplamda beş tane olması için üç yeni saray açmıştı. Beş saraylı bir Kraliyet Asili, Büyük Dao Asilidir, yani ne kadar yetenekli olduğu ancak hayal edilebiliyordu.

 

Yabancı bir ırktan olmasına rağmen yine de kendisine Parlak Antik Krallık tarafından bir unvan bahşedilmişti – bu onun yüceliğinin göstergesiydi.

 

Kendisi Huangfu Feng’e fazlasıyla hayrandı. Bu sefer o büyük aşağılanmadan sonra, Huangfu Feng yardım istemek için gelince, anında kabul etmişti. Gui Fushu bizzat bu küçük şeytan Li Qiye’yi ortadan kaldırarak bu rezalete son vermek için söz vermişti.

 

Bunu sırf kendini beğenmişliğinden dolayı kabul etmemişti, gerçekten gücü olduğu için kabul etmişti.

 

Bu sırada, Chi Xiaodie ile Huangfu Feng, Söz Sahibi Ejderha Alanı’nın üzerinde duruyordu; aralarındaki savaş birçok öğrencinin dikkatini çekmişti. Sadece Büyük Çağ Salonu ve Doruk Çağ Salonu öğrencileri gelmemişti, aynı zamanda epey Boş Çağ Salonu öğrencisi de gelmişti. Kutsal Çağ Salonu’ndan birkaç dahi ve şeytani dahi de izlemeye gelmişti.

 

Chi Xiaodie, Büyük Çağ Salonu’na daha yeni katılmasına rağmen Gizemli Kader aleminin ikinci aşamasındaki bir Kraliyet Asiliydi ya da halk arasında bilinen ismiyle, Kral Asil.

 

Bununla birlikte, Aslan Kükreyişi Ülkesi’nde doğmuştu ve kendi gücüyle bu statüye tırmanmıştı. Bu gerçekten büyük bir şeydi ve şöhreti bu yüzden Doğu’nun Yüz Şehri’ne yayılmıştı.

 

Huangfu Feng de basit biri değildi. Kaplan Feryadı Okulu öğrencisiydi ve atası büyük şeytani Altın Kuş’tu, bu yüzden o da şehirlerde ünlüydü.

 

Bugün bu iki cennetin gurulu kızının aniden ölümüne dövüşmeye karar vermesi birçok öğrenciyi buraya çekmişti. Özellikle Büyük Çağ Salonu’nun tamamı tezahürata gelmişti; Aslan Kükreyişi Ülkesi öğrencileri de ellerinden geldiğinde Chi Xiaodie’ye destek vereceklerdi.

 

Tabii ki Gui Fushu gibi birini Huangfu Feng’in safında görünce birçoğunun tüyleri ürpermişti. Onun gibi güçlü birinin sadece izliyor olması bile psikolojik baskı yayıyordu.

 

“İkiniz de Doğu’nun Yüz Şehri’ndeki yeteneklersiniz, neden böyle bir mesele yüzünden ölümüne dövüşüyorsunuz?” Büyük güçlerden bir ana öğrenci ikiliyi sakinleştirmeye çalışıyordu.

 

Bir prens Gui Fushu’nun Huangfu Feng’i desteklediğini görünce, işlerin Chi Xiaodie için hiç de iç açıcı olmadığını anlamıştı ve hemen onu ikna etmeye çalışmıştı: “Bayan Chi, bir adım geri atın ve gökyüzünü ve engin okyanusu gözlemleyin. Bayan Chi başını eğip özür dilerse ve hatasını kabul ederse, herkes bu işi unutur gider.”

 

Huangfu Feng alaycı bir şekilde konuştu: “Başını eğmek mi? Hatasını kabul edilince her şey affedilecek mi?” ardından mayhoş bir iz bırakır gibi ekledi: “O kadar kolay olmayacak. Eğer önümde diz çöküp tövbe isterse ve hata yaptığını kabul ederse, o zaman bu işin peşini bırakabilirim.”

 

Huangfu Feng’in sözleri, işleri yatıştırmaya çalışan prensin hafifçe iç geçirmesine neden olmuştu. Bu tavrı çok fazlaydı ama arkasında Gui Fushu olunca prens de bir şey söyleyemiyordu.

 

Şu anda eğer genç nesillerden biri çıkıp Chi Xiaodie’nin adına konuşursa gerçekten kahramanca ve sadıkça bir şey yapmış olurdu. İşin sonunda Parlak Antik Krallığa bulaşacak kadar ahmakça bir karar alabilecek pek fazla kişi yoktu.

 

Kutsal Çağ Salonu’nun birkaç dahisi uzaktan izliyordu. Onlar için Doruk Çağ Salonu’nun yetenekleri dikkate alınacak bir şey değildi.

 

“Görünüşe göre söylediklerim birilerinin üzerinde meltem gibi gelip geçici bir etki bırakmış.” Bu sırada tembel bir ses duyulmuştu, Li Qiye kızlar tarafından sahneye sürüklenmişti.

 

Li Qiye’yi gördüğü anda Chi Xiaodie rahatlamıştı. Huangfu Feng’in arkasındaki Gui Fushu gerçekten üzerinde bir baskı oluşturmuştu. Kendisi Li Shuangyan gibi değildi, çünkü onunla aynı öldürücü kararlılığa sahip değildi – Li Shuangyan, tanrılarla karşılaşsa tanrıları katleder; şeytanlarla karşılaşsa şeytanları katlederdi!

 

Yanında Li Qiye varken, Gui Fushu, Chi Xiaodie için bir tehdit olmaktan çıkmıştı. Daha farkına bile varmadan Li Qiye’ye oldukça bağımlı olmuştu.

 

Li Qiye’nin geldiğini görünce Huangfu Feng’in yüzü resmen bakılmayacak bir şeye dönüşmüştü ve bağırdı: “İşte buydu!”

 

Gui Fushu soğukça Li Qiye’ye baktı ve sordu: “Li Qiye sen misin?” Gui Fushu fazla yakışıklı biriydi ama karanlık aurası çok yoğundu.

 

Kendisi, Dört Hayalet Kabilesi’nden geliyordu, bu da Hayalet Ölümsüz Irkının bir dalıydı. Ölümlü İmparator Dünya’sında pek fazla Hayalet Ölümsüz yoktu ve bu yüzden Dört Hayalet Kabilesi güçlü bir dal olarak düşünülebilirdi.

 

Gui Fushu’nun olaya dahil olmasıyla, Chi Xiaodie’ye destek olmak isteyen Büyük Çağ Salonu öğrencilerinin tüyleri diken diken olmuştu. Doruk Çağ Salonu’ndan gelenler bile ciddileşmişti.

 

Resmi bir Büyük Dao Asili olan Gui Fushu’nun Doruk Çağ Salonu’ndaki sıralaması oldukça yüksekti. Şimdiki Bir Yıldızlı Aydınlanmış Varlık yetişimi, Kutsal Çağ Salonu’ndaki Beş Yıldızlı Hu Yue’ye doğrudan bir tehditti.

 

Li Qiye kendisine yönelen soğuk bakışlara karşılık vermeye bile üşenerek yavaşça konuştu: “Evet, ne olmuş?”

 

Gui Fushu’nun gözleri buz kesmişti. Aniden karanlık aurası bedeninin etrafında kalınlaşmıştı. Gerçekten biraz hayalete benzemişti! Birçok hayalet dalı vardı ve hepsi birbirinden farklıydı. Bazı kabileler tam olarak insan gibiydi, ama kanları mordu. Kanları aynı zamanda insana göre daha soğuk olurdu bu yüzden hayalet ırkı, diğerlerine bir soğukluk hissettirirdi ve insanlar buna hayalet aurası derdi.

 

“Dosdoğru bana gel.” Delici soğuk bakışlarıyla, huşu duyduracak bir şekilde konuştu: “Nasıl ölmek istediğini seçebilirsin.”

 

O anda Gui Fushu gerçekten hayalet aurası yayıyordu ve diğerlerini ürkütmüştü. Dahası kendisi zaten Doruk Çağ Salonu’ndan güçlü bir dahiydi, yani sadece öldürücü aurası bile birçok insanın ürpermesine yetiyordu.

 

Beş saraylı bir Aydınlanmış Varlık, Büyük Dao Asili – bu gerçekten korkutucu bir düşmandı. Doruk Çağ Salonu’ndaki birkaç dahi kendini Gui Fushu ile kıyaslamak istediğinde, hiç de hoşlarına gitmeyen bir sonuç elde etmişti.

 

Büyük Çağ Salonu öğrencileri ise, Gui Fushu’nun baskıcı ve soğuk aurasının, şeytani bir hayaletten sızan karanlığa benzediğini görünce, çoktan korkudan titremeye başlamışlardı.

 

Li Qiye, Gui Fushu’yu umursamadan Chi  Xiaodie’ye emretti: “Çoktan buraya kadar gelmişsen, karşındakini öldürmeden bırakamazsın. Öldür onu, beni utandırma. Harika tekniklerini kullanabileceğine güveniyorum.”

 

Chi Xiaodie derin bir nefes aldıktan sonra öne çıktı ve Huangfu Feng’e dik dik bakarak konuştu: “Madem bir yanıt istiyorsun, alacağına emin olacağım!”

 

Huangfu Feng sert tavırlarıyla bağırdı ve aniden bir hazine kazanı çıkardı. Kazan ilahi bir anka gibi Chi Xiaodie’ye doğru yükselirken, anka ilahileri duyuluyordu.

 

Chi Xiaodie de haykırdı; elinde ilahi bir kılıç belirmişti. Kılıcı göğe doğru kaldırdı ve tsunami dalgaları kadar şiddetli bir şekilde aşağı savurdu.

 

Bu sırada Li Qiye de başka bir Söz Sahibi Ejderha Alanı’na çıkmıştı. Ardından Gui Fushu’yu işaret etti ve sakince seslendi: “Gel ve ölümünü kabul et!"

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13291 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18132 Bölüm Sayısı


creator
manga tr