Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Emperor’s Domination - Bölüm 240: Cennet Koruyucu Tanrıça (2)


 

Bölüm 240: Cennet Koruyucu Tanrıça (2)



Çaresiz Gu Tieshou'nun Li Qiye'nin isteğini takip etmekten başka şansı yoktu. Li Qiye bizzat Cennet Koruyucu Tanrıça Zi Cuining'i karşılamaya gitmeyecek olsa da Gu Tieshou en ufak saygısızlık yapmaya cüret edemiyordu. Tüm elderlar ve koruyucular en yüksek seviyedeki saygıları ile onu bizzat karşılamışlardı.

 

Zi Cuining oturduktan sonra Gu Tieshou Li Qiye'nin mesajını iletti. Doğal olarak Zi Cuining'i iyi hissettirmek adına en iyi sözlerini söyledi. Konuşmayı bitirdikten sonra Zi Cuining'in belki de kızıp gideceğinden korktuğu için eli terledi.

 

Ama garip bir şekilde Zi Cuining herhangi bir memnuniyetsizlik belirtisi göstermedi. Biraz düşündü ve Li Qiye ile görüşmeye gitmeyi kabul etti.

 

Yalnız Tepede Zi Cuining sonunda Li Qiye ile karşılaştı ve Li Qiye ile onu gözü ile karşıladı. Kızın aurası geniş ve dağ kadar sakin olsa da yıldırım gibi gürlüyordu. Uhrevi bir tanrıça gibiydi ve gelgit dalgaları arkasında kudretli okyanuslar gibi yükseliyordu.

 

Bu sırada Zi Cuining de Li Qiye'yi gözlemledi. O herhangi bir fark edilebilir özelliği olmayan fazlasıyla sıradan biriydi. Ancak kuyudaki su kadar tarif edilemeyecek bir sakinliği vardı; sanki yer ve gök sonu ile karşılaşsa bile o sakinliğini koruyabilirdi! Gözlerindeki odak akıl almaz bir derinliğe sahiptği; bu gözler zamanın kendisini bile aşarak tüm nesilleri görmüş gibiydi.

 

O anda Gu Tieshou sessizce geri çekildi ve onları rahatsız etmeye cüret edemedi.

 

"Sen Li Qiye misin?" Cenner Koruyucu Tanrıça Zi Cuining'in sesi kulağa oldukça hoş geliyordu, sanki temizleyici yeşim kokusuna sahip nazik okyanus dalgaları gibiydi. Büyüsel rünlerin işlendiği bir kağıt parçasını Li Qiye'ye uzattı ve sordu "Bu büyüsel rünleri hatırladın mı?"

 

Li Qiye rünlere baktı ve cevap vermedi. Bunun yerine Zi Cuining'e baktı ve en ciddi tonu ile sordu: "Siyah Ejderha Kral hâlâ bu dünyada mı? Bana gerçeği söyle." O anda Liqiye'nin sesi görkemli bir otorite ile doluydu; sanki sorgulanamaz gerçek bir Tanrı idi!

 

Zi Cuining'in gözleri bu sözleri duyduktan sonra ciddileşti. Çok sayıda görkemli karakter ile karşılaşmıştı ama Li Qiye'nin o andaki ciddi ifadesi diğerlerine reddetme şansı bile tanımayan bir otorite ile doluydu!

 

Zi Cuining ona bir süre sessize baktı ve ardından cevapladı: "Patrik otuz bin yıl önce Ölümsüz İmparator Ta Kong ile yaptığı savaştan beri ortaya çıkmadı."

 

Bu büyük bir sır değildi. Dünyadaki herkes o yılki savaştan sonra Siyah Ejderha Kralın ve Ölümsüz imparator Ta Kong'un bir daha ortaya çıkmadğını biliyordu.

 

Zi Cuining'in sözlerini duyan Li Qiye usulca iç çekti, kalbinde bu cevaba hazırlanmıştı. Ancak yine de bu cevabı duyduğunda kalbi huzur bulmadı. Bir konuda emindi.... Ölümsüz İmparator Ta Kong Küçük Siyah'ı öldüremezdi!

 

"Yüksek Elder Lu hala etrafta mı?" Uzun süre sessiz kalan Li Qiye derin bir nefes aldı ve sordu.

 

Zi Cuining bu ismi çok az yabancının bilmesine rağmen sıradan gözüken genç bir adamın rahatça söylemesi nedeniyle afallladı. Eğer bu sözleri söyleyenler Cennet Koruyucu Şehirden olsaydı kesinlikle bu unvanı böyle bir şekilde kullanamazlardı.

 

"Kutsal Atam uzun süre önce ölüm gelişimine girdi ve hâlâ çıkmadı."

(Ç.N. Birisi son bir gelişim denemesinde bulunuyor ve başarılı olursa veya kusurlarını temizlerse hayatta kalıyor. Yapamazsa ölüm kaderleri oluyor.)

 

Bu Cennet Koruyucu Şehirde bir sırdı. Ancak uzun süre düşündükten sonra Zi Cuining bunu acığa çıkarmayı seçmişti.

 

Li Qiye iç çekmeden edemedi. O velet en sonunda bugüne kadar dayanamamıştı. Çok çok uzun süredir yaşıyordu ve tıpkı Li Qiye'nin beklediği gibi zamana dayanamamıştı.

 

"Cennet Koruyucu Şehir'de en yüksek kıdemli kim? Kim gücün sahibi?" Li Qiye irdeledi.

 

Zi Cuining soru bombardımanından sonra biraz şüphelendi. Bir süre düşündükten sonra konuştu: "Normalde şehrin meselelerini elderlar birlikte tartışıyor. Eğer sonuç bulamazlarsa Ata Gu'nun tavsiyesini almaya gidiyorlar."

 

"Hmph! Gu Zun!" Li Qiye soğukça burnundan soludu! Gu Zun'un hâlâ hayatta olmasına şaşırmamıştı! Eğer Siyaj Ejderha Kral onu o sene durdurmasaydı Gu Zun şu ana kadar yaşayamazdı.  

 

Zi Cuining bu sözden dolayı biraz titredi. Önündeki genç adam atalarından oldukça memnuniyetsizdi. Ama Ata Gu uzun süredir bir konuk kabul etmemişti ve yabancılar onu göremezdi!

 

"Bu büyüsel rünleri buraya getirdiğine göre kalbinde birçok şüphenin olduğuna eminim." En sonunda Li Qiye yavaşça konuştu: "Doğru, o sene Cennet Koruyucu Şehrin dışında Siyah Ejderha Kral için seromoni düzenleyen bendim."

 

Zi Cuining bir şey söylemek için ağzını biraz açtı ama Li Qiye elini salladı ve ou engelledi: "Bunu neden yaptığımı ve Siyah Ejderha Kral ile aramdaki ilişkiyi ve bu rünlerin neden bende olduğunu şu an cevaplayamam!"

 

"Peki bana ne söyleyebilirsin?" Zi Cuining Li Qiye'ye baktı ve ciddiyetle konuştu. Li Qiye gözlerini daraltarak ona baktı ve dikkatle konuştu: "Büyüsel rünleri kullanarak bu yeri bulmanın nedenleri kesinlikle vardır. Sen Cennet Koruyucu Şehrin varisisin ama bu gelecekte şehri tek başına yönetip prestijini taşıyacağın anlamına gelmiyor! Taşıman gereken başka bir görev daha var!"

 

"Görevimin ne olduğunu düşünüyorsun?" Zi Cuining'in güzel gözleri soğukça parladı. Bu Cennet Koruyucu Şehrin tabu sırrına dokunuyordu.

 

Zi Cuining açıkça öldürme arzusuna sahipti ama Li Qiye sakince konuştu: "Sen Küçük Deniz Kasabasından geliyorsun, görevinin ne olacağını düşünüyorsun?"

 

Zi Cuining'in ifadesi bu sözleri duyduktan sonra tamamen değişti. Keskin bir parıltı ortaya çıkarken bir bıçak çoktan Li Qiye'nin boğazının yanına gelmişti! O anda Zi Cuining'in aurası tıpkı bir ölüm tanrısı gibi aşırı korkutucu bir hale geldi.

 

"Nasıl biliyorsun?" Zi Cuining'in öldürme arzusundan şüphe yoktu. Eğer gerekliyse kesinlikle tereddütsüz bir şekilde öldürecekti. Onun kökeni Cennet Koruyucu Şehirde bile gizliydi. Şehirde büyümüş olsa da böyle bir meseleye dokunacak otoriteye sahip insanlar dışında kökeni tartışılamaz bir şeydi! Cennet Koruyucu Şehirde bir şeyler bilen sadece birkaç kişi vardı.

 

Ancak bir yabancı bu sırrı kolaylıkla ortaya çıkarmıştı, nasıl olur da Zi Cuining'in öldürme arzusu birden alevlenmezdi?

 

"Küçük Deniz Kasabasından geldiğine göre görevinin ne olduğunu biliyor olmalısın. Benim kim olduğum önemli değil, bunu nasıl bildiğim de önemli değil. Önemli olan senin görevin!"

 

Li Qiye boynundaki bıçağa rağmen hâlâ sakindi.

 

Zi Cuining yumuşak bedeni titrerken derin bir nefes aldı. En sonunda bıçağını çekti ve önündeki genç adama çok daha kafası karışık şekilde baktı.

 

"Siyah Ejderha Mızrağını çıkar!" Li Qİye ona bakarken istedi.

 

Zi Cuining'in kalbinde başka bir deprem oldu. Li Qiye'ye uzun süre baktıktan sonra sonunda Siyah Ejderha Mızrağını çıkardı! Özgür olduğu an sanki bir Gerçek Tanrı aşağı inmiş veya bir Ölümsüz İmparator gelmiş gibi bir aura göğe nüfuz etti! Tüm Temizleyici Tütsü sarsıldı.

 

"Bu da ne!" Gu Tirshou ve diğerleri yüce aurayı hissedip şaşırdı. Sanki Temizleyici Tütsünün Ölümsüz İmparator Gerçek Hazinesi geri dönmüş gibi bir ilizyon yaşadılar.

 

"Hâlâ Siyah Ejderha Mızrağında ustalaşamamışsın." Li Qİye mızrağı gördükten sonra kafasını sallayıp konuştu. Ardından elini hareket ettirdi ve mızrak avucuna uçtu. Onunla nazikçe ilgilenirken görkemli aurası yavaşça mızrağa dönerek kayboldu. Sanki kibirli ve hırçın bir at kaderindeki efendi ile karşılaşmış gibi aniden uysallaşmıştı. Bir ışık Li Qiye'nin elinde bir aşinalık gösteriyormuş gibi yükseldi.

 

Siyah Ejderha Mızrağı hafif mor bir parıltı taşıyan tamamen siyah bir renge sahipti. Her an dokuz göğe uçabilecek siyah bir ejderhayı andırıyordu.  Mora dönüşen siyah şekil Gerçek Ejdere dönüşen bir Sel Ejderhasını sembolize ediyordu. Bu mızrak göklerin mızrağı idi!

(Ç.N: Sel Ejderhası Gerçek Ejderin alt seviyesinde oluyor. Hala çok fazla yılan kanına sahip bir şey. Ancak o soyu saflaştıkça gerçek bir ejdere evrimleşebiliyor.)

 

Zi Cuining bu manzaraya bakarken gözleri inanamıyordu! Siyah Ejderha Mızrağı ona verilen bir şeydi ve kibirli bir auraya sahipti. Küçüklüğünden beri onu yanında taşıyordu ama şu ana kadar onu ustası olarak kabul etmemişti. Ama bugün bir yabancı onu anında efendisi gibi uysallaştırmıştı ve bu inanılmaz bir şeydi!

 

Siyah Ejderha Mızrağı Patrikleri Siyah Ejderha Kral tarafından kullanılan silahtı ve tüm dünyayı süpürürken bunu yapıyordu. O herkesi dizlerinin üzerine çöktürmüştü. İnanılmaz bir mızrak olsa da bir yabancı tarafından anında evcilleştirilmişti. Kimse böyle bir şeye inanmazdı! O bile buna inanmaya cüret edemiyordu

 

"Siyah Ejderha Mızrağı!" Li Qiye nazikçe mızrağı okşadı. Ve o da Li Qiye'nin ruhunu hissediyormuş gibi nazik ve net bir ses çıkardı.

 

Lİ Qiye bu mızrak hakkında çok fazla hatıraya sahipti. Onu Siyah Ejderha Krala o vermişti ve Siyah Ejdeha Kral ile birlikte tüm dünyaya karşı savaşıp tüm düşmanları korkutmuşlardı!

 

“Clang clank clank...” O anda Li Qiye'nin elindeki mızrak dönüşüm geçirdi ve Zi Cuining bile bu tekniği göremedi.

 

Mızrak sesleri yankılandıktan sonra mızrak küçüldü ve ardından büyüdü ve rengi de değişti! Bir anda Li Qiye bir büyücü gibi mızrağı küçük bir mızrak haline getirdi.

 

Bu mızrak koyu kırmızı bir renge sahipti ve oldukça göz alıcıydı. Onun keskin parlaklığı cennet korkutucu bir öldürme arzusu taşıyordu ve bu Zi Cuining'in kalbini dehşetten soğumuştu!

 

Ancak Li Qiye'nin sağ elinin nazikçe dokunmasıyla birlikte bu korkutucu öldürme arzusu aniden sakinleşti. Ancak bu koyu kırmızı mızrak ucu hala ürperticiydi. Zi Cuining onda kanlı bir varlık hissediyordu ve bu mızrağa bakarken kan kokusu alıyordu.

 

Saldırgan bir silah! Bu o mızrağa bakarken ilk hissettiği şeydi. Çocukluğundan beri yanında olan Siyah Ejderha Mızrağının böyle küçük bir mızrağa dönüşeceğini düşünmemişti. Gözleri önünde olsa da buna inanmakta zorluk çekiyordu.

 

"Siyah Ejderha Mızrağının diğer adını biliyor musun?" Gözleri tamamen sakin olan Li Qiye elindeki mızrağa baktı.

 

"O da ne?" Zi Cuining L iQiye'nin sorusunu takip etmedi. Bu mesele onun için akıl almaz bir şeydi, onun nasıl kısa bir mızrak olduğunu bilmiyordu!

 

"Ölümsüzün Kanı Mızrağı!" Li Qiye yavaşça konuştu. Sesi bu ismi söylerken soğukluk ile doluydu.

 

"Ölümsüzün Kanı Mızrağı..." Bu ismi duyan Zi Cuining'in aklına ilk olarak mızrağın ucundaki koyu kırmızı parlak renk geldi!

 

Li Qiye yavaşça devam etti: "Gerçek Ölümsüzlerin kanını tattığı için ona Ölümsüzün Kanı Mızrağı deniliyor!"

 

"Gerçek Ölümsüz!" Zi Cuining'in güzel gözleri bu sözü duyduktan sonra şaşkınlık içerdi. Li Qiye'ye baktı ve sordu: "Bu dünyada gerçekten Gerçek Ölümsüzler var mı?"

 

Li Qiye bu soruya cevap vermek yerine dikkatlice konuştu: "Bu oldukça saldırgan bir silahtır ve umarım bir gün onda ustalaşabilirsin! Aksi halde buna layık değilsindir." Konuştuktan sonra Ölümsüzün Kanı Mızrağını Zi Cuining'e geri verdi.

 

Zi Cuining mızrağı kabul ederken ifadesi ciddiydi. Mızrak eline geldiği an daha önce görmediği bir kaderin onunla olduğunu hissetti.

 

"Ölümsüzün Kanı Mızrağının prestijini mahvetme." Li Qiye ciddi bir tonda konuştu. "Bu sadece bir silah değil. O Gerçek Tanrıları katledip bir Ölümsüz İmparatorun boynuna saplanmış bir şey!"

 

"Ne...." Zi Cuining şok olmuş bir ifade ile afalladı. Bu cümle onun için fazlasıyla eziciydi.

 

Gerçek Tanrılar güçlü varlıklardı ancak Ölümsüzün Kanı Mızrağı onları katletmişti. Ölümsüz İmparator Cennetin İradesini taşıyan biriydi ve gerçek yenilmezliği elde eden kişilerdi! Bir Ölümsüz İmparatorun boynunu delmek akıl almaz bir şeydi, bu dünyadaki en akıl almaz şeydi.

 

Ancak Li Qiye'nin ifadesi bu sözlerin abartma olmadığını açıkça ifade ediyordu.

 

O anda Zi Cuining afalalmıştı. Elindeki Siyah Ejderha Mızrağı patrikleri tarafından bırakılmıştı ve en sonunda onun ellerine gelmişti Bu mızrağın Dokuz Dünyaya hükmetmiş yenilmez bir mızrak olduğunu biliyordu.

 

Ancak onun Gerçek Tanrıları katledip bir Ölümsüz İmparatorun boynunu deldiğini düşünmemişlerdi. Ancak bugün bu akıl almaz şey gerçek gibi görünüyordu!

***********ÇEVİRMEN NOTU*************

Li Qiye neler yapacak? Ölümsüzün Kanı Mızrağının olayı ne? Siyah Ejderha Krala ne oldu? Aralarında nasıl bir ilişki var? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin :D

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14822 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19495 Bölüm Sayısı


creator
manga tr