Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Emperor’s Domination - Bölüm 172


Bölüm 172: Açılamayan Taş Sandık (2)




"Bu eşyayı daha önce görmüş müydün?" Li Qiye'yi uzun süredir tanıyan Shuanguan onu herkesten daha iyi anlıyordu. Li Qiye deki değişikliği hissedip usulca kulağına fısıldadı.

Li Qiye konuşmadı ve dudaklarının kenarı hafifçe eğilirken yaşlı adama bakarak hafif bir gülümseme ortaya çıkardı.

"Bu yaşlı adam herkesten oldukça basit bir şey yapmasını istiyor." O anda yaşlı adam kafasını kaldırdı ve neşeyle gülümsedikten sonra konuştu: "Bu sandığı açan kişi bu üç hazineden istediğini alabilir!" Konuşmasını bitiren yaşlı adam gözlerini daralttı ve ağır şekilde kahkaha atarken taş sandığı da ayaklarının altında attı.

Yaşlı adamın sözleri karmaşa yarattı. Böyle bir şey inanılmazdı; sanki büyük bir turta gökyüzünden düşmüştü. Taş sandığı açan kişi anında Erdemli Örnek Gerçek Hazinesini veya Uzun Ömür Hazinesini kazanacaktı. Bu dünyadaki en harika şeydi! Bu nedenle konuşmasını bitirdiğinde herkes inançsızlık içinde yaşlı adama bakmıştı.

"Bu gerçek mi?" Kraliyet Asili olan bir Şeytan Hükümdar sormadan edemedi.

Yaşlı adam gülümseyerek cevaplarken gözleri daraldı: "İncilerden bile daha gerçek; kesinlikle şaka yapmıyorum. Bu yaşlı adamın sözleri altındandır ve asla sözümden dönmem. Bu taş sandığı kim açarsa bu üç hazineden istediğini alabilir."

"Başka bir koşul gerekiyor mu?" Aniden denemek isteyen biri sordu.

"Başka bir şey yok. İster vurun ister yakın ister ezin. Bu taş sandığı açabildiğiniz sürece istediğinizi yapabilirsiniz!" Yaşı adam mutluca gülümsedi ve konuştu.

"Deneyeceğim, deneyeceğim deneyeceğim..." Aniden herkes ileriye yöneldi ve bu taş sandığı anında açmak istedi.

"Merak etmeyin, aceleye gerek yok, keyfinize bakın herkesin şansı olacak." Yaşı adam elini gelişigüzel sallayarak ilerleyenleri durdurdu. Gülümseyerek konuştu: "Denemek isteyenlerin sıra yapması gerekli. Teker teker deneyeceksiniz!"

Daha önce bu yaşlı adam kolaylıkla bir Aydınlanmış Varlığı dışarı atmıştı bu nedenle bu sefer ağzını açtığında kimse düşüncesizce hareket etmedi ve hemen herkes sessizleşti. Zeki bir kişi hemen bağırdı: "Sıra olacağız!"

O anda herkes uzun bir sıra oluşturmak için hareketlendi. Sırada sıradan öğrenciler de vardı. Ayrıca Kraliyet Asilleri, Aydınlanmış Varlıklar ve Antik Azizler de bulunuyordu.

Ancak Li Qiye sıraya katılmadı. Shuangyan ve Baojiao'yu yana çekip sakince eğlenceyi gözlemledi.

Kısa süre içinde büyük bir sıra ve kalabalık bir izleyici grubu oluşmuştu.

"Devam edin. Sıra başkasına geldiğinde acele etmelisiniz. En fazla üç deneme hakkınız var. Başkalarının zamanını harcamayın." Yaşlı adam gülümsedi.

"Açıl..." En öndeki Şeytan Hükümdar hızlıca harekete geçti ve elini uzatarak taş sandığın kilit yerini yakaladı. Onu sıkıca kaldırdı ve kan enerjisi akışa geçerken şeytan aurası da göğü deldi. Bedenindeki kaslar ortaya çıktı ve dağları titretebilecek bir güç ortaya çıkardı. Ancak ne kadar güç kullanırsa kullansın taş sandığı açamadı.

"Benim için açıl..." Şeytan Hükümdar pes etmedi ve gerçek bedenine dönüştü. O aslında aşırı keskin ikiz pençelere sahip olan büyük bir taklitçi maymundu. Vahşice sandığın üstünden tuttu ama taş sandık zararsız bir şekilde duruyordu.

"Yapamayacaksın, sıradaki." Yaşlı adam kafasını salladı ve konuştu.

Şeytan Hükümdar gönülsüzdü ama tüm gücüyle bile bu taş sandığı açamamıştı. İstemese bile yapabileceği bir şey yoktu. Bu nedenle kızgınca geri çekildi ve yanda durup bu sesli manzarayı izledi.

"Kırıl..." İkinci kişi Aydınlanmış Varlık idi. Ağzını açtı, bağırdı ve kemiksi, keskin bir bıçak yin enerjisi ile kaplı şekilde ağzından çıktı. Bu kemiksi bıçak oldukça korkutucuydu ve yin enerjisi de her şeyi tüketebilirdi.

"Vlang..." Ancak bu kemiksi bıçak ne kadar dehşet verici olursa olsun taş sandığa isabet ettiğinde sandığa bir şey olmuyordu. Tek bir bıçak izi bile kalmıyordu.

"Clang, Clang, Clang..." Bu büyük karakter aynı anda üç saldırı yaptı. Her biri nehirleri delip dağları kesebilirdi ama taş sandığa zarar verememişti.

"Sıradaki" Yaşlı adam Aydınlanmış Varlığa bakmadan kafasını salladı ve konuştu.

"Benim için açıl..." Üçüncü kişi kükredi ve Kader Sarayı kafasının üzerinde ortaya çıkarken Yaşam Çarkı durmaksızın döndü. Tüm kan enerjisi kan iğnelerine dönüşürken yıldırım gibi taş sandığa saldırdı.

Ancak sonuç aynıydı; taş sandık zarar görmemişti.

"Sıradaki." Yaşlı adam hayal kırıklığına uğramış şekilde kafasını salladı.

Gelişimciler birbiri ardına gelip sıra onlara geldiğinde kendi tekniklerini kullanıyorlardı. Bazıları taş sandığı kesmek için Gerçek Hazinesi kullanırken bazıları onu dondurmak için buz kullanıyordu ve çılgınca taş sandığa vurup kırmaya çalışanlar ile tibbi su yardımıyla onu ıslatmaya çalışanlar da vardı...

Ancak ne denerlerse denesinler taş sandık zarar görmemiş şekilde yerinde hareketsiz duruyordu. En sonunda bir Antik Aziz harekete geçti. Avucunu açtı ve güneş ile ayı arıtıp yeri ve göğü avucuna doldurdu. Tüm kan enerjisi ve dünya özü avucunda kılıç ışığına dönüştü. Bu göğü açıp yeri yarabilecek bir saldırıydı ancak bu taş sandığa karşı etkisiz kalmıştı.

En sonunda herkes denemiş ancak başarılı olan olmamıştı. Tuvaletteki kayaya benzeyen bu taş sandık kokuyordu ve bu herkesin kalbinde kan kusmasına neden oluyordu. Herkes onu acımasızca ezmek istiyordu.

O anda herkes birbirine çaresizce bakmaya başlamıştı. Bu taş sandık gerçekten de bir canavardı; açmak temelde imkansızdı!

"Ben deneyeceğim!" O anda buz gibi soğuk bir ses duyuldu. Göğü bunaltan bir öldürme arzusu ileri doğru taarruz etti, herkesin bir adım geri çekilmesine ve yüzlerinin solmasına neden oldu.

Bir kılıca sarılan bir kız vahşi bir canavara benzeyen bir öldürme arzusu ile adım adım ilerledi. Bu kız... Soğuk ve duygusuzdu, öldürme arzusu taşıyordu ve onun varlığı nedeniyle diğerleri ürperip korku hissediyorlardı. Duruşu sadece gösteriş için değildi, duruşunda bile ölüm vardı. Her hareketi kesinlikle kan tadını almıştı ve bir adamın hayatını elinden alabilirdi.

Bu kız göğsündeki kılıcı kınından çıkarmamış olsa da diğerleri kan kokusu alıp ürpermeden edememişti!

"İlahi Kılıç Kutsal Bölgesinin üyesi!" Siyahlı kızı gören birisi istemsizce bağırdı. Onun öldürme arzulu şiddetli aurasını hisseden herkes ürpermişti ve kimse ona yakınlaşmak istemiyordu.

Kızı gören birçok kişi kalplerinde titremişti. O İlahi Kılıç Kutsal Bölgesinin üyesiydi!

Bu mirası duyan ve onun kutsal bölgenin üyesi olduğunu fark edenler korkudan geri çekildi. İlahi Kılıç Ktsal Bölgesi ismi duymayanlar için bile hükmediciydi.

Ancak İlahi Kılıç Kutsal Bölgesinin tarihini bilenler bu ismi duyduğunda kesinlikle kanları soğuyan kişilerdi!

İlahi Kılıç Kutsal Bölgesi Batının Issız Çölündeki büyük kutsal bölgelerden biriydi ve bir Ölümsüz İmparator mirasıydı. Ölümsüz İmparator Ye Ti tarafından kurulmuştu ve ünü her yöne yayılmıştı.

(Ç.N: Ye Ti: 夜啼 - Gece Haykırışı)

Ölümsüz imparator Ye (gece) Ti (haykırışı)'nin çağı sırasında şöyle bir söz vardı: Onun ismini duyan çocuklar gece ağlamayı keseceklerdir. Bu da o çağ sırasında gece ağlayan herhangi bir çocuğun Ölümsüz İmparator Ye Ti'nin ismini duyduktan sonra hemen durduğu anlamına geliyordu. Bu nedenle diğerleri ona Ölümsüz İmparator Ye Ti diyordu.

(Ç.N: Ölümsüz İmparatorların çoğunun ismi kendi isimleri değil. Hep unvan. Hayatlarında olan şeylere göre isim veriyor insanlar onlara.)

Ölümsüz İmparator Ye Ti hayatı boyunca kılıç ile yaşamış biriydi. Onun Kılıç Daosu emsalsiz derecede üstündü ve insanlar onu Kılıç Tanrısı diyerek övüyorlardı! Ancak çok daha iyi olduğu şey öldürmekti! Ölümsüz İmparator Ye Ti daosunu kanıtlamak için öldürürdü ve hayatı boyunca acımasızca sayısız can almıştı!

Her ne kadar şu ana kadarki Ölümsüz İmparator sayısız düşman öldürmüş olsa da bazıları Ölümsüz İmparator Ye Ti'nin en çok öldüren olduğuna inanıyordu.

Hatta efsanelere göre emsalsiz öldürme daosunu kanıtlamak için kendi karısını bile öldürmüştü. Bu efsaneyi kanıtlayan kimse olmasa da bu gelecek neslin Ölümsüz İmparator Ye Ti'nin öldürücü acımasızlığından haberdar olmasını sağlamıştı.

İlahi Kılıç Kutsal Bölgesi akıl almaz derecede güçlüydü. Her çağda kutsal bölgenin çok az öğrencisi dünyayı gezmek için dışarı çıkardı. Ancak onların her biri kan yağmurları ile rüzgarı lekelerdi. Onlar herkes tarafından korkulan ölüm tanrılarıydı!!

Bu kız İlahi Kılıç Kutsal bölgesindendi ve üzerine onların varisiydi. Nasıl olurda onu görenler cesaretlerini ve renklerini kaybetmezdi?!

Kılıç kadar soğuk olan siyahlı kız taş sandığın önünde durdu ve öldürme arzusu taşıyan ışıklar yayan güzel gözleri ile ona odaklandı.

"Clang~" Bir anda hamlesini yaptı. Kimse nasıl kılıcını kınından çıkardığını bilmese de durdurulamaz bir öldürme arzusu taşıyan bu kılıç savuruşunu herkes görmüştü. Kılıç savrulurken öldürme arzusu herkesi hafifçe titretmek için yeterliydi.

Herkes ürperdi ve sanki kanları dışarı sıçramış gibi enseleri soğudu. O anda herkes bu kılıcın sanki aslında taş sandığa değil de kendi boyunlarına ilerlediğini hissetti.

Korkaklar kıçlarının üzerine düşüp altlarına yaptı; bu dehşet verici öldürme arzusu nedeniyle dehşete düşmüşlerdi!

"Clang..." Ancak bu öldürme arzusu kokulu sert taş sandığı keserek açmak için yeterli değildi. Bu kılıcın altında taş sandık biraz bile zarar görmemişti!

Kız bile buna inanamamıştı. Kendi kılıcına aşırı güveniyordu. Taş sandık şöyle dursun, İlahi Cevher bile kılıcının altında kesilirdi. Ancak bu taş sandık zarar görmemişti, bu akıl almaz bir şeydi.

Kız şiddetle bakmadan edemedi. Bakışları öldürme arzusu ile birlikte taş sandığı delip geçebilecekmiş gibi görünüyordu.

"Bunu yapamazsın." Yaşlı adam kafasını salladı ve konuştu: "Kılıcın gerçekten güzel bir kılıç ve kılıç tekniğinde gerçekten rakipsiz ama yine de yapamazsın."

Çok fazla kişi sandığı açmayı denese de bu yaşlı adam onları hiç değerlendirmemişti. O anda konuşması bile siyahlı kızın gerçekten sıradışı olduğunu göstermek için yeterliydi.

Her ne kadar siyahlı kız bunu kabul edemese ve akıl almaz olarak algılasa da başka bir hamlede bulunmadı ve birşey demeden kenara çekildi.

O kenara çekilirken herkes üç adım geri gitti; ona yaklaşmaya cüret edemiyorlardı. Böyle bir ölüm tanrısını kimse gücendirmek istemiyordu. O provoke edildiğinde ölüm önlerine çıkacak tek yoldu!

---------------ÇEVİRMEN NOTU-------------

Kız ne kadar sıradışı? Li Qiye ne yapacak? Başka kimler deneyecek? Merak m ıediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin :D

Useless notu: Len 8 inde sınav bitiyor dedim insafsızlar 9una toplu mu bekliyorsunuz :D Hem seri seri gelecek derken de ciddiydik bu ay baya bölüm atmayı düşünüyoruz. Diğer soruyu da cevaplayayım. Ed pre geldiğinde atg de 1 presi olanlar otomatik ed ye aktarılacak. Zaten muhtemelen ya bu ay ya da temmuzda tüm aktarmalar tamamlanır. Öyle yani :D 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1261

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 701

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 661

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 524

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 196

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15589 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 20995 Bölüm Sayısı


creator
manga tr