"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Emperor’s Domination - Bölüm 124


Bölüm 124: Göğü İmha Eden İblis Taklitçi Maymun (2)




El değmemiş bölgede büyük bir taklitçi maymun olduğunu bilen Dao Çocuğu Shengtian ve Cennetsel Prens içeri girmeye cüret edemedi. Bu taklitçi maymunun karşısında kim olursa olsun kesinlikle ölecekti.

Gelişimciler yerden kalkamamışken tehlikeli bölge ile el değmemiş bölgenin sınırlarının yakınlarında birisinin normal bir şekilde dışarı çıktığını gördüler.

"L... Li... Li Qiye..."

Li Qiye'nin ilgisizce salyangozunun üzerinde el değmemiş bölgeden çıktığını görenler afalladı.

Bu gelişimciler ölümden kurtulduklarından Li Qiye'nin kesinlikle öldüğünü düşünmüşlerdi. Ancak o beklenmedik şekilde sanki kendi bahçesinde geziniyormuş gibi ilgisizce dışarı çıkmıştı.

Onları inançsızlık içinde bırakan şey el değmemiş alandan canlı kaçanların sadece en son gelenler olmasına rağmen şu anda Li Qiye herkesten önce oraya girmesine rağmen ilgisizce dışarı çıkıyordu ve bu gerçekten dehşet vericiydi.

O anda Li Qiye Tieyi ve Doğu Nehrinin Markisinin kafalarını en yüksek ağaca astı. Çevredeki kişilerin sersemlemiş yüzlerine bakıp yavaşça konuştu:

"Eğer birileri hala benim İmparator Erdem Kanunum ile hala ilgileniyorsa peşimden gelenleri hoş karşılarım. Çok fazla düşmana sahip olmayı umursamam. Ne kadar çok olurlarsa dağ haline gelen cesetler ve nehirler gibi akan kanlar artacak. Bu toprakları korkarım ki kan hariç hiçbir şey besleyemez, bu yüzden istediğiniz gibi gelebilirsiniz."

Yerde oturan soluk yüzlü kişiler birbirlerine baktı ve herkesin kafası karıştı. Böyle bir sonucu hayal edememişlerdi. Onlar on binlerce gelişimciydi ama buna rağmen bu yerde gömülmüşlerdi ve kanları nehirler gibi akmıştı. Herkesin şişko bir koyun olarak gördüğü Li Qiye ise yara bile almamıştı. Bu mesele çok garipti.

"Sen... Sen... Sen herkesi canavarın yuvasının yakınına bilerek getirdin!!"

O anda bir tarikat lideri olanları anladı ve haykırdı:

"Yani öyleyse ne olmuş?"

Li Qiye kahkaha attı.

"Se... Seni katil! Sen çok sayıda insanın canını alan bir şeytansın!"

Bir gelişimci kızgınca bağırdı.

Bunu duyan Li Qiye öfkelenmedi ve sakince yanıtladı:

"Katil mi? Senin ellerin de kanla lekelenmedi mi? Deneyimli bir gelişimci olarak azizmiş gibi davranma. Bana bir katil demen umurumda değil ancak bana karşı gelmeden önce kaç tane başın olduğunu say. Aksi halde gelecek sefer burada asılan senin başın olur."

KOnuşmasını bitiren Li Qiye Doğu Nehrinin Markisi ve Tieyi'nin asılı başlarını gösterdi.

İkisi de gözü açık şekilde ölmüştü.

İki kafayı gören birçok kişi ürperdi. Jaing Juo Klanı ne kadar güçlüydü? Ne kadar sağlamdı? Onlar hayatları boyunca ellerini kan ile lekelemişlerdi ancak bugün kafaları başkası tarafından buraya asılmıştı.

"İmparator Erdem Kanununa sahibim. İsteyen gelip almaya çalışsın. Ancak gelmeden önce soyunuzdan gelenlere son sözlerinizi bırakın."

Li Qiye zarif şekilde salyangozuna süzüldü. Arkasında nazik ve tatlı sözler bırakarak gitti.

Başından sonuna kadar kimse Li Qiye'ye karşı bir şey yapmadı. Bugün birçok kişi korkudan kendini kaybetmişti. Li Qiye'nin gidişini izleyen çoğu kişinin kalbi huzursuz hissetti.

Başlarını düşünmekten neredeyse kıracak duruma gelmelerine rağmen hala anlayamıyorlardı. El değmemiş bölgeye giren kişilerin neredeyse hepsi katledilmişti. Özellikle ilk girenlerin hiçbiri canlı kurtulamamıştı. Ancak herkesi yuvaya yönlendiren Li Qiye tamamen güvendeydi ve en ufak zarar görmemişti. Onlar için bu büyük bir gizemdi!

Oluşan katliam Şerle Çevrelenmiş Dağ Sırasının doğusunu sessizleştirdi. Kısa süre içinde hazine avlamakla ilgilenen birçok tarikat sakinleşti. Büyük taklitçi maymun birçok kişiyi korkutmuştu.

Bu nedenle çoğu uzman tehlikeli bölgeye giderken bile oldukça dikkatli davranmaya başlamıştı. Sonuçta canavarlar burada da saklanıyor olabilirlerdi ve onlarla karşılaşmak ölümlerini getirebilirdi.

Li Qİye gittikten sonra kimse el değmemiş bölgeye girmedi ve bunun yerine o kurbağayı aramaya başladı. En sonunda kurbağanın izleri tehlikeli bölgede bulundu.  

Li Qiye bir tepenin üzerinde durdu. Önündeki tepelere baktı ve mırıldandı.

"Fena değil. Kesinlikle yeterince aç gözlü, bu kadar şey yemiş ancak yine de karnının patlamasından korkmuyor."

"Takip etmeye devam ediyor muyuz?"

Li Qİye'nin dalgın şekilde dağı gözlemlediğini gören Shuangyan sordu.

"Hayır, eğer kaçmayı gerçekten istiyorsa takip etmek imkansız olacak."

Li Qİye kafasını salladı ve konuştu:

"Gerçek hızı hayal bile edemeyeceğin düzeyde."

"Başka bir karşı tedbirin mi var?"

Li Qİye gülümsedi:

"Karnı doyduğunda uykusu gelecek. Kesinlikle uyuyacağı için de onun için bir yuva hazırlayacağız!"

Li Qİye Shuangyan'ı uygun bir konum bulması için yanında getirdi. En sonunda bir bataklık seçti. Gözlerini daraltarak bu yeri gözlemledi ardından Niu Fen'e söyledi:

"Bu bataklığın üzerini sür, çamurlar yeni olmalı ve fırından yeni çıkmış taze çörek kadar sıcak olmalı."

Niu Fen konuşmadan edemedi:

"Ben bir salyangozum, öküz değil, neden bu  bataklığı sürmek zorundayım?"

Her ne kadar şikayet etse de harekete geçmişti. Bataklığın suyu yukarı doğru yükselmeye başladı, sanki kaynıyordu.

Li Qiye ve Shaungyan başka bir şey hazırlıyordu. Li Qiye farklı ruhsal ilaç ve otları topluyordu.  Shuangyan'ın ismini bile duymadığı garip ağaç ve bitkileri de toplamıştı.

Bu bitkilerin çoğunu yakarak küle çevirdi ve Shuangyan'ın yine ismini bilmediği minerallerle beraber gömdü. Onun talimatlarının doğrultusunda ikisi çamurda oynayan iki küçük çocuk gibi görünüyordu. Çamur ve mineralleri dikkatlice karıştırıyor ve ardından onları tıbbı küller ile zenginleştiriyorlardı.

"Ne yapıyoruz?"

Çamur karıştırma meselesi, cennetin gururlu kızı ve Yaşlı Öküz Ülkesinin prensesi olan onun ilk kez yaptığı bir şeydi.

"Yuva hazırlıyoruz."

Li Qiye gülümsedi.

"Doymuş bir kara kurbağası için uyumak için bundan daha rahat bir yer yok."

"Tabii ki uyuduktan sonra tekrar uyanması ne kadar sürecek biliyorum."

KOnuştuktan sonra Li Qiye parlak bir gülümseme sergiledi.

Shuangyan doğal olarak Li Qiye'n,n bu kurbağaya karşı planlar hazırladığını biliyordu. O anda bunları nasıl bildiği hakkında sormak için çok tembeldi. Kurbağaya gelince, Li Qiye onu avucunun içi gibi biliyordu! Shuangyan ise aynı zamanda sorsa da sormasa da Li Qiye'nin bunu parmakları ile hesapladığını veya sağduyu olduğunu söyleyeceğini de biliyordu. Doğal olarak bunlara inanmıyordu.

"Bu kurbağa tam olarak ne?"

Ancak Shuangyan sormadan edemedi. Milyon yıllık uzun ömür ruhu bile Li Qİye tarafından yere atılmış ve Xu Pei'ye ödül olarak verilmişti. Ancak o bu kurbağayı kovalarken pes etmemişti.

Shuangyan'ın sorusuna karşı Li Qiye garip bir ifade ile gözlerini daralttı. Bu ifadeyi gören Shuangyan bir kez daha sormadı. Uzun süre onunla birlikte olduğu için Li Qİye'nin karakterini anlamıştı.

Shuangyan kafasını eğdi ve çamur ile uğraştı. Böyle bir şeyi daha önce yapmadığı için alışık değildi. Bu oldukça meşgul edici bir şeydi; külleri dökmesi ve ardından biraz su ve çamur ile karıştırması gerekiyordu. Bu sadece ölümlülerin yapacağı bir şeydi ama bugün onun yapması gerekiyordu. Bu ona biraz ezici bir his veriyordu.

Shuangyan'ın biraz beceriksiz olduğunu gören Li Qİye gülümsemeden edemedi. O buz gibi soğuktu. Güzelliği krallıkları ve şehirleri yok edebilecek düzeydeydi...o gerçekten cennetin gururlu kızıydı.  Ama böyle bir kız sıradan küçük bir ölümlü kız gibi böyle bir şey ile uğraşıyordu.

Eğer birisi bu manzarayı görseydi gözlerine inanamazdı. Dokuz Aziz Şeytan Kapısının soyunda gelen birisi, Eski Öküz Ülkesinin prensesi, cennetin gururlu kızı SHuangyan'ın böyle pis bir iş yapacağına kimse inanamazdı.

Li Qiye gülümsedi ve onun kar beyazı yüzünü biraz daha çamura boyayarak konuştu:

"Böyle çabalar ödül getirir. Şerle Çevrelenmiş Dağ Sırasına yaptığımız bu yolculuk kesinlikle buna değer olacak."

"Yüzümü çamur yapma, bu çok pis!"

Shuanyan'ın güzel gözleri kızgınca Li Qİye'ye baktı. Bu görünüş ve ses tonu birinin kalbini hızlandırabilirdi. Böyle güzel ve çekici bir kadın Li Qiye'nin sadece ilgisizce keyif aldığı bir şeydi.

En sonunda Li Qiye hafif çimen kokan çamurlu bir delik oluşturdu. Uzaktan bile bu hafif koku duyuluyordu.

"Bu yuvayı ölümüne sevecek."

Li Qİye neşeyle gülümsedi ve yaptığı şaheserin önünde durdu.

SHuangyan ise çevik bir şekilde ona baktı. Önlerindeki bu çamurlu delik çoğunlukla onun çabaları sayesinde oluşmuştu.

Li Qiye ve Shuanyan döndükten sonra Niu Fen de bataklığı sürdü. Pis ve çamur uzaktan bile taze kavrulmuş bezelye gibi kokuyordu ve oldukça sıcaktı.

Li Qiye oldukça iyi bir şekilde yapılmış çamur deliğini bataklığa çevirdi ve çamurlu delik aşağı doğru göçerken sadece girişini ortaya çıkardı.

----------ÇEVİRMEN NOTU-----------

Lİ qiYE ne amaçlıyor? Kurbağa gelecek mi? Neye benziyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ????






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14822 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19495 Bölüm Sayısı


creator
manga tr