"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Ejderha İmparator - Bölüm 50: Ben Zalim miyim?


Ben Zalim miyim?

 

 

 

 

 

Duramam abla. Onlar Mex'i öldürdü. Bu yüzden duramam. Onlarda acıyı tatmalı." Zeng ,Thinker'ın Kendisine son seslenişini duyup elinde tuttuğu kolu kenara atttıktan sonra Thinker'a doğru dönüp baktı.

 

"Abla... abla sen ağlıyorsun. Niye?" Zeng, Thinker'ın dizlerinin üstüne çökmüş ve yere bakan yüzünden süzülen yaşları gördüğünde kala kalmıştı. 

 

"Çünkü. Şuan sen benim tanıdığım, iyi, huylu ve güçsüz olsa dahi başkalarını koruyan sevecen arkadaş canlısı Zeng değilsin. Bu yüzden ağlıyorum." Thinker başı yere bakıyorken ellerini yumruk yapmıştı.

 

"Değil miyim? ben... ben şimdi neyim o halde?" Zeng tamaman kana boyanmış ellerine doğru başını eğdi. Elleri arasındaki yarı kurumuş kandan dolayı ten rengini dahi göremiyordu.

 

"Sen! Sen şuan... Zorbasın! Zalimsinn!!" Thinker başını kaldırdı ve Zeng'e doğru çığlık atarken ağlaması daha da şiddetlenmişti. "Hepsi benim yüzümden seni buraya getirmeseydim. Hep iyi ve temiz kalpli olarak kalırdın." Kendisini suçlarken  yanakları kızarmıştı.

 

"Ben.. ben zalim miyim?" Zeng hala başını eğmiş kanlı ellerine bakıyordu. 

 

"Ben zalim değilim! Onlar ölmeyi hakediyor!" Zeng baktığı kanlı ellerini yumruk yaparak Thinker'a bakarak bağırdı.

 

"Ölmeyi hakedebilirler. Lakin işkence görerek ölmeyi haketmez! Ölmeleri gerekiyorsa onları öldür. Ama hızlı ve acısız bir şekilde yap. Onlar Mex'e saldırdıklarında ona karşı işkence etmediler. Hızlı ve Tek seferde saldırdılar." Thinker ağlamasına artık hıçkırmaları da eşlik ediyordu. "Artık ken.. kendine gel ve ne yaptığına etrafına bir bak!" Artık konuşurken kelimeleri bile yarım söylemeye başlamıştı.

 

Zeng, Thinker'ın ağlamaklı haline daha fazla dayanamadı. Ellerini gevşetirken bilinci kapanmak üzere olan ruh gelişimciye baktı. 2 kolu kendisi tarafından kopartılan gelişimcinin gözlerinde gördüğü şey korkuydu. Ölümden değil, Zeng'in kendisinden korkuyordu. 

 

Zeng, ruh gelişimin yanında uzanan vücut gelişimcisine başıne çevirdi. Aynı korku onun gözlerinde de vardı. Bunu farkeden içten içe yaptığı şey hakkında tereddüte düşmeye başladı.

 

Baktığı rakiplerinde kendisine olan korkuları gören Zeng önce katılımcı alanlarına ve daha sonra izleyenlere karşı başını çevirdi. Bir çoğunun gözünde korku veya başka tür duygular olmasına rağmen nerdeyse herkesin kendisine tek bir ortak duyguyla baktığını farketmişti. Farkettiği duygu tiksintiydi.

 

"Abla... ben gerçekten zorba mıyım? Neler yaptım ben. Ji... Jiantaya verdiğim sözü mü bozdum. Ben... Ben onu da seni de Mex'i de hayal kırıklığına mı uğrattım? " Zeng herkesin kendisine bakan gözleri arasında tek ortak yönü farkettiğinde başını tekrar önüne indirerek kanlı ellerine bakarken, gözlerinden farkında olmadan 2 damla yaş süzülmüş ve kanlı avuç içlerine damlamıştı.

 

"Çok geç değil Zeng hâla bunu durdurabilirsin. Hâla sözlerini tutabilirsin. Mex'i Jianta'yı ve beni hayal kırıklığına uğratmadan önce sadece dur artık." Thinker Zeng'in sorularındaki suçluluğu hissederken gözyaşlarını sildi.

 

"Yapabilir miyim gerçekten?" Zeng başını kaldırarak gerçekten Thinker'ın ona inandığını görmek istedi.

 

"Evet yapabilirsin. Bunu sorman bile yapabileceğin anlamına geliyor." Thinker hala kızarmış olan yanaklarıyla Zeng'e bakarak gülümsedi. İçten içe şuan baktığı kişinin tekrar tanıdığı kişi haline geldiğini farketmişti.

 

"O halde yapacağım abla." Zeng, Thinker'ın kendisine inandığını hissettikten sonra gözlerinde parlak platin ve kırmızı renkler kaybolarak eski haline döndü.

 

"Ben gerçekten bunları neden yaptım. Onları sadece öldürmek istemiştim. Ama en başta işkence etmek istememiştim. Gerçekten bunları yapmak mı istedim yoksa İçimdeki ejderha kalbi aklımı mı karıştırdı." Zeng normal haline döndüğünde tekrar kanlı ellerine baktı.

 

Demin arenada dehşet saçan Zeng gözlerindeki ik renkli parlaklığın normal haline dönmesine ve ne yaptığını anlamasına başlamasıyla tüm hislerini tekrar kazanmaya başlamıştı. Yavaş yavaş vücudunda bulunan yaralardan kaynaklı acıları dahi hissediyordu.

 

"Abla bana tılsımımı at." Zeng önündeki rakiplerine baktığında gözlerinde hala korku görünce ikisini daha fazla korkutmak istemeyerek bakışlarını Thinker'a doğru değiştirdi.

 

"Elder Yugi izin var mı?" Thinker turnuva kuralları gereği arenaya giremeyeceğini aksi halde ağır ceza alabileceğinin farkındaydı.

 

"İzin var Thinker. Ben yeteri kadar gördüm." Elder Yugi, Thinker'ın arena dışındaki Zeng'in tılsımını kendisine farklı duygular yaşatan velede vermesini kabul etti. "Beni iyi dinleyin. Bir daha tılsımlarınızı bu şekilde sonucunu düşünmeden dışarı atarsanız. Bilesiniz ki  geri almanıza izin verilmeyecektir." Ardından seyirci ve katılımcı grubuna doğru baktı. "Böyle bir olayın turnuvamız tarihinde ilk defa yaşandığı için bu seferlik taviz gösteriyorum. Bir daha asla böyle birşeye izin vermeyeceğimi iyice anlayın." Olan biteni sessizlik içinde izleyen herkes Elder Yugi'ye karşı başını aşağı yukarı salladı.

 

 

"Teşekkürler kıdemlim." Thinker  arenadaki üç  kişinin tılsımlarını alarak hızla Zeng'in yanına geldi.

 

"Bu senin sanırım. Onların tılsımları da burda. Onları öldürmek istiyorsan. Sadece yap." Thinker elinde bulunan 3 tılsımı Zeng'e doğru uzattı.

 

"Öldürmek mi? Sanırım bu onlar için ölümden daha kötü bir tecrübeydi. İkisini de öldürmeyeceğim. Bence akıllanmışlardır." Zeng tılsımları alarak bilinci artık acıya dayanamayıp kapanan ruh büyücüsüne ve onun yanında hareket etmekte dahi zorlanan vücut gelişimcisine doğru baktı.

 

"Aldık. aldık. Dersimizi aldık tabiki. Özür dileriz." Zar zor konuşabilen vücut gelişimcisi Zeng'i tekrar kızdırmamak ve arkadaşının yaşadığı acıyı yaşamamak için kalan gücünü konuşmaya harcadı.

 

"Aferin sana böylesi daha iyi." Thinker artık Zeng'e bakarken ki gülümsemesi mutluluğu ifade ediyordu.

 

 

"Arkadaşını tedavi ettir." Zeng arenadaki rakiplerin tılsımını kırarak onları kendi katılımcı alanlarına doğru ışınladı.

 

"Zeng sende tedavi olmalısın. Hadi gidelim." Thinker, Zeng'in sağ kolunu sol omuzuna doğru atarak Yaralı ve kanlar içinde olan Zeng'e yardım etmeye çalıştı.

 

"Gidelim abla. Ama tedavi olmayacağım."  Zeng, Kolunun ablasına bakarak konuştu.

 

"Ne! Neden?" Zeng'in yürümesine yardım eden Thinker duraksadı.

 

"Mex benim yüzümden öldü. Benim aptallığım yüzünden. O kan gelişimcisine karşı da zorbalık yapmıştım. Benim amacıma ulaşmam için öldü. Kendimi affedemiyorken nasıl tedavi olayım." Zeng içindeki duyguları sonunda birisine anlatabilmişti.

 

"O kan gelişimcisine karşı yaptığın şey kesinlikle zorbalık değil ve bunu hakediyordu. Bir başkasının hayatını ve kanını feda ederek güçlenen kişilerden diğer gelişimcilerin nerdeyse hepsi tiksinir."  Thinker başını kendisine bakan Zeng'e dönderdi.

 

"Fakat diğer ikisine o an yaptıkların evet zorbalıktı. Çünkü onlar Mex'e zorbalık yapmadılar. Adilce Savaştılar. Sadece öldürmeyi sevdikleri için Mex'in tılsımını kırması gereken süreyi vermediler. Bu yüzden buradaki suç, önce senin sonra Mex'in." Thinker tekrar Zeng'in yürümesine yardım etti.

 

"Nasıl Mex'in suçu?" Zeng kafası karışmış hissediyordu.

 

"Öncelikle sana zaman kazandırması ve amacına ulaşmanı sağlaması güzel birşey ve arkadaşlık örneği. Beni dinlemeyip, ona güvenip arkadaş olmakla haklıydın. Suçuna gelince tılsımı kırmak için pek çok fırsatı olmasına rağmen, tılsımı kırmaması onun suçu tılsımı gücünün farkında olup tılsımı kırsaydı. İşler böyle olmazdı." Thinker Zeng'e ne için Mex'in suçlu olduğunu anlattı.

 

"Üstelik Mex yaşıyor. Ehehe. Yani tedavi olabilirsin. Suçlu hissetmene gerek yok." Thinker Zeng'e tebessüm etti ve onu rahatladı.

 

"Ne! Nasıl neden daha önce söylemedin." Zeng kolunu Thinker'ın omuzundan çekerek ona doğru döndü.

 

"Sen Mex'i arenadan çıkartıp katılımcı alanına gönderdiğinde yaşadığını farkettim. Fakat oldukça zayıftı. Her an nefes kendisi için önem taşıdığından, arenayı terk ederek Mex'i  iç öğrenci alanındaki şifacılara tedavi etmesi için kendimle beraber tılsım sayesinde ışınladım. Şifacılara durumu anlatıp tekrar son kalan tılsımımla buraya ışınlandığımda. Senin yere göğsünden yaralanarak yere düştüğünü ve öldüğünü sanmıştım." Thinker tüm yaşadıklarını anlatmaya başladı.

 

"Tekrar ayağa kalktığını gördüğümde tılsımını arena dışına attığın için oradan çıkmanın tek yolunun rakiplerini yenmek olduğunu biliyordum. Bu yüzden Mex konusundan bahsetmedim ve intikam ateşiyle tutuşup onları yenebilmeni ve öldürmeni umdum. Çünkü intikam sayesinde herzamanki kadar yumuşak olmayacağını tahmin etmiştim. Ayrıca onları gerçekten öldürmeni istiyordum. Mex'i öldürmeye çalışmaları ve sana yaptıklarından dolayı ölmeyi hakediyorlardı." Thinker herşeyi Zeng'e anlatırken başını yere eğdi. (Vay içten pazarlıklı vay. Bizde seni ne sanıyorduk.)

 

 

"Onları yenebildiğinde ve o ikisini yerde gördüğümde bir an için sevinmiştim bile. Yalnız hiç düşünmediğim şeyi yapıp onlara karşı bu kadar zalim olacağını ve kendini bu denli kaybedeceğinden haberim yoktu. Değişip seni tanıyamadığım boyuta geldiğinde artık susamadım ve sana bağırdım. Bu yüzden kendimi suçlu hissettim. Keşke seni hiç getirmemiş olmayı düşündüm." Thinker olan biteni tamamen açıklamıştı. 

 

 

Gerçekten Zeng'in arenadan çıkmasının tek yolunun rakiplerini yenmek olduğunu bilen Thinker, Mex'i ölü olarak düşünmeye devam etmesinden dolayı intikam isteyeceğini biliyordu. İntikam isteğininse kendi limitlerini aşmasını sağlayacağına inanıyordu. Aksi halde Zeng arenadan sağ çıkamazdı. Fakat asla intikam duygusunun Zeng'i bu derecede değiştirebileceğini hayal etmemişti.

 

"Üzülme abla sen doğru düşündüğün şeyi yapmışsın. Senin bir suçun yok."  Zeng sağ eliyle Tihinker'ın çenesini tutarak yerdeki başını kendisine doğru kaldırdı.

 

"Zeng arenada sana neler oldu?" Thinker arenada Zeng'in bu kadar değişmesinin sebebini merak ediyordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Keyifli okumalar arakdaşlar. Günün ikinci bölümünü bayram telaşı ve başıma gelen aksiliklerden dolayı zor olsa da yetiştirmeyi başardım. Umarım beğenererk okursunuz. Bakalım Zeng neler yapacak arenadaki hissi neydi? Mex'in durumu nasıl? Hırçın Zeng'e olanları öğrenince ne düşünecek? Öğrenmek için takipte kalın ;)




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1317

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 436

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17096 Üye Sayısı
  • 473 Seri Sayısı
  • 22965 Bölüm Sayısı


creator
manga tr