Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Düşüş - Bölüm 11: Bin Yıllık Antlaşma


Ağır ağır gözlerini açtı Sargon. Son hatırladığı şey savaş alanına daldığıydı. Gözlerini açtığında ise şatafatlı olmasa da iyi bir şekilde döşenmiş bir odada buldu kendini. Birkaç dakika daha uzandıktan sonra gerine gerine kalktı yatağından.

Uzun süredir hareketsiz kaldığı için vücudu formunu az da olsa kayıp etmişti. Duş aldıktan sonra antrenmanlarına başlamak üzere saraydan çıktı ve Kızıl Dağa tırmanmaya başladı.

Sargon sabahın erken saatlerinde çıktığı dağdan hava kararmaya başladığı sıralarda iniyordu. Aslında daha fazla kalmak istiyordu ama konuşması ve öğrenmesi gereken şeyler vardı. Uyandığında Kızıl Dağ Sarayındaydı. Seferin tahminen ne kadar sürdüğünü biliyordu ve tüm bu süre boyunca uyumuştu. Seferin sonuçlarını öğrenmesi gerekiyordu. Savaşın sonuçlarının ne olduğunu merak ediyordu.

Saraya girer girmez kapıdaki muhafızlardan birinin sözleriyle düşünceleri bölündü.

“Bilge Kral sizinle görüşmek istiyor efendim”

Sargon muhafıza cevap vermeden hızlı adımlarla yoluna devam etti. Çok geçmeden babasının çalışma odasına vardı.

Bilge Kral Sargonu birkaç saniye süzüp sağlık durumunda herhangi bir sıkıntı olmadığını gördükten sonra konuşmaya başladı.

“Sefer üç ay önce sona erdi. Savaş sonucunda tüm Dağdibi bölgesi kontrolümüz altına alındı. Detaylı bilgiler -Masasında olan bir dosyayı Sargona uzatarak- burada yazılı. Görüşmemiz bittikten sonra incelemeyi ihmal etme. Seninle başka şeyler de konuşmamız lazım ama burada olmaz. Beni takip et.”

Sargon babasının sözlerini pürdikkat dinliyordu. Raporu alır almaz hızlıca göz gezdirdi ve odasının kapısını açmış olan babasını takip etmeye başladı.

Kızıl Dağa sonradan oyulduğu belli olan bir mağaraya varana kadar yürüdüler.

Mağaranın girişine ulaştıktan sonra Bilge Kral Sargona döndü ve “Buradan sonra hızlanıyoruz. Ayak uydurmaya çalış.” Dedi ve hızla mağaranın derinliklerine doğru koşmaya başladı.

On dakika kadar koştuktan sonra mağaranın içinde 20 kilometre ilerlemişlerdi. On dakikalık yolculuğun ardından Sargon beklemediği bir şeyle karşılaştı. Sargonun karşısında çok dayanıklı metallerden yapılmış bir kapı ve kapının hemen önünde Altı Duvar* vardı.

*Bilge Kralın yakın korumaları.

Sargon şaşkınlığını gidermek için babasına bir soru yönetmek üzereydi ki Bilge Kral kalın kapıyı açtı ve hız kesmeden koşmaya devam etti.

Sargon babasına yetişmek için koşmaya devam etti. Sargon yol boyunca üç kapıyla daha karşılaştı ama beklemeden devam etti. Yolun sonunda ortasında geniş bir masa olan bir odaya vardılar.

Sargon böyle bir yerin varlığından bile haberdar değildi.  Bilge Kral odanın köşesindeki sandıklardan birini açtı ve birkaç belge çıkartıp masanın başındaki sandalyeye oturdu. Oğlunun oturmasını da işaret etti.

“Normalde seni buraya yirmi yaşına geldiğinde getirmeyi düşünüyordum ama yaptıklarınla olgunluğunu kanıtladın. Burası benim tarafımdan yapıldı. Kızıl Dağ Krallığının en gizli bilgilerini ve anlaşmalarını burada yapıyor ve saklıyorum. Şimdi rahatça konuşabiliriz. Aklında olan bir soru varsa sorabilirsin.”

Sargon olayı anladıktan sonra uzun süredir aklında olan soruyu sordu.

“Büyük bir krallık olarak ekonomimizi ve askeri gücümüzü büyütmeye çalışmamız normal ama neden bu kadar acele ediyoruz? Dağdibi bölgesinde üç şehir ve yüz binlerce silahlı asker oluşturduk.  Her ne kadar yöneticiler ve ordu üzerinde kontrolümüz olsa da her an sıkıntı oluşturabilirler. Her ne kadar bu şehirler ekonomimizi birkaç kat büyütmüş olsa da ekonomimizi büyütmek için böyle bir hareket yapmamız tehlikeli değil mi?”

“Haklısın tehlikeli bir yol ama tehlikeli olduğu kadar hızlı da.”

“Bildiğim kadarıyla şu anki ekonomimizle boy ölçüşe bilecek sadece Tüccarlar Federasyonu var ve onlar da bizim en iyi ticari ortağımız. Neden acele ediyoruz ki?”

Bu soruya soruyla cevap verdi Bilge Kral.

“Sun Tzu adında birini duydun mu hiç?”

Sargon soruyu beklemiyordu ama Sun Tzu’yu tanıyordu.

“Antik zamanlarda yaşamış olan büyük bir komutan olduğunu duymuştum.”

“"Sun Tzu der ki: Savaşa girmek demek, bin tane hafif savaş arabası, bin tane ağır nakliye arabası, yüz bin zırhlı piyade, ayrıca binlerce kilometre uzağa taşınacak yiyecek, ülke içinde ve dışında yapılacak harcamalar, konuklar için ağırlamalar, ıvır-zıvır malzeme, araba ve zırhların bakımı, her gün binlerce altın gider demektir.*

“Savaşa mı gireceğiz!”

“Girmeyeceğiz. Girmek zorunda kalacağız.”

Sargon Kızıl Ay Kilisesinin Ateş Krallığının başına geçtiğinden beri ortalığı karıştırdığının farkındaydı ama Ateş Krallığı Kızıl Dağ Krallığından yüzlerce kilometre uzaktaydı. Bir savaş başlatsalar bile Kızıl Dağ Krallığı saldırmadığı sürece bu kadar gider olmazdı.

“Saldıran taraf biz mi olacağız? Hem tüm Roi Kıtası bir araya gelse bile bizimle savaşmaya güçleri yetmez! Neden bizimle savaşsınlar ki.”

“3 yıl içinde tüm şartlar değişecek. Bu olmadan önce harekete geçmeyi düşünüyorum!”

Kızıl Dağın yüksek geliri vardı ama son olaylar sonucu giderler de artmıştı. Tabii ki birkaç yıl içinde giderler hızla düşecek gelirler de bir o kadar artacaktı ama üç yıl içinde savaşa girmek birçok probleme neden olurdu.

“3… 3 yıl çok kısa bir süre! Bu çapta bir savaşa hazırlanmak bile bir yıldan fazla sürer! Hem müttefikimiz var mı? Ayrıca bu anlaşma dediğin şey de ne?!”

Sargon o kadar şaşkındı ki babasıyla, Kızıl Dağın Kralıyla konuşurken bile üslubuna dikkat etmiyordu artık. Kafası karma karışıktı.

“Bin yıl önce büyük krallıklar arasında bin yıllığına yapılan bir antlaşma. Zorla Uyandırma işlemini yasaklayan ve bir Krallığın maksimum üç yüz Uyanmışa sahip olmasını taahhüt eden bir antlaşma. Anlaşmanın bitmesine üç yıl dört ay var ve başta Ateş Krallığı olmak üzere hiçbir Krallık antlaşmayı uzatmaya yanaşmıyor.”

“Zorla Uyandırma?  O da ne?”

“Bir Uyanmışın basit bir işlemle normal bir insanı Uyanmış yapmasını sağlayan bir teknik. Tabi en güçlü Uyanmışlar bile maksimum beş kişiyi Uyanmış yapabilir. Ayrıca zorla Uyanmış yapılan insanların ömrü beş yılı geçmez. Bu yüzden şeytani bir tekniktir ve yasaklanmıştır.”

Sargon duydukları karşısında tepki verememişti. Şaşkın gözlerle babasına bakıyordu. Keza birkaç dakika duyduğu şeyleri Roi kıtasında bilen on insan bile yoktu! Oğlunun şaşkınlığını fark eden Bilge Kral sözlerine devama etti.

“Gelecek olan savaşın ciddiyetini anlaman için anlattım bunları sana. Keza bu savaşta önemli bir rol alacaksın. Şimdi sana iki görev vereceğim! Bu görevleri en kısa süre içerisinde yerine getirmeni emrediyorum!”


*Sun Zi (Sun Tzu) Savaş Sanatı 

[YN]: Seri boyunca değer verdiğim bazı kitapların reklamını yapmayı düşünüyorum. Sun Zi'nin yazdığı Savaş Sanatı adlı eser "savaş sanatı" hakkında günümüzde bile aktif olarak kullanılan taktikler ve bilgiler içerir. İyi okumalar!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1436

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1192

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 976

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 903

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 790

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 771

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 713

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 623

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 571

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 571

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 140

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 14277 Üye Sayısı
  • 668 Seri Sayısı
  • 31674 Bölüm Sayısı


creator
manga tr